“Annemiz bu sabah öldü… Gidecek hiçbir yerimiz yok,” diyor bir çiftçi. “Onlar zaten evlerine dönmüşler…”

Karanlıkta Bir Söz: Copper Creek’in Kızı
1. Bölüm: Karda Açılan Kapı
Copper Creek’in dondurucu rüzgarı, yalnız bir mezarın başında fısıldanan yeminleri unutturmaya yetmezdi. Tomás, beş yıl önce karısı Clara’yı ve doğmamış oğlunu toprağa verdiğinden beri, kalbi de bu çetin topraklar gibi katılaşmıştı. Ancak o sabah, kapısına vuran o ürkek el darbesiyle her şey değişti.
“Annemiz öldü. Gidecek yerimiz yok.”
Karşısında duran üç kız çocuğu; Alma, Lía ve Ruth, sanki geçmişin kırık aynaları gibiydiler. Tomás onları içeri alırken, aslında yıllar önce kaybettiği Magdalena’nın hayaletini karşıladığını biliyordu. Magdalena, Clara’nın en yakın arkadaşı ve Tomás’ın bir zamanlar sevdiği kadındı. Şimdi ondan geriye kalan tek şey, karın içine gizlenmiş bu üç yetimdi.
2. Bölüm: İsimsiz Bir Mektup ve Gizli Bağ
Kızlar Tomás’ın eski kıyafetleriyle ısınırken, Tomás, Magdalena’nın gönderdiği paketi açtı. İçinde bir gümüş madalyon ve titreyen ellerle yazılmış bir mektup vardı.
“Tomás, Clara’nın mezarı başında ‘ihtiyacı olana evimi açacağım’ diye söz vermiştin. Sana bir sırla birlikte geliyorum: Lía senin kızın.”
Tomás’ın dünyası başına yıkıldı. Lía’nın koyu renk kıvırcık saçları ve kararlı bakışları, tıpkı kendi gençliğini yansıtıyordu. Ancak mektupta bir uyarı daha vardı: Ezequiel Ward. Kasabanın hırslı toprak ağası Ward, Magdalena’nın borçlarına karşılık kızları ve arazisini istiyordu.
3. Bölüm: Ward’ın Gölgesi
Ertesi gün kasabanın dedikodusu ormana yayıldı. Silas, koyun çobanı, kötü haberi getirdi: “Ward kızları istiyor, Tomás. Onları satacağını ya da işçi yapacağını söylüyor.”
Ward, Tomás’ın kapısına geldiğinde hava buz kesmişti. “Magdalena bana borçluydu,” dedi Ward, dişlerini sıkarak. “Ya arazinin kuzeyini verirsin ya da bu üç ‘garanti’ kızı alırım.”
Tomás, hiçbir zaman şiddet yanlısı olmamıştı ama o an bakışları bir tüfek atışı kadar sertti. “Benim evimde kimse satılık değildir,” dedi. O günden sonra kasaba ikiye bölündü: Tomás’ın yanındaki sadık dostlar ve Ward’ın gücünden korkanlar.
4. Bölüm: Clara’nın Günlüğü ve Büyük İtiraf
Lía, evin tavan arasında tozlu bir defter buldu. Bu, Clara’nın günlüğüydü. Tomás defteri okuduğunda gözyaşlarına boğuldu. Clara her şeyi biliyordu; Magdalena’nın hamileliğini, Lía’nın Tomás’tan olduğunu… Ve buna rağmen Tomás’ı asla suçlamamış, aksine bir gün bu çocukların eve döneceği anı beklemişti.
Tomás kızları yanına çağırdı ve gerçeği açıkladı. “Lía, sen benim öz kızımsın. Ama Alma ve Ruth, siz de bu evin ve kalbimin bir parçasısınız. Sizi kimsenin almasına izin vermeyeceğim.”
5. Bölüm: Gece Gelen Yangın
Ward, hukukla alamadığını ateşle almaya karar verdi. Bir gece yarısı, Tomás’ın samanlığı alevler içinde kaldı. Atların kişnemeleri ve duman kokusuyla uyanan Tomás, çocukları kurtarmak için alevlerin arasına daldı. Kasaba halkı; Silas, Dorotea (öğretmen) ve Peder Graham yardıma koştu.
Samanlık kül olmuştu ama Tomás’ın iradesi dimdik ayaktaydı. Küllerin arasında Ward’ın bıraktığı notu buldu: “Yarın şafakta Olmo Tepesi’nde buluşalım. Belgeleri ve kızları getir, yoksa her şey yanar.”
6. Bölüm: Olmo Tepesi’nde Hesaplaşma
Şafak vakti, Olmo Tepesi’nde iki ordu karşı karşıya gibiydi. Bir yanda Ward ve silahlı adamları, diğer yanda ise sadece bir çiftçi olan Tomás ve Copper Creek’in dürüst insanları.
“İşte belgeler,” diye bağırdı Tomás, Magdalena’nın gizli defterini havaya kaldırarak. “Bu defter senin kasabayı nasıl dolandırdığını, faizlerle insanları köleleştirdiğini kanıtlıyor! Peder Graham ve herkes bunu biliyor artık.”
Ward silahına davrandı ama Peder Graham araya girdi. “Bu vadide artık senin yalanların geçmeyecek Ward. Ya şimdi gidersin ya da bu halkın öfkesiyle karşılaşırsın.”
Ward, çevresindeki halkın nefret dolu bakışlarını görünce pes etti ve atını batıya doğru sürdü. Ama bu bir son değil, sadece bir ateşkesi temsil ediyordu.
7. Bölüm: Kan Bağından Fazlası
Tomás, samanlığın kalıntıları önünde çocuklarına baktı. Clara’nın günlüğünde yazdığı gibi: “Aşkın, kandan daha fazla soyadı vardır.”
Ancak hikaye burada bitmiyordu. Ward’ın adamlarından biri, Magdalena’nın kulübesinde başka bir isim bulmuştu. Ward’dan bile daha güçlü, daha karanlık bir adamın ismi: Halen. Halen, vadinin altından geçen suyun peşindeydi ve Alma’nın gerçek kökeniyle ilgili elinde bir koz tutuyordu.
Tomás, kızlarını kucaklarken ufukta yaklaşan yeni fırtınayı hissetti. Copper Creek artık sessiz bir kasaba değildi; artık bir adamın, üç kızı için dünyayı yakmaya hazır olduğu bir kaleydi.