Oğlunun Gözü Önünde Hor Görülen Anne, Gelen Helikopterle Herkesi Titretti

Oğlunun Gözü Önünde Hor Görülen Anne, Gelen Helikopterle Herkesi Titretti

.

I. Sabahın Dinginliğinde

Isparta’nın soğuk bir sabahı. Saat henüz 4:00. Şehrin büyük kısmı uykudayken, Ana Ocağı Lokantası’nın sarı ışıkları sokakları aydınlatıyor. 68 yaşındaki Ayşe Kaya, üzerinde solmuş bir önlük, ellerinde mavi plastik eldivenlerle ocağın başında. Tencerede ağır ağır pişen kuru fasulyenin kokusu dükkanın her köşesine sinmiş.

Ayşe Hanım’ın hayatı, sabahın bu erken saatlerinde, oğluna yemek hazırlamakla anlam kazanıyor. Oğlu Ahmet, Isparta Komando Okulu’nda acemi birliğinde. Bugün ziyaret günü. Ayşe Hanım, “Ahmet’im, aslan oğlum… Annen sana en sevdiğin gibi bol etli, az acılı kuru fasulye pişirdi,” diye mırıldanıyor. Yanına tane tane pilav, turşu, salata ve irmik helvası da koyacak.

Bu yemek, sadece bir yemek değil; 30 yıllık annelik emeğinin, sevgisinin, özverisinin bir simgesi.

Oğlunun Gözü Önünde Hor Görülen Anne, Gelen Helikopterle Herkesi Titretti!  - YouTube

II. Geçmişin Gölgesi

Ayşe Hanım’ın hayatı kolay geçmemişti. Kocasını genç yaşta kaybetmiş, tek başına oğlunu büyütmüş, küçük bir lokantada yıllarca sabahın köründe çalışmıştı. Mahallede herkes onu tanır, emeğine saygı duyardı. Ama Ayşe Hanım’ın asıl sırrı, kimsenin bilmediği bir geçmişiydi: O, Türkiye’nin ilk kadın özel kuvvetler operasyon planlama subayı, emekli Binbaşı Ayşe Kaya’ydı.

Yıllar önce, eşi vefat ettiğinde oğlunu tek başına büyütmek için üniformasını çıkarmış, askerlikten ayrılmıştı. O gün bugündür, kendi hayatını ve kimliğini saklamıştı. Oğlu Ahmet’in “normal” bir hayatı olsun istemiş, ona askerlik geçmişinden hiç bahsetmemişti.

III. Ziyaret Günü

Saat 13:00’te Ayşe Hanım, özenle hazırladığı sefer tasını, turşuları ve irmik helvasını siyah bir market poşetine yerleştirip lokantasını kapattı. Otobüsle bir saatlik yolculuğun ardından komando okulunun ziyaretçi bekleme salonuna ulaştı. İçeri girdiğinde, elindeki mavi eldivenler ve siyah poşetle diğer ziyaretçilerden hemen ayrılıyordu.

Ahmet’in komutanı Çavuş Demir, 28 yaşlarında, uzun boylu, biraz kibirli bir adam, Ayşe Hanım’a yaklaştı: “Sen temizlik personeli misin teyze?” dedi alaycı bir sesle. Ayşe Hanım utandı, “Hayır evladım, oğlum Ahmet’e yemek getirdim,” dedi. Çavuş Demir, “Duyduğuma göre esnaf lokantası işletiyormuşsun. Dükkandan artanları mı getirdin?” diye devam etti.

O anda Ayşe Hanım’ın elleri titredi, sefer tası yere düştü, sıcak yemek mermer zemine yayıldı. O an, sadece bir yemek değil, bir annenin kalbi de paramparça oldu. Etraftakiler kısık sesle güldü, gözleriyle Ayşe Hanım’ı yargıladı.

Çavuş Demir, “Bir dahaki sefere böyle şeyler getirme. Kışlada yemeğimiz gayet güzel,” dedi. Ayşe Hanım gözyaşlarını tutamadı, dizlerinin üstüne çökerek yere dökülen yemeğe baktı.

IV. Utanç ve İçsel Fırtına

O gün Ayşe Hanım eve döndüğünde, içi acı doluydu. “Ben neyi yanlış yaptım?” diye sordu kendine. Oğlu için yaptığı onca fedakarlık, bir anda aşağılanmaya dönüşmüştü. Akşam, yakın arkadaşı Zeynep Hanım’a olanları anlattı. Zeynep Hanım öfkelendi: “Sen olağanüstü bir kadınsın, nasıl böyle konuşursun?” dedi. Ama Ayşe Hanım başını kaldıramadı.

O gece, yıllardır açmadığı tavan arasına çıktı. Eski bir sandığın içinden askeri üniformasını, madalyalarını, künyesini ve takdirnamelerini çıkardı. “Binbaşı Ayşe Kaya”, diye mırıldandı. “O zamanlar kimse beni aşağılamaya cesaret edemezdi.”

Boynuna asker künyesini taktı, madalyalara baktı. İçinde yıllardır mühürlenmiş bir güç ve onur yeniden canlanıyordu.

V. Geçmişin Çağrısı

Ertesi sabah, Ayşe Hanım’ın abisi, Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Kenan Aksoy aradı. Ayşe olanları anlattı. Kenan Paşa öfkelendi: “Senin gibi biri nasıl böyle aşağılanır? Sen Türkiye’nin ilk kadın özel kuvvetler subayısın!” dedi. Ayşe Hanım, “Geçmişte kaldı abey, ben artık sadece Ahmet’in annesiyim,” dedi. Ama Kenan Paşa kararlıydı: “O çavuşun kim olduğunu öğrenip gereğini yapacağım.”

Ayşe Hanım içsel bir çatışma yaşıyordu. Geçmişini saklamak mı, yoksa gerçek kimliğiyle yüzleşmek mi? O gün kararını verdi: Artık saklanmayacaktı.

VI. Büyük Karşılaşma

Ziyaretçi salonunda yine Ahmet’in komutanı Çavuş Demir alaycı bakışlarla yaklaşmıştı. “Sen yine mi geldin teyze?” dedi. Yine oğlunun “fazla korumacı” olduğunu, “ana kuzusu” olduğunu söyledi. Ayşe Hanım’ın gözleri doldu. Oğlunun da komutanının önünde ona mesafeli davranması, Ayşe Hanım’ın içini daha da acıttı.

Tam o sırada, gökyüzünde bir askeri helikopter sesi duyuldu. Herkes pencerelere koştu. Helikopter pistine inen kişi, Korgeneral Kenan Aksoy’du. Üniformasıyla, heybetli bir şekilde yürüyerek ziyaretçi salonuna girdi. Herkes selam durdu, ortalık bir anda sessizliğe büründü.

Kenan Paşa, “Er Ahmet Yılmaz’ın annesine hakaret eden kim?” diye sordu. Çavuş Demir titreyerek öne çıktı. Kenan Paşa, “Bu kadın benim kız kardeşim ve Türkiye’nin ilk kadın özel kuvvetler operasyon planlama subayı, emekli Binbaşı Ayşe Kaya’dır,” dedi.

Salonda ölüm sessizliği oldu. Ayşe Hanım, cebinden asker künyesini çıkardı, boynuna taktı. “Ben binbaşı Ayşe Kaya’yım,” dedi titreyen ama gururlu bir sesle.

VII. Gerçek Kimlik ve Onur

Çavuş Demir dizlerinin üzerine çöktü, “Binbaşım, gerçekten özür dilerim,” dedi. Ayşe Hanım onu kaldırdı: “Baban Başçavuş Ömer Demir’i yıllar önce bir operasyonda kurtarmıştım. Şimdi senin bana böyle davranman kaderin cilvesi.”

Ahmet, annesinin gerçek kimliğini öğrenince gözleri doldu: “Anne, neden bana hiç söylemedin?” Ayşe Hanım, “Sana normal bir hayat vermek istedim. Ama şimdi anlıyorum ki, gerçek kimliğimi saklarken sana dik duruşumu aktaramamışım,” dedi.

Salondaki herkes Ayşe Hanım’ı alkışladı. Oğluna sarıldı, “Bundan sonra saklanmayacağım,” dedi. Ahmet, “Anne, seninle gurur duyuyorum. Artık ben de senin gibi dik duracağım,” dedi.

VIII. Yeni Bir Başlangıç

Olay, kısa sürede tüm kışlaya, hatta ülke geneline yayıldı. Ayşe Hanım’ın hikayesi gazetelerde, televizyonlarda yer aldı. Lokantasının duvarına madalyalarını, üniformasını astı. Artık mavi eldivenlerini gururla takıyor, müşterilerine “Binbaşının Yeri” adlı lokantasında yemek sunuyordu.

Çavuş Demir, sivil olarak lokantaya gelip özür diledi. Ayşe Hanım ona bir tabak kuru fasulye verdi: “Emeğin kıymetini ancak saygı duyarsan anlarsın,” dedi.

Ahmet askerliğini bitirdiğinde annesiyle birlikte lokantayı işletmeye başladı. Artık gerçek kimliğini saklamayan, onuruyla yaşayan bir anne ve oğul oldular.

IX. Sonsöz

Ayşe Hanım, güneş batarken lokantasının önünde durdu. “Ben Ayşe Kaya’yım. Bir zamanlar Türkiye’nin ilk kadın özel kuvvetler subayı, şimdi ise gurur duyulacak bir oğlun annesiyim. Artık saklanmayacağım.”

Gerçek sevgi ve onur, saklanmak değil, dimdik yaşamak demektir. Herkesin bir hikayesi, bir emeği vardır. Asıl mesele, o emeğe ve kimliğe sahip çıkabilmekte.

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News