Yabancı Ajan TUSAŞ Tesisine Girmeye Çalıştı — Bordo Bereli Üç Saniyede Fark Etti

TUSAŞ OPERASYONU: 3 SANİYELİK ŞÜPHE
1. BÖLÜM: Ankara’nın Puslu Sabahı
Ankara’nın dışındaki TUSAŞ (Türk Havacılık ve Uzay Sanayii) tesisleri, sabahın erken saatlerinde derin bir sessizliğe gömülmüştü. Güvenlik kapıları önünde henüz servis kuyrukları oluşmamıştı. Asfalttan ince bir sis tabakası yükseliyor, gökyüzü gri ile mavinin arasında, kararsız bir tonda duruyordu. Tesislerin etrafını saran yüksek duvarlar, tel örgüler ve termal sensörler, Türkiye’nin savunma kalbini her saniye gözetliyordu. Görünürde her şey normaldi.
Saat tam 06:35’i gösterdiğinde ilk vardiya değişimi yaklaşıyordu. Ana nizamiyede görevli olan Yüzbaşı Kaan, elindeki tabletin ekranına düşen verileri inceliyordu. Yüzü sakin ama gözleri bir şahin gibi hareketliydi. Her aracı, her yüzü, her küçük hareketi tarıyordu.
Kaan bir Bordo Bereliydi. Yıllarca dağlarda, sınır ötesinde en zorlu şartlarda görev yapmıştı. Şimdi ise özel eğitimli 15 kişilik ekibiyle TUSAŞ Güvenlik Komutanlığı’ndan sorumluydu. O sabah sıradan görünüyordu ama Kaan’ın içinde, uzun görev yıllarının öğrettiği o açıklanamayan tedirginlik vardı. İçgüdüleri susmuyordu.
2. BÖLÜM: Olağandışı Ayrıntı
06:40’ta ilk minibüs konvoyu yaklaştı. Mühendisler, teknisyenler ve personel sırayla kimliklerini okutuyor, biyometrik taramalardan geçiyordu. Üçüncü minibüsten inen siyah montlu, sırt çantalı bir adam Kaan’ın dikkatini çekti. Adamın kimliği sistemde “Elektrik Mühendisi Ahmet Korkmaz” olarak görünüyordu. Parmak izi yeşil yandı, fotoğraf eşleşti.
Ancak Kaan’ın bakışları 3 saniye kadar adamın üzerinde takılı kaldı.
Adamın elleri çok temizdi. Tırnak dipleri özenle kesilmişti. Yıllardır sahada olan bir elektrik mühendisinin ellerinde görülmesi beklenen o küçük yağ lekeleri, tornavida izleri veya nasırlar yoktu. Bu küçük ayrıntı, Kaan’ın zihninde kırmızı alarmın çalmasına yetti.
“Hangi binada çalışıyorsunuz? Bugün hangi proje üzerindesiniz?” diye sordu Kaan. Adam teknik terimlerle dolu, doğru gibi görünen bir cevap verdi. Fakat Kaan gördü: Saniyenin onda biri kadar bir süre için adamın gözleri kaçtı ve nefes ritmi hızlandı.
Kaan telsizini açıp merkezle konuştu. 30 saniye içinde gelen cevap şok ediciydi: “Ahmet Korkmaz bugün izinli görünüyor, tesise giriş kaydı yok.”
3. BÖLÜM: İlk Temas ve Siber İzler
Adam kontrol odasına götürülmek istenirken aniden koşmaya başladı. Ancak bir Bordo Bereli’den kaçmak imkansızdı. Kaan, 10 metre içinde adamı yere serip kelepçeledi. Sırt çantasından şifreli USB bellekler, minyatür bir kamera ve hassas notlar çıktı. Bu sıradan bir hırsızlık değil, profesyonel bir casusluk girişimiydi.
Olay anında MİT’e (Milli İstihbarat Teşkilatı) bildirildi. Kıdemli Analist Elif Demir, dosyayı devraldı. Elif, TUSAŞ sistemlerine aylar önce yapılan küçük bir siber saldırıyı hatırladı. O zaman bu saldırı önemsiz gibi görünmüştü ama şimdi taşlar yerine oturuyordu. Birileri içeriye birini sokmak için aylar öncesinden dijital ayak izlerini hazırlamıştı.
Elif’in yaptığı incelemeler, yakalanan şahsın dijital geçmişinin sahte olduğunu ortaya çıkardı. Üniversite kayıtları sonradan eklenmiş, referansları uydurulmuştu. Dahası, Ankara’daki bir kafede çalışan bir garson ve sahte çevirmenlik yapan bir şahısla düzenli para akışı olduğu tespit edildi. Bu, geniş çaplı bir casus ağıydı.
4. BÖLÜM: “Kuzgunevi” Operasyonu
MİT ve Bordo Bereliler ortak bir operasyon kararı aldı. Hedef, Ankara’nın dışındaki ormanlık bir bölgede bulunan ve “Kuzgunevi” kod adı verilen gizli bir villaydı. İstihbarat verilerine göre ağın lideri ve teknik ekibi burada toplanıyordu.
Gece saat 03:00’te operasyon başladı. Yüzbaşı Kaan ve ekibi, sessizce ağaçların arasından sızdı. Villada termal kameralarla üç ısı izi tespit edildi. Jeneratör devre dışı bırakıldı ve villa karanlığa gömüldü.
Bordo Bereliler içeriye ses bombalarıyla girdi. Kör edici ışık ve sağır edici sesin ardından sadece 12 dakika içinde üç hedef de etkisiz hale getirildi. Hiç silah kullanılmadı; sadece saf disiplin ve koordinasyon. İçerideki tüm dijital veriler, radar projelerinin yazılım modüllerini içeren kopyalar ve yabancı istihbarat servisleriyle yapılan yazışmalar ele geçirildi.
5. BÖLÜM: 3 Saniyenin Zaferi
Sorgu odasında Elif Demir, yakalanan yabancı ajanın karşısına oturdu. Adam sonunda itiraf etti: “Türkiye çok hızlı büyüyor, savunma sanayiniz bazılarını korkutuyor. Biz sadece bilgi topluyorduk.”
Elif gülümsedi. “Siz bilgi topluyordunuz ama bizim çocuklar 3 saniyelik bir bakışla tüm oyununuzu bozdu.”
Operasyon hiçbir medya kuruluşunda yer almadı. TUSAŞ’taki mühendisler ertesi sabah işlerine her zamanki gibi gittiler. Türkiye’nin gökyüzündeki çelik kanatları güven içindeydi.
Yüzbaşı Kaan, operasyondan sonraki sabah yine nizamiyedeydi. Üzerindeki yorgunluğu belli etmeden nizamiyeden geçen her personeli, her aracı tek tek süzüyordu. Şehir uyuyordu ama Kaan ve arkadaşları nöbetteydi. Çünkü biliyorlardı ki; görünmeyen savaşlar asla bitmezdi ve bazen vatanı kurtarmak, bir çift eldeki temiz tırnaklara dikkat etmekten geçiyordu.
[İmaj: TUSAŞ Tesisi ve Güvenlik Noktası] [İmaj: Operasyon Anındaki Bordo Bereliler]