La novia frente a la iglesia recibió el mensaje: “No voy a ir.” El sol de Sevilla caía como una bendición y una…
Uyandığında hastane odasındaydı ve doktor ona şöyle dedi: “O, seni kurtarmak için… öldü.” Hastanenin beyaz ışığı gözlerini yakıyordu. Monitörün sesi, düzensiz nefes alışını…
Despertó en la habitación del hospital, y el médico le dijo: “Ella ha muerto… por salvarte.” La luz blanca del hospital le quemaba…
Yağmur Altında Oğluna Sarılan Kadın… Polis Kapıya Vurduğunda: “Cinayetle Tutuklusunuz.” Yağmur, geçmişi hatırlıyormuş gibi öfkeyle yağıyordu. Damlalar, teneke çatının üzerine sanki gökyüzü içeride…
La madre que abrazó a su hijo bajo la lluvia, mientras la policía tocaba a la puerta: “Está arrestada por asesinato.” La lluvia…
Ailesi tarafından reddedilen bir çocuk — annesini aldatan adamın yüzünü taşıdığı için Yağmur, İstanbul’un kenar mahallelerinden biri olan Gökçe Mahallesi’nin çinko çatılarında ince…
Un niño rechazado en su familia — por tener el rostro de quien traicionó a su madre La lluvia caía sobre los tejados…
Adam kahraman ilan edildi… ama felaketin gerçek sorumlusu da oydu. Akşam havası duman ve korku kokuyordu.Küçük Ege kasabası Ayazköy’de herkes Karahanların malikanesindeki yangını…
El hombre que fue aclamado como un héroe… pero fue él quien causó la tragedia La tarde olía a humo y a miedo.…