Cerrah “Ne saçma dövme” diye güldü. Müdür titredi: “O Özel Kuvvetler Lideri!”

Cerrah “Ne saçma dövme” diye güldü. Müdür titredi: “O Özel Kuvvetler Lideri!”

.
.

Gizemli Binbaşı: Elif’in Hikayesi

Bölüm 1: Hastanenin Sessiz Dünyası

Beyaz ışıkların altında, steril odalar, paslanmaz çeliklerin soğuk yüzeyleri, penceresiz duvarlar… Burası, Elif’in dünyasıydı. Özel Araf Hastanesinin 4. katındaki ameliyathane, zamanın durduğu bir yerdi. Dışarıdaki dünyanın hareketliliği ve gürültüsü bu odada hiç var olmuyordu. Burada sabah veya akşam yoktu, sadece nöbetler ve kesilmesi gereken bedenler vardı. Bir tür robotlaşmış hayat. Elif, o sabah da yine görevine başlamadan önce ellerini yıkıyordu. Ama bu sadece bir temizlikten çok daha fazlasıydı. Ellerini yıkarken sadece mikropları değil, dış dünyadaki kimliğini, geçmişini, her şeyini o sabunla akıtıp gönderiyordu.

Elif, 32 yaşında, ancak gözlerindeki derinlik onu yaşsız kılıyordu. Kimse onu tanımıyordu. Kimse, yüzündeki maskenin ardındaki kadınla ilgilenmiyordu. Yalnızca hastalar, sadece operasyonlar vardı.

Bölüm 2: Cerrah Haldun ve Yeni Misafir

O sabah, her zamanki gibi, hastanenin ambiyansı Elif’i hiçbir şekilde etkilemiyordu. Fakat içeri giren Haldun, her zamanki gibi, gülüşleriyle ortamı kirletti. 45 yaşlarında, kendi yeteneklerine olan aşırı güveniyle tanınan, yüksek egolu bir cerrahtı. Haldun’un esprisi, her zaman olduğu gibi odada yankı yaptı, ama asistanlarıyla birlikte gülerken, onların gülüşü kısa ve mekanikti. Elif, Haldun’un kendisine yönelttiği alaycı şakayı duymazdan geldi. Elif, sessizdi. Sessizlik, ona ait olan bir eylemdi. Ama Haldun, onun bu suskunluğunu bir itaat, bir eziklik olarak gördü ve bu onu memnun etti.

Elif, kimseye cevap vermemeyi seçmişti. Çünkü o an için bu kadar gereksiz bir insanla zaman harcamak istemiyordu. Haldun’un alaycı sorusuna, “Yeni misin?” sorusuna ise sadece “Evet,” demekle yetindi. Çünkü, Elif’in cevabı aslında cevapsız bir başkaldırıydı.

Bölüm 3: Dövme ve Gizli Geçmiş

Bir süre sonra Haldun, Elif’in kolundaki dövmeyi fark etti. Bu dövme, sıradan bir dövme değildi. Bir hançer, kanatlı kartallar, bir mermi… Her çizgi, her detay, geçmişin bir parçasıydı. Haldun, dövmenin anlamını çözemedi ama Elif’in ne kadar güçlü olduğunu ve ne kadar sert bir geçmişi olduğunu hissedebiliyordu.

“Bu dövme ne?” diye sordu. Haldun, Elif’in geçmişine dair hiçbir şey bilmiyordu ama bu dövme, ona hayatını ve ölümünü hatırlatıyordu. Elif, hiçbir şekilde bu dövmenin anlamını açıklamadan, sadece soğukkanlı bir şekilde görevini yerine getirdi. Haldun, ona takılmayı sürdürdü, ama Elif’in sessizliği, Haldun’un oyunlarına karşı verdiği sessiz bir direnişti.

Bölüm 4: Ameliyat Masasında Karar Anı

Bir süre sonra, Elif ve Haldun, ilk operasyonlarına başlamışlardı. Haldun, her zaman olduğu gibi, kontrolü elinde tutmaya çalışıyordu. Ama bu sefer işler farklıydı. Elif, her hareketiyle Haldun’a kendisini hatırlatıyordu. Haldun, Elif’in hızını ve profesyonelliğini fark etti, ancak bir şey eksikti: O, bu kadar hızlı ve doğru hareket eden bir hemşireyi ilk kez görüyordu.

Elif, her aletin yerini ezberlemişti. Haldun, yeni başlayan bir cerrah gibi değil, sadece bir oyuncuydu. Elif’in hareketleri, bir askerin savaştaki keskinliği gibi, kusursuzdu. Haldun, cerrahi hatayı kabul etmek yerine, tüm suçu biyolojiye atmaya çalıştı. Ama Elif, sessizce doğruyu yaptı ve operasyonu başarıyla tamamladı.

Bölüm 5: Elif’in Gerçek Kimliği

Ameliyatın ardından, Elif hastanın başında sessizce duruyordu. Herkes, Haldun’un büyük bir cerrah olduğuna inanıyordu. Ama Elif, aslında bir askerin ruhuna sahipti. Yıllar önce, bir sahra hastanesinde, dağda, arkadaşlarının kanlarıyla kararmış toprakta, o dövmesini ilk kez yaptırmıştı. Bu dövme, sadece bir süs değil, bir hatıra ve bir kimlikti.

Haldun’un alaylarına, elbisesindeki dövme ile yanıt vermedi. Çünkü Elif, aslında çok daha büyük bir güce sahipti. Haldun, ona her ne kadar küçümseyici bir bakış atsa da, Elif’in gözlerinde bir tehdit vardı. O gözler, sadece bir hemşirenin değil, bir askerin gözleriydi. Haldun, Elif’in o sessizliğinden rahatsız oluyordu. Ama o gözler ona her şeyi hatırlatıyordu: Gücün, cesaretin ve sabrın anlamını.

Bölüm 6: Gerçek Gücün Ortaya Çıkışı

Ameliyat odasında, Haldun’un kibri sonunda yerle bir oldu. Elif, sadece doğruyu yapıyordu. Haldun, bir yanda kükrerken, Elif her hareketiyle doğruyu yapıyordu. Haldun, sonunda, Elif’in gücünü fark etti ama iş işten geçmişti. Haldun, bu kadar profesyonel birinin nasıl olduğunu anlamıştı. Elif, sadece bir hemşire değildi. O, geçmişiyle ve cesaretiyle, hayat kurtarmak için var olan bir askeri liderdi.

Elif, sessizce görevini yerine getiriyordu. O dövme, sadece bir işaret değil, hayatını şekillendiren bir simgeydi. Artık, kimse onu küçümsemiyor, herkes saygı gösteriyordu.

Sonuç

Elif, sessiz bir kahramandı. Hemşire olarak tanındı, ama aslında bir askerdi. Haldun’un küçük dünyasında, egosu ne kadar büyükse, Elif’in gücü o kadar derindi. Elif, tüm dünyasına ve çevresine her zaman sessizce ama kararlı şekilde liderlik yapıyordu.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News