“Bir tabak yemek karşılığında evinizi temizleyebilir miyim?” diye sordu. Ama milyoner onu görünce donup kaldı!

KADERİN KAPISI: EMMA’NIN DÖNÜŞÜ
1. Bölüm: Soğuk Bir Kasım Gecesi
Madrid’in görkemli Sierra tepelerinde, çam ağaçlarının kokusuyla sarmalanmış devasa bir malikane yükseliyordu. Bu evin sahibi, İspanya’nın en zengin adamlarından biri olan 45 yaşındaki Alejandro Ruiz’di. 500 milyon avroluk servetine rağmen, Alejandro dünyanın en fakir adamı gibi hissediyordu. Beş yıl önce, karısı Francisca ve kızı Emma’yı trajik bir trafik kazasında kaybetmiş, o günden beri kendini dış dünyaya kapatmıştı.
O soğuk Kasım akşamında, malikanenin sessizliğini bozan bir zil sesi duyuldu. Alejandro kapıyı açtığında karşısında perişan halde bir kadın gördü. 29 yaşındaki Carmen Morales, kucağında uyuyan dört yaşındaki bir kız çocuğuyla titriyordu.
“Lütfen efendim,” diye fısıldadı Carmen, gözyaşları yanaklarından süzülürken. “Kızımın karnını doyurabilmek için evinizi temizleyebilir miyim? İki gündür hiçbir şey yemedik.”
Alejandro tam reddetmek üzereyken, kadının kucağındaki küçük kız uyandı. Mavi gözlerini Alejandro’ya diktiğinde, adamın kalbi duracak gibi oldu. Bu çocuk, beş yıl önce öldüğüne inandığı kızı Emma’nın kopyasıydı. Yüz hattı, çenesindeki küçük ben ve kafa sallayış şekli… Hatta adı bile aynıydı: Emma.
2. Bölüm: İmkansız Benzerlik
Alejandro, Carmen ve küçük Emma’yı hemen içeri aldı. Şömineyi yaktı ve onlara yiyecek hazırladı. Küçük kızın her hareketi, her gülüşü Alejandro’nun hafızasındaki Emma ile birebir örtüşüyordu. Alejandro, beş yıl önce hastanede kızının cansız bedenini gördüğünü, cenazesini kaldırdığını ve her hafta mezarını ziyaret ettiğini biliyordu. Peki, karşısındaki bu çocuk kimdi?
Carmen hikayesini anlattı. Kocası Marcos bir iş kazasında ölmüş, kendisi de işsiz kalmıştı. Üç aydır sokaklarda yaşıyorlardı. Alejandro, duvarda asılı olan aile fotoğrafını gösterdiğinde küçük Emma, “Bu kız bana benziyor!” dedi. Carmen fotoğrafı görünce bembeyaz oldu.
Alejandro o gece uyuyamadı. Çalışma odasındaki gizli kasayı açtı ve kazayla ilgili tozlu dosyaları çıkardı. Beş yıl önce dikkatinden kaçan bir not buldu: “Cesedin durumu nedeniyle kimlik tespiti sorunludur. DNA doğrulaması gereklidir.” Hemen altında ise daha sarsıcı bir belge vardı: Alejandro adına imzalanmış bir “DNA Testi İptal Formu”. Ancak Alejandro böyle bir formu asla imzalamamıştı.
3. Bölüm: Hastanedeki Sır
Ertesi sabah Alejandro, Carmen ve Emma’yı zorla El Escorial Hastanesi’ne götürdü. Beş yıl önceki kazada görevli olan Dr. Benítez ile görüştüler. Doktor, küçük Emma’yı görür görmez kağıt gibi sarardı.
Doktorun arşivlerden çıkardığı belgeler korkunç bir gerçeği fısıldıyordu. O gece kaza yerinde iki araç vardı. Alejandro’nun ailesinin olduğu araç ve başka bir genç çiftin olduğu araç. Diğer çift olay yerinde ölmüş, ancak araçlarındaki küçük kız sağ kurtulmuştu. Kimlik tespiti sırasında, ağır yaralar ve kargaşa nedeniyle bebekler karıştırılmıştı.
Alejandro’nun Emma sandığı ve gömdüğü bebek, aslında diğer ailenin çocuğuydu. Alejandro’nun gerçek kızı Emma ise, yetimhaneye gönderilmiş ve daha sonra Carmen ile Marcos tarafından evlat edinilmişti. Emma beş yıldır Alejandro’dan sadece birkaç kilometre uzakta, başka bir aileyle büyümüştü.
4. Bölüm: İhanetin Gölgesi
Dr. Benítez, bu hatanın tamamen kaza olmadığını da itiraf etti. Kazadan kısa süre sonra şık giyimli bir adam hastaneye gelmiş, Alejandro’nun sigorta avukatı olduğunu iddia ederek kimlik teşhisini hızlandırmış ve DNA testini engellemişti. Doktorun tarif ettiği adam -gri saçlı ve sol elinde yara izi olan- Alejandro’nun eski ortağı Víctor Mendoza’dan başkası değildi.
Mendoza, Alejandro tarafından yolsuzluk yaptığı için işten atılmış ve hapse girmesi için dava edilmişti. İntikam almak için Alejandro’nun kızının sağ olduğunu gizlemiş, onu başka bir aileye “atılmasını” sağlamış ve Alejandro’nun beş yıl boyunca evlat acısıyla kıvranmasını izlemişti.
Carmen bu gerçekleri duyduğunda sarsıldı. Emma’nın biyolojik annesi değildi ama onu dört yıldır kendi canından çok sevmişti. “Onu benden alamazsınız,” diye hıçkırdı. Alejandro da aynı acıyı yaşıyordu. Bir yanda beş yıl sonra kavuştuğu kızı, diğer yanda kızının tek bildiği annesi.
5. Bölüm: İki Anne, Bir Baba, Tek Aile
Malikaneye döndüklerinde Alejandro radikal bir karar verdi. Carmen ve Emma’nın artık sokaklarda kalmasına izin veremezdi. Ayrıca Emma’nın dünyasını, “annen aslında annen değil” diyerek yıkmak istemiyordu.
“Seçim yapmak zorunda değiliz,” dedi Alejandro, Carmen’in ellerini tutarak. “Emma’nın bana, biyolojik babasına ihtiyacı var. Ama sana da ihtiyacı var, çünkü sen onun kalbinin annesisin. Bu evde hep birlikte yaşayalım. Bir aile olarak.”
Carmen başta tereddüt etti ama Emma’nın mutluluğu için kabul etti. Ancak hesaplaşılması gereken bir düşman vardı. Alejandro, Mendoza’nın Madrid dışındaki malikanesini buldu. O gece Mendoza’nın kapısına dayandılar. Mendoza, Alejandro’yu karşısında görünce dehşete düştü. Her şeyi itiraf etti. Alejandro o anları gizlice kaydetti ve polisi aradı. Mendoza, çocuk kaçırma ve evrakta sahtecilik suçlarından tutuklandı.
6. Bölüm: Yaraların İyileşmesi
Aylar geçti. Ruiz Malikanesi artık sessiz ve karanlık bir yer değildi. Bahçede çocuk sesleri yankılanıyordu. Carmen ve Alejandro, Emma sayesinde yaralarını birlikte sarmaya başladılar. Aralarındaki ilişki başlangıçta bir zorunluluk olsa da zamanla derin bir saygı ve şefkate dönüştü.
Emma için durum çok basitti: İki tane süper kahramanı vardı. Biri onu büyüten annesi, diğeri ise onu bulan babası.
Bir bahar akşamı terasta otururken Alejandro, Carmen’e baktı ve gülümsedi. “O gece kapıma gelmeseydin,” dedi, “ben hala dünyadan nefret eden acılı bir adam olacaktım.” Carmen de cevap verdi: “Kader bazen en büyük acıları, en güzel başlangıçlara dönüştürüyor.”
Emma bahçeden onlara seslendi: “Anne, Baba! Gelin benimle oynayın!” Alejandro ve Carmen el ele tutuştular ve bahçeye, güneşin altın sarısı ışıkları altında koşan kızlarının yanına gittiler. Kan bağıyla değil, sevgi ve fedakarlıkla kurulmuş, acıdan doğan en saf aileydiler.