Saklı Kimlik – Komiserin Kovduğu Kadın – Ülkenin En Güçlü Annesi Çıktı!

Saklı Kimlik – Komiserin Kovduğu Kadın – Ülkenin En Güçlü Annesi Çıktı!

Bölüm 1: Haliç’in Kıyısında Bir Sır

İstanbul’un kadim semti Fatih’in dar sokakları, binlerce hikâyeyi bağrında taşır. O sabah, Balat’ın Arnavut kaldırımları üzerinde uzanan gölgeler her zamankinden daha uzundu. Hatice Teyze, yetmiş yıllık ömrünün yorgunluğunu omuzlarında taşıyan devasa bir çuvalla sokağın köşesinden belirdi. Üzerindeki hırka defalarca yamanmış, elleri soğuktan ve çalışmaktan çatlamıştı. Ama o eller, onuruyla yaşamanın nişanesiydi.

Mahalleli onu “Kartoncu Hatice” olarak bilirdi. Kimse onun bir zamanlar vatan uğruna canını vermiş bir kahraman polisin eşi olduğunu bilmezdi. Kimse, Ankara’nın en yüksek binalarında kararlarıyla orduyu ve emniyeti hizaya getiren Tümgeneral Alper Yılmaz’ın annesi olduğunu hayal bile edemezdi. Hatice Teyze, oğlunun kendisine sunduğu tüm imkânları reddetmişti. “Evladım, sen devletine hizmet et, ben kendi helal rızkımın peşindeyim. Alın terinin tadı başkadır,” demişti hep.

O sabah, siyah bir cip sokağa hışımla daldı. Toz ve duman arasında duran aracın kapısı açıldı. Komiser Kenan, ütülü üniforması ve kibriyle aşağı indi. Kenan, makamını insanlara tepeden bakmak için kullanan, gücünü adaletten değil, korkutmaktan alan bir adamdı.

“Ne işin var burada pis hurdacı?” diye gürledi Kenan. “Çek şu çuvalını arabanın önünden! Görüntü kirliliği yapıyorsun, sokağın değerini düşürüyorsun.”

Hatice Teyze nazikçe gülümsedi. “Kusura bakma evladım, hemen çekiyorum. Şuradaki plastikleri alıp gidecektim.”

Kenan daha da sinirlendi. “Bana cevap verme! Senin gibiler yüzünden bu ülke kalkınmıyor. Pislik içindesiniz. Kaybol gözümün önünden, yoksa seni bir gecelik nezarete atarım, aklın başına gelir.”

Yaşlı kadının gözleri doldu. Kalbi kırılmıştı ama vakarını bozmadı. Çuvalını sürükleyerek kenara çekildi. O sırada caddenin öbür ucunda, sivil plakalı bir araç yavaşladı.

Bölüm 2: Kaderin Karşılaşması

Araçtan inen adam Alper Yılmaz’dı. Annesini o halde, bir komiserin hakaretleri altında ezilirken görünce içindeki fırtına koptu. Hızla oraya doğru yürüdü.

“Anne?” dedi Alper. Sesi hem titriyor hem de gök gürültüsü gibi yankılanıyordu.

Hatice Teyze şaşkınlıkla oğluna baktı. “Alper? Oğlum, senin ne işin var burada?”

Komiser Kenan, karşısındaki adamın kim olduğunu bilmiyordu ama duruşundaki asaleti fark etmişti. Yine de geri adım atmadı. “Sen de kimsin? Bu kadının akrabası mısın? Al şu dilenciyi buradan.”

Alper, Kenan’ın gözlerinin içine baktı. O bakış, binlerce operasyonu yönetmiş, ölümün kıyısından dönmüş bir askerin bakışıydı. “Bu hanımefendi benim annem,” dedi Alper tane tane. “Ve sen, az önce Türk polisine yakışmayan her şeyi yaptın.”

Kenan güldü. “Annen mi? İyi o zaman, annene söyle sokakları kirletmesin. Ben komiserim, kanun benim burada.”

Alper sakince telefonunu çıkardı. “Kanun sensen, adaleti de ben temsil ediyorum o zaman.”

Bölüm 3: Fırtına Kopuyor

Alper’in tek bir telefonuyla Balat sokağına peş peşe siyah araçlar girmeye başladı. Emniyet Müdürü, Valilik temsilcileri ve Teftiş Kurulu üyeleri olay yerine ulaştığında, Kenan’ın yüzündeki o kibirli ifade yavaş yavaş yerini dehşete bırakmaya başladı.

Emniyet Müdürü araçtan iner inmez Alper’e selam verdi. “Sayın Paşam, bir emriniz mi var?”

“Paşam?” diye kekeledi Kenan. Olduğu yere yığılacak gibi oldu. Karşısındaki adamın sadece bir evlat değil, ülkenin en güçlü generallerinden biri olduğunu anladığında artık çok geçti.

Alper, annesinin elini tuttu. “Bu komiser, görevini kötüye kullanıyor. Bir vatandaşı, yaşlı bir kadını aşağılamak devletin verdiği yetki değildir. Derhal soruşturma açılsın ve görevden uzaklaştırılsın.”

Bölüm 4: Hatice Teyze’nin Dersi

Kenan, Hatice Teyze’nin ayaklarına kapandı. “Teyze ne olur affet! Bilmiyordum, vallahi bilmiyordum. Çocuklarım var, işimden olmayayım.”

Hatice Teyze, oğluna baktı, sonra Kenan’a. “Kalk evladım,” dedi yumuşak bir sesle. “Mesele benim kimin annesi olduğum değil. Mesele, senin kimsesiz gördüğün herkese böyle davranıyor olman. Eğer ben gerçekten sadece bir kartoncu olsaydım, senin bu zulmün yanına kâr kalacaktı. İşte asıl acı olan bu.”

Alper, annesinin bu sözleriyle gurur duydu. “Duydun mu Kenan? Annem sana dersini verdi. Ama hukuk, senin kibrini affetmeyecek.”

Bölüm 5: Adaletin Yerini Buluşu

Olayın ardından Kenan açığa alındı. Yapılan soruşturmada, daha önce de birçok vatandaşa benzer baskılar uyguladığı ortaya çıktı. Hatice Teyze ise o günden sonra mahallenin sadece “Kartoncu Hatice”si değil, “Devlet Ana”sı oldu.

Alper, annesini ikna edip daha güvenli bir yere taşımak istese de Hatice Teyze yine o eski evinde kalmayı seçti. “Oğlum,” dedi, “İnsanları rütbeleriyle değil, yürekleriyle tanımak istiyorsan, sokakta kalmalısın. Zirveler soğuk olur, halkın içi ise hep sıcaktır.”

Bölüm 6: Bir Ülkenin Vicdanı

Hatice Teyze’nin hikayesi tüm ülkeye yayıldı. Televizyon kanalları, gazeteler ondan bahsediyordu. “Saklı Kimlik” başlıkları atılmıştı. Ama o, yine her sabah erkenden uyanıyor, Balat’ın sokaklarında rızkını arıyordu.

Alper, bir akşam annesinin yanına geldiğinde sordu: “Anne, neden hala bunu yapıyorsun? Artık herkes senin kim olduğunu biliyor.”

Hatice Teyze gülümsedi ve elindeki kartonları gösterdi. “Oğlum, insanlar benim kimin annesi olduğumu öğrendiler ama ben hala kim olduğumu unutmadım. Ben bu ülkenin toprağıyım, sokağıyım. Sen yukarıdan koru, ben aşağıdan dua edeyim. Adalet binalarda değil, vicdanlarda saklıdır.”

SON

Bu hikaye, gücün makamda değil, karakterde olduğunu; gerçek asaletin ise alçakgönüllülükte saklı olduğunu bizlere hatırlatır. Hatice Teyze, ülkenin en güçlü annesiydi, çünkü o vicdanın ve onurun simgesiydi.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News