TÜRK PARAŞÜTÇÜLER 29 ARAÇLIK KONVOYU PUSUYA DÜŞÜRDÜĞÜNDE 181. RUM TABURU ÇÖKTÜ! 😮

TÜRK PARAŞÜTÇÜLER 29 ARAÇLIK KONVOYU PUSUYA DÜŞÜRDÜĞÜNDE 181. RUM TABURU ÇÖKTÜ! 😮

BEŞPARMAK DAĞLARININ SESSİZ TANIĞI: YANIK KONVOY

Giriş: Ateşkesin Gölgesinde Bir Sabah

23 Temmuz 1974 sabahı, Kıbrıs’ın Beşparmak Dağları’nda alışılmadık bir sessizlik hakimdi. Üç gün önce, 20 Temmuz’da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başlattığı “Kıbrıs Barış Harekatı” adanın kaderini değiştirmişti. 22 Temmuz saat 17:00 itibarıyla Birleşmiş Milletler’in çağrısıyla ateşkes ilan edilmişti. Ancak bu dağlarda savaş bitmemiş, sadece bir anlık nefes almıştı.

Kayseri Hava İndirme Tugayı 2. Paraşüt Bölüğü ve Nevşehir Jandarma Komando Taburu’na bağlı askerler, stratejik tepelerde mevzilenmiş, vadileri gözetliyorlardı. Girne ile Lefkoşa arasındaki bu kritik hat, adanın kuzeyinin anahtarıydı.

Bölüm 1: Keşif ve Beklenmedik Misafir

Güneş Beşparmak Dağları’nın keskin silueti üzerinde yükselirken, Astsubay Mehmet Ali Herdem ve ekibi keşif görevindeydi. Dürbününü vadiye bakan dar yola çevirdiğinde gördüğü manzara karşısında nefesi kesildi. Ateşkes kararına rağmen, Rum Milli Muhafız Ordusu’na bağlı devasa bir birlik hareket halindeydi.

Herdem, durumu hemen Bölük Komutanı Yüzbaşı Tuncer Güngör’e rapor etti: “Komutanım, aşağıda büyük bir araç hareketliliği var. Sayabildiğim kadarıyla 29 araçlık bir konvoy.”

Yüzbaşı Güngör haritayı açtı. Gelen birlik, Rumların en güçlü topçu birimlerinden biri olan 181. Topçu Taburu’ydu. Üstelik cephane ve toplarla dolu olarak, savunmasız bir biçimde dar geçide girmek üzereydiler. Bu, askeri açıdan eşsiz bir fırsattı.

Bölüm 2: V Tipi Pusu – Ölüm Tuzağı

Yüzbaşı Güngör, “Pusu düzenine geçiyoruz!” emrini verdi. Zaman kısıtlıydı. Paraşütçüler ve jandarma komandoları, yolun her iki yanındaki sarp yamaçlara sessizce yerleşti. Bu, askeri literatürde “V tipi pusu” olarak bilinen, hedefi ortada sıkıştırıp kaçış yolu bırakmayan en etkili yöntemdi.

Askerlere verilen emir kesindi: “Ben ateş emri verene kadar kimse nefes bile almayacak. Konvoyun tamamı dar boğaza girmeden tetik çekilmeyecek.”

Sıcaklık artıyor, askerlerin alınlarından terler süzülüyordu ama kimse kıpırdamıyordu. Aşağıdaki konvoyda Rum askerleri rahat bir tavırla ilerliyor, bazıları kamyon kasalarında sigara içip sohbet ediyordu. Ateşkesin rehaveti içindeydiler; tepelerin binlerce namluyla dolu olduğundan haberleri yoktu.

Bölüm 3: İlk Atış ve Kaosun Başlangıcı

Konvoyun 15. aracı tam hedef noktasına geldiğinde, Yüzbaşı Güngör elini havaya kaldırdı: “Ateş!”

Astsubay Mehmet Ali Herdem, 60 milimetrelik havan mermisinin nişangahını ayarladı. 520 metre mesafe, sıfır rüzgar. Havan mermisi namludan vızıldayarak çıktı ve saniyeler sonra tam konvoyun ortasındaki cephane kamyonunun üzerine düştü.

Büyük bir patlama dağı sarstı. Cephane dolu kamyon bir ateş topuna dönerken, hemen arkasından gelen ikinci atış konvoyun önündeki aracı vurdu. Yol tamamen kapandı. Artık ne ileri ne de geri gidiş vardı.

Bölüm 4: Beşparmaklarda Alev ve Barut

Makineli tüfekler aynı anda kusmaya başladı. Rum askerleri ne olduğunu anlamadan araçlarından atlayıp yol kenarına sığınmaya çalıştılar. Ancak tepelerden yağan mermi yağmuru altında kaçacak yer yoktu. Cephane kamyonları birer birer infilak ediyor, zincirleme patlamalar vadide gök gürültüsü gibi yankılanıyordu.

Rum topçu araçları manevra yapmaya çalışsa da dar yol buna izin vermiyordu. Birkaç dakika içinde konvoyun yarısı yanmaya başladı. Panik ve korku tüm birliği sarmıştı. Yaklaşık 10 dakika süren yoğun ateşin ardından, hayatta kalan 50-60 kadar Rum askeri ellerini havaya kaldırarak teslim olmaya başladı.

Bölüm 5: Zaferin Acı Tadı ve Bir Kahramanın Şehadeti

Yüzbaşı Tuncer Güngör, esirleri kontrol altına almak ve ateşi durdurmak için mevzisinden çıkarak aşağıya, yolun kenarına doğru ilerledi. Türk askerinin asaletini göstererek yaralılara yardım edilmesini planlıyordu. Ancak o sırada, esir grubunun içinden bir Rum askeri beklenmedik bir şekilde gizlediği silahıyla ateş açtı.

Yüzbaşı Güngör oracıkta yere yığıldı. Bu kahpece atış üzerine komutanlarını kaybeden Türk askerleri tekrar ateşe başladılar. Kısa bir arbedenin ardından durum kontrol altına alındı ama acı haber bölüğe kor gibi düştü: Tuncer Güngör şehit olmuştu.

32 yaşındaki genç yüzbaşının yüzünde huzurlu bir ifade vardı. Geride bir eş ve iki yetim çocuk bırakmıştı ama ismi Kıbrıs’ın tarihine altın harflerle yazılmıştı.

Bölüm 6: İmha Edilen Güç – 181. Topçu Taburu

Sabah olduğunda manzara korkunçtu. 29 araçlık konvoy tamamen kül olmuştu. Bazı kamyonların sadece şaseleri kalmış, topların namluları sıcaktan bükülmüştü. Bu harekatla Rum ordusunun en önemli ateş gücü yok edilmişti. 181. Topçu Taburu artık tarihe karışmıştı.

Bu zafer, 14 Ağustos’ta başlayacak olan İkinci Barış Harekatı için yolu temizlemişti. Rumlar artık Beşparmak Dağları’ndan bir konvoy geçirmenin imkansız olduğunu anlamışlardı.

Sonuç: Unutulmayan Miras ve Güngör Köyü

Savaştan sonra, pusu kurulan bölgenin yakınındaki “Kutsovendi” köyünün adı, kahraman komutanın anısına “Güngör Köy” olarak değiştirildi. Bugün o yoldan geçenler, hala toprağın altında yatan paslı mermi kovanlarını ve yanık araç parçalarının izlerini görebilirler.

Yüzbaşı Tuncer Güngör, Astsubay Mehmet Ali Herdem ve o gün Beşparmaklarda canını dişine takan paraşütçü ve jandarma komandoları, Türk milletinin kararlılığının sembolü oldular. “Yanık Konvoy”, sadece askeri bir başarı değil; bir avuç kahramanın devasa bir ordu birimini tek bir pusuyla nasıl dize getirdiğinin, strateji ve cesaretin destansı hikayesidir.

Beşparmak Dağları o günü hiç unutmadı. Rüzgar her estiğinde, o dik yamaçlarda hala kahramanların sesi yankılanır.

 

 

 

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News