KİMSE ÇÖZEMİYORDU – FAKİR BİR KIZ 100.000 EURO’LUK SORUNU 3 SANİYEDE ÇÖZÜYOR, SONRA NE OLUYOR…
İstanbul’un kalbinde, muhteşem boğaz manzarasına bakan görkemli bir gökdelen yükseliyordu. Tech Vision Solutions’ın genel merkezi, şehrin en prestijli yapılarından biriydi. 35. katta lüks bir toplantı odasında, gergin bir atmosfer hakimdi. Valid Al Raşid, geniş masanın başında oturmuş, ekrana soğuk bakışlarla bakıyordu. 38 yaşındaki Arap milyarder, kusursuz Armani takım elbisesi ve Rolex saatiyle güç ve başarıyı temsil ediyordu. Ancak bugün, güvenli duruşunda bir çatlak vardı.
Toplantı odasında 12 uzman yazılım mühendisi, sistem analisti ve BT direktörü bulunuyordu. Hepsi en iyi üniversitelerden mezun, yüksek maaşlı profesyonellerdi. Ama şu anda hiçbiri çözüm sunamıyordu. Valid, “48 saattir aynı şeyleri söylüyorsunuz,” diye patladı. “Şirketimizin tüm sistemleri çöktü. Her geçen saat, Euro kaybediyoruz ve siz hala çalışıyoruz diyorsunuz.”

Tam o sırada, toplantı odasının kapısı yavaşça aralandı. Kimse o küçük gölgeye dikkat etmedi. Güvenlik kameralarından geçmeyi başaran, asansörde gizlenen ve şimdi burada olan küçük bir kız çocuğu cesaretini toplayarak içeri adım attı. 11 yaşındaki Nehir, hayatında böyle bir yere hiç girmemişti. Eski yırtık ayakkabılar giymekteydi, yamalı bir elbise üzerindeydi ve saçları dağınıktı. Ancak gözleri, tüm yoksulluğa rağmen söndürülememiş bir zekayı, merakı ve kararlılığı yansıtıyordu.
Nehir, masaya doğru ilerledi. Büyük ekranda kod satırları akıyordu. Kırmızı hata mesajları yanıp sönüyordu. Küçük kız o kodu tanıdı. İki gün önce, semtteki internet kafenin çöp kutusundan bulduğu eski bir bilgisayarda benzer bir hata görmüştü. Saatlerce o hatayı incelemişti. Çünkü başka yapacak bir şeyi yoktu. Büyükannesi hasta yatıyordu ve okula gidecek paraları yoktu.
“Affedersiniz,” dedi Nehir, sesi titreyerek. Kimse duymadı. Mühendisler hala tartışıyordu. Valid, pencereye bakıyordu. Nehir biraz daha yüksek sesle konuştu. “Affedersiniz. Ben, ben yardım edebilirim.” Bu sefer Kemal döndü ve küçük kızı gördü. Şaşkınlıkla dona kaldı. “Sen kim? Buraya nasıl girdin?”
Diğer mühendisler de döndü. Hepsi şoke olmuştu. Valid hızla arkasına baktı. “Güvenlik!” diye bağırdı. “Buraya bir çocuk girmiş.” Nehir paniklemedi. Biliyordu ki sadece birkaç saniyesi vardı. “Lütfen dinleyin. Sizin kodunuzda bir hata var. Ben onu görebiliyorum.”
Kemal güldü ama bu gergin bir gülüştü. “Küçük kız, burası oyun yeri değil. Dışarı çık hemen.” Ama Nehir, “3’üncü 40-45. satırdaki döngüde bir mantık hatası var. Ben görebiliyorum,” diye haykırdı. Güvenlik görevlileri ona doğru yürüdü ama Valid elini kaldırarak onları durdurdu. “Bekleyin,” dedi. “Sen ne dedin?”

Nehir, “345. satırda bir döngü var. Orada mantıksal bir hata var. İki değişken çarpışıyor ve sistem sonsuz döngüye giriyor,” dedi. Toplantı odasında derin bir sessizlik oldu. Kemal hızla bilgisayara koştu ve 345. satırı kontrol etti. Yüzü renk değiştirdi. “Bu imkansız,” diye mırıldandı. “Buraya hiç bakmamıştık.”
Valid, Nehir’e daha yakından baktı. “Sen bu kodu nasıl okuyabiliyorsun? Sen kim?” Nehir başını eğdi. “Ben sadece sokakta yaşayan bir çocuğum ama eski bilgisayarları tamir etmeyi seviyorum.”
Valid, “O hatayı sen bulabildin ama onu düzeltebilir misin?” diye sordu. Nehir başını kaldırdı. “Evet, düzeltebilirim.” Toplantı odasındaki gerginlik doruk noktasına ulaştı. Valid, “Sana bir şans vereceğim ama sadece dakikan var. Eğer çözemezsen güvenlik seni buradan çıkaracak ve bir daha bu binaya giremeyeceksin. Anlaştık mı?”
Nehir, heyecanla başını salladı. “Anlaştık. Ama ben 3 dakikaya ihtiyacım yok. 3 saniye yeter.” Bu iddialı sözler odadaki herkesi şaşırttı. Bazıları yüksek sesle güldü. “3 saniye mi?” diye alay etti genç bir programcı. “Biz 48 saattir uğraşıyoruz.”
Nehir, “Çünkü yanlış yere bakıyorsunuz,” dedi sessizce. Bilgisayara yaklaştı. Ama bir sorun vardı. Sandalye çok yüksekti. Küçük ayakları yere zar zor değiyordu. Valid bir işaret yaptı ve biri ona daha alçak bir sandalye getirdi. Nehir oturdu. Elleri klavyenin üzerinde durdu. Kirli elleriyle temiz, pahalı klavyeye dokunmaktan utandı ama yapması gerekeni biliyordu.
Ekranda binlerce satır kod vardı. Normal bir insan için karmaşık ve anlamsız görünürdü. Ama Nehir için bu bir müzikti. Parmakları klavyede hızla hareket etti. Tık tık tık. Sadece birkaç tuşa bastı. Ekranda bir şeyler değişti. “Dur, ne yapıyorsun?” diye panik içinde bağırdı Kemal. “Ana kodu değiştiriyorsun. Her şeyi daha da kötüye götürebilirsin.”

Ama Nehir durmadı. Bir saniye, 2 saniye, 3’üncü saniyede enter tuşuna bastı. Ekran titredi. Kırmızı hata mesajları kayboldu. Sistem yeniden başladı ve sonra yeşil bir onay işareti göründü. “Sistem çevrim içi,” diye mekanik bir ses geldi bilgisayardan. Tüm hatalar düzeltildi. Normal operasyona devam ediliyor.
Toplantı odasında derin bir sessizlik oldu. Kimse konuşamıyordu. Kimse hareket edemiyordu. Hepsi ekrana bakıyordu. Yeşil onay işaretine, çalışan sisteme. Kemal bilgisayara koştu ve kod satırlarını kontrol etti. Gözleri büyüdü. “Bu mükemmel. Sadece üç satır değişiklik. Ama nasıl bildin?”
Nehir, “Çöp bilgisayarlarda aynı hatayı görmüştüm. Döngü yanlış kurulmuştu. Sadece mantıksal sırayı değiştirmek gerekiyordu,” dedi. Valid, Nehir’e doğru yavaşça yaklaştı. “Sen az önce şirketime milyonlarca lira kazandırdın. Bunu nasıl telafi edebilirim?”
Nehir, “Sadece biraz para isterim efendim. Büyükannemin ilaçları için lütfen,” dedi. Bu basit mütevazı istek, Valid’in kalbine bir ok gibi saplandı. Bu çocuk mucize yaratmıştı ve sadece ilacı istiyordu. Valid, toplantı odasındaki herkese baktı. “Toplantı bitti. Hepiniz gidebilirsiniz. Kemal, sen kal.”
Mühendisler şaşkınlık içinde birbirlerine baktılar ama kimse itiraz etmedi. Yavaşça odadan çıktılar. Valid, Nehir’e döndü. “Seninle bir teklifim var. Çok dikkatli dinle. Sen sadece bir problem çözmedin. Sen bana gösterdin ki gerçek yetenek diplomalarda değil, tutkuda ve kararlılıkta.”
Nehir, “Ama ben sadece 11 yaşındayım,” dedi. Valid, “Biliyorum. Bu yüzden normal bir iş değil bu. Sen benim özel danışmanım olacaksın. Haftada üç gün buraya geleceksin. Mühendislerimizle çalışacaksın. Onlardan öğreneceksin ve onlara da farklı bakış açıları göstereceksin.”
Nehir, “Ama ben okula bile gitmiyorum. Nasıl?” Valid, elini kaldırarak onu durdurdu. “Okul sorunu da çözülecek. Seni İstanbul’un en iyi özel okuluna kayıt ettireceğim. Tüm masrafları ben karşılayacağım.”
Nehir, “Gerçekten mi?” diye sordu. Valid, “Evet. Ama bir şartım var. Sen sadece çalışacaksın, öğreneceksin ve asla vazgeçmeyeceksin. İyi günler olacak, kötü günler olacak. Bazı insanlar seni küçümseyecek, seninle alay edecek ama sen güçlü olacaksın.”
Nehir, “Anlaştık efendim. Söz veriyorum. Sizi asla hayal kırıklığına uğratmayacağım,” dedi. Valid gülümsedi. Bu, onun yıllardır ilk gerçek gülümsemesiydi.
Nehir, kapıya yöneldi ama sonra durdu ve geri döndü. “Efendim, evet, teşekkür ederim. Siz benim hayatımı kurtardınız.” Valid, “O sokak çocuğu 48 saatte çözemediğiniz bir problemi 3 saniyede çözdü. Belki de şimdiye kadar yanlış insanlara güveniyordum,” dedi.
Nehir, hayatının dönüm noktasında, artık sadece bir sokak çocuğu değil, geleceğin lideriydi.