MOSSAD İZMİR’DE 5 KİŞİYİ İŞE ALDI! 🇹🇷 MİT Fake İş İlanından Tuzak Kurdu | 18 Ay Operasyon İzlendi!
.
.
Tuzak Kuruldu: Mossad’ın İzmir Operasyonu
İzmir’de Başlayan Bir Oyun
İzmir Alsancak’taki bir ofis binasının 3. katında bir kapı açıldı. 27 yaşındaki Murat, elinde özgeçmişiyle içeri girdi. Bekleme salonunda yalnızdı. Duvarlarda çerçeveli sertifikalar asılıydı, masanın üzerinde kurumsal broşürler dizilmişti. Her şey profesyoneldi, her şey yerli yerindeydi. Ancak Murat, her şeyin göründüğü gibi olmadığını fark edemedi. O ofiste oturan insan kaynakları müdürü, aslında hiçbir şirkette çalışmıyordu.
Murat, bir iş görüşmesi yapmak için gelmişti ve çok geçmeden, başvurduğu işe kabul edileceğini düşünerek heyecanlandı. Ancak o ofisin içine girdiği anda, hayatının en büyük tuzağının tam ortasına gireceğinden haberi yoktu. Başvurduğu iş ilanı, aslında Mossad’ın operasyonlarının bir parçasıydı ve Murat, bu tuzağın içine düşen ilk kişiydi.

Gizli Plan ve Sahte Şirket Kuruluyor
Bir ay önce, 2024 yılının Mart ayında, Ankara’da teşkilatın merkezinde bir toplantı yapılıyordu. Beş kişi, masanın etrafında sessizce oturuyor, ciddi bir şekilde Mossad’ın Türkiye’deki operasyonlarını tartışıyordu. Masanın başındaki adam, planın detaylarını paylaştı. Mossad, Türkiye’deki deniz kuvvetleri personeli, liman çalışanları ve sivil havacılık sektöründen bilgi toplamak istiyordu. Ancak Mossad, doğrudan temas kuramıyordu. Bunun için bir aracıya ihtiyaçları vardı.
“Biliyoruz ki Mossad İzmir’de bir ağ kurmaya çalışıyor,” dedi masanın başındaki adam. “Hedefleri, deniz kuvvetleri personeli, liman çalışanları ve sivil havacılık sektöründeki kişiler. Ancak doğrudan temas kuramıyorlar, bu yüzden aracıya ihtiyaçları var.”
Teşkilat, Mossad’ın bu planını öğrendiği anda karşı hamleyi yapmaya karar verdi. Eğer Mossad sahte bir şirket kurarak insanları kandıracaksa, MIT (Milli İstihbarat Teşkilatı) onlardan önce davranacak ve o sahte şirketi tuzağa çevirecekti. Bunun için 15 gün içinde İzmir Alsancak’ta bir ofis kiralandı, Ege Danışmanlık ve İnsan Kaynakları Limited Şirketi adıyla.
Şirketin tüm yasal işlemleri yapıldı, vergi numarası alındı, ticaret sicil kaydı yapıldı, web sitesi kuruldu, LinkedIn hesapları açıldı. Her şey yasal ve normal görünüyordu. Ama gerçekte bu sadece bir sahte yapıydı, Türkiye Cumhuriyeti İstihbarat Teşkilatı tarafından kurulan bir tuzak.
İlk Adımlar: İnsan Kaynakları Müdürü Kemal Arslan
Şirketin müdürü olarak atanan Kemal Arslan, 42 yaşında, sivil kimlikli bir teşkilat personeliydi. 17 yıldır karşı istihbarat biriminde çalışıyordu ve Almanca ve İngilizce biliyordu. Gerçek hayatta evliydi ve iki çocuğu vardı, ancak bu operasyon için İzmir’e geçici olarak yerleşmişti. Kimse onun gerçek kimliğinden haberdar değildi.
İş ilanı, Nisan ayının 2. haftasında çeşitli platformlarda yayınlandı. Kariyer.net, LinkedIn, Sahibinden gibi yerel iş bulma sitelerinde, İzmir bölgesinde insan kaynakları uzmanı, müşteri ilişkileri temsilcisi ve alan araştırma görevlisi pozisyonlarında personel alımı yapılacağı duyuruldu. İş ilanında kullanılan bazı kelimeler, özellikle Mossad’ın hedeflediği kişiler için dikkat çekiciydi. “Deniz sektörü, havacılık ve lojistik alanlarında deneyim sahibi adaylar tercih sebebidir.”
İlk hafta 110 başvuru geldi, ikinci hafta ise 150. Teşkilat her başvuruyu titizlikle inceledi ve aralarındaki en ilginç profilleri seçti. Bu kişiler, Mossad’ın hedeflediği kişi profilindeydiler: Murat, Elif, Hasan, Ayşe ve Okan.
Mülakatlar Başlıyor
Kemal Arslan, her bir adayla ayrı ayrı görüşmeler yaptı. Sorular normal bir iş mülakatı gibi görünse de, aslında her biri birer istihbarat tuzağıydı. Adayların ailevi durumu, maddi sıkıntıları, yurt dışı bağlantıları, sosyal medya kullanımları gibi tüm detaylar kaydedildi. Görüşme sonunda, Kemal her birine aynı şeyi söyledi:
“Özgeçmişiniz çok güçlü, ama maalesef şu an bu pozisyonlar için bütçemiz yeterli değil. Size bir hafta içinde geri dönüş yapacağız.”
Hiçbiri işe alınmadı, ama asıl operasyon o noktada başladı. Çünkü MIT, bu beş kişinin bilgilerini kasıtlı olarak sızdırdı.
Sahte Veri Tabanı ve Sızdırma Operasyonu
Haziran ayında, sahte bir veri tabanı oluşturuldu. Bu veri tabanında, Ege Danışmanlık şirketine başvuran yüksek profilli adayların özgeçmişleri vardı: Murat, Elif, Hasan, Ayşe ve Okan. Bu dosyalar kasıtlı olarak güvenliği zayıf bir sunucuya yüklendi. MIT, Mossad’ın Türkiye’deki insan kaynakları firmalarının veri tabanlarını taradığını biliyordu ve Mossad’ın hedefi bu beş kişiydi.
İki hafta sonra, Mossad’ın İzmir’deki sahte şirketi, sızdırılan bu verilerle bağlantı kurarak, hedef kişilere ulaşmaya başladı.
Mossad’ın İlk Teması ve Başarı
Temmuz ayında, ilk temas Murat Öztürk’e yapıldı. E-posta adresine infoboh.com adresinden bir mesaj geldi. Mesajda, “Avrupa merkezli danışmanlık firmamız, Akdeniz bölgesinde denizcilik sektöründe çalışmış uzmanlar arıyor. Sizinle görüşmek isteriz.” yazıyordu. Murat, eski bir iş başvurusundan dolayı referans verildiğini düşünerek, formu açtı. İçerideki sorular ise basit bir iş mülakatı formundan çok daha farklıydı. “Hangi gemilerde görev yaptınız? Hangi radar sistemlerini kullandınız? Hala deniz kuvvetlerinden tanıdıklarınız var mı?”
Murat, formu doldurmadan önce, bir arkadaşına danıştı. Arkadaşı, eski bir denizci subayıydı ve ona, “Sakın doldurma. Bu tam bir istihbarat tuzağı. Derhal emniyete bildir.” dedi.
Murat, ertesi gün İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne giderek, durumu bildirdi. Teşkilat, Mossad’ın kurduğu tuzağın farkındaydı ve bu gelişme, Mossad’ın operasyonlarının başladığını gösteriyordu.
Part 2: Tuzağın Sonuçları ve Operasyonun Zirveye Ulaşması
Tuzak İşlemeye Başlıyor
Murat, Elif, Hasan, Ayşe ve Okan, her biri farklı nedenlerle başvurdukları sahte iş ilanının farkına varmamıştı. Hepsi, işleri arayan sıradan kişilerdi, ama birer istihbarat hedefi olduklarının farkında değillerdi. MIT’in ve Mossad’ın amacı, her birini birer ajan kaynağı haline getirmekti. Bu beş kişilik ekip, Mossad’ın Türkiye’deki gizli operasyonlarına dair önemli bilgiler sağlayabilir, hatta devlet sırlarını bile açığa çıkarabilecek potansiyele sahipti. Bu yüzden onların profilleri, Mossad’ın güvenlik açıklarını bulmak için önemliydi.
Murat’ın e-posta alması, tuzağın işlediğinin ilk belirtisiydi. Ancak tuzağın esas amacı, Mossad’ın ulaşmaya çalıştığı hedeflere dair bilgileri sızdırmaktı. Her bir başvuru yapılan dosya, özel olarak tasarlanmış veri tabanına yüklenmişti. Bu işlem, Mossad’ın bu kişilerin bilgilerini alarak onlarla iletişim kurmasını sağladı.
İlk Temas: Murat’ın E-postası
Murat, İzmir’deki istihbarat birimlerine başvurmasının ardından, Mossad’ın ilk temasıyla karşılaştı. “Uluslararası fırsatlar” başlıklı e-postada, bir Avrupa merkezli danışmanlık firmasının Akdeniz bölgesinde denizcilik sektöründe çalışmış uzman aradığı belirtilmişti. Bu tür işler, hem denizcilik hem de güvenlik sektöründen bilgi toplamak isteyen istihbarat servisleri için cazip olabilirdi.
Murat, bu teklifi almakla birlikte, eski bir asker olarak eğitimi nedeniyle bu tür e-postaları dikkatle inceleyecek kadar deneyim sahibiydi. Ancak başlangıçta, bunu sıradan bir iş fırsatı olarak kabul etti. Fakat, arkadaşının uyarısı sayesinde formu doldurmadan önce, yanlış bir adım atmaktan kurtuldu.
Arkadaşı, eski bir denizci subayıydı ve ona, “Bu bir tuzak. Bu tür şeyleri bildiğimizde doğrudan güvenlik birimlerine iletmeli.” dedi. Bu uyarı, Murat’ı doğru yolda tutarak doğru bir adım atmasını sağladı. Ertesi gün İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne gidip durumu bildirdi ve güvenlik birimlerine bilgi verdi.
Bu ilk başarısız girişim, Mossad’ın planını, MIT’in “karşı hamlesinin” başarılı olduğu anlamına geliyordu. Çünkü bu tür bir bilgi sızıntısı, operasyona başlama aşamasını hızlandıracaktı. Mossad, başvuran beş kişiyi izlemeye ve ardından onları ağlarına çekmeye başlamıştı.
Elif Karadağ: Sosyal Medya Ağında Yeni Bir Bait
Murat’ın hemen ardından, Elif Karadağ’a da benzer bir teklif geldi. Bu sefer sosyal medya üzerinden, LinkedIn’de sahte bir profile sahip bir kişiyle iletişime geçti. Elif, Adnan Menderes Havalimanı’nda 10 yıldır gümrük memuru olarak çalışıyordu ve ek gelir için part-time danışmanlık işleri arıyordu. Başlangıçta, bu iş teklifini bir fırsat olarak değerlendirdi. Ancak işin içine girdikçe, bu iş teklifinin gerçekte ne olduğunu anlamaya başladı.
“Merhaba Elif Hanım, havalimanı operasyonları konusunda deneyiminizi duyduk. Münih merkezli firmamız, Türkiye’deki havalimanlarında danışmanlık hizmeti veriyor. Sizinle bir kahve içip konuşabilir miyiz?” şeklinde bir mesaj aldı. Bu mesajın ardından Elif, bu iş teklifine sıcak bakarak kabul etti ve görüşmeye gitmeye karar verdi.
Ancak Elif’in de bilmediği şey, bu görüşmenin aslında bir tuzak olduğuydu. Bütün görüşme, Mossad’ın hedeflerine ulaşmak için oluşturduğu planın bir parçasıydı. Elif’in sosyal medya hesapları dikkatle izleniyordu ve MIT, bu süreçte her bir detaydan haberdar oldu. Elif’in görüşmesi tamamlandıktan sonra, operasyon hız kazandı.
Hasan Aydın ve Lojistik Sektöründeki Teklif
Sonraki hedeflerden biri de Hasan Aydın oldu. Hasan, İzmir Limanı’nda kargo şirketi müdürüydü ve uluslararası sevkiyat ve gümrük işlemleri konusunda geniş bir tecrübeye sahipti. Mossad, onun gibi uzmanlardan faydalanmayı hedefliyordu, çünkü limanlar ve taşımacılık sektöründe bilgi toplamak, askeri ve sivil alanlarda istihbarat sağlamak için kritik öneme sahipti.
Bir gün, Hasan’a, Londra merkezli bir danışmanlık firmasından, liman araştırmaları yapmak isteyen bir kadın tarafından teklif geldi. Bu tür talepler genellikle güvenlik tehditleri içerir. Kadın, Hasan’a limanlar hakkında bilgi sormuş ve işbirliği teklifinde bulunmuştu. Ancak Hasan da Elif gibi bu teklifi reddetti. “Bu bilgiler gizlidir, paylaşamam.” dedi. Sonuçta, Hasan, Mossad’ın teklifini reddetse de, bir başka önemli şahıs olan Ayşe Şimşek ve Okan Demir de benzer tekliflerle karşılaştılar.
Ayşe Şimşek ve Okan Demir’e Yaklaşım
Ayşe, bir sivil havacılık şirketinde uçuş planlama görevlisi olarak çalışan, Türk Hava Yolları’ndan ayrılmış, küçük bir charter firmasında görev yapan 29 yaşında bir kadındı. Ayşe’ye gelen mesajlar da birer tuzak gibiydi. Birçok iş görüşmesinde olduğu gibi, bu da sahte bir iş teklifiydi, ama Ayşe’nin şüpheleri hemen devreye girdi ve tüm iletişimleri polise bildirdi.
Okan Demir, emekli bir polis memuruydu ve eski bir istihbarat şube müdürüydü. Ona gelen iş teklifi, Mossad’ın son hamlesi oldu. Okan, gelen mesajda, bir iş teklifi için Karşıyaka Vapur İskelesi’nde buluşma teklifini almıştı. Ancak Okan, eski polis olarak şüphelendi ve hemen eski arkadaşıyla iletişim kurdu. Gerçekten mesajı atan kişi, eski arkadaşı değildi.
Mossad’ın Yavaş Çöküşü
Bütün bu gelişmelerin sonunda, Mossad’ın planı yavaş yavaş çökmeye başladı. MIT, beş kişiyi hedef alarak onların güvenini kazandı ve sonunda tuzak işlemiş oldu. Mossad’ın operasyonları, Türkiye’nin güvenlik birimleri tarafından başarıyla engellenmişti. İzmir’deki ve İstanbul’daki operasyonlar, Mossad’ın Türkiye’deki ağını çökertmişti. Klaus Becker, Ahmet Almasri ve Serkan Çiçek gibi Mossad ajanları yakalanıp tutuklandılar.
Sonuç: Türkiye’nin Zaferi
Türkiye, artık istihbarat savaşlarında sadece savunma yapmıyordu. Artık kendi oyununu kuruyor ve istihbarat savaşlarında Mossad gibi büyük oyuncuları bile alt edebiliyordu. 18 ay süren operasyonun sonunda, Türkiye, Mossad’ın İzmir’deki ağını tamamen deşifre etmişti. Bu operasyon sadece bir zafer değil, Türkiye’nin gücünü ve stratejik zekâsını bir kez daha dünyaya gösterdi.
Mossad, bu operasyondan büyük dersler çıkardı ve Türkiye, bu operasyondan sonra uluslararası istihbarat arenasında daha da güçlü bir oyuncu olarak yükseldi.