“BEŞ DAKIKALIĞINA BIR EŞE IHTIYACIM VAR,” DEDI MILYONER, AMA ALDIĞI CEVAP HER ŞEYI DEĞIŞTIRDI
Bir milyonerin, “Beş dakikalığına bir eşe ihtiyacım var,” demesiyle başlayan olaylar, Rabia Çelik’in hayatını değiştirecekti. Rabia, İstanbul’un Bebek semtindeki dev bir konakta, dizlerinin üzerinde bir şarap lekesini temizlemeye çalışıyordu. Gün boyu çalışmış, sabah 5’te şehir merkezindeki bir ofisten başlayarak, Asya yakasında bir aile evine gitmişti. Şimdi, hiç tanımadığı bir adamın evindeydi.
Kapının açık olduğunu fark ettiğinde içeri girdi. Dağınık bardaklar ve solmuş çiçeklerle dolu bir evde, temizlik malzemelerini toplarken, aniden kapı açıldı. Uzun boylu bir adam, buruşuk bir takım elbise ile içeri girdi. Gözleri yorgun görünüyordu. Rabia, “Sen kimsin?” diye sorduğunda, adamın sesi boğuk bir şekilde yanıtladı: “Temizlik şirketindenim. Randevulu temizlik için geldim.”
Adam, Rabia’nın temizlik yaptığı evi görünce derin bir iç çekti. “Ah, evet, bunu istediğimi unutmuşum,” dedi. Rabia, ne yapacağını bilemedi. Adamın yalnız görünmesi, ona bir şeyler hissettirmişti. “Adın ne?” diye sordu. “Umut, Umut Kocak,” diye yanıtladı. Rabia, Umut’un evli olup olmadığını sorduğunda, “Hayır, bekârım,” cevabını aldı. Umut, “Şanssın,” dedi. Rabia, insanların bazen yalnızlığa ihtiyaç duyduğunu biliyordu.

Umut, üç gün önce evlenecekti ama nişanlısı Elif, gelinlik giymeden önce ona mesaj atıp, “Yapamayacağım, seni yeterince sevmedim,” demişti. Rabia, terk edilmenin ne demek olduğunu biliyordu. Umut, “Bütün bunları onun için inşa ettim,” diyerek etrafındaki evi gösterdi. “Artık yalnızım,” dedi.
Umut, Rabia’dan tuhaf bir istekte bulundu: “Yarın ailem yemeğe geliyor. Annem, babam, amcalarım… Elif’in beni terk ettiğini bilmiyorlar. Sadece beş dakikalığına karım gibi yapmanı istiyorum. Her şey yolundaymış gibi davran.” Rabia, bu teklife inanamadı. “Bilmiyorum, bu doğru değil,” dedi. Umut, “Sadece bu sefer. Bir daha beni görmen gerekmeyecek,” diyerek 10.000 lira teklif etti.
Rabia’nın aklı karıştı. Bu para, biriken faturalarını ödeyebilirdi ama bir yabancının karısı gibi yapmanın doğru olup olmadığını düşündü. Sonunda, “Tamam, yapacağım,” dedi. Umut, “Teşekkür ederim. Bunun ne kadar önemli olduğunu bilemezsin,” diyerek rahatladı.
Ertesi gün Rabia, Umut’un konağında, onun için alınmış lacivert bir elbiseyi giyiyordu. Umut içeri girdiğinde, “Çok güzel görünüyorsun,” dedi ama sesi duygusuzdu. Rabia, “Ne söylemeliyim? Birbirimizi nasıl tanıdık?” diye sordu. Umut, “Altı ay önce bir hayır etkinliğinde tanıştık,” diye yanıtladı.
Kapı zili çaldığında, Rabia’nın midesi bulandı. Umut’un ailesi içeri girdi. Rabia, Umut’un karısı olarak tanıtıldı. Aylin, “Bu da kim?” diye sordu. Umut, “Rabia karım,” dedi. Aylin, “Karın mı?” diye şaşırdı. Umut, “Üç hafta önce küçük bir törenle evlendik,” dedi. Rabia, yalanın içinde daha da derinleştiğini hissediyordu.

Yemek boyunca sorular ardı ardına geldi. Rabia, Umut’un elini tuttuğunda, bunun sadece bir rol olduğunu biliyordu. Umut’un babası, “Rabia, oğlumda en çok neyi takdir ediyorsun?” diye sordu. Rabia, “Pes etmedi,” dedi. Bu sözler, Umut’un ailesinin ilgisini çekti.
Gece sona erdiğinde, Rabia yorgun bir şekilde Umut’a teşekkür etti. Umut, “Harikaydın,” dedi. Rabia, “Gerçekten sadece bir yemekti,” diye yanıtladı ama içinde bir şeylerin değiştiğini hissediyordu.
Bir hafta sonra, Rabia’nın aklına Umut tekrar geldi. Onu düşünmekten kendini alamıyordu. Bir gün, bilinmeyen bir numara aradı. Umut, “Rabia, seninle yüz yüze konuşmam gerek,” dedi. Rabia, tereddüt etse de buluşmayı kabul etti.
Çınaraltı kafe, sakin bir sokakta yer alıyordu. Umut, annesinin Rabia’yı tanıtmak istediğini söyledi. Rabia, “Ama bu anlaşmanın bir parçası değildi,” dedi. Umut, “Biliyorum ama annem çok mutlu,” dedi. Rabia, “Bu son,” diyerek 15.000 lira istedi.
Buluşma günü geldiğinde, Rabia Umut’un elini tutarak salona girdi. Herkes onları alkışladı. Aylin, “Oğlumun hayatına girdiğin için mutluyum,” dedi. Rabia, suçluluk hissetti ama bu durumdan kaçamazdı.
Gece sonunda Umut, “Rabia, bir şey hissediyor musun?” diye sordu. Rabia, “Evet,” diye yanıtladı. Umut, “Bunu biliyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum,” dedi. Rabia, “Denemek zorundayız,” dedi.
Bir süre sonra, Rabia ayna karşısında sade bir gelinlik giyiyordu. Umut, “Geldin,” dedi. Rabia, “Deneyeceğime söz verdim,” dedi. Yeminlerini ederken, yalan yoktu. İkisi de birbirlerini bulmuştu.
Sonunda, Umut ve Rabia, gerçek bir hayat kurmaya karar verdiler. Artık geride bıraktıkları geçmişle yüzleşmeye hazırdılar.