Taburcu günü şok: Ölü denilen kız kardeşim fısıldadı — “Kocanın arabasına sakın binme!”

.
.

“Yıkılmadan Ayağa Kalkmak”

Sabahın ilk ışıkları, hastaneye girdiğimizde içimi ısıtmıştı. Kerem, yanımda mavi balonları tutarken, o tanıdık sakin gülümsemesiyle beni bekliyordu. Bebeğimiz, Emir, kucağımdaydı. O an, hayatımın en mutlu anı olmalıydı. Kerem, arabayı hastane kapısının önüne çekti. O kadar huzurluydu ki, etrafındaki her şey sessiz bir uyum içindeydi.

Ama tam o sırada, arkamdan titrek bir ses duydum. “Sakın o arabaya binme!” diye seslendi birisi. Başımı çevirdiğimde, gözlerim doldu. Karşımdaki Zeynep’ti. O, yedi yıl önce İzmir yolunda geçirdiği kazada öldüğünü sandığımız ablamdı.

Solgun bir şekilde önümde duruyordu. Saçları omuzlarına kadar uzamıştı ve gözlerinde tanıdık o bakış vardı; kararlı ve koruyucu bir bakış. “Bebeği al ve kaç!” dedi Zeynep, fısıldarcasına. Kerem, arabaya doğru yaklaşırken, bir adım bile atamamıştı. Hemen yerimden kalkıp Zeynep’in yanına doğru yürüdüm, kalbim hızla atıyordu.

“Ne demek istiyorsun Zeynep?” diye kekeledim. “Kerem’e bir şey oldu mu?” Zeynep’in yüzünde korku vardı. “Zaman yok, Elif. O kazada ölmedim, ölmem gerekiyordu, yoksa hepimizi bitireceklerdi!”

O an içimde bir şeyler kırılmaya başlamıştı. Her şeyin bir anlamı olmalıydı ama ne? Zeynep’in söyledikleri, Kerem’in geçmişine dair her şeyi sorgulamama neden olmuştu. Zeynep, beni hastanenin yan sokağından uzak bir çay ocağına götürdü.

“Elif,” dedi Zeynep, “Beni öldürmeye çalıştılar. Ama senin için hayatta kaldım. O kazayı düzenleyen insanlar, Serdar’ın iş bağlantılarıydı. Bebeğini almak istiyorlar. Ben de bu yüzden saklandım.” Zeynep, çantasından eski bir zarf çıkardı ve bana uzattı. “Bunları gösterdim, ama bunları açma, ne olur.”

İçimdeki kararsızlık büyüdü. Zeynep’in söyledikleri, beni derinden sarsıyordu. Zeynep’in kendini öldürmeye çalıştığını, bu kadar acı verici bir planın içinde olduğunu hiç düşünmemiştim. Çantasındaki zarfı açtım ve içinden çıkan fotoğraflar, yazışmalar, banka transferleri bana Kerem’in o karanlık dünyasında ne kadar derinlere battığını gösterdi.

O gün, Zeynep’in hayatımda eksik olan parçayı bana tekrar gösterdiğini fark ettim. Kerem’in son haftalarda yaptığı tuhaf konuşmalar, o Dubai planları, hepsi şimdi anlam kazanıyordu. O gün Zeynep beni uyandırmıştı. “Beni izliyorlar,” dedi Zeynep. “Sakın arabaya binme!”

Zeynep’in sözleriyle içimdekiler bir bir yerine oturdu. Kerem’in yedi yıl önceki eski ilişkileri, çocuk kaçakçılığına karışan o gizli bağlantılar, her şey birbirine bağlanıyordu. O an, bir yandan Kerem’in elini sıkıca tuttum, ama diğer yandan Zeynep’in uyarıları beynimde yankı yapıyordu. Zeynep’in söylediklerinin gerçeği bulmak, bambaşka bir savaşa doğru adım atmaktı.

Kerem’in gözleri, ne olduğunu anlamış gibi takılı kaldı. Sanki bir şeyleri fark etmişti ama o kadar kararlıydı ki, hiçbir şeyin üzerinde durmak istemiyordu. “Bebeğimizi al,” dedi Kerem. “Hayatımız kusursuz olacak. Her şey hazır.” Zeynep’in dedikleri kulaklarımda yankı yaparken, içimde bir şey kırıldı. O an Kerem’e güvenim sarsıldı. Bebeğimle birlikte Kerem’in ne planları vardı? Onu takip edebilir miydim? Ne olacaktı?

Zeynep’ten duyduklarım, Kerem’in gerçek kimliğini sorgulamama neden olmuştu. Zeynep’in, Serdar’ın bağlantılarından bahsetmesi, bizi tehlikeye sokan kişilerin kim olduğunu anlamamı sağladı. O an, karanlık bir ağın içine düştüğümüzü fark ettim. Zeynep’in söyledikleri gerçeği yavaşça açığa çıkarıyordu. O gün beni uyandıran tek şey, Kerem’in karanlık ilişkileri ve doğacak bebeğimizin onlardan etkilenmesiydi.

Zeynep’in gizliliği bozmadan hayatta kalması için yaptığı planlar, beni düşündürüyordu. O gece, Zeynep’in söyledikleri, ne kadar büyük bir yükün altındayız diye düşünmemi sağladı. Kerem’in o dünyadaki yeri, belki de bizimkini etkilemişti. Şimdi, bu karanlık dünyadan çıkmak için her şeyimizi riske atmaya mı mecburduk?

Hastaneden ayrıldığımda, polisler Zeynep’in saklanmasında yardımcı oldular. Artık tehlike peşimizdeydi. Hande Yıldız, eski bir arkadaşım, İstanbul Emniyetinde komiser yardımcısıydı. Zeynep’le her şeyi anlatıp gizlendiğimizde, bu kadar karmaşık bir durumun içine girdiğimiz için şaşkındık. Sonraki haftalarda araştırmalar başladı ve Kerem’in karanlık dünyasında kaybolan bebekler hakkında bilgiler elde ettik.

Zeynep’in, Kerem’in geçmişinden ne kadar haberi vardı, bilmiyordum. Fakat bir şey kesindi; biz artık kaybolmuş bir dünyada doğruyu bulacaktık. Karanlık bir gün, sonunda bize göz açtırıyordu. Ailemle birlikte kazandığımız bu savaşta bir şey çok netti: Bir aile her zorluğa dayanabilir.