GÖLGE OPERASYONU – “Kuzey Şehri’nde Kaybolan Adam”

Kuzey’in büyük şehri Arcton, gece yarısına hazırlanıyordu.
Karlı kaldırımlar sessizdi, sokak lambaları buğu içinde yanıp sönüyordu.
Bir evin ışıkları sönmek üzereydi.
Sıradan bir ev… ama içinde sıradan bir adam yaşamıyordu.
O adamın adı Nadir Eren’di.
Gerçekte kim olduğunu kimse bilmiyordu.
Ama doğduğu topraklardan binlerce kilometre uzakta, sahte bir kimlikle, yeni bir adla yaşıyordu.
Kağıt üzerinde bir “lojistik danışmanıydı.”
Gerçekteyse, on beş yıl önce ülkesinde yıkıma neden olan gizli bir planın mimarlarından biriydi.
Onun aldığı emirlerle yüzlerce hayat kararmıştı.
Ve o, her şey çöktüğünde sessizce ortadan kaybolmuştu.
Şimdi, Kanada’nın değil, Kuzey Birliği’nin göğü altındaki Arcton şehrinde yaşıyordu.
Ama kader onu unutmadı.
Ve “Ajans” da…
I. BÖLÜM – Üç Yılın İzinde
Ajans, Nadir Eren’in izini tam üç yıl boyunca sürmüştü.
Ne Interpol, ne yerel güvenlik servisleri, hiçbiri onun izini bulamamıştı.
Ama Ajans sabırlıydı.
Her sinyal, her dijital gölge, her pasaport izi incelendi.
Sonunda bir parmak izi, eski bir banka transferiyle eşleşti.
Yeni adı: Dr. Selim Kaya.
Yeni hayatı: Kuzey Şehri’nde ticaret yapan bir yatırımcı.
Yeni yüzü bile vardı — ameliyatla değişmişti.
Ama bir hata yaptı.
Bir cuma sabahı, ülkesinden gelen eski bir numarayla bağlantıya geçti.
Şifreli bir mesaj gönderdi.
Ve o anda sinyal, Ajans’ın siber takip sisteminde yandı.
“Hedef bulundu.”
II. BÖLÜM – Gölgeler Masası
Ajans karargâhında, metalik bir masa etrafında beş kişi toplandı.
Ekranda Arcton’un haritası vardı.
Bir kırmızı nokta, hedefin evini gösteriyordu.
Yanında kamera açıları, elektrik hatları, olası kaçış rotaları.
Masadaki isimler:
Yavuz Arslan, operasyon şefi.
Mira, siber uzman.
Kemal, saha koordinatörü.
Deniz, lojistik sorumlusu.
Leyla, diplomatik irtibat.
Yavuz, kısa, keskin bir sesle konuştu:
“Selim Kaya olarak bilinen hedef, aslında Nadir Eren.
Kuzey Şehri’nde yeni bir kimlikle yaşıyor.
Her Cuma ‘Işık Vakfı’ denilen bir derneğe gidiyor.
Orada küçük bir grup eski bağlantısıyla buluşuyor.
Ama asıl mesele bu değil.
Üç gün sonra yurt dışına çıkacak.
Yeni kimliği hazır, yeni pasaportu onaylanmış.
Bu kez onu kaybedersek, sonsuza dek kaybederiz.”
Odada sessizlik oldu.
Leyla, diplomatik açıdan riskleri hatırlattı:
“Bu ülke, bizimle resmi işbirliği yapmıyor.
Yasal olarak orada operasyon yürütmemiz mümkün değil.
Eğer bir şey ters giderse, kriz çıkar.”
Yavuz gözünü bile kırpmadı.
“Biliyorum. Ama bazen adalet sessiz yürür.”
Mira bilgisayarına döndü.
“Dijital izleri elimde.
Telefonuna erişim sağladık.
Şifreli yazışmalarını çözmeye başladım.
Dün gece, denizaşırı bir hesaptan 2 milyon dolar transfer emri vermiş.
Bu para, hala aktif olan hücrelere gidecek.”
Yavuz başını eğdi.
“Süre doluyor.
Onu yasal yoldan getiremeyiz.
Ama başka yollarımız var.”
III. BÖLÜM – Sıfır Noktası
Operasyonun adı “Sıfır Noktası” olarak kayda geçti.
Sadece beş kişi biliyordu.
Kod isimler verildi:
Mira – “Siber.”
Deniz – “Kule.”
Kemal – “Gölge.”
Leyla – “Sessiz.”
Yavuz – “Komutan.”
Görev tanımı basitti ama risk büyüktü.
Amaç:
Hedefi sessizce yakalamak.
Hiçbir yerel birimi alarma geçirmemek.
Hiçbir medya izi bırakmamak.
Operasyon süresi: 48 saat.
Lojistik plan:
Güvenli ev, Arcton’un dışındaki terk edilmiş bir depoda hazırlandı.
İçinde ses geçirmez bir oda, metal bir masa ve bir sorgu koltuğu vardı.
Sorgudan sonra, hedef sınır dışına çıkarılacak, Ajans uçağıyla ülkeye getirilecekti.
Mira, ekranına eğildi:
“Evin elektrik sistemi uzaktan erişime açık.
Sistemi kapatıp, panik butonlarını devre dışı bırakabiliriz.”
Kemal sordu:
“Peki komşular?”
“Evin çevresi boş. En yakın ev 60 metre ötede.”
“İyi. Giriş süresi dört dakika. Daha fazlası risk.”
Yavuz ayağa kalktı.
“Bu gece yapıyoruz.”
IV. BÖLÜM – Gece Başlıyor
Saat 01:00.
Arcton uyuyor.
Gökyüzü kurşuni, kar taneleri sessizce düşüyor.
Sokak lambaları sarı bir sisin içinde yanıp sönüyor.
Beş ajan, siyah bir minibüsün içindeydi.
Motor kapalı.
Sadece nefes sesleri duyuluyordu.
Yavuz, kulaklıktan konuştu:
“Hazırlıklar?”
Mira: “Jammer devreye girmeye hazır.
Sinyal kesme menzili 300 metre.”
Kemal: “Kapı kilidi manyetik.
Elektriği kesince manuel açacağız.”
Deniz: “Araçlar konumda.
Kaçış rotası temiz.”
Leyla sessizdi.
Her operasyon öncesi dua ederdi.
Bu kez de başını eğip mırıldandı:
“Bu gece kimse ölmesin.”
Yavuz kısa bir emir verdi:
“Jammer aktif. Hadi başlayalım.”
Mira tuşa bastı.
Evdeki tüm sinyaller bir anda kesildi.
Telefonlar sustu, kamera sistemleri dondu, internet bağlantısı yok oldu.
Sokakta sessizlik ağırlaştı.
Kemal ve Deniz kapıya yöneldi.
Elektronik kilidi bypass ettiler.
Kapı yavaşça açıldı.
İçerisi zifiri karanlıktı.
Gece görüş gözlükleriyle ilerlediler.
Oda sessizdi.
Bir horlama sesi.
İlk odada hedef vardı.
Deniz sessizce yaklaştı.
Eline küçük bir enjektör aldı.
10 saniyede etki eden bir sakinleştirici.
İğneyi hedefin koluna batırdı.
Adam hafifçe kıpırdandı ama uyanmadı.
Sakinleşti.
İkinci odada, hedefin yardımcısı uyuyordu.
Aynı prosedür.
İki hedef de etkisiz hale getirildi.
Yavuz içeri girdi.
“Taşıyın. Hızlı.”
İki adam battaniyelere sarıldı.
Minibüse taşındı.
Kapı kapandı.
Motor sessizce çalıştı.
Evden ayrıldılar.
Tüm operasyon dört dakika on yedi saniye sürdü.
Hiçbir komşu uyanmadı.
V. BÖLÜM – Sorgu
Sabahın ilk ışıkları henüz doğmadan minibüs Arcton’un dışında bir depoya girdi.
Kapılar kapandı.
İçeride soğuk, nemli bir hava.
Sorgu odasında floresan ışıklar yanıyor.
Nadir Eren (Selim Kaya) yavaşça gözlerini açtı.
Görüşü bulanıktı.
Etrafına baktı.
Kolları metal sandalyeye kelepçelenmişti.
Karşısında bir masa, üzerinde dosyalar ve bir ses kaydedici.
Yavuz sessizce oturuyordu.
Yüzünde ne öfke ne merhamet.
Sadece kararlılık.
Nadir bağırdı:
“Bu yasa dışı! Ben Kuzey vatandaşıyım!”
Yavuz cevap vermedi.
Masanın üstündeki dosyayı açtı.
Fotoğraflar sırayla önüne dizildi:
Ülkesindeki gizli toplantılar, banka hesapları, transfer belgeleri, ses kayıtları.
Nadir’in rengi soldu.
Göz bebekleri büyüdü.
Yavuz’un sesi sakin ama keskin geldi:
“On beş yıl önce emir verdin.
İnsanlar öldü.
Aileler dağıldı.
Şimdi hesap vereceksin.”
Nadir titredi.
“Yalan! Ben sadece memurdum!”
“Hayır,” dedi Yavuz. “Sen yöneticiydin.
Ve hâlâ o örgütle irtibattasın.”
Mira içeri girdi, elinde dizüstü bilgisayar.
“Son bağlantısı bu sabah.
Denizaşırı hesaptan 2 milyon dolar transfer.
İmzanda sahte değil.”
Yavuz masaya eğildi.
“İki seçeneğin var.
Bir: Konuşursun, adil yargılanırsın.
İki: Susarsın, ve bu sessizlik sonsuza kadar sürer.”
Uzun bir sessizlik oldu.
Nadir gözlerini kapadı.
Sonra fısıldadı:
“Eğer konuşursam… ailem?”
Leyla dışarıdan içeri girdi, elinde mühürlü bir zarf.
“Ajans koruma garantisi veriyor.
Eşin ve çocukların güvende olacak.”
Adam derin bir nefes aldı.
Ellerini sıkı sıkı yumdu.
“Tamam. Konuşacağım.”
VI. BÖLÜM – Gerçeğin Masası
Kaydedici açıldı.
Sorgu başladı.
Nadir konuştu:
“Örgütün adı ‘Işık Ağı’.
Dünyanın beş ülkesinde finans şebekesi var.
Her biri hayır kurumu görünümlü.
Ama gelir, yasa dışı yollarla aktarılıyor.
Kod isimlerle çalışıyorlar.
Merkez hâlâ Denizaşırı adadaki konutta.
Her şey oradan yönetiliyor.”
Mira not aldı.
Her hesap numarası, her isim kayda geçti.
Saatler geçti.
Adam konuştukça zincir çözülüyordu.
Sonunda Yavuz kaydı durdurdu.
“İyi iş çıkardın.
Artık dönüyorsun.”
Nadir yorgun bir şekilde başını eğdi.
“Dönmek mi?”
“Evet.
Adaletin önüne.”
VII. BÖLÜM – Dönüş
Gece yarısı.
Depodan çıkan araç, kuzey sınırına doğru ilerledi.
Kar taneleri farların ışığında uçuşuyordu.
Bir başka araç, farklı rotadan ilerliyordu — dikkat dağıtma amaçlı.
Yavuz radyodan bilgi aldı.
“Hava yolu açık. Uçak hazır.”
“Anlaşıldı.”
Sabaha karşı, küçük bir havaalanına ulaştılar.
Nadir Eren başını pencereden dışarı çevirdi.
Gözleri donmuş pistte kaybolan ışıklarda asılı kaldı.
Bir daha bu şehri göremeyeceğini biliyordu.
Yavuz, ona dönüp yavaşça konuştu:
“Bazen adalet sessiz gelir.
Ama geldiğinde, kimse durduramaz.”
Uçak havalandı.
Beyaz bir sessizlik gökyüzünü kapladı.
VIII. BÖLÜM – Sonuç
Üç gün sonra, ülkesinde sessiz bir mahkeme salonunda, Nadir Eren’in davası başladı.
Hiç medya davet edilmedi.
Duruşma gizliydi.
Yalnızca üç hakim, iki avukat ve Ajans’tan temsilciler vardı.
İfadesi, onlarca operasyonun kilidini açtı.
Avrupa’da, Asya’da, Afrika’da gizli hesaplar kapatıldı.
Yüzlerce isim ifşa edildi.
Işık Ağı çöktü.
Ajans bir zafer kazanmıştı — ama hiçbir gazete bunu yazmadı.
Çünkü bazı zaferler sessiz olmalıydı.
Yavuz ve ekibi karargâha döndü.
Rapor tamamlandı.
Dosya mühürlendi.
Ve Yavuz defterine tek bir cümle yazdı:
“Adalet, gürültü yapmadan gelir.”
Mira monitörünü kapattı.
Leyla dua etti.
Deniz arabasına bindi, şehirden sessizce uzaklaştı.
Kemal, gökyüzüne baktı ve mırıldandı:
“Bir adam kayboldu, bir millet rahatladı.”
EPİLOG
Aylar geçti.
Kuzey Şehri’nde hâlâ kar yağıyor.
Nadir’in evi satıldı.
Kirası yeni bir aileye verildi.
Kimse o evde bir zamanlar ne yaşandığını bilmiyor.
Ama bir duvarda, boyanın altında, küçük bir cümle kaldı:
“Beni bulan, sessizliğin ne kadar gürültülü olduğunu bilsin.”
Ve uzakta, Ajans binasının loş koridorlarında bir dosya rafına yerleştirildi:
Kod Adı: Sıfır Noktası.
Durum: Tamamlandı.
Kayıp: Yok.
Tanık: Yok.
Gürültü: Yok.
Ama gece çöktüğünde, o dosyanın kapağında hafif bir gölge belirir.
Birileri fısıldar:
“Adalet, bazen rüzgâr gibi gelir — hissedersin ama göremezsin.”
SON.