Kardeşime Dokundular, Bordo Bereli Ablasının Gazabını Bilmiyorlardı
.
.
Elif ve Zeynep: Kardeşlik, İntikam ve Gücün Gerçek Tanımı
İstanbul’un E5 karayolunda trafik sabahın erken saatlerinden itibaren tıkanmaya başlamıştı. Güneş, Haliç’in üzerindeki sis perdesini aralarken, araçlar, bir metal yılan gibi birbirine paralel ilerliyor, motorların ve kornaların sabırsız çığlıkları şehrin kalbinde yankı buluyordu. Ancak bu gürültü içinde, Elif’in sesindeki çelik, her şeyi yerinden oynatmaya yetecek kadar güçlüydü.
Kardeşi Zeynep, tam karşısında, yorgun ve hüzünlü bir şekilde oturuyordu. 19 yaşındaydı ve hayatının baharındaydı; fakat yüzü, bir savaş meydanından farksızdı. Patlamış dudağının kenarından sızan kan kurumuş, sol yanağı mor ve şişmişti. Gözleri ise uyku eksikliği değil, derin bir ruhsal yorgunluğun izlerini taşıyordu. Elif, keskin bakışlarıyla Zeynep’e doğru döndü ve sadece bir cümleyle durumu netleştirdi:
“Bu ne demek oluyor Zeynep?”

Sesindeki öfke, ne kadar düşük sesle konuşsa da, odanın her köşesinde yankılandı. Zeynep, gözlerini kaçırarak cevap verdi: “Abla, ben düştüm merdivenden.” Sesindeki titremeye Elif, derin bir nefesle karşılık verdi. Elif, yıllarca savaşın ortasında olan, hem fiziksel hem de ruhsal olarak savaşmış bir kadındı. Gözleri, yıllarca gördüğü ihanetleri, haksızlıkları ve acıları hafızasında tutuyordu. Bu basit bir düşme vakası değildi. Bunu içinden biliyordu.
“Bana bir daha asla yalan söyleme,” dedi Elif, sesi iyice alçalmıştı ama her kelime, Zeynep’in omurgasına bir ürperti gibi dokundu.
Zeynep’in dudaklarından yaşlar süzüldü. Hıçkırarak, “Abla, yapamadım. Dayanamadım artık,” dedi. Elif yerinden fırladı, ama Zeynep’e doğru değil, odanın karşı duvarına yöneldi. Çıplak eliyle duvara öyle bir yumruk indirdi ki, alçı çatırdadı ve duvarda bir krater oluştu. Zeynep korkuyla yerinden sıçradı, Elif’in parmak eklemlerinden kan sızıyordu ama o acıyı hissetmiyordu. Çünkü içinde kaynayan şey, saf bir öfkeydi. Öfke, çok derin bir yerden, ailesine uzanan zalim elleri yıkma güdüsünden doğuyordu.
“Anlat Zeynep,” dedi Elif yavaşça dönerken. “İsim, yer, zaman, her şeyi…” Gözlerinde bir kurdun, avına kilitlenmiş gözleri gibi bir parlama vardı. Zeynep, hıçkırıkları arasında, titreyerek anlatmaya başladı.
Her şey, birkaç ay önce okulda başlamıştı. Okulun en popüler, en zengin ve en zalim çocuğu olan Arda Soykan, etrafında topladığı zorba arkadaşlarıyla okulda terör estiriyordu. Zeynep, sessiz ve içine kapanık doğasıyla mükemmel bir hedef haline gelmişti. İlk başlarda laf atmalar, küçük sataşmalar olmuştu. Ama sonra işler çığırından çıkmıştı. Para istemeler, ödevlerini zorla yaptırmalar, Zeynep direndiğinde ise şiddet başlamıştı.
“Bugün, bugün beden dersinden sonra beni spor salonunun arkasındaki boş depoya çektiler,” dedi Zeynep, sesindeki acı tekrar belirginleşerek. “Arda yüzüme vurdu. Kenan karnıma tekme attı. Caner de telefonla videoya çekiyordu. Gülüyorlardı abla. Hepsi gülüyordu.”
Elif, tüm ifadesini kaybetti. Yüz kasları seğirdi. Videoya çekmek. Bu sadece fiziksel bir saldırı değildi. Bu, onurun, insanın içindeki en değerli şeyin parçalanmasıydı. Mağdurun elinden her şeyi alıp onu sonsuz bir utanç döngüsüne hapsetmekti. Elif’in içinde bir fırtına başladı. Kardeşine yaşattıkları acıların bedelini almalıydılar.
“Anlat,” dedi Elif. “İsim, yer, her şey.” Zeynep titrek bir şekilde ve gözleri hala yaşlarla dolu şekilde anlatmaya devam etti. Şimdi, Elif’in ruhu bir stratejist gibi çalışıyordu. Bir savaşçının soğukkanlılığına bürünerek, rakiplerini tek tek etkisiz hale getirmeye odaklanıyordu.
Gecenin sonunda Elif, intikamını almak için hazırlıklarını yaptı. O gece, kaybolan bir avcıydı. Şimdi ise avını bulmaya ve onu parçalara ayırmaya hazırdı. Elif, yıllar önce öğrendiği yetenekleri şimdi kendi kişisel adaletini sağlamak için kullanıyordu.
“Arda Soykan, Kenan Demir, Caner Atalay. Bu üç isim benim beynimde hiç silinmeyecek şekilde kazındı,” diye düşündü Elif. Artık bu üç ismi yok etmek, onlar için yaşattıkları acıları onlara yaşatmak için yola çıkıyordu.
“Anlat Zeynep, her şeyi. Bu artık bitti,” dedi Elif. Ve o gece, Zeynep’in yaşadığı acıyı, Elif’in öfkesi sonlandıracaktı. Zeynep’in acısı, Elif için yeni bir başlangıç, kendisinin kurduğu kısmi adalet dünyasıydı.