Kimse bana hayır diyemez, zavallı!— diye bağırdı milyoner kadın, ama mütevazı tamirci ona ders verdi

Kimse bana hayır diyemez, zavallı!— diye bağırdı milyoner kadın, ama mütevazı tamirci ona ders verdi

KİBİR VE KARAKTER: BENTLEY’DEKİ MÜHENDİS

1. Bölüm: Sultangazi’de Bir Yabancı

Temmuz ayının kavurucu sıcağı, İstanbul’un üzerine ağır bir battaniye gibi çökmüştü. Sultangazi’nin dar sokaklarında, gri beton blokların arasında parlayan siyah bir leke belirdi: Bentley Continental GT. 300.000 Euro değerindeki bu lüks makine, semtin mütevazı doğasına o kadar aykırıydı ki, kaldırımdaki çocuklar oyunu bırakıp bu metal yığınına bakakaldı.

Ancak aracın kaputundan yükselen beyaz dumanlar, lüksün bile fiziğin temel kanunlarından kaçamayacağının kanıtıydı. Direksiyonda, 35 yaşındaki Ayşe Demirtaş vardı. Ayşe, Türkiye’nin en büyük güzellik salonu zincirlerinden birinin sahibi, her sabah milyarlarca liralık ciroları yöneten, “hayır” kelimesini lugatından silmiş bir kadındı. 3.000 Euro’luk tasarımcı elbisesi ve kırmızı tabanlı Louboutin ayakkabılarıyla araçtan indiğinde, yüzündeki ifade korku değil, derin bir tiksintiydi.

“Burası neresi böyle?” diye mırıldandı. Karşısında “Özkan Otomotiv” yazan, boyası dökülmüş mavi-beyaz bir dükkan duruyordu. Etrafında eski Toroslar, paslanmış Cliolar ve birkaç emektar Golf vardı. Ayşe için burası, sosyal hiyerarşinin en alt basamağıydı. Ama motorun çıkardığı son nefes, onu bu “alt tabaka” gerçekliğine mecbur bırakmıştı.

2. Bölüm: Yağlı Tulumun Arkasındaki Deha

Dükkanın içinden, elleri dirseklerine kadar motor yağına batmış, 28 yaşlarında bir genç çıktı. Mehmet Özkan. Üzerindeki eski tamirci tulumu ve dağınık kestane saçlarıyla, tam da Ayşe’nin günlük hayatta göz ucuyla bile bakmayacağı “sıradan” bir işçi gibi görünüyordu.

Ayşe, otoriter ve tiz bir sesle bağırdı: “Bak buraya! 30 dakika içinde çok önemli bir toplantım var. Arabayı hemen tamir et. Ne kadar para istiyorsan veririm, ama sakın bana vaktimi harcatma. Kimse bana hayır diyemez, anladın mı?”

Mehmet, kadının bu hırçın tavrına rağmen ne ürktü ne de heyecanlandı. Ölçülü adımlarla Bentley’e yaklaştı. Onun için bu araba bir statü sembolü değil, sadece çözülmesi gereken termodinamik bir problemdi. Ayşe, Mehmet’in bu kayıtsızlığına daha da sinirlendi. Ona göre parası, her kapıyı açmalı ve her insanı önünde eğmeliydi.

Mehmet kaputu açtı ve motorun içine baktı. Ayşe, Mehmet’in el hareketlerini izlerken tuhaf bir şey fark etti; bu adam bir mahalle tamircisinden beklenmeyecek bir kesinlikle hareket ediyordu. “Soğutma sistemin çökmüş,” dedi Mehmet sakin bir sesle. “Ciddi bir sorun. Uzmanlık ve en az iki saatlik işçilik istiyor. Üstelik gereken parça bende yok.”

Ayşe patladı: “İki saat mi? Sen kiminle konuştuğunun farkında mısın? Sana bir yıllık kazancını 30 dakikada veririm! Hemen bir çözüm bul!”

3. Bölüm: Parlak Kariyerin Sessiz Vedası

Mehmet elindeki bezi bıraktı ve ilk kez gülümsedi. Bu, bir zafer değil, derin bir hüzün barındıran bilgece bir gülümsemeydi. Ayşe’nin gözlerinin içine bakarak konuşmaya başladı:

“Ayşe Hanım, sizin dünyanızda her şey satın alınabilir sanıyorsunuz. Ama fizik kuralları rüşvet almaz. Ayrıca benim başarısız olduğumu söylediniz ya… Ben başarısız olduğum için burada değilim.”

Mehmet anlatmaya başladı. İTÜ’yü birincilikle bitirdiğini, Münih Teknik Üniversitesi’nde (TUM) tam burslu yüksek lisans yaptığını, BMW’nin performans departmanında 5 yıl başmühendis olarak çalıştığını ve Formula 1 motorları için patentleri olduğunu anlattı. Ferrari’den yıllık 200.000 Euro’luk teklif aldığını söylediğinde Ayşe’nin nefesi kesildi.

“Peki neden buradasın?” diye sordu Ayşe, sesi ilk kez titreyerek.

“Babam kanserdi,” dedi Mehmet. “Bu dükkan onun ömrüydü. İflasın eşiğindeydi. Annem tek başınaydı. Ben Almanya’daki villamı, unvanlarımı ve kariyerimi bıraktım. Son iki yılımı gündüzleri burada eski arabaları tamir ederek, geceleri ise babamın tıbbi makalelerini okuyup ona bakarak geçirdim. Babam üç ay önce öldü. Ama ben gitmedim. Çünkü gerçek değerin, insanların gözündeki etiketlerde değil, verdiğin sözlerde ve ailene olan sadakatinde olduğunu öğrendim.”

Ayşe, 3.000 Euro’luk elbisesinin içinde kendini hiç bu kadar “küçük” hissetmemişti. Karşısındaki adam, onun hayal bile edemeyeceği bir entelektüel derinliğe ve ahlaki bütünlüğe sahipti.

4. Bölüm: 30 Dakikalık Mucize

Mehmet, Ayşe’ye bir teklif sundu: “Sana bir ders vereceğim. Bu arabayı 30 dakikada tamir edeceğim. Ama bunu parayla değil, dehamla ve yılların birikimiyle yapacağım. Eğer başarırsam, bugüne kadar hor gördüğün her bir ‘küçük’ insandan özür dileyeceksin. Eğer başaramazsam, toplantına ben seni götüreceğim ve arabanı en iyi servise çektireceğim.”

Ayşe kabul etti. Mehmet çalışmaya başladı. Bu artık bir tamir değil, bir sanat icrasıydı. Mehmet, standart prosedürleri bir kenara bıraktı. Elindeki kısıtlı imkanlarla, motordaki basıncı dengelemek için harika bir mühendislik bypass’ı tasarladı. Hareketleri o kadar hızlı ve hesaplanmıştı ki, Ayşe bir cerrahın ameliyatını izlediğini sandı.

    dakikada Mehmet motoru çalıştırdı. Bentley, fabrikadan yeni çıkmış gibi pürüzsüzce mırıldandı. Mehmet motorun performansını, standart yazılımların bile yapamayacağı şekilde optimize etmişti.

5. Bölüm: Yeni Bir Hayatın Başlangıcı

Araba hazırdı, ama Ayşe yerinden kıpırdayamıyordu. “Özür dilerim,” dedi fısıldayarak. “Sadece senden değil, bugüne kadar sadece parasına baktığım herkesten.”

Bu olay Ayşe Demirtaş için bir dönüm noktası oldu. Bir yıl içinde, iş dünyasındaki “kibirli imparatoriçe” imajı yıkıldı. Şirketlerinde çalışan binlerce kişiye sadece birer sayı olarak değil, birer insan olarak bakmaya başladı. Mehmet’i, şirketinin tüm teknik operasyonlarının başına danışman olarak getirdi; ancak bir şartla: Mehmet, babasının Sultangazi’deki dükkanını asla kapatmayacaktı.

Birlikte, yoksul mahallelerdeki yetenekli gençler için bir mühendislik bursu başlattılar. Ayşe artık Bentley’ine bindiğinde, camın yansımasında sadece zengin bir kadın değil, karakterin paradan daha ağır geldiğini anlamış bir insan görüyordu.

Çünkü bazen hayatta alabileceğiniz en büyük ders, hiç beklemediğiniz bir sokakta, elleri yağ içinde bir adamın gözlerinde saklıdır.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News