F-35 KRİZİ BİTİYOR MU? F-35 Tuzağı mı, KAAN Korkusu mu? Rüzgar Neden Tersine Döndü?
.
Göklerin Hakimi
Bölüm 1: Giriş
Yıllar önce, Türkiye’nin savunma sanayisinde büyük bir devrim yaşanıyordu. Ülke, kendi milli muharebe uçağını, Kaan’ı geliştirmek için kolları sıvamıştı. Ancak bu süreç, uluslararası ilişkilerin karmaşık yapısı ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile yaşanan F-35 krizinin gölgesinde ilerliyordu. Türk hükümeti, Kaan projesinin yanı sıra F-35 programına katılma hayalini de taşımaktaydı. Ancak S-400 hava savunma sisteminin alımı, Türkiye’nin F-35 programından çıkarılmasına neden olmuştu. Bu durum, Türkiye’nin havacılık alanındaki hedeflerine ulaşmasını zorlaştırıyordu.
Bölüm 2: F-35 Krizi Başlıyor
F-35 programı, dünya genelinde birçok ülkenin katıldığı büyük bir ortaklık projesiydi. Türkiye, bu projeye dahil olarak gelişmiş teknolojilere erişim sağlamayı hedefliyordu. Ancak, S-400 alımı sonrası Türkiye’nin projeden çıkarılması, büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. Türk mühendisler, F-35’in yerini alacak bir uçak geliştirmek için çalışmalara hız verdiler. Kaan, bu süreçte ortaya çıkan bir umut ışığıydı. Ancak, ABD’nin tutumu belirsizliğini koruyordu.

Bölüm 3: Kaan Projesinin Doğuşu
Kaan, Türk mühendislerin özverili çalışmaları sonucu geliştirilmeye başlandı. Proje, başlangıçta birçok kişi tarafından şüpheyle karşılandı. “Maket uçak yapıyorlar,” diyenler oldu. Ancak, mühendisler, bu eleştirileri dikkate almadılar ve gece gündüz çalışarak Kaan’ı gerçeğe dönüştürmek için çabaladılar. Gelişmeler, yavaş ama istikrarlı bir şekilde ilerliyordu. Kaan, sadece bir uçak değil, aynı zamanda Türkiye’nin bağımsızlık sembolü olma yolunda ilerliyordu.
Bölüm 4: Uluslararası İlişkilerdeki Gelişmeler
ABD’nin Türkiye’ye karşı tutumu, zamanla değişmeye başladı. Büyükelçi Tom Barak’ın yaptığı açıklamalar, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dönebilme ihtimalini gündeme getirdi. Barak, “Önümüzdeki 4 ila 6 ay içinde bu F-35 ve S-400 sorunu çözülebilir,” dedi. Bu açıklama, Türkiye’de büyük bir heyecan yarattı. Ancak, bu durumun arka planında ne olduğu merak konusuydu. ABD’nin Türkiye ile barışmak istemesinin sebebi, Kaan projesinin hızla ilerlemesi miydi?
Bölüm 5: Kaan’ın Uçuşu
2024’ün Şubat ayında, Kaan ilk uçuşunu gerçekleştirdi. Bu, Türk savunma sanayisi için bir dönüm noktasıydı. Kaan, gökyüzünde süzüldüğünde, tüm Türkiye’nin yüreği bir kez daha umutla doldu. Uçak, sadece bir mühendislik başarısı değil, aynı zamanda ulusal bir gururdu. Kaan’ın uçuşu, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesinin bir simgesi haline geldi. Ancak, bu başarı, ABD’yi de endişelendirdi. Çünkü Kaan, sadece bir uçak değil, aynı zamanda Türkiye’nin savunma sanayisindeki bağımsızlığının bir göstergesiydi.
Bölüm 6: Endonezya ile Anlaşma
Geçtiğimiz aylarda, Türkiye, Endonezya ile Kaan’ın satışını görüşmek üzere masaya oturdu. Yaklaşık 48 adet Kaan uçağı için anlaşma sağlandı. Bu, Türk savunma sanayisi için dev bir başarıydı. Endonezya, daha önce Güney Kore ile çalışıyordu, ancak Türkiye’nin Kaan projesine olan ciddiyetini görünce yönünü değiştirmişti. ABD, bu durumu fark ettiğinde, Türkiye ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmek zorunda kaldı.
Bölüm 7: ABD’nin Taktikleri
ABD, Kaan projesinin hızla gelişmesi karşısında endişeliydi. F-35, sadece bir uçak değil, aynı zamanda bağımlılık aracıydı. Türkiye, F-35 alırsa, bakımını, yazılımını ve yedek parçalarını ABD’den almak zorundaydı. Ancak Kaan, Türkiye’nin milli bir projesiydi. Bu durum, ABD’nin savunma sanayisi için büyük bir tehdit oluşturuyordu. Barak’ın açıklamaları, ABD’nin Türkiye ile yeniden bir pazarlık yapma isteğinin bir yansımasıydı.
Bölüm 8: İki Yüzlü Oyun
Ancak, bu durumun iki yüzü vardı. ABD, Türkiye’yi oyalıyor olabilir miydi? Kaan projesinin hızla ilerlemesi, ABD’nin işine gelmiyordu. Eğer Türkiye, F-35 alırsa, Kaan projesinin gelişimi yavaşlayabilirdi. Bu nedenle, ABD’nin Türkiye’ye F-35 teklif etmesi, Türkiye’nin Kaan projesinden vazgeçmesini sağlamak için bir taktik olabilir. Türkiye, F-35’leri almayı kabul ederse, belki de “Artık Kaan’a ihtiyaç yok” diyerek projeyi rafa kaldırabilirdi.
Bölüm 9: Stratejik Hamleler
Türkiye, F-35’leri almayı düşünürken, S-400’leri aktif olmayan bir duruma getirmek zorunda kalabilir. Bu durum, Türkiye’nin ulusal güvenliği açısından sıkıntılı bir karar olabilirdi. Ancak, devlet bazen mevcut şartlara göre geri adımlar atabilir. Bölgedeki gerginlikler, Yunanistan’ın ABD’den F-35 onayı alması ve Fransa’dan Rafael uçakları alması, Türkiye’nin bu durumu göz önünde bulundurmasını gerektiriyordu. Kaan, seri üretime geçene kadar, F-35’ler geçici bir çözüm olarak düşünülebilirdi.
Bölüm 10: Kaan ve F-35’in Rolü
Kaan ve F-35, birbirinin rakibi değildi. F-35, düşman sahasına gizlice girmek ve bilgi toplamakla görevliydi. Ancak Kaan, bir avcı uçağı olarak F-35’ten çok daha üstün özelliklere sahipti. Çift motorlu, güçlü ve hızlı olan Kaan, havada düşman uçaklarını görürse affetmezdi. Kaan, F-22 gibi süper savaş uçakları sınıfındaydı. Ancak, Kaan projesi ilerledikçe, F-35’in Türkiye için önemi azalacaktı. F-35, artık olmazsa olmaz bir ihtiyaç olmayacaktı.
Bölüm 11: Sonuç ve Gelecek
F-35’in alınamaması, dünyanın sonu değil. Kaan projesi, Türkiye’nin savunma sanayisinde bir devrim yaratacak potansiyele sahipti. Kızılelma gibi insansız savaş uçakları ile bu açığı kapatmak mümkün olacaktı. F-35’in devri kapanırken, insansız uçakların devri başlayacaktı. Türkiye, F-35 yerine Kaan’ı tercih ederek, bağımsızlık ve ulusal güvenlik açısından önemli bir adım atmış olacaktı.
Sonuç olarak, Kaan projesi, Türk mühendislerinin azmi ve kararlılığı ile gelişmeye devam edecek. F-35 meselesi, Türkiye’nin savunma sanayisindeki bağımsızlık mücadelesinin bir parçası olarak kalacak. Türk halkı, kendi milli muharebe uçağına sahip olmanın gururunu yaşayacak ve gelecekte daha güçlü bir savunma sanayisi ile uluslararası alanda yerini alacaktır.