Kız arkadaşın kaçtı; şerif güldü, şişman kız kardeşini teklif etti ve çiftlik sahibi, “Onu istiyorum. Hem de bugün!” dedi.

İkinci Seçenek: Bir Kovboyun Kalbi
1. Bölüm: Kaçış ve İhanet
Gecenin zifiri karanlığında, Miller malikanesinin koridorlarında bir fısıltı dolaşıyordu. Emma, kız kardeşi Clara’nın odasının eşiğinde donup kalmıştı. Clara, aceleyle çantalarını topluyordu. Ertesi gün onun düğün günüydü; bölgenin en güçlü çiftlik sahiplerinden biri olan Jack Cole ile evlenecekti.
“Clara, ne yapıyorsun?” diye sordu Emma, sesi titreyerek.
Clara, o kusursuz yüzünü nefretle buruşturarak döndü. “Kaçıyorum Emma! Babamın toprak ve müttefiklik hırsı için tanımadığım bir kovboyla evlenmeyeceğim.”
“Ama Cole ailesine söz verildi! Babam arazi ve hayvan taahhüt etti,” dedi Emma.
Clara buz gibi bir kahkaha attı. “O zaman onunla sen evlen, Emma! Tanrı biliyor ki senden başka kimse seni istemez zaten.” Bu sözler Emma’nın yüzüne bir tokat gibi çarptı. Emma, sessiz sedasız, her zaman gölgede kalan kardeşti. Clara ise parlayan bir yıldızdı. Clara pencereden atlayıp karanlıkta bekleyen bir atlıya doğru koşarken, Emma odada yankılanan o ağır sessizlikle baş başa kaldı.
2. Bölüm: Kilisedeki Yüzleşme
Ertesi sabah kilise hıncahınç doluydu. İki büyük aile, Millerlar ve Colelar, bu birleşmeyle bölgenin en güçlü ittifakını kuracaktı. Emma kilisenin kapısında elleri titreyerek bekliyordu. Babasının emri kesindi: “İçeri gireceksin ve ne gerekiyorsa yapacaksın.”
Kapılar açıldığında tüm başlar Emma’ya döndü. Emma, beyazlar içinde değil, sıradan kıyafetleriyle koridorda yürüdü. Jack Cole, kürsünün önünde duruyordu. 35 yaşlarında, omuzları geniş, yüzü güneşten yanmış sert ama dürüst bir adamdı.
Şerif içeri girdiğinde elinde Clara’nın bıraktığı notu sallıyordu. “Görünüşe göre gelininiz kaçmış!” diye bağırdı.
Kilise bir anda karıştı. William Cole, Jack’in babası ve bölgenin en sert adamı, öfkeyle haykırdı: “Daniel Miller! Bana bir gelin söz verdin. Kontrat yapıldı!”
Emma’nın babası çaresizlik içinde kızını işaret etti: “Emma’yı al! O da benim kızım. Kontrat geçerli kalsın.”
William Cole, Emma’ya küçümseyerek baktı. “Oğlumun bu kızla evlenmesini mi bekliyorsun? Ona bir bak!” Emma yerin dibine girmek istedi. Ancak o an, Jack Cole öne çıktı. Sesi gür ve sakindi: “Onu kabul ediyorum.”
3. Bölüm: Soğuk Bir Başlangıç
Tören kısa ve ruhsuzdu. Yüzükler takılmadı, öpücükler verilmedi. Jack ve Emma, Jack’in çiftliğine giden arabada saatlerce sustular. Jack, Emma’ya bir kez bile bakmadı.
Çiftliğe vardıklarında, Jack Emma’yı yukarıdaki odaya çıkardı. Oda, Clara için hazırlanmıştı; taze güller, mumlar ve yeni bir yorgan. Jack odayı görünce yüzü kızardı. “Bunu unutmuşum,” dedi hırçın bir sesle. “Burası senin için değildi. Yani, Clara içindi.”
Eşyaları sinirle toplarken Emma onu durdurdu. “Jack, dur. Sorun değil.”
Jack derin bir nefes aldı. “Sen yatağı al, ben aşağıda uyuyacağım. Seni tanımıyorum ama seni buraya ben getirdim. Bir yatağı hak ediyorsun.” Kapıyı çekip giderken Emma, başkasının düğün gecesi için süslenmiş bu odada ilk kez gözyaşlarına boğuldu. Hayatı boyunca hep “ikinci seçenek” olmuştu.
4. Bölüm: Sessizliğin Dönüşümü
Günler haftalara bağlandı. Jack şafak vakti evden çıkıyor, akşam geç vakit geliyordu. Bir gün Emma, Jack’in ofisinde darmadağın olmuş hesap defterlerini buldu. Saatlerini harcayarak her şeyi düzene soktu.
Akşam yemeğinde defteri önüne koyduğunda, Jack şaşkınlıkla rakamlara baktı. “Sen mi yaptın bunu?”
“Babamın defterlerini ben tutardım,” dedi Emma. “İstersen bunları senin için yönetebilirim.”
O andan itibaren Jack’in Emma’ya bakışı değişti. Artık ona sadece “kabul edilmiş bir yük” olarak değil, bir ortak olarak bakmaya başlamıştı. Mutfakta unlu elleriyle ekmek açarken Jack arkasından yaklaşıp kahve makinesine uzandığında, aralarındaki çekim hissedilir hale geldi. Jack hızla geri çekildi. “Özür dilerim,” dedi sesi boğuklaşarak. Ama ikisi de biliyordu; aralarındaki buzlar eriyordu.
5. Bölüm: Zehirli Ziyaret
Bir sabah, şık bir araba çiftliğe yanaştı. İçinden Clara ve zengin kocası Thomas çıktı. Clara, Emma’nın bahçedeki yorgun ellerine bakarak acımasızca gülümsedi. “Vay canına Emma, evcilik mi oynuyorsun? Jack, umarım hayal kırıklığına uğramamışsındır.”
Clara evi gezerken her şeyi küçümsedi. “Biraz dar ama senin için mükemmel sanırım Emma.” Gitmeden önce Emma’nın kulağına fısıldadı: “Bana teşekkür etmelisin. Ben kaçmasaydım sen hâlâ bir ‘hiç’ olurdun.”
Clara gittiğinde Emma kendini çıplak ve değersiz hissetti. Jack’e dönüp, “Ben senin seçimin değildim Jack. Sadece uygun olandım,” dedi ve ağlayarak yukarı kaçtı.
6. Bölüm: William Cole’un Hamlesi
Üç gün sonra William Cole, yargıç ve avukatla çiftliğe geldi. “Bu evliliği feshetmeye geldim!” dedi William öfkeyle. Elinde bir başka zengin kızın, Margaret Morrison’ın resmini tutuyordu. “Jacob, bu kızla evlenmezsen çiftliğin yarısını senden alırım. Sözleşmeyi çiğnedin.”
Emma içerde her şeyi duyuyordu. Jack’in her şeyini kaybetmesine izin veremezdi. Çantasını topladı ve aşağı indi. “Jack, gitmeliyim. Çiftliğini kaybetme. Margaret ile evlen.”
Jack, Emma’nın omuzlarından tuttu. “Arazi senin kadar değerli değil Emma. Ben seni o kilisede sadece inat için seçmedim. Herkes gülerken senin de en az benim kadar korktuğunu gördüm. Ve o günden beri bu soğuk evi bir yuvaya dönüştürdün.” Jack, babasına dönüp haykırdı: “Çiftliği yakabilirsin baba, ama Emma’yı bırakmam!”
7. Bölüm: Büyük Karar
Kasaba halkı kilise salonunda toplandı. William Cole, Emma’nın Jack’i tuzakla evlendirdiğini iddia ediyordu. Jack kürsüye çıktı ve tüm kasabanın önünde konuştu: “Babam beni para ve aşk arasında bir seçim yapmaya zorluyor. Ben Emma’yı seçiyorum. Çünkü o gerçek. Clara bir düştü, Emma ise bir hayat.”
O sırada kasaba bankacısı ayağa kalktı. “William, Jacob son 10 yıldır bu toprakların vergisini ve bakımını kendisi ödedi. Kanunen toprak zaten onundur!” William’ın gücü ellerinden kayıp giderken Jack, Emma’nın elini tuttu ve salondan çıktılar.
8. Bölüm: Gerçek Yuva
O akşam Jack, Emma’yı yukarı çıkardı. “Gözlerini kapat,” dedi. Emma kapıyı açtığında nefesi kesildi. Oda, bu kez tamamen Emma için süslenmişti. Kendi sevdiği renklerde bir yorgan, kırlardan toplanmış çiçekler ve yanan mumlar…
“Bu kez başkası için değil,” dedi Jack. “Seni seçtiğim için burayı hazırladım. Hoş geldin evine, Emma.”
Emma, Jack’e sarıldı. Artık birinin ikinci seçeneği değil, bir adamın hayatının tek seçimiydi. İkisi o gece sadece bir kontrat gereği değil, kendi özgür iradeleriyle karı koca oldular. Ve bu, dünyadaki her şeyi değiştirmeye yetti.