PKK’NIN 3 GİRİŞLİ 9 ODALI YER ALTI HAPİSHANESİ BASILDI! 💀 Bordo Bereliler Gara’da İnlerine Girdi

PKK’NIN 3 GİRİŞLİ 9 ODALI YER ALTI HAPİSHANESİ BASILDI! 💀 Bordo Bereliler Gara’da İnlerine Girdi

.
.

GARA: DEMİR KAPILARIN ARDINDAKİ ŞAFAK

Bölüm 1: Karanlığın Kalbinde Beş Yıl

Kuzey Irak’ın sarp coğrafyasında, bulutların bile geçmeye korktuğu Kara Dağ’ın (Gara) derinliklerinde zaman durmuştu. Yerin metrelerce altında, betonla tahkim edilmiş soğuk ve nemli tünellerde 13 can, tam beş yıldır gün ışığına hasret yaşıyordu. Burası sıradan bir sığınak değildi; profesyonelce inşa edilmiş, yedi demir kapıyla mühürlenmiş dokuz odalı bir yer altı zindanıydı.

Esir tutulanların çoğu jandarma, polis ve askerdi; vatan görevindeyken pusuya düşürülmüş ya da yol kesilerek kaçırılmışlardı. Beş koca yıl… Dile kolay. Bu süre zarfında dışarıda çocuklar babasız büyümüş, annelerin gözpınarları ağlamaktan kurumuştu. Onlar için tek gerçeklik, hücrelerin paslı kokusu ve üzerlerine kilitlenen demir kapıların o tiz gıcırtısıydı. Örgüt, onları birer “insan kalkanı” olarak saklıyor, zaman zaman propaganda videolarıyla ailelerinin yüreğine kor ateşler salıyordu.

Ancak Ankara’nın karanlık odalarında, haritalar üzerinde aylar süren bir çalışma nihayete ermek üzereydi. İstihbarat birimleri (MİT) ve TSK, rehinelerin tutulduğu noktayı milimetrik olarak belirlemişti: Siyane bölgesi.

PKK'NIN 3 GİRİŞLİ 9 ODALI YER ALTI HAPİSHANESİ BASILDI! 💀 Bordo Bereliler  Gara'da İnlerine Girdi

Bölüm 2: Fırtına Öncesi Sessizlik

10 Şubat 2021 gecesi, Türkiye’nin dört bir yanındaki hava üslerinde alışılmadık bir hareketlilik vardı. Pilotlar kasklarını takıyor, Bordo Bereliler silahlarını son kez kontrol ediyordu. Bu operasyon, sadece bir terör inini yok etmek değil, bir milletin namusunu, esir evlatlarını geri alma davasıydı.

Gece saat 02:00 sularında 41 savaş uçağı aynı anda havalandı. Gökyüzü, çelikten kanatların gürültüsüyle yırtıldı. İlk hedef, Gara Dağı’nın çevresine sinsice yerleştirilmiş 15 ayrı Doçka uçaksavar mevzisiydi. Örgüt, bu sarp kayalıkların helikopterler için bir mezarlık olacağını sanıyordu. Ancak Türk Hava Kuvvetleri’nin akıllı mühimmatları, teröristleri daha tetiğe basamadan taş yığınlarının altına gömdü.

Dağlar titriyor, patlamaların alevi gecenin zifiri karanlığını bir güneş gibi aydınlatıyordu. Havada yakıt ikmali yapan tanker uçakları ve her anı saniye saniye kaydeden İHA’lar sayesinde Gara, bir cam fanus gibi Ankara’daki komuta merkezinin önündeydi.

Bölüm 3: Bordo Berelilerin İnişi ve İlk Kan

Bombardımanın üzerinden iki saat geçmişti. Uçaksavar tehdidi temizlendikten sonra, helikopterlerin pervaneleri vadinin içinde yankılanmaya başladı. Dev nakliye helikopterleri, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en seçkin unsurlarını, yani Bordo Berelileri operasyon bölgesine bıraktı.

Helikopterden ilk atlayan kişi Piyade Komando Yüzbaşı Ertuğrul Güler’di. Botları Gara’nın sert toprağına değer değmez, kayalıkların arasından hain bir ateş başladı. Teröristler sarsılmıştı ama hala direniyorlardı. İlk temasın şiddetiyle Yüzbaşı Güler yaralandı.

Onun hemen arkasında, daha önce Hakurk’ta terör elebaşlarının karargahına Türk bayrağını diken efsane komutan Piyade Komando Yüzbaşı Burak Coşkun vardı. Burak Yüzbaşı, can dostunun vurulduğunu görünce bir saniye bile tereddüt etmedi. Kendi gövdesini siper ederek mermilerin önüne atıldı. İki kahraman, iki can kardeşi, Gara’nın soğuk toprağında yan yana şehadete yürüdüler.

Onlara yardıma koşan 29 yaşındaki Astsubay Kıdemli Başçavuş Harun Turhan da ateş hattının ortasında kaldı. O da komutanlarını kurtarmak isterken ağır yaralandı ve son nefesini hastanede vererek bu kutsal kervana katıldı. Üç kahraman, birbirlerini korumak uğruna can vererek, askerlik onurunun en yüce örneğini sergilediler.

Bölüm 4: Mağaranın İçindeki Vahşet

Şehitlerin kanı Bordo Berelileri durdurmadı; aksine, içlerindeki öfkeyi birer kor ateşe çevirdi. Askerler, “Demir Kapılı Mağara”ya ulaştıklarında içeriden tekli silah sesleri gelmeye başladı. Bunlar bir çatışmanın değil, bir infazın sesleriydi.

Mağaranın içindeki teröristler, kurtarılmalarına dakikalar kala, beş yıldır esir tuttukları 13 masum vatandaşı kalleşçe şehit ettiler. 12’sini başından, birini göğsünden vurdular. Bordo Bereliler kapıları patlatıp içeri girdiğinde, profesyonelce hazırlanmış mutfaklar, jeneratörler ve havalandırma sistemlerinin ortasında, vatan evlatlarının cansız bedenleriyle karşılaştılar.

Bu, tarihin gördüğü en aşağılık savaş suçlarından biriydi. Katliamın sorumlusu Kamuran Ataman isimli terörist, askerlerimiz tarafından kısa sürede etkisiz hale getirildi; ancak 13 canın acısı tüm Türkiye’nin bağrına bir hançer gibi saplandı.

Bölüm 5: Bir Milletin Vedası ve Hafızası

Operasyon bittiğinde 48 terörist etkisiz hale getirilmiş, Gara’daki sözde karargahlar yerle bir edilmişti. Ancak dönüş yolu hüzünlüydü. Ankara’daki cenaze töreninde zaman durdu. Şehit Burak Coşkun’un eşi Müge Hanım ve Ertuğrul Güler’in eşi Gizem Hanım, tabutların başında eşlerinin Bordo Berelerini takarak dimdik durdular. O bereler, sadece birer başlık değil; sadakatin, aşkın ve vatan sevdasının birer nişanesiydi.

Şehit Harun Turhan’ın babası Mustafa amcanın, “Oğlum hiçbir zaman görevden kaçmadı,” feryadı, Gara’nın kayalıklarından daha sert bir şekilde hafızalara kazındı.

Gara Operasyonu, askeri açıdan imkansızın başarıldığı, düşmanın en güvenli dediği inine girildiği bir zaferdir. Ancak 13 masumun kaybıyla da tarihimizin en büyük trajedilerinden biridir. Bugün Gara’da rüzgar yine sert esiyor olabilir; ama artık o mağaralarda terörün gölgesi değil, üç kahraman subayın ve 13 masum şehidin aziz hatırası yankılanıyor.

Türkiye, evlatlarını unutmadı. Gara’nın demir kapıları kırıldı; o karanlık tüneller bir daha asla aydınlığı hapsedemeyecek.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News