MİT AJANI 5 YIL İRAN’DA MOSSAD AĞINA SIZDI! 65 İsim Tespit Etti Operasyon Düzenlendi

MİT AJANI 5 YIL İRAN’DA MOSSAD AĞINA SIZDI! 65 İsim Tespit Etti Operasyon Düzenlendi

.

Akbaba Operasyonu

Bölüm 1: Karargahın Sessizliği

Ankara’da Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) karargahında, kod adı Akbaba olan ajan, ekranındaki uzun listeye bakıyordu. 65 isim, her biri Mossad’ın İran’daki derin ağının bir parçasıydı. Operasyon Şefi Barış, odanın köşesinde, on kıdemli ajanla birlikte toplantıdaydı. Duvarlarda İran haritası, Tahran, İsfahan, Şiraz ve Tebriz kırmızı işaretlerle doluydu.

Barış konuşmaya başladı. “Mossad’ın İran’daki ağı çok büyük ve organize. En az 60 kişi tahmin ediyoruz, belki daha fazla. İran’ın nükleer programını sabote ediyorlar, bilim adamlarını hedef alıyorlar, tesislere saldırı düzenliyorlar. İran istihbaratı yakalamaya çalışıyor ama Mossad çok profesyonel çalışıyor, derin örtü kullanıyorlar. Biz Türkiye olarak İran’la işbirliği yapmak istiyoruz. Hem bölge istikrarı için hem de Mossad’ın Türkiye’deki faaliyetlerini durdurmak için. Bu ağı çökertmek istiyoruz ama dışarıdan mümkün değil. Birinin içeriye girmesi lazım. Mossad’a katılması, güven kazanması ve tüm isimleri öğrenmesi lazım. 5 yıl, belki daha fazla kalması lazım.”

Akbaba arka sırada sessizce dinliyordu. 8 yıldır teşkilatta çalışıyordu. Saha operasyonlarında uzmanlaşmıştı, Ortadoğu’da görevler almıştı ve Farsça’yı akıcı konuşuyordu. Barış ona döndü: “Sen bu görev için idealsin. İran’ı tanıyorsun, dili konuşuyorsun, saha tecrüben var. Ama sivil kimlik kullanacaksın. Türk iş adamı olacaksın, İran’da şirket kuracaksın, tekstil ticareti yapacaksın. Normal bir hayat yaşayacaksın. Mossad senin varlığını fark edecek. Çünkü İran’da çalışan yabancı iş adamlarını sürekli izliyorlar. Sana teklif yapacaklar, casusluk teklifi. Para verecekler. Sen kabul edeceksin ama yavaş hareket edeceksin. Önce güven kazanacaksın, küçük bilgiler vereceksin, önemsiz şeyler. Mossad seni test edecek. Sonra seni ağa dahil edecekler. Diğer ajanlarla tanıştıracaklar, toplantılara çağıracaklar. İşte o zaman öğrenmeye başlayacaksın.”

Akbaba, “5 yıl çok uzun bir süre. Ailemden kopacağım, Türkiye’ye gelemeyeceğim,” dedi. Barış: “Biliyoruz, zor bir görev ama çok önemli. Kabul ediyor musun?”

Odadaki herkes sessizce bekledi. Akbaba derin bir nefes aldı ve gözlerini Barış’a dikti. “Kabul ediyorum. Ne zaman başlıyorum?”

Barış gülümsedi. “İki ay içinde hazırlıklar tamamlanacak. Şirket kurulacak, ofis kiralanacak, çalışanlar bulunacak. Sen Mayıs ayında Tahran’a gideceksin.”

Bölüm 2: Tahran’a Yolculuk

Nisan ayı boyunca Akbaba yoğun bir hazırlık dönemine girdi. Tekstil ticareti hakkında eğitim aldı, kumaş çeşitlerini öğrendi, fiyatları, tedarikçileri, müşterileri tanıdı. İran kültürü ve iş dünyası hakkında brifing aldı. Hangi bakanlıklarla görüşmesi gerektiği, nasıl izin alacağı, vergi sistemi, her detay planlandı. Barış her gün kontrol etti: “Mossad seni sorguladığında hazır olmalısın. Hiçbir çelişki olmamalı.”

15 Mayıs’ta Akbaba Tahran’a vardı. İmam Humeyni Havalimanı’nda pasaport kontrolünden geçti, Türk iş adamı kimliğiyle. Vize hazırdı, her şey normaldi. Şehir merkezine gitti ve kiraladığı ofisi gördü. İki katlı bir binaydı; zeminde showroom, üst katta ofis odaları. Beş İranlı çalışan işe alınmıştı: muhasebeci, sekreter, depo görevlileri.

İlk hafta Akbaba şirketi tanıttı, İranlı kumaş tedarikçileriyle görüştü, numuneler aldı, fiyat teklifi istedi. İkinci hafta Türkiye’deki sahte müşterilere numuneler gönderdi, siparişler gelmeye başladı. Ticaret başladı, her şey gerçek gibi görünüyordu. Çünkü teşkilat her detayı hazırlamıştı.

Bölüm 3: Mossad ile İlk Temas

12 Temmuz’da Akbaba İran Sanayi ve Madencilik Bakanlığı’nda ihracat izni için toplantıya katıldı. 10 Türk ve yabancı iş adamı daha vardı. Toplantı bitiminde Akbaba asansöre doğru yürürken bir adam yaklaştı. Takım elbiseli, gülümseyen ve akıcı İngilizce konuşan biri: “Merhaba, siz Türk şirketin sahibisiniz değil mi?”

“Evet, tekstil ticareti yapıyoruz.”

“Ben Tahran’da danışmanlık şirketi işletiyorum. Yabancı şirketlere İran’da iş yapmayı kolaylaştırıyorum. Sizinle tanışmak isterim, belki yardımcı olabilirim.”

Akbaba adamın kartını aldı; üzerinde sahte isim ve sahte şirket adı yazıyordu. Ama Akbaba hemen anladı; bu adam Mossad’tandı. Çünkü teşkilat eğitiminde öğrenmişti: Mossad İran’da böyle yaklaşır, danışman gibi görünür, yavaş yavaş güven kazanır.

“Tabii, kahve içelim, görüşelim,” dedi. Adam onayladı. “Harika, yarın saat 3’te size uygun mu?” “Uygun.”

13 Temmuz’da lüks bir kafede buluştular. İlk 10 dakika sıradan konuştular, sonra adam konuyu değiştirdi:

“Bakanlıklarda sık görüşüyorsunuz, yetkililerle tanışıyorsunuz değil mi?”

“Evet, izinler için görüşmek zorundayım.”

“Bizim bazı müşterilerimiz var. İran hükümeti hakkında bilgi topluyorlar. Piyasa araştırması, ekonomik analiz yapıyorlar. Sizin gibi insanlar onlara yardımcı olabilir. Basit bilgiler: bakanlıklardaki insanların isimleri, toplantı tarihleri, kim hangi pozisyonda çalışıyor, bu tür şeyler.”

Akbaba şaşırmış gibi yaptı. “Bu casusluk değil mi?”

Adam güldü. “Hayır, hayır. Sadece iş istihbaratı. Herkes yapıyor. Legal. Kimseye zarar yok. Sadece bilgi topluyoruz. Tabii ki para ödüyoruz. Ayda 5.000 dolar.”

Akbaba tereddüt etti. “Bilmiyorum, tehlikeli olabilir.”

“Hiç tehlikeli değil. Binlerce insan yapıyor. Kimse bilmeyecek. Sadece bizimle paylaşacaksınız. Bir düşünün.”

Akbaba gece Barış’a şifreli mesaj gönderdi: “İlk temas yapıldı, teklif geldi. Nasıl ilerlemeliyim?”

Barış cevap verdi: “Kabul et ama tereddütlü görün. Para pazarlığı yap, doğal ol.”

18 Temmuz’da Akbaba adamı tekrar aradı. “Kabul ediyorum ama ayda 7.000 dolar istiyorum ve sadece zararsız bilgiler.”

Adam onayladı. “Anlaştık. Yarın size ilk talimatları göndereceğim.”

Bölüm 4: Güven Kazanmak

Ağustos ayı boyunca Akbaba ilk bilgileri vermeye başladı: bakanlık toplantı tarihleri, yetkililerin isimleri, departman yapıları. Gerçekten önemsiz şeylerdi ama Mossad test ediyordu. Her hafta Akbaba bilgi gönderdi, para aldı. Barış’a rapor verdi: “İlk aşama başarılı. Güven kazanmaya başladım, test ediyorlar.”

Ekim ayı, 6 ay geçti. Adam Akbabayı aradı: “Daha değerli bilgiler istiyoruz. İran’ın nükleer programında çalışan bilim adamlarının isimlerini bulabilir misin?”

Akbaba: “Bu çok tehlikeli. Yakalanırsam idam edilebilirim.”

“Para artıracağız, ayda 10.000 dolar. Ayrıca dikkatli olursan kimse bilmez.”

Akbaba Barış’a danıştı. Barış açıkladı: “Ver ama sahte isimler ver. İran istihbaratıyla koordine edeceğiz. Onlar sahte bilim adamı profilleri hazırlayacak, gerçek gibi görünecek. Sen Mossad’a vereceksin. Mossad kontrol edecek ama sahte profiller çok iyi olacak, inanacaklar.”

Kasım ayında Akbaba sahte isimleri Mossad’a verdi. Mossad kontrol etti, profiller mükemmeldi ve inandılar. Adam Akbabayı tebrik etti: “Harika iş, çok değerliydiniz. Patronum sizinle tanışmak istiyor.”

Bölüm 5: Derin Ağın İçine Girmek

8 Aralık’ta Akbaba gizli bir villaya götürüldü. Tahran’ın dışında, dağlarda izole bir yerdi. Villada bir adam bekliyordu: orta boylu, kahverengi saçlı, güler yüzlü. “Merhaba, ben Moşe Avif. İran’daki operasyonları yönetiyorum. Sen çok değerli bir varlıksın. İyi iş çıkardın. Seni ekibimize dahil etmek istiyorum.”

Akbaba, “Nasıl bir ekip?”

“İran’da çalışan ajanlar, herkes farklı alanlarda bilgi topluyor. Bazen buluşuyoruz, bilgi paylaşıyoruz, koordinasyon yapıyoruz. Sen de katılacaksın.”

Akbaba içten heyecanlandı ama dıştan sakin kaldı. “Anlıyorum, ne zaman?”

“Önümüzdeki ay sana bilgi vereceğim.”

15 Ocak ikinci yıl başladı. Moşe Akbaba’yı ilk toplantıya götürdü. Tahran’ın güneyinde başka bir gizli villada beş kişi toplandı. Hepsi sivil giyinmişti, farklı yaşlardaydı ve farklı milletlerden görünüyordu. Moşe tanıştırdı: “Bu bizim yeni arkadaşımız. Tekstil işinde çalışıyor ve bakanlıklardan bilgi sağlıyor.”

Herkes Akbabayı selamladı, Akbaba dikkatle herkesi inceledi. İlk adam İranlı gibi görünüyordu, öğretmen olduğunu söyledi. İkinci adam Avrupalıydı, mühendis olduğunu söyledi. Üçüncü kadın Asyalıydı, doktor olduğunu söyledi. Moşe toplantıyı yönetti: “Bu ay neler öğrendik, paylaşalım.”

Herkes sırayla bilgi verdi: nükleer tesis çalışma saatleri, güvenlik prosedürleri, personel hareketleri. Akbaba dinledi ve her detayı zihnine kaydetti. Toplantı 2 saat sürdü, bitti. Akbaba eve döndüğünde hemen şifreli mesaj gönderdi: “Beş isim tespit ettim. Yarın fotoğraflar ve detaylar göndereceğim.”

Mart ayı ikinci toplantı yapıldı, bu sefer 10 kişi vardı. 5 ajan katılmıştı. Moşe açıkladı: “İran nükleer tesisine sabotaj planlıyoruz. Kim hangi bilgiyi topladı?” Ajanlar sırayla raporlarını sundu. Akbaba yine dinledi, her ismi, her yüzü, her detayı not etti. Toplantı bittiğinde toplam 10 isim tespit etmişti.

Haziran ayı, ikinci yıl bitti. Akbaba toplam 20 Mossad ajanı tespit etmişti ve Barış’a iletmişti. Barış onayladı: “Mükemmel, devam et. Daha var. Tüm ağı öğrenmeliyiz, acele etme.”

Bölüm 6: Ağın Tamamı

Eylül ayı, üçüncü yıl başladı. Moşe Akbaba’ya özel görev verdi: “Kuzey İran’da ajanlarımız var. Onları ziyaret et, koordinasyonu sağla. Ben seninle gelemeyeceğim, sen gideceksin.”

Akbaba kabul etti ve Tebriz’e gitti. Orada bir fabrikada sekiz Mossad ajanıyla buluştu. Hepsi fabrika çalışanı gibi görünüyordu ama gizli operasyonlar yürütüyordu. Akbaba herkesle tanıştı, isimleri aldı, fotoğraflar çekti ve Barış’a iletti.

Aralık ayı, Moşe Akbaba’yı güneye gönderdi. Şiraz ve İsfahan’da 7 ajan daha vardı. Akbaba onları da tespit etti. Toplam 35 isim.

Nisan ayı, dördüncü yıl. Moşe Akbaba’yı özel bir toplantıya çağırdı: “Sen artık kıdemli ajansın, sana güveniyoruz. Yeni ajanları sen eğiteceksin.”

Akbaba sordu: “Yeni ajanlar mı?”

“Evet, İran’da 10 yeni ajan işe aldık. Çoğu İranlı, bazıları yabancı. Sen onları tanıyacaksın, görevlerini öğreteceksin. Bu çok önemli bir sorumluluk.”

Bu Akbaba için altın fırsattı. Çünkü yeni ajanların hepsini öğrenecekti.

Temmuz ayı, Akbaba 10 yeni ajanla toplantı yaptı. Villada iki gün boyunca eğitim verdi: güvenlik prosedürleri, iletişim yöntemleri, bilgi toplama teknikleri. Her ajanın ismini, yüzünü, adresini öğrendi. Toplam 45 isim.

Ekim ayı, beşinci yıl başladı. Moşe Akbaba’yı Batı İran’a gönderdi. Kermanşah’da 10 ajan vardı, hepsi sınır bölgesinde çalışıyordu. Hamadan’da beş ajan, beş ajan daha. Akbaba hepsini ziyaret etti ve tespit etti. Toplam 65 isim.

Bölüm 7: Büyük Operasyon

12 Şubat, beşinci yıl sonu. Akbaba Barış’a son raporu gönderdi: “Tüm ağ tespit edildi. 65 Mossad ajanı. Hepsinin ismi, adresi, görevi elimde. Fotoğraflar var, şemalar var. Her şey hazır.”

Barış onayladı: “Mükemmel iş. İran istihbaratına ileteceğiz. Operasyon planlanacak. Sen Türkiye’ye dön, artık tehlikede olabilirsin.”

18 Şubat, Akbaba Moşe’yi aradı: “Ailem hasta, Türkiye’ye dönmem lazım. Bir süre gideceğim.” Moşe: “Anlıyorum, ne zaman döneceksin?” “Bilmiyorum, belki 3 ay, belki daha fazla.” “Tamam, sana ihtiyacımız olursa haber veririz.”

Mossad şüphelenmedi çünkü Akbaba 5 yıl boyunca mükemmel performans göstermişti.

19 Şubat, Akbaba Tahran’dan ayrıldı ve Ankara’ya vardı. Barış karşıladı: “5 yıl çok zordu. Sen muhteşem iş çıkardın. 65 Mossad ajanını tespit ettin. Şimdi İran istihbaratına tüm bilgileri ileteceğiz.”

Akbaba listeyi ve dosyaları teslim etti. Barış İran istihbaratı komiseri Dariyuş’a şifreli kanaldan iletti.

25 Şubat, Tahran sabah 5’te komiser Dariyuş İran istihbaratı ve vak karargahında operasyonu yönetti. 65 adres belirlenmişti ve her adrese özel tim atanmıştı. “Eş zamanlı baskın yapacağız. Kimse kaçmamalı. Tüm adreslere aynı anda girin.”

Sabah 5.30’da İran polisi harekete geçti. Her adrese özel timler gitti, kapılar kırıldı ve 65 Mossad ajanı yakalandı. Aynı anda hiçbiri kaçamadı. Moşe Aviv de evinde yakalandı. Mossad Genel Merkezi Tel Aviv’de şoke oldu. Nasıl tüm ağı bildiler? İran resmi açıklama yapmadı ama özel kanaldan Türkiye’ye teşekkür etti.

Bölüm 8: Zaferin Sessizliği

Akbaba Ankara’da, MİT karargahında Barış’ın yanında oturuyordu. “5 yıl boyunca tek başına çalıştın, aileden, ülkenden uzakta. Her gün tehlikedeydin. Ama başardın. 65 isim, hepsi yakalandı. Mossad’ın İran’daki ağı çöktü. Türk istihbaratı sabırla büyük zafer kazandı.”

Akbaba sessizce gülümsedi. “Bazen bir insan bütün bir ağı değiştirebilir.”

Barış ona baktı: “Senin hikayen, teşkilatın gururu olacak.”

Akbaba, pencereden Ankara’nın sabahına bakarken, içinden geçen tek şey şuydu: “Zafer, bazen en sessiz anlarda gelir. Ve o sessizlik, bir milletin güvenliğini korur.”

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News