“Çevirisini 500 Dolara Yaparım” — Milyoner Güldü, Ama Sonunda Söyleyecek Sözü Kalmadı
Şirketin en önemli Japonya anlaşması, çeviri hatası yüzünden felaketle sonuçlanmak üzereydi. Esteban Vega, bir teknoloji devinin sahibi olarak, 30 yazılım mühendisi ve en gelişmiş çeviri programlarıyla bile sorunu çözememişti. O gece, toplantı odasında gerginlik tavan yapmıştı. Tam o sırada, yağmur altında ıslak ve yorgun bir çocuk, elinde yemek poşetiyle içeri girdi: Daniel.
Daniel, babası bir zamanlar Japonya’da tercümanlık yapmış, kendisi de çeviriyle büyümüş bir gençti. Tesadüfen ekrana bakınca, Japonca metindeki büyük hatayı fark etti. “Bu arkaik Japonca. Sistem eski sembolleri yanlış çevirmiş,” dedi. Herkes şaşkındı. Esteban alaycı bir şekilde, “Sen mi düzelteceksin? Kaça?” diye sordu. Daniel, “500 dolar,” dedi kararlı bir şekilde.
Odadakiler güldü, ama Esteban ona bir saat verdi. Daniel eski bir USB bellek çıkardı, babasının adını taşıyan. Bilgisayar başına geçti, hızla kodları ve metni düzeltti. Çeviri programlarının anlamadığı eski saygı dilini satır satır yeniden yazdı. Odadakiler önce küçümsedi, sonra hayranlıkla izlemeye başladılar. Daniel, babasının yıllarca biriktirdiği bilgiyle, metni Japon kültürüne uygun şekilde yeniden çevirdi.

En büyük hata, iş birliği anlamına gelen “Kyodo” kelimesinin “boyun eğmek” olarak çevrilmesiydi. Daniel bunu düzeltti, metni saygı ve eşitlik üzerine kurdu. Dosyayı kaydetti, Japon ortaklara gönderdi. Birkaç dakika sonra, Japon şirketinden “Çeviri kusursuz, saygı yeniden tesis edildi” mesajı geldi. Şirket kurtulmuştu.
Odadakiler alkışladı, ama Esteban bir süre sessiz kaldı. “Kim olduğunu bilmek istiyorum,” dedi. Daniel, “Sadece unutulan bir dili hatırlayan biriyim,” diye cevapladı. Ardından babasının yıllar önce Vegatek için yaptığı çevirilerin haksızca başkasına mal edildiğini, babasının adının silindiğini ve borç içinde öldüğünü anlattı. Esteban şaşkın ve utanç içinde, Daniel’in adalet arayışına saygı duydu.
Esteban ona ayda 5.000 dolarlık iş teklif etti, Daniel ise reddetti: “Buraya para için gelmedim. Sadece babamın adını geri istiyorum.” Daniel’in hikayesi, odadakileri derinden etkiledi. O gece, bir mühendis gizlice toplantıyı kaydetti ve sosyal medyada paylaştı. “Adalet için gelen çocuk” bir anda viral oldu.
Ertesi gün, Daniel’in cesareti ve bilgisi ülke çapında konuşuluyordu. Esteban, basının baskısıyla, Daniel’e kamuoyu önünde özür diledi ve babası Pedro Reyes’in adını şirket arşivlerine ekledi. Daniel, şirketin çeviri departmanına direktör olarak teklif aldı ama asıl amacı babasının mirasını onurlandırmaktı.
Bir süre sonra Japonya’dan bir dil enstitüsünden teklif aldı. Babasının eski iş arkadaşları onu davet etti; Daniel, babasının yarım kalan işini tamamlamak için Tokyo’ya gitti. Orada, eski el yazmalarını ve babasının notlarını buldu. Her satırda, babasının ona bıraktığı hayat derslerini, onuru ve dürüstlüğü okudu. “Gerçek tercüman, kelimeleri değil ruhu çevirir,” diyordu babası bir notunda.
Daniel, Japonya’da bir konferansta konuşma yaptı: “Bazen dünyayı değil, kendimizi çevirmemiz gerekir.” Onun hikayesi, adaletin ve emeğin değerini hatırlattı. Esteban ise şirketin başına Pedro Reyes’in adını taşıyan bir eğitim vakfı kurdu. Daniel’in cesareti, bir ülkenin vicdanını uyandırdı.
Sonunda Daniel, babasının adını ve kendi onurunu geri aldı. Bir dilin, bir çevirinin, bir kelimenin, bazen bir hayatı değiştirebileceğini dünyaya gösterdi.