2003’te Konya’da Elif Kaya kayboldu… 3 yıl sonra bulunan bir nesne her şeyi değiştirdi
.
.
Elif’in Kayboluşu
2003 yılının soğuk bir kış sabahı, Konya’nın sessiz köyünde yalnız bir kadın, Elif Kaya, son kez evinden çıktı. Elleri titriyordu, gözlerinde derin bir korku vardı. O sabah, 27. mektubunu yazacak ve bir daha asla geri dönmeyecekti. Terminal binasında bıraktığı zarf, sanki bir yardım çağrısı gibiydi ama kimse fark etmedi. O gün Elif Kaya, yeryüzünden silindi.
Resmi kayıtlara göre, Elif’in kaybolması gönüllü bir kaybolma olarak kaydedildi. Ancak gerçek çok daha karanlıktı. Üç yıl sonra, terk edilmiş bir samanlıkta çürümüş bir kirişin içinde küçük bir radyo bulundu. İçinde bir kaset vardı ve o kasetteki ses, tüm bir kasabayı sarsan dehşet verici bir gerçeği ortaya çıkaracaktı. Elif Kaya yalnız ölmemişti; birisi onu susturmuştu.
Elif, kocası trafik kazasında öldüğünden beri yalnız yaşıyordu. Evin içinde yalnızlık, Elif’in en iyi tanıdığı duygu haline gelmişti. Çocukları yoktu, akrabaları uzaktı. Sadece o meyve bahçesi ve her sabah pencereden bakan o sessiz tepeler kalmıştı. Ama o sabah, Elif artık dayanamayacağını biliyordu. Mektuba bakarken dudakları hafifçe titriyordu. Zarfın üstüne hiçbir isim yazmamıştı. Çünkü o ismi söylemek bile tehlikeli olabilirdi.
Elif, sabahın erken saatlerinde bahçeye çıktı. Kar yavaş yavaş yağmaya başlamıştı. İnce bir tabaka gibi sessizce toprağı kaplıyordu. Bahçenin ortasında durup geriye döndü. O küçük, yalnız, soğuk evine baktı. Haç gece o evde uyuyamadan sabahladı. Kaç kere kapının kilitli olup olmadığını kontrol etti, kaç kere telefon çaldığında panikte irkildi. Ama o sabah, Elif’in içinde bir şeyler değişti. Karşısında park etmiş bir polis arabası vardı. Hareketsiz bir erkek silueti, Elif’e bakıyordu.

Elif’in kalbi çılgınca atmaya başladı. Nefesi kesiliyordu. Elindeki mektubu daha da sıkı tutarak yürümeye devam etti ama adımları artık daha hızlıydı. Terminale vardığında, içindeki korku ve panik artmıştı. Orada, orta yaşlı yorgun suratlı bir kadın vardı. Elif, boğuk bir sesle bir zarf istedi. Kadın ona bakmadan zarfı uzattı. Elif, cebinden birkaç bozuk para çıkararak saydı ve bir zarfı alarak uzaklaştı.
Zarfı açıp mektubunu içine koymaya çalıştı ama elleri titriyordu. Birden, içindeki bütün duygular patladı ve sessizce ağlamaya başladı. Gözyaşları yanaklarından süzülüyordu ama hiç ses çıkarmıyordu. Elif, o sabah terminaldeki zarfı bırakmayı başardı ama bu, onun son şansıydı.
Üç gün geçti. Elif Kaya’dan hiçbir haber yoktu. Ev bomboştu, kapısı açıktı. İçeride her şey yerli yerindeydi. Ama köylüler ilk başta endişelendi, sonra fısıldaşmaya başladılar. Zaten hep garipti diyenler oldu. Kocası öldükten sonra kendini eve kapatmış, kimseyle konuşmuyordu. Bir kayıp bildirimi yapıldı ama Elif’in kaybolduğu sabah, köyde herkes hayatına devam etti.
Ali Demirer, köyün en güvenilir polisiydi ama Elif’in kaybolmasıyla ilgili hiçbir şey yapmadı. Ali, Elif’in kaybolduğunu öğrendiğinde, onunla ilgili hiçbir şey yapmadı. Murat, Elif’in yeğeni, bu duruma tahammül edemedi. Elif’in kaybolduğu sabah, Ali’nin evine giderek ona hesap sordu. Ali, Elif’in kaybolmasını bir kaza olarak gördü ama Murat bunun böyle olmadığını biliyordu.
Murat, Elif’in kaybolmasından sonra her gün onun evine gidiyor, eski eşyalarına dokunuyor, fotoğraflarına bakıyordu. Elif’in kaybolduğu gün, onunla ilgili bir şeyler öğrenmeye çalışıyordu. Bir gün Elif’in evinde eski bir kutu buldu. Kutunun içinde Elif’in yazdığı mektuplar vardı. Mektuplarda Elif’in yaşadığı korkular, kaygılar, Ali’nin tehditleri yer alıyordu. Murat, Elif’in yaşadığı acıları okudukça öfkesi büyüyordu.
Bir gün, Murat, Elif’in kaybolduğu gün terminalde bıraktığı mektubu buldu. Mektupta Elif, Ali’nin kendisini rahatsız ettiğini, onunla ilgili bir şeyler yazdığını belirtiyordu. Murat, mektubu okuyarak Elif’in yaşadığı korkuyu hissetti. Ali’nin Elif’i nasıl tehdit ettiğini, onun hayatını nasıl mahvettiğini anladı. Bu mektup, Elif’in hayatta kalma mücadelesinin bir parçasıydı.
Zaman geçtikçe, Elif’in hikayesi köyde duyulmaya başladı. İnsanlar, Elif’in yaşadığı acıları öğrenmeye başladılar. Murat, Elif’in hikayesini herkese anlatmaya karar verdi. Köyde bir toplantı düzenledi. Herkes Elif’in hikayesini dinlemek için toplandı. Murat, Elif’in yaşadığı korkuları, Ali’nin tehditlerini anlattı. Toplantıda insanlar, Elif’in yaşadığı acılara duyarsız kaldıkları için kendilerini suçlu hissetmeye başladılar.
Murat, Elif’in anısını yaşatmaya kararlıydı. Elif’in hikayesini duyurmak için gazetecilerle iletişime geçti. Elif’in kaybolduğu gün, terminalde bıraktığı mektubu bulduğunda, onun hikayesinin daha fazla duyulması gerektiğini düşündü. Gazeteciler, Elif’in hikayesini yazmaya başladı. Elif’in kaybolması, köyde büyük bir yankı uyandırdı. Herkes Elif’in hikayesini konuşmaya başladı.
Murat, Elif’in kaybolduğu gün terminalde bıraktığı mektubu, Ali’nin yaptığı tehditleri ve Elif’in yaşadığı korkuları herkese anlattı. Elif’in hikayesi, köyde bir farkındalık yarattı. İnsanlar, sessiz kalmamaları gerektiğini anladılar. Murat, Elif’in anısını yaşatmak için bir müze kurmaya karar verdi. Elif’in eşyaları, fotoğrafları ve mektupları sergilenecekti. Bu müze, Elif’in hikayesinin unutulmamasını sağlayacaktı.
Zamanla, Elif’in hikayesi, Türkiye’nin dört bir yanında duyulmaya başladı. İnsanlar, Elif’in yaşadığı acıları ve sessizliğin nasıl öldürdüğünü anlamaya çalıştılar. Murat, Elif’in anısını yaşatmaya devam etti. Her yıl Elif’in anısına bir anma etkinliği düzenlendi. Bu etkinlikler, Elif’in hikayesinin unutulmamasını sağladı.
Sonunda, Elif’in hikayesi, sadece bir kaybolma hikayesi olmaktan çıktı. O, toplumun sessizliğini sorgulayan bir ses haline geldi. Elif Kaya, artık sadece bir kayıp değil, bir sembol haline gelmişti. Murat, Elif’in anısını yaşatmaya devam ederken, onun hikayesinin başkalarına ilham vermesini umuyordu.
Elif’in hikayesi, sessizliğin nasıl öldürdüğünü, insanların birbirine nasıl duyarsız kaldığını gösterdi. Murat, Elif’in hikayesini anlatmaya devam etti. Çünkü Elif’in sesi, artık duyuluyordu. Ve bu hikaye, insanların sessiz kalmamaları gerektiğini hatırlatıyordu.