1968’de gelin pastadan sonra kayboldu — 51 yıl sonra video her şeyi gösterdi

1968’de gelin pastadan sonra kayboldu — 51 yıl sonra video her şeyi gösterdi

.

ZAMANIN ÖTESİNDE BİR AŞK: EFSUN VE DENİZ’İN HİKAYESİ

Bölüm 1: Gecenin Sessizliği

İstanbul’un eski semtlerinden birinde, Arnavutköy’de, denize nazır bir yalıda başlıyordu hikaye. Efsun, sabahın erken saatlerinde uyandı. Penceresinden Boğaz’ın üzerine çöken sisli sabaha baktı. Gözleri yorgundu, ama içinde garip bir huzur vardı. Bugün önemli bir gündü. Tam yedi yıl önce, bir sonbahar akşamında Deniz’le tanışmıştı.

Efsun, yirmi dokuz yaşında, edebiyat öğretmeni bir kadındı. Hayatı boyunca kitaplara sığınmış, hikayelerde kendini bulmuştu. Ama gerçek bir hikaye yaşamak istediğini hep biliyordu. Deniz ise otuz iki yaşında, mimar bir adamdı. Sessiz, içine kapanık, ama gözlerinde derin bir hüzün taşıyan biriydi. Onunla ilk karşılaştıkları anı hâlâ çok net hatırlıyordu.

O gün, Efsun bir kitap fuarına gitmişti. Kalabalık arasında kaybolmuşken, bir adam ona çarptı. Elinden kitapları düştü. Deniz, özür dileyerek kitapları topladı ve ona uzattı. O an, Efsun’un kalbi garip bir şekilde hızlandı. Deniz’in gözlerinde bir şey vardı; bir sır, bir acı, bir hikaye. O günden sonra yolları ayrılmadı.

Bölüm 2: Yalının Sırları

Efsun ve Deniz, birkaç yıl boyunca güzel bir ilişki yaşadılar. Her şey yolunda gibiydi. Fakat bir gün, Deniz’in geçmişinden gelen bir mektup bütün dengeleri bozdu. Mektup, Deniz’in babasının eski bir dostundan geliyordu. Yalının bodrumunda saklı bir sandık olduğunu, içinde aileye ait önemli belgeler ve bir sır bulunduğunu yazıyordu.

Deniz, Efsun’a bu mektubu gösterdiğinde ikisi de şaşkındı. Yalı, Deniz’in ailesinden kalmıştı; ama bodrumuna hiç inmemişlerdi. O gece birlikte bodruma indiler. Tozlu sandığı buldular. Sandığın içinden eski fotoğraflar, sararmış mektuplar ve bir anahtar çıktı. Mektuplardan biri, Deniz’in annesinden babasına yazılmıştı. “Sana söyleyemediğim bir şey var,” diyordu mektupta. “Efsun’u bulduğunda ona anlatmalısın.”

Efsun, kendi adını görünce şaşırdı. Deniz’in annesi, Efsun’u hiç tanımamıştı. Yıllar önce vefat etmişti. Ama mektupta Efsun’a dair bir kehanet vardı. “Bir gün oğlumun hayatına bir kadın girecek. Adı Efsun olacak. Ona sakladığım sırrı anlatmalısın.” Deniz, annesinin bu sözlerine inanmakta zorlandı. Fakat Efsun, bunun bir tesadüf olmadığını hissetti.

Bölüm 3: Geçmişin İzleri

1968'de gelin pastadan sonra kayboldu — 51 yıl sonra video her şeyi gösterdi  - YouTube

Sandığın içindeki anahtar, yalıda bir başka gizli bölmeyi açıyordu. Efsun ve Deniz, eski bir kapının arkasında küçük bir oda buldular. Odanın duvarlarında eski haritalar, kitaplar ve bir tablo vardı. Tablo, Boğaz’ın eski bir görüntüsünü gösteriyordu. Tabloyu dikkatlice incelediklerinde, köşede bir not yazılıydı: “Gerçek aşk, zamanı ve ölümü yener.”

O günden sonra Efsun, Deniz’in annesinin hayatını araştırmaya başladı. Kadının gençliğinde bir kehanet gördüğü, bir falcıya gittiği ve falcının ona “Oğlun, bir gün Efsun adında bir kadına âşık olacak. Onların aşkı zamanı aşacak,” dediği ortaya çıktı. Efsun, bunun bir rastlantı olamayacağını düşündü. Deniz ise hâlâ şüpheliydi. Ama içindeki bir ses ona inanmasını söylüyordu.

Bölüm 4: Ayrılık ve Özlem

Bir yıl sonra, Deniz’in iş nedeniyle yurt dışına gitmesi gerekti. Efsun, onun gitmesini istemiyordu. Ama Deniz, ailesinin işlerini devralmak, yalıyı restore etmek zorundaydı. Ayrılık zor oldu. Efsun her gün Boğaz’a bakıp Deniz’i hayal etti. Onunla ilgili anılarını yazdı, ona mektuplar gönderdi.

Deniz ise Paris’te yalnızdı. Efsun’un mektuplarını okudukça ona olan özlemi arttı. Bir gün, Paris’te bir antikacıda eski bir saat buldu. Saatin arkasında Türkçe bir yazı vardı: “Seni zamanın ötesinde bekleyeceğim.” Deniz, bu saati Efsun’a gönderdi. Efsun, saati eline aldığında gözleri doldu. Aralarındaki bağın sadece zamana değil, başka bir boyuta da uzandığını hissetti.

Bölüm 5: Kayıp Yıllar

Deniz’in yurtdışı işi planlanandan uzun sürdü. Aralarındaki mesafe büyüdü. Efsun, yalıda yalnız kaldı. Bir gün, Deniz’den bir haber alamayınca çok endişelendi. Aradan aylar geçti. Efsun, Deniz’in dönmeyeceğinden korktu. Yalının duvarlarında onun sesini aradı, eski sandıktaki mektupları tekrar tekrar okudu.

Bir gece, yalıda garip bir rüzgar esti. Efsun, bodruma indi. Sandığın yanında eski bir defter buldu. Defter, Deniz’in annesinin günlüğüydü. Günlükte, “Aşk, kaybolsa bile geri döner. Zamanı bekle,” yazıyordu. Efsun, umutlandı. Deniz’in bir gün döneceğine inandı.

Bölüm 6: Dönüş

Üç yıl sonra, bir sonbahar akşamı, kapı çaldı. Efsun kapıyı açtığında karşısında Deniz’i gördü. Deniz çok değişmişti. Yüzü artık daha olgun, gözleri daha derin görünüyordu. Efsun ona sarıldı, ağladı. Deniz de ağladı. Ayrılık onları değiştirmişti ama aşkları hâlâ canlıydı.

Deniz, Paris’te yaşadığı zorlukları anlattı. Bir süre hastalanmış, ölümle burun buruna gelmişti. Ama hayatta kalmasının tek nedeni Efsun’a olan aşkıydı. Onun mektupları, ona güç vermişti. Efsun, Deniz’in ellerini tuttu. “Senin için bekledim. Zaman ne kadar geçerse geçsin, seni bekleyeceğim,” dedi.

Bölüm 7: Gerçek Aşkın Gücü

Deniz ve Efsun, yalıda yeni bir yaşam kurdular. Geçmişin sırlarını, annesinin kehanetini, sandıktaki mektupları artık bir kenara bırakmışlardı. Onlar için önemli olan, birlikte olmak, zamanı aşan bir aşkı yaşamak ve paylaşmaktı.

Bir gün, Efsun eski tabloyu tekrar inceledi. Tabloya dikkatlice bakınca, arka planda bir çiftin silueti vardı. Kadının adı Efsun, erkeğin adı Deniz’di. Tabloyu yapan ressam, Deniz’in annesinin gençlik arkadaşıydı. Yıllar önce tablonun köşesine adlarını işlemişti. Efsun, bunun bir tesadüf olamayacağını düşündü. Belki de bazı aşklar gerçekten zamanın ötesindeydi.

Bölüm 8: Kayıp Bir Mektup

Yalının bodrumunda bir gün temizlik yaparken, Efsun eski bir kutu buldu. Kutunun içinde bir mektup vardı. Mektup, Deniz’in annesinden Efsun’a yazılmıştı. “Sevgili Efsun,” diyordu mektupta, “Oğlumu sevdiğin için teşekkür ederim. Ona gerçek aşkı sen öğrettin. Zaman sizi ayırsa bile, ruhunuz hep birlikte olacak.”

Efsun mektubu okurken ağladı. Deniz de ona katıldı. İkisi de annesinin kehanetinin gerçekleştiğine inanıyordu. O günden sonra, her yıl dönümünde eski sandığı açıp mektupları okudular, geçmişin izlerini yaşattılar.

Bölüm 9: Birlikte Yaşlanmak

Yıllar geçti. Efsun ve Deniz, yalıda birlikte yaşlandılar. Her sabah Boğaz’a karşı kahvaltı yaptılar, her akşam eski hikayeleri anlattılar. Hayatları boyunca birçok zorlukla karşılaştılar ama birbirlerinden hiç vazgeçmediler.

Bir gün, Efsun hastalandı. Deniz ona bakmak için işini bıraktı. Efsun, “Sana yük olmak istemiyorum,” dedi. Deniz ise, “Sen benim hayatımın anlamısın. Sen olmadan yaşayamam,” dedi. Efsun, Deniz’in sevgisiyle iyileşti.

Bölüm 10: Sonsuzluğa Yolculuk

Efsun ve Deniz’in hikayesi, yalıda sona erdi. Bir sonbahar sabahı, Efsun hayata gözlerini yumdu. Deniz, onun yanında oturuyordu. Elini tuttu, “Zamanın ötesinde seni bekleyeceğim,” dedi.

Deniz, Efsun’un ardından birkaç yıl daha yaşadı. Her gün Boğaz’a bakıp onunla konuştu. Sonunda, bir kış sabahı, Deniz de hayata veda etti. Yalının bahçesinde, Efsun’un yanında gömüldü.

Yalı, yıllar boyunca boş kaldı. Ama hikayeleri, mektupları, tabloları ve sandıkları yeni kuşaklara ilham verdi. Arnavutköy’de, Boğaz’ın rüzgarı hâlâ Efsun ve Deniz’in aşkını fısıldıyordu.

Bölüm 11: Zamanın Ötesinde

Yıllar sonra, Efsun ve Deniz’in torunu, yalıya taşındı. Bodrumdaki sandığı buldu, mektupları okudu. Büyükannesinin ve büyükbabasının hikayesini öğrendi. Onların aşkı, zamanın ötesine taşınmıştı.

Torun, sandığın içinden bir anahtar buldu. Yalının gizli odasını açtı. Odada, Efsun ve Deniz’in gençlik fotoğrafları, annesinin kehaneti ve eski tablo vardı. Torun, tabloya bakarken bir not buldu: “Gerçek aşk, zamanı ve ölümü yener.”

O günden sonra, torun da kendi aşkını buldu. Ve büyükannesinin sözlerini hiç unutmadı: “Aşk, kaybolsa bile geri döner. Zamanı bekle.”

SON

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News