Rus Pilot “Türk SİHA’ları Oyuncak” Dedi! ✈️ 18 Dakika Sonra ŞOK OLDU | Ukrayna Şahit!

GÖKLERİN GÖRÜNMEZ AVCISI: YURİ VOLKOV’UN 18 DAKİKASI
Giriş: 1946’dan 2022’ye Bir Yankı
Tarihin bazen garip bir mizah anlayışı vardır. 1946 yılında Donetsk semalarında duyulan radyo hışırtıları ile 2022 yılının mart ayındaki o soğuk sabah arasında tuhaf bir bağ vardı. O günlerde Sovyetler Birliği’nin gökyüzündeki mutlak hakimiyeti sorgulanamazdı. Ancak yıllar sonra, aynı topraklarda bir Rus aksanıyla yükselen özgüvenli, hatta alaycı ses, tarihin en büyük derslerinden birini almak üzereydi.
“Bu Türk oyuncakları gökyüzünde ne arıyor?”
Bu sözler, 42 yaşındaki deneyimli pilot Yuri Volkov’un kokpitteki son neşeli anlarıydı. Volkov, Rus Hava Kuvvetleri’nin gururu, 17 yıllık tecrübesiyle gökyüzünü kendi evi gibi gören bir adamdı. 18 dakika sonra, o “oyuncaklar” tarafından düşürüleceğini bilseydi, muhtemelen o kadar yüksek sesle gülmezdi.
1. Bölüm: Çelik Kanatların Efendisi
Yuri Volkov, 1979 yılında Rostov-na-Donu’da doğmuştu. Havacılık, onun kanında vardı. Babası da bir Mig pilotuydu ve Yuri çocukluğunu uçak hangarlarının kokusuyla büyüyerek geçirmişti. 2000 yılında Askeri Havacılık Akademisi’nden mezun olduğunda, Rusya hala Sovyet döneminden kalma devasa silah envanterini modernize etmeye çalışıyordu.
Volkov sıradan bir pilot değildi. O bir savaş mühendisiydi. Çeçenistan’ın sarp dağlarında terör hedeflerini vurmuş, 2008’de Gürcistan müdahalesinde görev almış ve Suriye’nin yakıcı kumları üzerinde IŞİD mevzilerini darmadağın etmişti. Toplamda 156 saat gerçek savaş uçuşu vardı. Gökyüzünde kendini sadece bir pilot olarak değil, bir avcı olarak görüyordu.
Onun için savaş, duygulardan arındırılmış bir matematik formülüydü: Hız + İrtifa + Silah Sistemleri = Kesin Zafer. 2022 Şubat ayında Ukrayna harekatı başladığında, birliğindeki genç pilotlara şunları söylemişti: “Karşınızda gerçek bir hava kuvveti yok. Sadece eski Sovyet hurdaları var. Bu savaş, bizim için bir poligon tatbikatından farksız olacak.”
2. Bölüm: Bayraktar Efsanesinin Doğuşu
Savaşın ilk haftaları Volkov’un tahmin ettiği gibi geçti. Ukrayna Hava Kuvvetleri, Rusya’nın devasa sayısal üstünlüğü karşısında tutunamıyordu. Su-25, Su-34 ve Mi-24 helikopterleri gökyüzünün mutlak hakimiydi. Ancak mart ayının ilk haftasında radyo iletişimlerinde yeni bir terim sızmaya başladı: Bayraktar.
Ukrayna, 2019’da Türkiye’den ilk Bayraktar TB2 paketini almıştı. Toplamda ellerinde sadece 12 ila 18 arası operasyonel araç vardı. Rus pilotlar başlangıçta bu SİHA’larla (Silahlı İnsansız Hava Aracı) dalga geçiyorlardı. Onlara göre bunlar, gerçek savaş uçakları karşısında hiçbir şansı olmayan “plastik uçurtmalar” idi.
Ancak sahada gerçekler farklıydı. Türk mühendislerin Kiev’de bıraktığı doktrinler ve Ukraynalı operatörlerin yaratıcı taktikleri, Bayraktar’ı bir hayalete dönüştürmüştü. Bir SİHA’nın düşürülmesi sadece bir makine kaybıydı, ancak o makinenin vurduğu her bir Rus hedefi, geri getirilemez insan ve mühimmat kaybı demekti.
7 Mart günü, Hostomel yakınlarında bir Rus Mi-24 helikopteri Bayraktar tarafından vurulduğunda Rus komuta kademesi şoke oldu. Resmi açıklama “teknik arıza” dedi, ama pilotlar arasındaki fısıltı gazetesi çoktan gerçeği yaymıştı: Bir Türk SİHA’sı, bir Rus helikopterini gökyüzünden silmişti.
3. Bölüm: 12 Mart – Kaderin Randevusu
Yuri Volkov için o sabah rutin başlamıştı. Kiev yakınlarında hava devriyesi görevine atanmıştı. Su-25 uçağının kokpitinde, motorun uğultusu eşliğinde 1800 metre irtifada süzülüyordu. Görüş mesafesi mükemmeldi. Gökyüzü uçsuz bucaksız bir maviydi.
Saat 09:15 sularında radar ekranında zayıf, titrek bir sinyal belirdi. “Komuta, radarda tanımlanamayan bir cisim var. Muhtemelen sivil, teyit istiyorum.” “Yaklaş ve tanımla,” dedi yer kontrol.
Volkov uçağını sinyale doğru çevirdi. Mesafe 3 kilometreye düştüğünde, o ince gövdeyi ve ters V kuyruğu gördü. Bu bir Bayraktar TB2’ydi. Volkov telsizde güldü: “Hedef tanımlandı. Bu Türk oyuncaklarından biri. Onu şimdi parçalarına ayıracağım. 18 dakika içinde dönüyorum, bana inişte kahve hazırlayın.”
O anki kibri, çevresindeki tehlikeyi görmesini engelliyordu. O, avcı olduğunu sanıyordu; oysa avcı, çoktan onu lazerle işaretlemişti.
4. Bölüm: Görünmez Satranç
Volkov, R-73 füzesini kilitlemeye çalıştı. Ancak Bayraktar beklenmedik bir şey yaptı. Hızlanmak yerine irtifa kaybetti ve ani bir manevrayla sağa döndü. Bir SİHA’nın bu kadar keskin manevralar yapabilmesi Volkov’u şaşırtmıştı.
“Kaçamazsın küçük böcek!” diyerek ilk füzesini ateşledi. Beyaz duman izi gökyüzünü bir bıçak gibi yardı. Ancak füze, Bayraktar’ın bıraktığı elektronik karıştırma ve ani manevra nedeniyle hedefi kaçırdı. Volkov küfretti. İkinci denemesinde biraz daha yaklaştı.
O sırada kokpitinde bir alarm sesi duyuldu. Radar uyarı sistemi ciyaklıyordu. “Füze kilidi! Füze kilidi!”
Volkov panikle arkasına baktı. Ama gökyüzünde başka bir uçak yoktu. Nereden geliyordu bu kilit? O an anladı: Gökyüzünde tek bir Bayraktar yoktu. Avcılar ikili formasyonda çalışıyordu. Biri yem oluyor, diğeri yüksek irtifadan lazerle hedefi işaretliyordu.
5. Bölüm: 18 Dakikanın Sonu
Volkov’un son sözleri radyo kayıtlarına şöyle geçti: “Bunları nasıl düşüreceğimi gösterin bana!” Hemen ardından Su-25’in motor kısmında devasa bir patlama meydana geldi. Bayraktar’dan fırlatılan MAM-L mühimmatı, lazer güdümüyle uçağın tam zayıf noktasını vurmuştu.
Uçak bir alev topuna dönerek Ukrayna’nın ayçiçeği tarlalarına doğru düşmeye başladı. Fırlatma koltuğu çalışmadı veya Volkov bunu yapacak zamanı bulamadı. 18 dakika içinde döneceğini söyleyen o özgüvenli ses, sonsuza kadar susmuştu.
Ukrayna askerleri enkazı bulduğunda, karşılaştıkları manzara bir imparatorluğun kibrinin kalıntıları gibiydi. Yanmış bir kokpit, paramparça olmuş bir Su-25 ve içinde profesyonel bir kariyerin külleri.
6. Bölüm: Bayraktar Etkisi ve Modern Doktrin
Yuri Volkov’un ölümü bir tesadüf değildi. Bu, savaş tarihinin değiştiği andı. Rusya, Ukrayna işgalinde 150’den fazla uçak kaybetti; ancak Volkov’un ölümü pilotlar arasında en büyük travmayı yaratan olay oldu. Artık gökyüzünde sadece uçaklara karşı değil, görünmeyen, duymayan ve korkmayan makinelere karşı savaşıyorlardı.
Türk SİHA’larının bu başarısı tüm dünyada yankı buldu. Baykar Teknoloji, bir gecede küresel bir savunma devi haline geldi. Bayraktar TB2 sadece bir silah değil, Ukrayna direnişinin sembolü, adına şarkılar bestelenen bir kahraman oldu.
Savaşın Dersleri:
-
İnsan Faktörü ve Risk: Bir pilotu yetiştirmek 20 yıl sürer, bir SİHA’yı üretmek 20 gün.
Psikolojik Üstünlük: Görünmeyen bir düşman tarafından vurulma korkusu, düşman uçaklarıyla it dalaşı yapmaktan daha yıpratıcıdır.
Maliyet Etkinliği: Milyonlarca dolarlık bir savaş uçağı, ondan on kat daha ucuz bir mühimmatla yok edilebilir.
Sonuç: Kibrin Sonu, Teknolojinin Zaferi
Yuri Volkov’un Rostov’daki ailesine gönderilen mektupta sadece “Teknik arıza sonucu vefat etmiştir” yazıyordu. Rusya, pilotunun bir “Türk oyuncağı” tarafından düşürüldüğünü asla resmen kabul etmedi. Ancak Ukrayna tarlalarında paslanan o enkaz, gerçeği her gün haykırmaya devam ediyor.
Teknoloji mi yoksa ego mu savaşları kaybettirir? Volkov’un hikayesi gösteriyor ki; düşmanını küçümsemek, en gelişmiş radardan bile daha kör edicidir. Gökyüzü artık sadece hızlı olanların değil, akıllı ve görünmez olanların evidir.
Bu hikaye seni düşündürdü mü? Modern savaşta cesaret mi yoksa yazılım mı daha önemli? Yorumlarda buluşalım.