25 Yıl Sonra Annesinin Mezarında Bulduğu Sır: Babası Yaşıyordu!

25 Yıl Sonra Annesinin Mezarında Bulduğu Sır: Babası Yaşıyordu!

Yağmur ince ince yağıyordu. Emir, annesinin mezarının başında diz çökmüş, elleriyle çamura bulanmış mezar taşını okşuyordu. “Affet beni anne,” dedi kısık bir sesle. Gözyaşları yağmur damlalarına karışıyordu. Parmakları taşın kenarını kazırken, toprağın altından küçük, paslı bir kutu çıktı. Şaşkınlıkla kutuyu açtı. İçinden sararmış bir kağıt düştü. Kağıtta sadece iki kelime yazıyordu: “Ben yaşıyorum.”

Emir’in kalbi hızla çarpmaya başladı. Bu cümle, 25 yıl önce gömdüğü geçmişi yeniden canlandırmıştı. Annesi Neriman’ın sessiz ve fedakar hayatı, şimdi ona bambaşka bir hikaye anlatıyordu.

Emir, 27 yaşındaydı. İstanbul’un eski semtlerinden birinde, annesinden kalan küçük bir kahvede çalışıyordu. Kahve Huzur, mahallenin en eski mekanlarından biriydi. Emir, annesini 10 yaşındayken kaybetmişti. Babası hakkında ise hiçbir şey bilmiyordu. Annesi, babasının öldüğünü söylemişti. Ama o gün mezarın başında bulduğu not, her şeyi değiştirmişti.

Mezardan çıkan kutunun içindeki notun peşinden gitmeye karar verdi. Notun arkasında, Bursa’nın Gölyazı köyüne ait bir adres vardı. Emir, ertesi sabah ilk otobüsle yola çıktı. Kalbinde hem korku hem de büyük bir merak vardı. Bu yolculuk, onun hayatını tamamen değiştirecekti.

Gölyazı köyüne vardığında, köyün huzurlu atmosferi onu şaşırttı. Zeytin ağaçları, serin bir rüzgar ve gölün dinginliği… Ancak Emir’in aklında sadece o not vardı. Adrese vardığında, karşısında yıkık dökük bir ev buldu. Kapıyı açtığında içeride eski eşyalar, tozlu raflar ve bir sandık gördü. Sandığın üzerinde bir mektup vardı. Mektubu açtı ve okumaya başladı:

“Eğer bu satırları okuyorsan, demek ki beni bulmaya karar verdin. Ben senin babanım. Annen seni benden sakladı, çünkü seni korumak istedi. Ama bil ki seni hep uzaktan izledim.”

Emir’in elleri titredi. Babası yaşıyordu! Ama neden annesi ona yalan söylemişti? Mektubun sonunda şu cümle yazıyordu: “Beni bulmak istiyorsan, eski kahvehaneye dön. Gerçek orada seni bekliyor.”

Emir, mektuptaki talimatı izleyerek eski bir kahvehaneye gitti. Burası, annesinin gençliğinde çalıştığı bir yerdi. Kahvehanenin sahibi Kemal Bey, Emir’i görünce donup kaldı. “Sen… Neriman’ın oğlusun,” dedi şaşkınlıkla. Emir, Kemal Bey’den annesi ve babası hakkında bildiklerini anlatmasını istedi. Kemal Bey derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı:

“Neriman, bu kahvede çalışırken çok güçlü bir kadındı. Ama bir gün, büyük bir sırla buradan ayrılmak zorunda kaldı. Seni korumak için uzaklara gitti. Baban, Hasan, o zamanlar başka bir şehirdeydi. Onunla ilgili detayları bilmiyorum, ama sana bir şey bırakmış olabilir.”

Kemal Bey, kahvehanenin arkasındaki eski bir dolabı açtı. Dolabın içinde küçük bir kutu vardı. Kutunun içinden bir fotoğraf çıktı. Fotoğrafta genç bir kadın ve yanında bir adam vardı. Adamın yüzü Emir’e tanıdık geldi. Fotoğrafın arkasında bir not vardı: “Oğlumuzu koru.”

Emir, babasını bulmak için daha kararlı hale geldi. Fotoğrafın arkasındaki ipucuyla araştırmalarına devam etti. Sonunda, babası Hasan’ın Bursa’da yaşadığını öğrendi. Hemen yola koyuldu.

Hasan’ın kapısını çaldığında, karşısına yaşlı bir adam çıktı. Adam, Emir’i görünce gözyaşlarına boğuldu. “Sen… Emir misin?” dedi. Hasan, oğlunu tanımıştı. Yıllardır beklediği bu an, sonunda gerçekleşmişti.

Hasan, Emir’e her şeyi anlattı. Neriman’ın onu neden terk ettiğini, kendisini neden gizlemek zorunda kaldığını… Emir, babasının kollarında ağladı. Yıllardır bilmediği bir gerçeği öğrenmişti. Artık annesine de babasına da kızgın değildi. Çünkü onların yaptığı her şey, onu korumak içindi.

Emir, İstanbul’a döndüğünde artık bambaşka bir insandı. Annesinin mezarını tekrar ziyaret etti. “Anne, seni anladım,” dedi. “Beni hep korumak istedin. Şimdi babamı buldum. Artık huzur içinde yatabilirsin.”

Kahve Huzur yeniden açıldı. Emir, annesinin mirasını yaşatmaya karar verdi. Her sabah kahve pişirirken, annesinin sesini duyduğunu hissediyordu: “Kahve sabır ister, oğlum.”

Ve o günden sonra, Emir’in hayatı yeni bir anlam kazandı. Çünkü artık geçmişin ağırlığını değil, affetmenin hafifliğini taşıyordu.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News