“Satrançta Beni Yenersen Seninle Evlenirim” Diyen CEO ve Temizlikçinin Hikayesi

“Satrançta Beni Yenersen Seninle Evlenirim” Diyen CEO ve Temizlikçinin Hikayesi

Barış, Karadağ Teknoloji şirketinde temizlik görevlisi olarak çalışan sıradan bir adamdı. Ancak onun sıradan görünen hayatının ardında, kimsenin bilmediği bir geçmiş yatıyordu. Barış, gençliğinde satrançta büyük bir yetenekti. Üniversite yıllarında birçok turnuvaya katılmış ve ödüller kazanmıştı. Ancak hayat şartları, babasının hastalığı ve ailesine destek olma zorunluluğu nedeniyle üniversiteyi bırakmış, hayallerini geride bırakmıştı. Şimdi ise 11 yaşındaki kızı Selma’nın geleceği için çalışıyor, onun satranç tutkusunu desteklemek için elinden geleni yapıyordu.

Bir gün, Barış’ın çalıştığı 35. katta, şirketin CEO’su Sinem Karadağ ile aralarında beklenmedik bir olay yaşandı. Sinem, genç yaşında büyük başarılar elde etmiş, sert ve kibirli bir lider olarak tanınıyordu. O gün Sinem, ofisinde bir grup yöneticiyle toplantı yaparken, Barış temizlik yapmak için odaya girdi. Gözleri Sinem’in masasındaki pahalı bir satranç takımına takıldı. Taşların düzenine dikkatle baktı, çünkü bu, ünlü bir satranç maçının yeniden canlandırmasıydı. Ancak temizlik yaparken yanlışlıkla taşlardan birine dokundu ve satranç tahtası devrildi. Oda bir anda sessizleşti. Sinem öfkeyle Barış’a döndü ve küçümseyen bir sesle, “Bu satranç takımının değeri senin yıllık maaşından fazla. Ne yaptığının farkında mısın?” dedi.

Can Gürses ile Satranç Üzerine Röportaj

Barış özür diledi ve taşları eski haline getirebileceğini söyledi. Sinem alaycı bir şekilde, “Sen mi? Bir temizlikçi satranç taşlarının düzenini nasıl bilebilir ki?” dedi. Barış, sakin bir şekilde, “Bu düzeni biliyorum. Çünkü bu, Kasparov ile Karpov’un 1984’teki ünlü maçından bir pozisyon.” dedi. Sinem şaşırmıştı ama bunu belli etmedi. Barış’ın bu kadar kesin konuşması dikkatini çekmişti. Sonunda Sinem, bir meydan okuma yaptı: “Eğer beni satrançta yenersen, sana şirkette gerçek bir iş vereceğim. Ama eğer ben kazanırsam, benimle evlenmek zorunda kalacaksın.” Bu teklif odadaki herkesi şok etmişti. Barış kısa bir tereddütten sonra kabul etti. Çünkü kaybedecek bir şeyi yoktu, ama kazanacağı çok şey vardı.

Öğle yemeği molasında, şirketin toplantı salonunda herkesin gözü önünde maç başladı. Sinem, kendinden emin bir şekilde oynuyordu. Ancak birkaç hamle sonra Barış’ın sıradan bir oyuncu olmadığını fark etti. Barış, sakin ve stratejik oynuyordu. Sinem ise agresif ve aceleciydi. Oyun ilerledikçe Sinem’in hataları artmaya başladı. Barış, rakibinin vezirini ele geçirerek üstünlük sağladı. Sonunda Sinem yenilgiyi kabul etti. Şahını devirdi ve Barış’a elini uzatarak tebrik etti. “Gerçekten bir ustasın.” dedi.

Sinem, bahsi kazanan Barış’a verdiği sözü tuttu. Onu insan kaynakları geliştirme direktörü olarak atadı. Barış artık temizlik görevlisi değil, şirketin en önemli yöneticilerinden biriydi. Ancak Barış sadece kendi hayatını değiştirmekle kalmadı. Şirketin alt kademelerinde çalışan tüm personelin daha iyi koşullarda çalışması için projeler geliştirdi. Temizlik görevlileri, güvenlik personeli ve diğer çalışanlar için eğitim programları başlattı. Bu süreçte Sinem de değişmeye başladı. Barış’ın azmi, dürüstlüğü ve insanlara verdiği değer, Sinem’in hayata bakışını etkiledi.

Barış’ın başarı hikayesi, şirketin kültürünü tamamen değiştirdi. İnsanların potansiyellerine odaklanan bu yeni yaklaşım, şirketin kârını artırdı ve çalışanların mutluluğunu sağladı. Barış, sadece bir temizlik görevlisi olarak başladığı bu şirkette, şimdi bir liderdi. Kızı Selma ise babasıyla gurur duyuyordu. Onun sayesinde daha iyi bir eğitim alıyor, satranç turnuvalarına katılıyor ve hayallerine bir adım daha yaklaşıyordu.

Bu hikaye, hayatın her anında bir fırsat olduğunu, cesaret ve azimle her şeyin mümkün olabileceğini gösteriyordu. Çünkü tıpkı satrançta olduğu gibi, hayatta da en küçük piyon bile oyunun kaderini değiştirebilirdi.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News