PKK’lılar ‘Bu Köyde Asker Yok’ Sandı — Gizli Ajan 3 Yıl Beklemişti!

PKK’lılar ‘Bu Köyde Asker Yok’ Sandı — Gizli Ajan 3 Yıl Beklemişti!

.

Sessiz Kahraman: Gülistan Köyünde 3 Yıl

Doğu Anadolu’nun derin vadilerinde, dağların arasında saklanan Gülistan köyü, dışarıdan bakıldığında sıradan bir yerdi. Küçük bir cami, birkaç toprak ev, bir bakkal, bir çay ocağı… Köylüler birbirini tanır, herkesin hikayesi belliydi. Ama kimse, köyün tek bakkalı Hasan Demir’in gerçek hikayesinden haberdar değildi.

Hasan, 34 yaşında, sessiz, güler yüzlü bir adamdı. Her sabah dükkanını açar, çayını demler, köylülerle sohbet ederdi. Dürüstlüğüyle, yardımseverliğiyle köyün güvenini kazanmıştı. PKK’lılar ise onu zararsız bir köylü olarak görüyordu. Onlara göre Hasan, devletten hoşlanmayan, dağdakilere sempati duyan biri gibi görünüyordu. Oysa Hasan, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) en deneyimli ajanlarından biriydi.

2021 sonbaharında, MİT Ankara merkezinde alınan bir karar Hasan’ın hayatını değiştirdi. İstihbarat raporları, PKK’nın bölgedeki en büyük lojistik merkezinin Gülistan köyünün yakınında kurulduğunu gösteriyordu. Dağlardan gelen teröristler burada dinleniyor, silah ve mühimmat alıyor, sonra tekrar operasyon alanlarına dönüyordu. Köyün stratejik konumu, tek giriş-çıkışı ve üç tarafının dağlarla çevrili olması, burayı mükemmel bir üs haline getiriyordu.

Klasik askeri operasyonlar bu bölgeye uygulanamazdı. Çünkü teröristler hemen kaçıp başka yerde yeniden örgütlenirdi. Bu nedenle içeriden bilgi almak, ağlarını deşifre etmek, tüm operasyonel yapılarını öğrenmek şarttı. Uzun süreli, sabırlı bir ajan gerekiyordu. Hasan, gönüllü oldu. Bekardı, ailesizdi, daha önce Suriye ve Irak sınırında gizli görevler yapmıştı. Ama bu görev, hepsinden zordu. Çünkü yıllarca sabırla beklemesi, köylülerin ve PKK’lıların güvenini kazanması gerekiyordu.

Hazırlık süreci altı ay sürdü. Gerçek adı Serkan Özkan’dı ama artık Hasan Demir olarak yaşayacaktı. Van doğumlu, çiftçi bir babanın oğlu, askerde kısa dönem yapıp terhis olmuş, işsizlik yüzünden köye dönerek bakkal açmış biri olarak kimliği hazırlandı. MIT psikologlarıyla çalıştı, hikayesinin her detayını ezberledi. Hangi okulda okuduğu, hangi askeri birlikte görev yaptığı, İstanbul’da hangi işlerde çalıştığı, neden köye döndüğü… Hepsinin doğal ve ikna edici cevapları vardı.

Bölgenin dili ve kültürü öğrenildi. Hasan zaten Kürtçe biliyordu ama yerel lehçeyi mükemmelleştirmesi gerekti. Aylarca köy lehçesiyle konuşma egzersizleri yaptı, köylülerin yaşam tarzına uyum sağladı. Bakkal işi de önemliydi. Hesap-kitap, müşteri ilişkileri, ticaret kuralları… MIT’in hazırladığı sermaye ile gerçek bir dükkan açacak, geçimini bu işten sağlayacaktı.

2022 Mart’ında Hasan, Gülistan köyüne geldi. İlk günden itibaren dikkatli davrandı. Fazla samimi olmadı ama soğuk da değildi. Sadece işine odaklandığını gösterdi. Dükkanını temiz tuttu, ürünleri taze getirdi, kimseyi kandırmadı. Bu tavır köylülerin hoşuna gitti. Sonunda dürüst bir bakkal bulmuşlardı.

İlk aylar en zordu. Hasan sürekli gözlendiğini hissediyordu. Köylüler onu merak ediyor, PKK’lılar şüpheyle bakıyordu. Her hareketi, her sözü analiz ediliyordu. Ama Hasan mükemmel performans sergiliyordu. Sabah namazına gidiyor, akşam çayevinde sohbet ediyordu. Köylülerin dertlerini dinliyor, devletten şikayet ediyor, işsizlikten yakınıyordu.

Üç ay sonra ilk PKK’lı köye geldi. Kod adı Berzan olan bu terörist, Hasan’ı uzaktan izledi. Dükkana geldi, sigara aldı, çıktı. Ertesi gün tekrar geldi, sohbet etmeye çalıştı. Nereli olduğunu, ne zamandır köyde olduğunu, ailesi olup olmadığını sordu. Hasan hazırladığı hikayeyi mükemmel şekilde anlattı. Ses tonundan yüz ifadesine kadar her şey gerçekti. Çünkü artık o gerçekten Hasan Demir’di.

İlk yılın sonunda Hasan köyün vazgeçilmez bir parçası olmuştu. Dükkanı köylülerin buluşma yeriydi. Kredi veriyor, sıkışanlara yardım ediyordu. Düğün, bayram organizasyonlarına katılıyor, köylülerle dayanışma gösteriyordu. PKK’lılar da artık ona güvenmeye başlamıştı. Berzan ara ara köye gelip Hasan’la sohbet ediyordu. Devletin zulmünden, asker baskısından bahsediyor, Hasan ise anlayışla dinliyor, bazen destekler gibi sözler söylüyordu.

İkinci yılın başında gelişmeler hızlandı. PKK’lılar Hasan’dan küçük iyilikler istemeye başladı: ilaç temin etmesi, belirli gıda maddelerini fazla sipariş etmesi, bazen arabasını ödünç vermesi. Hasan bunları sıradan talepler gibi karşılıyor, memnuniyetle yapıyordu. Bu durum PKK’lıların ona olan güvenini artırıyordu. Artık Hasan’ı destekçileri arasında görüyorlardı.

Bu süreçte Hasan çok değerli bilgiler toplamaya başladı. PKK’lıların köye gelme saatleri, kaç kişi oldukları, nereden geldikleri, ne kadar kalacakları… Bu bilgileri MIT’e aktarmak için özel yöntemler kullanıyordu. Bazen Van’a mal almaya giderken, bazen köye gelen seyyar satıcılar aracılığıyla… Hiçbir teknolojik araç kullanmıyordu. Çünkü PKK’lılar bu konuda çok dikkatliydi, ani aramalar yapabiliyorlardı.

İkinci yılın ortasında Hasan’a çok önemli bilgiler ulaştı. PKK’lılar büyük bir operasyon planlıyordu. Birkaç ildeki güvenlik güçlerine eşzamanlı saldırılar düzenleyeceklerdi. Bu operasyonun koordinasyon merkezi de Gülistan köyünün yakınındaki kamptı. Hasan bu bilgiyi duyduğu an kalbi hızlandı. Üç yıldır beklediği an yaklaşıyordu.

Sonbaharda Berzan, Hasan’a daha kritik görevler vermeye başladı. Silah taşımak, haberleşmeye yardım etmek, yaralıları saklamak… Hasan bunları da tereddütsüz kabul etti. PKK’lılar artık ona körü körüne güveniyordu. Bu güven, Hasan’ın işini kolaylaştırıyor ama aynı zamanda riskini de artırıyordu. Çünkü bir hata yaptığında kaçış şansı olmayacaktı.

2024 kışında operasyon hazırlıkları başladı. PKK’lılar köyün yakınlarında büyük bir toplantı yapacaklardı. Bölgedeki tüm komutanlar gelecek, son planları yapacaklardı. Berzan, Hasan’dan bu toplantı için lojistik destek istedi: yiyecek, ilaç, ulaşım konularında yardım etmesi gerekiyordu. Hasan bunun kaçırılmayacak bir fırsat olduğunu anladı. Toplantı tarihini öğrenir öğrenmez MIT ile irtibat kurdu ve durumu bildirdi. Üç yıllık sabır sonunda tüm PKK kadrosu tek bir yerde toplanacaktı.

Operasyonun zamanlaması mükemmel hesaplanmalıydı. Çok erken müdahale edilirse kaçarlardı, çok geç kalınırsa dağılırlardı. Her şey dakika dakika planlanmalıydı. MIT operasyon ekibi derhal harekete geçti. Bölgeye özel birlikler kaydırıldı, hava desteği hazırlandı, istihbarat uyduları devreye sokuldu. Ama en kritik parça Hasan’dı. O toplantı sırasında PKK’lıları oyalamalı, kaçış rotalarını bildirmeli, son ana kadar pozisyonlarını tespit etmeliydi.

Toplantı gecesi, Şubat’ın soğuk bir akşamıydı. Hasan dükkanını erkenden kapattı, malzemeleri kampa taşımaya başladı. Berzan ve diğer PKK’lılar ona güveniyordu ama yine de dikkatliydiler. Hasan’ı sürekli gözlüyorlardı. Bu durumda en küçük şüpheli hareket ölüm demekti. Hasan ise sanki gerçekten örgütün destekçisiymiş gibi davranıyordu.

Gece yarısı kamptan gelen sesler artmaya başladı. PKK komutanları geliyordu. Hasan malzemeleri teslim ettikten sonra geri dönmek istedi ama Berzan onu alıkoydu. “Bu gece burada kalacaksın, yarın sabah dönersin.” Bu durum Hasan’ı endişelendirdi. Çünkü operasyon sabaha karşı başlayacaktı ve o kampın tam ortasında olacaktı.

Sabahın erken saatlerinde Türk özel kuvvetleri harekete geçti. Helikopter sesleri dağlarda yankılanmaya başladı. PKK’lılar başta bunun rutin devriye olduğunu sandı ama sesler yaklaşınca telaşlandılar. Hasan o anları çok net hatırlıyordu: PKK’lıların yüzündeki değişimi, artan gerginliği, paniği… Bordo bereliler ve JÖH timleri kampın çevresini kuşatmıştı. Özel Kuvvetler Komutanı Binbaşı Murat Yıldız hareketi kendi koordine ediyordu. Operasyon planı Hasan’ın verdiği istihbarat sayesinde mükemmeldi. Her kaçış rotası, her sığınak, her gizli geçit biliniyordu.

PKK komutanlarının buluşma saati, toplantının süreceği zaman, kimlerle irtibat kuracakları… Her şey önceden hesaplanmıştı. Şafakla birlikte operasyon başladığında PKK’lıların şaşkınlığı büyüktü. Nasıl bu kadar detaylı bilgi alınabilmişti? Burası güvenli bölge değil miydi? Üç yıldır hiç sorun yaşanmamışken neden şimdi bu operasyon düzenlenmişti? Bu sorular Hasan’ın ne kadar başarılı bir performans sergilediğinin göstergesiydi. Hiçbiri ondan şüphelenmiyordu. Çünkü o gerçekten mükemmel bir kimlik yaratmıştı.

Berzan Hasan’a baktığında gözlerinde şüphe vardı. Bu tesadüf olabilir mi? Üç yıldır güvendiğimiz adam… Ama Hasan’ın yüzünde de aynı telaş, aynı korku vardı. O da gerçekten şaşırmış gibiydi. Bu performans hayatını kurtaracaktı. Çünkü o anda PKK’lılar onun masum olduğuna inanıyordu.

Operasyon dakikalar içinde gelişti. Türk özel kuvvetleri kampı kuşattı, kaçış rotaları kesildi, hava desteği devreye girdi. PKK’lılar teslim olmaya davet edildi. Bazıları direndi, bazıları kaçmaya çalıştı, bazıları teslim oldu. Berzan kaçmaya çalışırken yakalandı. O güne kadar güvendiği Hasan’ın gerçek kimliğini hiçbir zaman öğrenemeyecekti.

Operasyon tamamlandığında Hasan’ın üç yıllık gizli görevi de sona erdi. MIT ekipleri onu güvenli bölgeye çıkardı. Köylülere anlatılan hikaye ise PKK saldırısı sırasında Hasan’ın da kaçırıldığı yönündeydi. Böylece kimliği korunmuş oluyordu. Köylüler sevgili bakkallarının başına gelenlere üzülürken aslında onun Türkiye’nin güvenliği için üç yıl hayatını riske attığını bilmiyordu.

Operasyonun sonuçları etkileyiciydi. 16 PKK komutanı yakalandı, büyük miktarda silah ve mühimmat ele geçirildi, planlanan saldırılar engellendi. Bölgedeki PKK ağı büyük darbe aldı ve bunların hepsi Hasan’ın üç yıllık sabrının meyvesiydi. O üç yıl boyunca hiçbir acele etmemiş, hiçbir hata yapmamış, mükemmel bir performans sergilemişti.

Görev sonrası Hasan MIT merkezine döndüğünde bir kahraman karşılanması beklerdi. Ama MIT’de böyle gösteriler olmaz. Sadece müdürünün makamında sakin bir teşekkür, personel dosyasına bir övgü kaydı ve yeni göreve hazırlık. Çünkü gerçek kahramanlar sessiz çalışır ve alkış beklemez. Onları motive eden vatana hizmet etmek, adaleti sağlamaktır.

Hasan’ın hikayesi MIT arşivlerinde gizli bir başarı olarak yerini aldı. Köydeki insanlar hâlâ onu arar, geri gelmesini bekler. Çünkü gerçekten iyi bir bakkal, dürüst bir komşu, güvenilir bir arkadaştı. Bu da onun performansının ne kadar mükemmel olduğunun en büyük ispatıydı. Üç yıl boyunca kimse gerçek kimliğini sorgulamamıştı.

Bugün Doğu Anadolu’nun dağlarında benzer görevlere devam eden onlarca ajan var. Onlar da yıllarca bekliyor, sabırla çalışıyor, sessizce görevlerini yapıyorlar. Hiçbiri alkış beklemiyor. Çünkü bildikleri tek şey şu: Bu toprakların güvenliği için her türlü fedakarlık yapmaya hazırlar.

Ve bu sessiz kahramanlar sayesinde Türkiye güvende olmaya devam ediyor. Hasan gibi yüzlerce ajan şu anda farklı kimliklerde, farklı yerlerde görev yapıyor. Bazıları sınır köylerinde çiftçi, bazıları büyük şehirlerde işçi, bazıları yurt dışında öğrenci… Hepsinin ortak noktası şu: Vatan için her şeyi göze alabiliyor. Kimse bilmese de görevlerini eksiksiz yapıyorlar.

Medyada görmeseniz de, gündem olmasa da, kimse konuşmasa da bu gizli kahramanlar gece gündüz çalışıyor. Terör örgütlerine karşı en etkili savaş, bu sessiz kahramanların verdiği sabır savaşı. Çünkü bu kahramanlar bildikleri en önemli gerçeği yaşıyor: En büyük zaferler sessizlik içinde kazanılır. En derin adalet sessizce sağlanır. Ve en gerçek kahramanlar kimse bilmeden kahramanlık yapar.

Gülistan köyünde Hasan’ın bakkaliyesi şimdi boş duruyor. Köylüler hâlâ onu bekliyor, geri gelip dükkanını açmasını umuyor. Çünkü gerçekten çok sevmişlerdi onu. Bu da Hasan’ın performansının ne kadar mükemmel olduğunun son kanıtıydı. Üç yıl boyunca kimsenin aklına bile gelmemişti onun başka biri olabileceği ve belki de hiçbir zaman öğrenmeyeceklerdi gerçeği.

Böylece Hasan’ın hikayesi hem başarıyla sona ermiş hem de sonsuza dek gizli kalmış oldu.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News