Donmuş halde bulunan iki Alman Kurdu’ndan biri hamileydi. Bakalım onları kim kurtarmış.

Fırtınada Doğan Umut — Enrique ve Alman Çobanları
Montana’nın kuzeyinde, Şubat ayının acımasız fırtınası Enrique Lázaro’nun eski çiftliğini sarsarken, yaşlı adam pencere kenarında karın ahıra vurmasını izliyordu. Eşi Ana’nın ölümünden üç yıl sonra, yalnızlık Enrique’ye alışkanlık olmuştu. Kendi kendine konuşuyor, “Sadece atlar,” diyordu, ama o gece bir şeyler farklıydı; rüzgar keskin, tehlike ise elle tutulur gibiydi.
Termal giysilerini giyip dışarı çıktığında, atların iyi olduğunu gördü. Ancak, alet kulübesinin yanında duyduğu zayıf ağlama sesini tanımıyordu. Kar yığınlarını yararak ilerledi ve eski bir traktör aksesuarının gölgesinde birbirine sokulmuş iki Alman çoban köpeği buldu. Dişi, çok hamileydi; erkek ise son gücüyle eşini korumaya çalışıyordu. Her ikisi de donmak üzereydi. Dişi köpek başını kaldırıp Enrique’ye baktı, gözlerinde yardım isteyen sessiz bir çığlık vardı.
Enrique diz çöktü, “Sakin ol,” dedi yıllarca korkmuş atlara kullandığı aynı ses tonuyla. Dişi köpek, zayıf bir sesle karşılık verdi. Enrique, ağır paltosuna ikisini birden sardı ve güçlükle eve taşıdı. İçeri girer girmez onları odun sobasının yanına koydu, hafif bir sıcaklıkla ısıtmaya başladı. Montana Balık ve Doğa Koruma’dan Dr. Emily Carver’ı aradı; onun talimatlarıyla köpekleri yavaşça ısıttı, su verdi. “Evcil hayvan bunlar,” dedi doktor, “ama korku her köpeği tehlikeli yapar.”
Enrique, erkek köpeğe Rango adını verdi, dişiye ise Violeta. “Onları kurtarmak, bu dünyadan ayrılma sebebim olursa, daha kötü yollar da var,” dedi kendi kendine. Tüm geceyi köpeklerle geçirdi, su verdi, havluları değiştirdi, yumuşak sesle konuştu. Sıcaklık geri döndüğünde Rango başını kaldırıp Enrique’ye derin bakışlar attı. Violeta ise nefes almakta zorlanıyordu; doğum başlamıştı.
Fırtına yüzünden yardım gelemediği için Enrique, Dr. Carver’ın talimatlarıyla doğuma yardımcı oldu. Saatler süren sessizlik, yalnızca rüzgar ve Violeta’nın nefesiyle bölünüyordu. Şafaktan hemen önce ilk yavru geldi, ardından bir diğeri, toplam beş küçük mucize… Violeta yavrularını temizleyip korurken, Rango nöbet tutuyordu.
Sabah fırtına dinmişti. Enrique gözleri yaşlı, yavruların annelerinin karnına sıralanıp süt emmesini izliyordu. Dr. Carver ve iki görevli geldiklerinde, oturma odasında beş sağlıklı yeni doğmuş yavruyu görünce şaştılar. Köpekleri incelerken doktor, “Bunlar sokak köpeği değil, bakın mikroçip izleri var. Birileri yetiştirip sonra terk etmiş,” dedi. Enrique’nin içi öfkeyle doldu. “Kim böyle bir şey yapar?” diye sordu. “Düşündüğünden daha fazla insan,” dedi doktor, “Onları bulmasaydın hepsi ölürdü.”
Aileyi dikkatlice ısıtmalı taşıyıcılara yerleştirdiler. Enrique, Ana’nın dağlar ve yıldızlarla işlediği eski battaniyeyi getirip, “Bunu yanlarına koyun, tanıdık bir şey,” dedi. “Yaparız,” diye söz verdi doktor. Haftalarca doktor arayıp haber verdi; yavrular büyüyor, Violeta iyi bir anne, Rango ise kısırlaştırma sonrası hızla toparlıyordu. Sonunda aile Billings’te özel bir barınağa yerleştirildi. Dr. Carver fotoğraflar gönderdi, Enrique gururla bu fotoğrafları Ana’nın eski mıknatıslarıyla buzdolabına astı.
Bahar geldiğinde bir davet mektubu aldı: “Yaptığın iyiliği unutmadılar, gel ve kurtardığın mucizeyi gör.” Enrique, Billings’e gittiğinde Rango onu hemen tanıdı, sevinçle inledi. Violeta ve beş genç, sağlıklı yavru peşinden geldi. Cesur olanı camın arkasına patilerini bastı; Enrique elini cama koydu, o geceyi, güvenin ve hayatta kalmanın mucizesini hatırladı.
“Harika,” dedi Dr. Carver, “Başka kimseye böyle selam vermiyorlar.” Eve dönerken Enrique, uzun süredir uyuyan bir duygunun uyandığını hissetti; bir amaç, bir ihtiyaç… O köpekleri kurtarmak, adını bilmediği bir boşluğu doldurmuştu. Onlar Enrique sayesinde hayatta kalmıştı, ama aslında Enrique de onlar sayesinde hayatta kalmıştı.
O gece, ateşin yanında Ana’nın battaniyesini dizlerine serdi. Ev artık boş hissettirmiyordu. Kızını aradı: “Laura, baban. Sana bu kış başıma gelen inanılmaz bir şeyi anlatmak istiyorum. Fotoğraflarım da var.” Hikayeyi anlatmaya başladığında, Alman çobanlarının sadece hayatına girmediğini, onu değiştirdiğini fark etti.
Ve soğuk gecelerde, rüzgar çiftliğin etrafında ulurken, Enrique karı izler, Rango’nun koruyucu bakışlarını, Violeta’nın direncini ve fırtınada doğan beş küçük yavruyu hatırlardı. O fırtına her şeyi bitirecek gibiydi, ama aslında iyileştirici bir başlangıç oldu.
Bu hikaye milyonların kalbine dokundu. Senin kalbine de dokunduysa, beğenmeyi, yorum yazmayı ve abone olmayı unutma. Çünkü bazen bir hayat kurtarmak, kendi hayatını da kurtarmaktır.
SON