DİLENCİ KIZ ÇÖPTE ÜÇÜZ BEBEK BULDU, ANCAK ONLARIN KAYIP MİLYONERİN ÇOCUKLARI OLDUĞUNU BİLMİYORDU
Kayseri’nin çatlak kaldırımlarında, kasvetli bir sonbahar sabahı, 7 yaşındaki Elif Yıldız, titreyen parmaklarıyla yıpranmış şalına sıkıca sarılıyordu. Ufacık omuzlarına yük olan solgun karanfil sepetini taşırken, delik ayakkabılarının içinde dondurucu soğuğu iliklerine kadar hissediyordu. Her adımda su sıçrıyor, her nefeste havaya beyaz bir buhar yükseliyordu.
Elif, yetiştirme yurtlarında geçirdiği yıllardan beri Sevim Hanım’ın yüzünü hatırlıyordu. O, Elif’in hayatında bir umut ışığı olmuştu ama şimdi gül sokağı onun hem evi hem de geçim kaynağı olmuştu. “Buyurun efendim, taze karanfil.” diye cılız sesiyle bağırıyordu. Ancak kimse onu duymuyordu. Çay bahçeleri henüz açılmamış, kaldırımlarda telaşlı memurlar işe geç kalmanın telaşıyla koşturuyordu.

Bir gün, Elif, cami parkına doğru köşeyi dönerken gözlerine ilişen manzara onu durdurdu. Büyük çınarın altında, krem rengi bir örtüyle sarılmış zarif bir hasır sepet duruyordu. Elif’in kalbi boğazına kadar yükseldi. Etrafına bakındı, belki panik içinde bir anne veya baba arıyordur diye düşündü. Ama parkta sadece uzakta yürüyen yaşlı bir teyze vardı.
Elif, sepetin kenarına dokunduğunda içindeki çekingen sesi bastırarak örtüyü kaldırdı. Gözlerinin önündeki manzara, küçük dünyasını kökünden sarstı. Üç minik yüz, mavi gözleriyle ona merakla bakıyordu. Elif, dizlerinin çamura gömülmesine aldırmadan, “Kimsiniz siz böyle?” diye fısıldadı. Bebeklerin kundaklarına dokunduğunda, yumuşak kumaş ona masal kitaplarını hatırlattı.
O an Elif’in içinde bir koruma içgüdüsü uyandı. Yalnızlık içinde geçen yıllar boyunca hiç tatmadığı bir duygu içini doldurdu. Elif, bebeklerin yüzlerine uzun uzun baktı. Kendi terk edilişini hatırladı. Yetiştirme yurtlarında yıllarca koruduğu yüzüğünü sıkıca tuttu. Kağıt parçasına yazılmış bir not buldu ama okuyamadı. Sadece birkaç kelimeyi seçebildi: “Sevgi” ve “asla”.
Elif, bebeklerin yüzlerine bakarken, kendi kaderine terk edildiğini düşündü. 7 yaşındaki bir çocuk, hayatının en önemli kararıyla yüz yüze gelmişti. Ama kalbinde hiçbir tereddüt yoktu. Güneş gökyüzünde yükselirken, Elif bebeklerin yanından ayrılmadı. Bir saat geçti, bebekler ağlamaya devam ediyordu. Elif panikle etrafına bakındı. “Sizin başınıza gelmeyecek bunlar.” diye fısıldadı.
Elif, bebekleri korumak için elinden geleni yapmaya kararlıydı. Büyük bir dikkatle sepeti kaldırdı ve kollarını acıtsa da, sevgi ona güç veriyordu. Karanfil sepetini bir eliyle, bebek sepetini diğer eliyle taşıyarak parktan çıktı. Her adımı kaderini değiştiriyordu.

Elif, park bekçisinin yanından geçerken adam gazeteye gömülmüştü. Manşet büyük harflerle yazılmıştı: “İş Adamı Kaan Yılmaz Kayıp Çocukları için 10 Milyon Lira Ödül Vadediyor.” Elif, bu haberi okumadı ama içindeki korku büyüyordu. Üçüzleri sıkıca tutarak, metruk depoların olduğu mahalleye doğru ilerledi. Arkasında parkın gölgelerinden bir çift soğuk göz her hareketini izliyordu.
Elif, eski bir depo olan evine girdiğinde, dışarıdan sızan yağmur sesi içeride yankılandı. “İşte geldik.” dedi Elif bebeklerine sesindeki yorgunluğa rağmen gülümseyerek. Depo, hayat ve ses dolmuştu. Bebekler bir harmoni içinde ağlıyor, Elif’in duymuş olduğu en güzel ve aynı zamanda en acı veren müziği yaratıyorlardı.
Elif, bebeklerin aç olduğunu fark etti. Karnı açlıktan guruldarken, bebeklerin minik yüzlerindeki kızarıklığı gördü. Ne yapmalıydı? Elif, Gülbahar teyzenin bakkalına gitmek zorundaydı. Ama bu tehlikeli görünüyordu. “Süt lazım size.” dedi. Ve bez temiz kıyafet.
Gülbahar teyzenin bakkalında, Elif, yaşlı kadına bebeklerin durumu hakkında yalan söylemek zorunda kaldı. Ama Gülbahar teyze, Elif’in gözlerindeki acıyı gördü ve yardım etmeye karar verdi. “Bunlar için para istemiyorum ama sana bir tavsiyem var. Bu bebekleri geri vermelisin.” Elif, “Hayır. Onlar benim ailem artık.” dedi.
Nur teyze, Elif’in cesaretini gördü ve ona yardım etmeye karar verdi. Gizli geçidi kullanarak bebekleri kurtarmak için plan yaptılar. Elif, bebekleri alıp Nur teyze ile birlikte güvenli bir yere gitmeyi başardı. Kaan Yılmaz, bebeklerini bulduğunda Elif’in cesaretini takdir etti.
Sonunda Elif, Kaan ve Seda Yılmaz’ın ailesinin bir parçası oldu. Kaan, Elif’e evlatlık teklif ettiğinde, Elif’in kalbi sevgiyle doldu. Artık yalnız değildi; bir ailesi vardı. Elif, bebeklerle birlikte yeni bir hayata başlamanın mutluluğunu yaşadı.