Çin Komutanı ‘Türkleri Atlayın’ Emri Verdi! 😮 Askerler ‘Neden?’ Diye Sordu!

KORE DAĞLARINDA BİR TÜRK DESTANI: KUMYANGJANG-Nİ RÖVANŞI

1. Bölüm: Kaderin Cilvesi – Karşı Karşıya Gelen Eski Düşmanlar

1951 yılının Ocak ayıydı. Kore Yarımadası, dondurucu bir kışın pençesinde, barut kokusu ve kar fırtınalarıyla sarsılıyordu. Kumyangjang-ni bölgesi yakınlarında Türk Tugayı istihbarat subayları, önlerindeki mevzilerde bulunan düşman birliklerini tespit etmeye çalışıyordu. Ele geçen raporlar ve keşif faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan bir detay, karargahtaki subayların yüzünde sert bir ifadeye sebep oldu.

Karşılarındaki güç, Çin 38. Kolordusu’na bağlı 150. Tümen’di. Bu isim, Türk askeri için sadece bir askeri birim adı değildi. Bu tümen, tam iki ay önce Kasım 1950’de Kunuri’de Türk Tugayı’nı kuşatan, onları dondurucu dağ yollarında dört bir yandan çeviren aynı birlikti. O zaman Türkler savunmadaydı, cephaneleri bitmek üzereydi ve etrafları binlerce Çinli askerle sarılmıştı.

Ancak şimdi roller değişmişti. Türk Tugayı artık savunmada değildi; taarruz hazırlığındaydı. Bu harekat, Birleşmiş Milletler ordusu için sadece stratejik bir tepeyi ele geçirme göreviydi ama Türk askeri için Kunuri’nin rövanşı, onur ve intikam mücadelesiydi.

2. Bölüm: Kunuri’nin Acı Anıları ve Kahramanlık Yılları

Kumyangjang-ni’deki hesaplaşmayı anlamak için iki ay öncesine, Kunuri Boğazı’na dönmek şarttı. 1950 Ekim ayında Pusan Limanı’na ayak basan 5.000 kişilik Türk Tugayı, Cumhuriyet tarihinin ilk yurt dışı görevine çıkmıştı. Tugayın başında, 62 yaşında bir Çanakkale gazisi olan Tuğgeneral Tahsin Yazıcı vardı. Yazıcı, bu göreve gelebilmek için rütbesini bile düşürmeyi göze almıştı.

Kasım sonunda Çin Halk Kurtuluş Ordusu, 60.000 kişilik devasa bir güçle sınırı geçmiş ve BM hatlarını darmadağın etmişti. Amerikan ordusu güneye çekilirken, çekilme yolunu açık tutma görevi Türk Tugayı’na verilmişti. Türk askeri, Vavon ve Kunuri bölgesinde kendisinden on kat kalabalık olan Çin birlikleriyle tek başına çarpıştı.

Dünya medyasının “Türkler yok edildi” dediği noktada, Türk askeri o efsanevi süngü hücumunu gerçekleştirmişti. -20 derecede, mermileri bittiğinde süngülerini takıp “Allah Allah” nidalarıyla Çin kuşatmasını yarmışlardı. Kunuri’de 218 şehit verilmişti ancak Amerikan 8. Ordusu tamamen imha olmaktan kurtulmuştu. Şimdi, Ocak 1951’de Türk askeri yeniden toparlanmış, yaralarını sarmış ve kaybettiği silahların yerine yenilerini almıştı.

3. Bölüm: Kumyangjang-ni – Kanlı Tepenin Eşiğinde

24 Ocak 1951 sabahı Türk Tugayı, Çonan bölgesinden hareket etti. Hedef, 151 rakımlı tepe ve Kumyangjang-ni kasabasıydı. Bu tepe, bölgenin en stratejik noktasıydı; tepeyi kontrol eden, tüm ulaşım yollarını kontrol ediyordu.

Tugay komutanları haberi askerlere yaydı: “Karşımızdakiler Kunuri’deki aynı tümen!” Bu haber, Mehmetçik arasında bir elektriklenmeye sebep oldu. Askerler botlarını daha sıkı bağladı, süngülerini parlatıp tüfeklerine sabitlediler. Artık korku yoktu, sadece sabırsızlık vardı.

25 Ocak sabahı harekat başladı. Türk birlikleri iki koldan saldırıya geçti. Sağ kolda Binbaşı Mithat Uluünlü, sol kolda ise Binbaşı İmadettin Kuranel’in taburları ilerliyordu. Çinli keskin nişancılar yüksek tepelerden ateş yağdırırken, Amerikan M48 Patton tankları Türk piyadesine destek veriyordu. Ancak arazi o kadar dikti ki tanklar bir noktadan sonra durmak zorunda kaldı. Artık savaş piyadenin, yani insanın insana karşı mücadelesine dönmüştü.

4. Bölüm: 151 Rakımlı Tepede Süngü ve Çelik

Öğleden sonra Türk askeri tepe eteğine ulaştı. Çinli savunmacılar makineli tüfeklerle ölüm kusuyordu. Tam o sırada komutanların beklenen emri yankılandı: “Süngü tak! İleri!”

Binlerce Türk askeri, tüfeklerinin ucuna taktıkları süngülerle, mermi yağmuru altında tepeye doğru koşmaya başladı. Çinliler şaşkındı; modern savaşta böyle bir saldırı görülmemişti. Türk askeri tepeye vardığında mermiler sustu, yerini çelik sesleri ve haykırışlar aldı. El bombaları siperlerin içinde patlıyor, süngüler düşman göğüslerine saplanıyordu.

Amerikan gözlemci subayları dürbünleriyle bu sahneyi dehşet içinde izliyordu. Yarbay Blair, raporunda “D-Day’de, Normandiya’da bile böyle kanlı bir yakın dövüş görmedim,” diye yazacaktı. Türk askeri mermisi bitince tüfek dipçiğiyle saldırıyor, o da yetmeyince boğaz boğaza dövüşüyordu. 26 Ocak akşamına gelindiğinde 151 rakımlı tepe tamamen Türk kontrolündeydi.

5. Bölüm: 12 Şehide Karşı 1734 Düşman – Bir Askeri Mucize

Ertesi sabah savaş alanı incelendiğinde ortaya çıkan rakamlar dünyayı sarsacaktı. Türk Tugayı bu muharebede sadece 12 şehit vermiş, 30 askeri yaralanmıştı. Buna karşılık, tepenin yamaçlarında tam 1734 Çinli askerin cesedi sayılmıştı.

Bu oran (1’e 145), modern askeri tarihin en inanılmaz istatistiklerinden biriydi. Bir tabur askerin, kendisinden kat kat büyük bir tümeni neredeyse tamamen imha etmesi dünya basınında manşetlere taşındı. Washington Tribune, “Türkler dünyanın en iyi savaşçıları olabilir,” diye yazarken, Time dergisi kapağına Türk askerini taşıyordu.

General Douglas MacArthur, Türk birliğini “Kahramanların Kahramanı” ilan etti. Amerikan Başkanı Harry Truman, Türk Tugayı’na Amerikan ordusunun en yüksek birlik ödülü olan “Mümtaz Birlik Nişanı”nı verdi. Ama Türk askeri için en büyük ödül, Kunuri’nin acısını çıkarmış olmaktı.

6. Bölüm: Miras ve Unutulmayan Hatıralar

Kore Savaşı 1953 yılında ateşkesle sona erdiğinde, Türk askeri geride silinmez bir iz bırakmıştı. Çin ordusu, savaşın geri kalanında Türk mevzilerine saldırmadan önce her zaman duraksamış, “Türk Korkusu” adında bir olgu askerleri arasında yayılmıştı. Amerikan askerleri ise “Yanımızda Türkler varsa rahat uyuyabiliriz” diyerek Mehmetçiğe olan güvenlerini dile getirmişlerdi.

Bugün Güney Kore’nin Kumyangjang-ni kasabasında ve Busan’daki Birleşmiş Milletler Şehitliği’nde Türk askerinin anısına dikilmiş abideler yükseliyor. Anıtın üzerinde Türkçe ve Korece şu ifade yer alır: “Özgürlük bedava değildir, birileri onun bedelini ödemiştir.”

Kore dağlarında yatan 721 Türk şehidi, binlerce kilometre uzaktaki bir halkın özgürlüğü için can vermişti. Kumyangjang-ni başarısı, Türk askerinin disiplinini, nişancılığını ve sarsılmaz cesaretini tüm dünyaya kanıtlayan altın bir sayfa olarak tarihteki yerini aldı.