Milyoner 10 yıldır nedensiz hastaydı… Ta ki temizlikçi yatağın altında BİR ŞEY bulana kadar…

Milyoner 10 yıldır nedensiz hastaydı… Ta ki temizlikçi yatağın altında BİR ŞEY bulana kadar…

.

Bebek’teki Sır: Kaya Malikanesinde Bir Hayat Mücadelesi

I. Bölüm: Sessiz Zenginliğin Gölgesi

İstanbul’un en lüks semtlerinden biri olan Bebek’te, Boğaz’a nazır büyük bir kaya malikanesi yükseliyordu. Malikanenin ikinci katındaki yatak odası, zenginliğin ve ihtişamın sessiz bir şahidiydi. Kristal avizeler tavandan sarkıyor, İtalyan mermerden yapılmış zemin parlıyordu. Geniş pencerelerden Boğaz’ın masmavi suları görünüyordu. Ama bu güzelliğin arasında garip bir hava vardı. Sanki bu odanın duvarları bir sır saklıyordu.

Aylin Öztürk, 34 yaşında, mavi ve kırmızı temizlik üniformasıyla, sarı eldivenlerini takmış, rutin işini yapıyordu. Bugün her şey değişecekti. Malikanenin sahibi Deniz Kaya doktora gitmişti. Bu, Aylin’in derin temizlik yapması için nadir bir fırsattı. Normalde Deniz Bey hep odadaydı. O dev yatakta yatıyordu. 42 yaşındaydı ama 60 gibi görünüyordu. Solgun yüzü, çökmüş yanakları, yorgun gözleri… 10 yıldır hastaydı. Hiç kimse nedenini bilmiyordu. Dünyanın en iyi doktorları gelmiş, testler yapmış ama hiçbir teşhis koyamamışlardı.

Aylin işe başladığında insan kaynakları müdüresi ona uyarmıştı: “Deniz Bey çok hassas. Rahatsız edilmemeli. Odası sessizce temizlenecek.” Aylin kabul etmişti. 8 yaşında bir kızı vardı, Leyla. Tek başına büyütüyordu onu. İyi bir iş gerekiyordu. Bebek’teki bu konak iyi maaş veriyordu. Aylin soracak durumda değildi. İlk günler garip geçmişti. Diğer hizmetçiler onunla fazla konuşmuyorlardı. Kimse uzun süre kalmıyordu bu evde. Bir ay, iki ay sonra istifa ediyorlardı. “Hava ağır.” diye fısıldamıştı yaşlı aşçı bir gün.

Milyoner bebek her sabah daha zayıf uyanıyordu... Ta ki temizlikçi ŞUNU  görene kadar... - YouTube

“Bu evde bir şeyler doğru değil.” Aylin kulak asmamıştı. Batıl inançlara inanmazdı. Ama zamanla o da hissetmeye başlamıştı. Evin sessizliği boğucuydu. Selin Hanım, malikanenin hanımefendisi, soğuk ve mesafeliydi. Hiç gülmezdi. Hizmetçilere emirler verir sonra kaybolurdu.

II. Bölüm: Yatağın Altındaki Sır

Bugün Aylin yatağı temizlerken bir karar vermişti: “Şu yatağın altını da bir temizlemeliyim.” 3 aydır sadece üstünü siliyordu. Ama bugün doğru bir temizlik zamanıydı. Ağır yatağı itmek zor olmuştu. Dizlerinin üzerine çöktü. Aşağı baktı ve gördü. Yatağın altında duvara yakın küçük bir cihaz vardı. Metalik, siyah renkli, garip bir mavi ışık yayıyordu. Kablolar prize bağlıydı. Aylin’in kalbi hızla atmaya başladı. “Allah’ım bu ne?” Cihazı çıkarmak için uzandı ama tereddüt etti. Belki de bir tür tıbbi cihaz, belki Deniz Bey’in tedavisi için. Ama neden yatağın altında? Neden kimse bahsetmemişti?

Aylin cihazın fotoğrafını çekti, inceledi. Üzerinde hiçbir marka yoktu. Hiçbir etiket. Sadece küçük bir açma kapama düğmesi ve mavi ışık. Ama cihaz ne iş görüyordu? Peki siz hiç böyle bir şey bulsanız ne yapardınız? Merak edip araştırır mıydınız yoksa görmezden mi gelirdiniz?

Aylin cihazı olduğu yere geri koydu. Yatağı eski yerine itti ama aklından çıkmıyordu. Akşam evine döndüğünde Leyla’yı yatırdıktan sonra telefonundaki fotoğrafa baktı. İnternette arama yaptı. “Mavi ışıklı elektronik cihaz, gizli cihazlar, elektromanyetik cihazlar…” Sayfalar açıldı ve karşısına çıkanlar onu dondurdu. “Düşük frekanslı radyasyon yayıcı cihazlar. Deneylerde kullanılan, kronik hastalıklara sebep olabilen, uzun sürede vücudu zayıflatan aletler.”

Aylin’in tüyleri diken diken oldu. Mümkün müydü? Deniz Bey’in hastalığının sebebi bu cihaz olabilir miydi? Ama kim yerleştirmişti oraya ve neden? Sorular kafasında döndü. Uyuyamadı o gece. Sabaha kadar düşündü. Eğer doğruysa bir adam yavaş yavaş öldürülüyordu. Ama yanlışsa işini kaybedebilirdi. Büyük bir iftira atarsa hapse bile girebilirdi.

III. Bölüm: Şüpheler ve Cesaret

Ertesi sabah işe gittiğinde her şeye dikkat etti. Selin Hanım sabah kahvaltısını yalnız yiyordu. Deniz Bey yukarıdaydı. Hep yukarıdaydı. Doktor Mehmet Bey geldi rutin kontrol için. 55 yaşında, saçları grileşmiş, saygın bir adamdı. Aylin koridorda onunla karşılaştığında kibarca selam verdi. Doktor başını salladı ama yüzünde derin bir yorgunluk vardı. 10 yıldır aynı hastayı tedavi ediyordu ve hiçbir ilerleme yoktu. Bu bir doktor için en büyük yenilgiydi.

Aylin mutfağa indi. Aşçı Fatma teyze, 60 yaşlarında, burada en uzun çalışan kişiydi. 3 yıldır bu evdeydi. Aylin ona yaklaştı. “Fatma teyze, Deniz Bey’in hastalığı tam olarak nedir?” diye sordu. Fatma teyze çaydanı ocağa koyarken dönüp baktı. “Kimse bilmiyor kızım. Doktorlar bir şey bulamadı ama ben biliyorum.” dedi alçak sesle. “Bu evde kötü ruhlar var.” Aylin gülümsedi ama içini rahatsız bir duygu kapladı. “Deniz Bey hep böyle miydi?” Fatma teyze başını salladı. “Hayır kızım. Ben burada çalışmaya başladığımda 3 yıl önce o zaten hastaydı ama eskiden çok güçlüymüş. Atletik, başarılı, hayat doluymuş. Selin Hanım’la evlendikten sonra her şey değişmiş. Evlenmelerinin üzerinden bir yıl geçmeden hastalanmaya başlamış.”

Bu bilgi Aylin’in aklına yeni sorular getirdi. Evlilikten sonra mı, tesadüf müydü? Öğleden sonra Selin Hanım evden çıktı. Ankara’ya iş gezisi. İki gün yoktu. Aylin bu bir fırsattı. O gece var diye değiştirdi. Gece kalmak için sebep buldu. Evin elektrik sistemine bakmak gerektiğini söyledi. Kabul edildi.

Gece 23 olduğunda herkes uyumuştu. Aylin sessizce Deniz Bey’in odasına çıktı. Kapıyı aralık bıraktı. Deniz derin uykudaydı. Nefesleri ağırdı. Aylin diz çöktü. Yatağın altına baktı. Cihaz hala oradaydı. Mavi ışığı yanıp sönüyordu. Gecenin sessizliği Bebek’teki konağı tamamen sarmıştı.

IV. Bölüm: Bilimin ve Gerçeğin Peşinde

Aylin Deniz Bey’in odasında yatağın yanında diz çökmüş o gizemli cihaza bakıyordu. Mavi ışık düzenli aralıklarla yanıp sönüyordu. Sanki bir nabız gibi. Bir makine nefes alıyordu. Aylin’in elinde telefon vardı. Işığını açmıştı ama fazla parlak olmaması için ekranı kısmıştı. Deniz Bey’i uyandırmak istemiyordu. Henüz değil. Önce emin olması gerekiyordu. Cihazı daha yakından inceledi. Yaklaşık 20 cm uzunluğunda, 10 cm genişliğindeydi. Üstünde hiçbir yazı, hiçbir logo yoktu. Sanki özel yapılmıştı, anonim kalması için. Kablosu prize bağlıydı. Sürekli çalışıyordu.

Aylin bir an cihazı çekip almayı düşündü ama korktu. Ya bir alarm sistemi varsa? Ya Selin Hanım uzaktan izliyorsa? Hayır. Daha akıllı hareket etmesi gerekiyordu. Daha fazla fotoğraf çekti farklı açılardan. Sonra sessizce odadan çıktı. Aşağı misafir odasına indi. Orada bilgisayarı açtı. Saatler boyunca araştırma yaptı. EMF yayıcı cihazlar, düşük frekanslı radyasyon, elektromanyetik sağlık etkileri, İngilizce siteler, bilimsel makaleler, gizli teknolojiler hakkında forumlar… Karşısına çıkan bilgiler korkunçtu. Düşük frekanslı elektromanyetik radyasyon uzun süre maruz kalındığında vücutta kronik yorgunluk, bağışıklık sistemi bozukluğu, kas zayıflığı, uyku bozuklukları yaratabilirdi. Belirtiler yavaş gelirdi, fark edilmezdi. Doktorlar teşhis koyamazdı çünkü testlerde bir şey görünmezdi. Sadece sonuçlar vardı. Hasta bir vücut, çökmüş bir sistem ve eğer maruz kalma 10 yıl sürerse ölümcül olabilirdi.

Aylin ekrana bakarken elleri titredi. Demek ki Deniz Bey zehirleniyordu. Yavaş, sessiz, görünmez bir şekilde. Her gece o cihaz açıktı. Onu zayıflatıyordu ve kimse bilmiyordu. Ya da biliyorlar ve susuyorlardı. Ama kim yapmıştı bunu? Aylin’in aklına hemen Selin Hanım geldi. Evlendikten sonra hastalık başlamıştı. Cihaz yatak odasındaydı. Sadece Deniz Bey’in ve Selin Hanım’ın girdiği odaydı. Başka kim yerleştirebilirdi ama neden? Sebep ne olabilirdi?

V. Bölüm: Cesaretin Bedeli

Aylin şirket hakkında araştırmaya başladı. Kaya Teknoloji, Deniz Bey’in kurduğu başarılı bir yazılım şirketiydi. Değeri yüz milyonlarca dolardı ve şirket yönetimi Deniz Bey hastalandığında Selin Hanım’a geçmişti. Vekalet yetkisi… 10 yıldır Selin Hanım tüm şirketi kontrol ediyordu ve Deniz Bey’in hayat sigortası vardı. 10 milyon dolarlık hayat sigortası. Eğer Deniz Bey ölürse her şey Selin Hanım’a kalacaktı. İşte sebep buradaydı. Para, güç, Flober’in Madame Bovary’sinde olduğu gibi insanın en karanlık arzuları: hırs, açgözlülük, kontrolü kaybetmeme korkusu.

Selin Hanım kocasını yavaşça öldürüyordu. Ama bunu kanıtlamak nasıl mümkündü? Aylin bu bilgileri kime götürebilirdi? Polise giderse delil var mıydı? Sadece bir fotoğraf ve internet araştırması. Bu yeterli miydi? Aylin ağlayacak gibi oldu. Çaresizlik hissetti. Sıradan bir temizlikçiydi. Güçsüz, parasız, bağlantısız. Karşısında zengin, nüfuzlu bir kadın vardı. Kim ona inanırdı? Ama sonra Leyla’yı düşündü. Kızına ne öğretmişti? “Doğru olanı yap her zaman.” Eğer şimdi susarsa bir adam ölecekti ve o sessizce izlemiş olacaktı. Hayır, bunu yapmazdı. Ama bir plana ihtiyacı vardı.

VI. Bölüm: Gerçeğin Ortaya Çıkışı

Sabah olduğunda Aylin kararlıydı. Deniz Bey ile konuşması gerekiyordu. Ama nasıl? Adam hep uyuyor. Zayıf, bitkin. Belki de böyle bir gerçeği kaldıramazdı. Belki şok geçirirdi. Hayır, önce birisiyle konuşmalıydı. Doktor Mehmet Bey’i ikna etmesi gerekiyordu. Eğer bir doktor bu cihazı incelerse belki radyasyon ölçümü yapabilirler.

Doktor Mehmet Bey rutin kontrole geldi. Aylin onu koridorda yakaladı. “Doktor Bey, sizinle özel bir konu hakkında konuşabilir miyim?” dedi. Doktor şaşırdı. “Tabii, buyurun.” Aylin etrafa baktı. Kimse yoktu. “Deniz Bey’in hastalığı hakkında belki de çevresel bir faktör var. Belki odada bir şey onu etkiliyor.” Doktor kaşlarını çattı. “Ne demek istiyorsunuz?” “Elektromanyetik radyasyon. Uzun süreli maruziyet.” Doktor Mehmet Bey başını salladı. “Bunu zaten düşündük. Test yaptık. Evde normal seviyeler vardı ama belki belirli bir cihaz var, gizlenmiş. Sadece yatak odasında.”

Doktor şüpheyle baktı. “Siz bir temizlikçisiniz değil mi? Neden böyle bir şey düşünüyorsunuz?” Aylin tereddüt etti. “Sadece bir his. Lütfen kontrol edin. Belki de bu Deniz Bey’e yardım eder.” Doktor Mehmet Bey düşündü. 10 yıldır çözüm arıyordu. Her yeni fikir değerliydi. “Pekala,” dedi. “Bir EMF ölçer getireceğim. Yarın ölçüm yapalım.”

VII. Bölüm: Adaletin Mücadelesi

O gece Aylin evine döndüğünde Leyla onu sorularla karşıladı. “Anne, bugün yorgun görünüyorsun. İşte sorun mu var?” Aylin kızını kucağına aldı. “Hayır canım, sadece önemli bir iş yapıyorum ve bazen önemli işler yorucu olur.” Leyla annesine baktı. “Ama sen hep doğru olanı yaparsın değil mi anne?” Aylin gülümsedi. “Evet canım, her zaman doğru olanı yapmaya çalışırım.”

Ertesi sabah Doktor Mehmet Arslan konağa geldiğinde elinde küçük bir çanta vardı. İçinde EMF ölçer, radyasyon dedektörü ve birkaç tıbbi alet bulunuyordu. Aylin onu kapıda karşıladı. “Doktor Bey, hoş geldiniz.” dedi. Ses tonu normaldi ama gözlerinde bir aciliyet vardı. Doktor başını salladı. “Bakalım ne bulacağız.” dedi şüpheci bir tonla.

Yukarı Deniz Bey’in odasına çıktıklarında hasta yatağında oturuyordu. Zayıf, solgun ama bugün biraz daha uyanıktı. “Günaydın, Deniz Bey.” dedi doktor. “Bugün oda ortamını ölçeceğiz. Rutin kontrol.” Deniz başını hafifçe salladı. Konuşması bile zordu.

Doktor cihazlarını çıkardı. Önce odanın genel seviyesini ölçtü. Normal. Sonra pencere kenarını normal. Sonra yatağa yaklaştı. Ölçer yatağın üstünde normale yakın gösterdi ama Aylin araya girdi. “Doktor Bey, belki altına da bakmak lazım.” Doktor kaşlarını çattı ama kabul etti. Yatağın kenarına eğildi. Ölçeri aşağı tuttu ve o anda cihazın ekranı çılgınca yükseldi. Kırmızı bölgeye geçti. Tehlike seviyesi. Doktor dondu. “Bu mümkün değil.” dedi. Aylin dizlerinin üzerine çöktü. El feneriyle altı aydınlattı. “İşte burada.” dedi.

Doktor eğildi. Baktı, mavi ışıklı cihazı gördü. Yüzü kireç gibi oldu. “Allah’ım.” diye fısıldadı. “Bu ne kadar süredir burada?” “Bilmiyorum,” dedi Aylin. “Ama sanırım 10 yıldır.” Doktor Deniz Bey’e baktı. Hasta şaşkınlıkla onları izliyordu. “Ne buldunuz?” diye sordu zayıf bir sesle. Doktor yatağın altından cihazı çıkardı, elinde tuttu. Ağırdı. Metal kasalıydı.

“Deniz Bey,” dedi doktor ciddi bir tonla. “Bu cihaz yüksek seviyede EMF radyasyon yayıyor. Uzun süre maruziyet sizin semptomlarınızı açıklayabilir.” Denizin gözleri büyüdü. “Ama ama bu nasıl buraya geldi?” Aylin ve doktor birbirlerine baktılar. Soru havada asılı kaldı. Aylin konuşmak istedi ama tereddüt etti. Doktor Mehmet derin bir nefes aldı. “Bu cihaz kasıtlı yerleştirilmiş,” dedi yavaşça. “Birisi bunu buraya koydu ve 10 yıldır sizi zehirledi.”

VIII. Bölüm: Gerçeğin Bedeli

Deniz Bey’in yüzünde dehşet belirdi. “Kim kim yapardı bunu?” Sessizlik. Ama herkesin aklında aynı isim vardı: Selin. Doktor Mehmet hemen harekete geçti. “Polisi aramamız lazım. Bu suçtur. Kasıtlı yaralama. Belki cinayet teşebbüsü.” Ama o sırada aşağıdan bir kapı kapanma sesi duyuldu. Adımlar merdivenden geliyordu. Selin Hanım erken dönmüştü. Aylin’in kalbi hızla atmaya başladı.

Doktor cihazı çabucak çantasına koydu. Deniz Bey yatağında dikilmiş şok içindeydi. Kapı açıldı. Selin içeri girdi. Elinde bavul. “Neler oluyor burada?” diye sordu soğuk bir sesle. Doktor Mehmet ayağa kalktı. “Selin Hanım, sizinle konuşmamız lazım.” Selin’in yüzü değişmedi. Mükemmel bir maske. “Ne hakkında?” Doktor çantasından cihazı çıkardı. “Bu hakkında.” Selin cihaza baktı. Bir an, sadece bir saniye gözlerinde bir şey parladı. Korku ama hemen topladı kendini. “Bu ne?” diye sordu. “Ben böyle bir şey görmedim.”

“Bu cihaz 10 yıldır kocanızın yatağının altındaydı,” dedi doktor, “ve onu öldürüyordu.” Selin güldü. Soğuk, keskin bir gülüş. “Saçmalık. Ben böyle bir şeyi hiç görmedim. Belki hizmetçilerden biri koydu. Belki de siz koydunuz.” Doktor Mehmet’in yüzü kızardı. “Ben mi? Ben 10 yıldır bu adamı kurtarmaya çalışıyorum.” Selin omuz silkti. “Kanıtınız var mı? Benim bunu yerleştirdiğime dair?” “Hayır.” “O zaman suçlamalarınızı kendinize saklayın.”

Aylin dayanamadı. “Ama Selin Hanım, sadece siz ve Deniz Bey bu odaya giriyordunuz. Kim başka yerleştirebilirdi?” Selin Aylin’e döndü. Gözleri buzdu. “Sen kimsin ki bana soru soruyorsun? Bir temizlikçi. Belki sen koydun. Belki de para için. Belki de Deniz Bey ölünce seni miras bırakacak diye düşündün.” İftira o kadar absürttü ki Aylin’in ağzı açık kaldı. Ama Selin hiç terlemiyordu. Savunması hazırdı, planlanmıştı. Çünkü böyle bir günün geleceğini biliyordu.

IX. Bölüm: Adaletin Zaferi

Deniz Bey artık dayanamadı. “Selin,” dedi zayıf ama kararlı bir sesle. “Sen mi yaptın bunu?” Selin kocasına baktı. Yüzünde hiçbir duygu yoktu. “Hayır,” dedi düz bir sesle. “Ama sen de biliyorsun ki evliliğimiz bitmişti. Ben sana yük oldum. Şirket benim kontrolümdeydi. Belki de sen beni suçlamak istiyorsun çünkü başarısızlığını kabul edemiyorsun.” Psikolojik manipülasyon, gaslighting…

Doktor Mehmet telefonunu çıkardı. “Polisi arayacağım. Onlar araştırsın.” Ama Selin sakin kaldı. “Arayın. Ben avukatımı da ararım ve görürüz kim haklı.” O an Aylin bir şey hatırladı. Cem Bey, Deniz Bey’in en yakın arkadaşı avukattı ve her zaman Deniz Bey’i ziyarete gelirdi. Belki o yardım edebilirdi.

Deniz Bey dedi Aylin, “Cem Bey’i aramalıyız. O size yardımcı olabilir.” Deniz başını salladı. “Evet, Cem’i arayın.” Doktor numarayı çevirdi. Bir saat sonra Cem Yıldız konağa gelmişti. 38 yaşında, keskin zekalı, dürüst bir avukattı. Durumu dinlediğinde yüzü karardı. “Bu çok ciddi,” dedi. “Eğer bu cihaz gerçekten 10 yıldır buradaysa ve kasıtlı yerleştirildiyse bu cinayet teşebbüsüdür. Deniz, senin hayat sigortan vardı değil mi?” Deniz başını salladı. “Evet. 10 milyon dolar. Lehdarı Selin.”

Cem derin bir nefes aldı. “İşte motif bu. Şimdi polisi çağırmalı ve teknik inceleme yaptırmalıyız.”

X. Bölüm: Umut ve Yeni Hayat

Polis bir saat içinde Bebek’teki konağa gelmişti. İki dedektif, üç teknisyen, Deniz Bey’in yatak odası anında suç mahalli haline dönüştü. Sarı bantlar, fotoğraflar, örnekler… Cihaz dikkatle bir kanıt torbasına yerleştirildi. Selin Hanım aşağıda salonda oturmuş avukatıyla konuşuyordu. Yüzünde hâlâ o soğuk maske vardı. Ama avukatının gözlerinde endişe vardı. Çünkü deliller güçlüydü.

Aylin mutfakta Fatma teyze ile birlikte oturmuştu. Yaşlı kadın şoktaydı. “Demek Selin Hanım bütün bu yıllar…” Allah korusun diye fısıldadı. Aylin başını salladı. “Evet Fatma teyze, ama henüz kanıtlanmadı. Mahkeme karar verecek.” Fatma teyze ellerini göğsünde birleştirdi. “Sen çok cesur bir kadınsın Aylin. Allah seni korusun. Eğer sen keşfetmeseydin Deniz Bey ölecekti.”

XI. Bölüm: Yeniden Doğuş

Mahkeme süreci zorlu geçti. Selin Hanım güçlü bir savunma yaptı ama teknik inceleme, dijital izler, satın alma kayıtları, her şey Selin’i işaret ediyordu. Sonunda mahkeme kararını verdi: Suçlu. Selin Kaya cinayet teşebbüsünden 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Deniz Bey tedaviye başladı. Vücudu yavaş yavaş iyileşiyordu. Eski enerjisi geri geliyordu. Şirketini geri aldı. Artık sadece para için değil, insanlık için çalışıyordu. Aylin ve Leyla yeni bir hayata başladılar. Aylin hemşirelik eğitimi aldı, Leyla iyi bir okulda okumaya başladı.

XII. Bölüm: Hayatın Gerçek Zenginliği

Bir gün Deniz Bey ve Aylin Boğaz’a bakan bir kafede buluştular. “Siz benim hayatımı kurtardınız,” dedi Deniz. “Ama daha önemlisi bana hayatın ne olduğunu hatırlattınız. 10 yıl boyunca ben yaşamıyordum. Şimdi yaşıyorum, her günü, her anı ve bunun için size minnettarım.”

Aylin gülümsedi. “Ben sadece dikkatli biriydim. Doğru zamanda, doğru yerde. Ama gerçek kahraman sizsiniz. Çünkü siz hayata geri döndünüz.”

Ve işte hayat böyleydi. Bazen bir temizlikçi bir milyoneri kurtarır. Bazen küçük bir dikkat, büyük bir felaketi önler. Bazen adalet yerini bulur. Bazen bulmaz. Ama önemli olan ne? Devam etmek, yaşamak, umut etmek.

Deniz Bey 10 yıl kaybetmişti ama hayatını geri kazanmıştı. Aylin yoksulluktan gelmiş ama geleceği parlaktı. Leyla küçük bir kızdı ama büyük hayalleri vardı.

Gerçek zenginlik bankadaki para değildir. Gerçek zenginlik sabahları umutla uyanmak, akşamları huzurla uyumaktır. Ve belki de en önemlisi aynaya baktığında kendinden utanmamaktır.

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News