Fakir bir kız milyonerin telefonunu arayıp oğlunun tehlikede olduğunu söyler, adam paniğe kapılır!
İstanbul’un en lüks semtlerinden biri olan Nişantaşı’nda, Adnan Kaya’nın hayatı kusursuz bir düzen içindeydi. 50 yaşındaki başarılı inşaat milyarderi, Türkiye’nin en büyük şirketlerinden birinin sahibiydi. Karizmatik ve güçlü bir adam olan Adnan, 8 yaşındaki oğlu Eren’le birlikte yaşıyordu. Eşi Leyla’yı üç yıl önce kanserden kaybetmişti ve Eren, onun tek mutluluk kaynağıydı. O sabah, Adnan iş toplantısına hazırlanırken, Eren’in bakıcısı Nurten Hanım’ın telefonundan gelen bir çağrı her şeyi değiştirdi.
Telefonun diğer ucunda, genç ve telaşlı bir ses vardı: “Adnan Bey, ben Yasemin Aydın. Sizi tanımıyorum ama oğlunuz Eren tehlikede! Lütfen hemen Gülhane Parkı’na gelin.” Adnan’ın kalbi duracak gibi oldu. “Ne? Eren nerede? Kimsin sen?” diye sordu panikle. Yasemin, “Nurten Hanım’ın evine temizliğe gelmiştim. Bir adamla konuşurken Eren’i kaçıracaklarını duydum. Onu gizlice kurtardım ve buraya getirdim. Hızlı olun!” dedi ve kapattı.

Adnan, toplantısını bırakıp apar topar parka koştu. Orada, mavi başörtülü bir genç kadın bekliyordu. Yasemin, fakir bir mahalleden gelen, 25 yaşında bir temizlikçiydi. Adnan’a Eren’i gösterdiğinde, oğlu güvende ve mutlu görünüyordu. “Teşekkür ederim,” dedi Adnan, sesi titreyerek. “Hayatımı kurtardınız.” Yasemin, “Ben sadece doğru olanı yaptım,” diye yanıt verdi. O gün, Adnan Yasemin’e Eren’in bakıcısı olmasını teklif etti. Yasemin tereddüt etti ama kabul etti, çünkü kendi hayatı da zorluklarla doluydu.
Aradan aylar geçti. Yasemin, Adnan’ın evinde yaşamaya başladı. Eren onu çok sevdi; birlikte oyunlar oynuyor, hikayeler okuyorlardı. Adnan, Yasemin’in cesareti ve samimiyetine hayran kalmıştı. “Sen hayatımıza ışık getirdin,” dedi bir akşam. Aralarında bir yakınlık gelişiyordu, ama Adnan’ın kayınvalidesi Selma Hanım, Amerika’dan gelip bu ilişkiye şüpheyle yaklaştı. “Sen fakir bir kızsın, Adnan’ı kandırıyorsun!” diye suçladı. Adnan, “Hayır, o Eren’i kurtardı ve bizi mutlu etti,” diye savundu.

Bu sırada, Adnan’ın şirketi bir soruşturmayla karşı karşıya kaldı. Rakibi Orhan Demir, sahte belgelerle onu zor duruma sokmaya çalıştı. Adnan, İstanbul’a gidip sorunu çözdü, ama Selma Hanım velayet davası açmakla tehdit etti. “Eren’in geleceği tehlikede!” dedi. Adnan, avukatlarıyla çalıştı ve sahte kanıtları ortaya çıkardı. Soruşturma düştü, ama Selma’nın şüpheleri devam ediyordu.
Yasemin, bu süreçte Adnan’a destek oldu. “Sen güçlü bir adamsın, her şeyi aşarız,” dedi. Adnan, “Senin sayende,” diye yanıt verdi. Bir akşam, Bodrum’daki yazlık evlerinde, Adnan Yasemin’e evlenme teklif etti. “Hayatım değişti seninle. Benimle evlenir misin?” Yasemin, gözleri dolu yaşla, “Evet,” dedi. Eren de heyecanla alkışladı: “Artık gerçek bir ailemiz var!”
Düğün, Bodrum’da deniz kenarında yapıldı. Selma Hanım, sonunda Yasemin’i kabul etti. “Mutlu olmanız yeterli,” dedi. İki yıl sonra, Adnan’ın şirketi daha da büyüdü, Yasemin psikoloji mezunu oldu ve Eren mutlu bir çocuktu. Aileleri bir araya gelmişti. Adnan, “Gerçek aşk her engeli aşar,” dedi Yasemin’e sarılırken. Hayat, onlara beklenmedik bir şans vermişti ve sonsuza dek mutlu yaşadılar.