BAE İstihbaratı Türkiye’yi İzliyordu — Ankara Operasyonla Cevap Verdi

BAE İstihbaratı Türkiye’yi İzliyordu — Ankara Operasyonla Cevap Verdi

Karanlık Sinyal: 25 Kasım Operasyonu

1. Bölüm: Ankara’nın Gri Koridorlarında İlk Kıvılcım

2025 yılının sonbaharı, Ankara için her zamankinden daha sisli başlamıştı. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) siber istihbarat birimi, kale yerleşkesindeki yüksek güvenlikli odalarda, Türkiye’nin dijital sınırlarını korumak için 24 saat esasına göre çalışıyordu. Başanalist Selim, rutin bir veri taraması sırasında ekranında beliren kırmızı bir uyarıya odaklandı. Bir operatöre ait hat, İstanbul Kadıköy’den sinyal veriyordu; ancak aynı hattın veri paketleri milisaniyeler içinde Abu Dabi ve Dubai’deki baz istasyonlarından geçiyordu.

Selim, gözlüklerini düzelterek ekrana yaklaştı. Bu bir “sinyal klonlama” ya da profesyonel bir “yönlendirme” (proxy) düzeneğiydi. Hat, Türkiye’de bir şahıs üzerine kayıtlıydı ancak yönetimi binlerce kilometre ötedeydi. Selim’in önündeki klasörün üzerine vurduğu o kırmızı damga, aylarca sürecek bir avın başlangıcıydı: “Öncelik: Kritik – Yabancı İstihbarat Faaliyeti.”

2. Bölüm: Sahte Kimlikler ve Dijital Tuzaklar

Analiz derinleştikçe, bu hattın sadece bir numara olmadığı, devasa bir dezenformasyon ve casusluk ağının omurgası olduğu anlaşıldı. Bu hat üzerinden LinkedIn, Twitter ve mühendislik forumlarında onlarca sahte profil oluşturulmuştu. Profiller kusursuzdu; “Global Savunma Danışmanı”, “Yüksek Teknoloji Headhunter’ı” veya “Avrupalı Yatırımcı” kimlikleri arkasına saklanmışlardı.

Hedef kitlesi tesadüfi değildi:

    Bayraktar ve TUSAŞ Mühendisleri: “Yurt dışında astronomik maaşlı iş teklifi” yalanıyla mühendislere ulaşıyor, mülakat adı altında projelerin teknik detaylarını, yazılım dillerini ve ekip yapılarını sorguluyorlardı.
    Dışişleri Genç Uzmanları: Diplomatik protokoller ve gizli iletişim kanalları hakkında veri sızdırmak için “akademik araştırma” süsü verilmiş sorular yöneltiliyordu.
    Kritik Bürokrasi: Devletin stratejik kurumlarında çalışanların zaafları, finansal durumları ve aile yapıları haritalandırılıyordu.

3. Bölüm: “Kururyer” ve Kısa Seyahatlerin Sırrı

Siber birim, hattın fiziksel sahibini tespit etti. 32 yaşındaki bu kişi, dışarıdan bakıldığında Kadıköy’de mütevazı bir ithalat-ihracat ofisi işleten, sabıkasız bir iş insanıydı. Ancak MİT’in “Kurye” kod adını verdiği bu şahsın pasaport kayıtları korkunç bir gerçeği fısıldıyordu: Son bir yıl içinde Birleşik Arap Emirlikleri’ne 9 kez gitmişti. Bu seyahatlerin 5’i aynı gün içinde gidiş-dönüş şeklindeydi.

Kurye, İstanbul Havalimanı’na iniyor, hiçbir ticari görüşme yapmadan geri dönüyordu. Teşkilat, Kurye’yi adım adım izlemeye başladı. Fiziksel takip sırasında Kurye’nin İstanbul’da iki farklı kişiyle daha buluştuğu görüldü:

Bağlantı Kodlu Şüpheli: Dijital ağın mimarı, sahte hesapları yöneten ve hedefleri belirleyen kişi.
Gölge Kodlu Şüpheli: Sahadaki gözcü. Savunma sanayi tesislerinin önünde araç plakası toplayan, mühendislerin hangi restoranda yemek yediğini not eden operatif.

4. Bölüm: Şifreli Mesajlardaki İhanet

Kasım ayının ortalarına gelindiğinde, MİT’in teknik ekipleri “Gölge”nin kullandığı şifreli bir mesajlaşma platformunu (muhtemelen özel modifiye edilmiş bir yazılım) kırmayı başardı. Mesajlar, ihanetin boyutunu kanıtlıyordu. Abu Dabi’deki bir merkezden gelen talimat netti:

“Mühendislerin listesi güncellendi. Hedef: TUSAŞ’ın yeni nesil kontrol sistemleri. Zaafı olanları işaretleyin. Bütçe onaylandı.”

Bu noktada operasyonun sadece bilgi toplama değil, aynı zamanda personeli “devşirme” (ajanlaştırma) veya şantaj yoluyla ele geçirme aşamasına geçtiği anlaşıldı. Dosya, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Savcı, “Siyasal ve Askeri Casusluk” suçlamasıyla gizli soruşturmayı başlattı.

5. Bölüm: 25 Kasım – Sessiz Şafak

24 Kasım gecesi, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün Vatan Caddesi’ndeki yerleşkesinde ışıklar sönmedi. 36 kişilik seçkin bir operasyon timi toplandı. Tim, üç ayrı bölgeye (Kadıköy, Beylikdüzü, Beşiktaş) dağılacak şekilde 12’şer kişilik gruplara ayrıldı.

Saat 04:50’de tüm ekipler pozisyonlarını aldı.

Beşiktaş Rezidansı: “Gölge” buradaydı. 24. kattaki lüks dairenin kapısında Kemal Yüzbaşı ve timi bekliyordu. Termal kameralar, hedefin yatak odasında hareketsiz olduğunu gösteriyordu.
Kadıköy Apartmanı: “Kurye”nin dairesi. Eski tip ahşap kapının önünde koçbaşı hazır bekletiliyordu.
Beylikdüzü Sitesi: “Bağlantı”nın teknoloji üssü.

Saat tam 05:00’te telsizden o tek kelime duyuldu: “KARTAL.”

6. Bölüm: 11 Dakikalık Hezimmet

Beşiktaş’taki rezidansta kapı, özel bir düzenekle milisaniyeler içinde açıldı. Tim içeri daldığında “Gölge” yatağından fırladı, elini yastığının altındaki 9mm’lik tabancasına attı ancak Kemal Yüzbaşı’nın botu bileğine indiğinde her şey bitmişti. Hedef etkisiz hale getirildi.

Kadıköy ve Beylikdüzü’nde de sonuç aynıydı. Üç şüpheli de direnme fırsatı bulamadan kelepçelendi. Operasyonun başlaması ile tüm hedeflerin kontrol altına alınması arasında sadece 11 dakika geçmişti. Evlerde yapılan aramalarda ele geçirilenler ise bir istihbarat hazinesiydi:

3 adet kriptolu telefon.
Özel yazılımlı iki dizüstü bilgisayar.
Savunma sanayii mühendislerinin isimlerinin, adreslerinin ve zaaflarının (kumar borcu, ailevi sorunlar vb.) bulunduğu detaylı listeler.
Dışişleri Bakanlığı’nın iç organizasyon şemaları.

7. Bölüm: Koordinatör ve Dubai Bekleyişi

Yakalanan üç zanlı, sorgu için MİT’in güvenli evlerine ve ardından Emniyet’e götürüldü. Yapılan ilk sorgularda, ağın 4. ismi olan “Koordinatör”ün Dubai’de olduğu ve tüm finansal akışı oradan yönettiği kesinleşti. Bu şahıs, 6 ay önce bir iş gezisi bahanesiyle Türkiye’den ayrılmış ve bir daha dönmemişti.

Savcılık, 4. şüpheli hakkında Interpol aracılığıyla kırmızı bülten çıkarılması için süreci başlattı. Ancak teşkilat için asıl başarı, yabancı bir servisin Türkiye’deki en stratejik projelerine uzanan kollarının tek bir darbeyle kesilmesiydi.

Sonsöz: Devletin Hafızası

25 Kasım sabahı güneş İstanbul Boğazı’nın üzerinde yükselirken, şehir günlük telaşına başlıyordu. İnsanlar işlerine giderken, Türkiye’nin en hassas bilgilerini korumak için hayatlarını riske atan o 36 kişi, sessizce evlerine dönüyordu.

Birleşik Arap Emirlikleri merkezli bu ağın çökertilmesi, dost görünen ancak perde arkasında operasyon yürüten odaklara verilen en sert cevaptı. Ankara’da açılan o kırmızı klasör artık bir başarı hikayesi olarak arşivdeki yerini almıştı. Ancak operasyonun sonunda yazılan o not her şeyi özetliyordu: “Düşman uyumaz, ancak devlet her yerdedir.”

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News