FERRARI’YI BEN ALACAĞIM’ – DEDI FAKIR KIZ. ARAP MILYARDER KAHKAHALARA BOĞULDU… TA KI HAVALE GELENE
Bir zamanlar İstanbul’un Bebek semtinde, lüks bir otomobil galerisi vardı. Bu galeri, pahalı arabalarıyla tanınan Kassem Al-Raşid adında bir Arap milyarderin sahipliğindeydi. Bir gün, galeriye 9 yaşında bir kız çocuğu olan Leyla Özkan geldi. Leyla, yamalı pantolonları ve lekeli tişörtüyle içeri girdiğinde, herkes ona şaşkınlıkla baktı. Elinde eski bir plastik çanta taşıyordu ve ayakkabıları delik deşik görünüyordu.
Leyla, galerinin ortasında parlayan kırmızı Ferrari 488 GTB’ye doğru yürüdü. Gözleri parlayan bu muhteşem arabaya dokundu ve derin bir nefes aldı. Sonra, cesurca, “Bu Ferrari’yi ben alacağım,” dedi. Galerideki herkes bu sözlere gülmeye başladı. Kassem, gülüşüyle birlikte Leyla’nın ciddiyetine inanamıyordu. “Bu Ferrari’nin fiyatı 2.8 milyon lira, bunun için ne yapacaksın?” diye sordu. Leyla, “Biliyorum,” dedi. “Ama bu parayı nereden bulacaksın?” diye merak etti Kassem.

Leyla, çantasını açtı ve içinden eski bir telefon çıkardı. “Bu telefonla para transferi yapacağım,” dedi. Kassem gülerek, “Evet, bu telefonla mı?” diye alay etti. Ancak Leyla, telefonunu açtı ve bankacılık uygulamasına girmeye çalıştı. Uygulama açılmakta zorlanıyordu ama Leyla sabırlıydı. Kassem sabırsızlanmaya başladı. “Gerçekten para gelecek mi?” diye sordu.
Tam o sırada, Leyla’nın telefonuna bir bildirim geldi. “Geldi,” dedi. Kassem, “Ne geldi?” diye sordu. “Para,” dedi Leyla. Kassem, “Göster bakalım,” dedi. Leyla, telefonunu Kassem’e uzattı. Ekranda 1 milyon 10 bin Amerikan doları yazıyordu. Kassem’in yüzü aniden değişti. “Bu gerçek mi?” diye kekeleyerek sordu. Leyla, “Tabii ki gerçek,” dedi. “Bu Nobel ödülü parasının bir kısmı.”
Kassem bu cevabı duyunca şok oldu. “9 yaşında bir çocuk Nobel ödülü alamaz,” dedi. Leyla, “Neden alamasın?” diye sordu. “Einstein bile genç yaşta keşiflerini yapmıştı.” Kassem, Leyla’nın kendine güvenen tavırlarına hayran kalmıştı. Leyla, “Geçen ay bir yarışmaya katıldım. Enerji verimliliği üzerine bir proje geliştirdim,” dedi.
Kassem, Leyla’nın bu kadar zeki olmasına inanamadı. “Bu yarışma gerçekten var mı?” diye sordu. Leyla, “Tabii ki, resmi sayfasını gösterebilirim,” dedi. Leyla, yarışmanın resmi sayfasını buldu ve Kassem’e gösterdi. Kassem, Leyla’nın adını görünce şok oldu. Gerçekten de Leyla Özkan, yarışmayı kazanmıştı.
Kassem, Leyla’nın bu başarısını kutlamak için onu bir bilim merkezi kurmaya davet etti. “Eğer bu parayı sadece kendin için harcamazsan, diğer çocuklara da yardım edebilirsin,” dedi. Leyla, “Bu harika bir fikir,” dedi. “Ama Ferrari’yi de alabilir miyim?” Kassem gülerek, “Tabii ki hem Ferrari’ni alırsın hem de binlerce çocuğa yardım edersin,” dedi.

Leyla, Ferrari’yi almak için Kassem ile anlaştı. Ancak bu anlaşma sadece bir araba almakla kalmayacaktı; Leyla, bilim merkezi kurarak diğer çocuklara da ilham vermek istiyordu. Leyla, “Benim gibi çocuklar da bilim öğrenebilir. Sadece kitaplara ihtiyaçları var,” dedi.
Açılış günü geldiğinde, Leyla’nın Bilim ve Keşif Merkezi İstanbul’un dört bir yanından çocukları, aileleri ve bilim insanlarını bir araya getirdi. Leyla, sahneye çıktığında kalabalık ona alkışlarla karşılık verdi. “Bugün bilim artık sizin de hakkınız,” dedi. “Burada birlikte öğreneceğiz, keşfedeceğiz, hayal kuracağız.”
Çocuklar, Leyla’nın laboratuvarını gezdiğinde gözleri parlıyordu. “Burası benim çalışma alanım. Burada güneş enerjisi ve su arıtma projelerimi geliştiriyorum,” dedi. Çocuklar, “Biz de seninle çalışabilir miyiz?” diye sordular. Leyla, “Elbette burada yaş sınırı yok. Sadece merak sınırı var,” dedi.
Zamanla Leyla, sadece Türkiye’de değil, Afrika’da da projeler geliştirmeye başladı. Gana’daki çocuklar için su arıtma projeleri ile temiz suya kavuşmalarını sağladı. Leyla’nın hikayesi, sadece kendi hayatını değil, birçok çocuğun hayatını değiştirdi. “Ben sadece başladım,” diyordu Leyla. “Asıl iş onların.”
Leyla’nın azmi, cesareti ve vizyonu, herkesin kalbinde yer etti. 9 yaşındaki bu küçük kız, sadece zeki değil, aynı zamanda çok iyi kalpli biriydi. “Hayat gerçekten mucizelerle dolu,” diyordu Leyla. “Her çocuk öğrenme hakkına sahip. Fakir ya da zengin fark etmez.”
Leyla’nın hikayesi, bize hayallerin peşinden koşmanın ve başkalarına yardım etmenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Herkes, Leyla gibi hayal kurmaya ve bu hayalleri gerçekleştirmek için çaba göstermeye teşvik edildi. Çünkü her büyük değişim, küçük bir adımla başlar.