Saygının Dersi: Mehmet Özkan’ın Yolculuğu

Saygının Dersi: Mehmet Özkan’ın Yolculuğu

İstanbul’un merkezindeki bir Mercedes galerisi, iki hayatı sonsuza dek değiştirecek bir olayın sahnesi oldu. Satış temsilcisi Kemal Demir, Konya’dan gelen mütevazı bir çiftçi olan Mehmet Özkan ile karşılaştığında büyük bir hata yaptı. Toprakla kirlenmiş, sade kıyafetler giymiş olan Mehmet, kamyon almak için gelmişti. Kemal, onu alaycı bir şekilde aşağılayarak, “Sütle mi ödeyeceksin?” dedi. Ancak Kemal, alay ettiği adamın Türkiye’nin en büyük çiftliklerinden birine sahip olduğunu ve bankasında onun kadar parası olduğunu bilmiyordu.

Kemal’in bu kibir dolu tavrı, onu 24 saat içinde milyonlarca lira kaybettirecek ve her iki adamın hayatını da köklü bir şekilde değiştirecekti.

Sabah sisinin Konya’nın yeşil tepelerinden yükseldiği bir sabah, Mehmet’in geniş arazisi ortaya çıkıyordu. 50.000 hektarlık alanda uzanan buğday, mısır ve ayçiçeği tarlaları ile 10.000 Holstein sığırının siluetleri görülüyordu. 58 yaşındaki Mehmet, her gün olduğu gibi sabah 4’te uyandı. Yıllardır toprağı işleyen bir adam olarak elleri kalın ve çatlamıştı. Yüzü güneşten yanmış ve açık hava altında geçen bir ömrün kaygılarıyla buruşmuştu. Kıyafetleri sade ve pratiktir; mavi keten gömlek, keten pantolon ve iş botları vardı. Ancak, ilk bakışta görünmeyen şey, Mehmet’in Avrupa’nın en zengin çiftçilerinden biri olduğuydu.

Sütle mi ödeyeceksin?” — aşağılanan köylü galeride sonra bir filo satın aldı  - YouTube

Son 30 yılda, miras aldığı küçük bir toprak parçasından başlayarak Türkiye’nin yarısını süt ve tahıllarla besleyen bir tarımsal imparatorluk kurmuştu. Çiftliği günlük 100 ton süt üretiyor ve Avrupa Birliği’ne tahıl ihraç ediyordu. Banka hesaplarında 50 milyon lira fazlası vardı. Ancak Mehmet, her zaman olduğu gibi sabahın erken saatlerinde kalkıp sığırlarını kontrol eden, her şeyin yolunda gittiğinden emin olan aynı sade adam olarak kalmıştı.

Bu sabah farklıydı. Taşıma filosunu tamamen modernleştirmeye karar vermişti. İstanbul’daki işleme fabrikalarına ürünlerini taşımak için 20 kamyona ihtiyaç duyuyordu. Bu, 5 milyon lira üzerinde bir yatırımdı ama operasyonların verimliliği için gerekliydi. Her zaman giydiği iş kıyafetlerini tercih etti; çünkü bunlar, kim olduğunu temsil ediyordu. Mehmet, Konya topraklarında çıplak ellerle çalışmaktan başladığı her şeyi asla unutmadı.

İstanbul’a olan yolculuğu dört saat sürdü. Küçük köylerden, büyük şehirlerden ve iyi ilişkiler kurduğu diğer çiftçilerin ekili arazilerinden geçerek geldi. Galeriye girdiğinde, cam ve çelikten oluşan etkileyici yapıyı gördü. İçerideki lüks, onun sade görünümüyle zıtlık oluşturuyordu. Kemal, showroomda onu görünce hafif bir endişe hissetti. İki hafta önce alay ettiği adamı tanıyordu ama gerçek bir iş toplantısı düzenleyeceğini düşünmek imkansız görünüyordu.

Mehmet, Kemal’e yaklaşarak zaman ayırdığı için teşekkür etti ve diğer grup üyelerini iş ortakları olarak tanıttı. Her biri gerçek adıyla ve mesleğiyle tanıtıldı. Kemal, bu grubun yalnızca eski bir kamyon almak için bir araya geldiğini düşündü. Ancak Mehmet’in kesin bir planı vardı. Kemal’den tüm ticari araç gamını sunmasını istedi. Kemal, bu düzeydeki iş kararlarının karmaşıklığı hakkında aşağılayıcı yorumlar yapmadan detaylı bir sunum yapmaya başladı.

Sütle mi ödeyeceksin?” — aşağılanan köylü galeride sonra bir filo satın aldı  - YouTube

Mehmet, Kemal’in sunumunu dikkatle dinledi. Kemal, bu araçların ciddi işletmelere yönelik olduğunu birkaç kez vurguladı. Ancak Mehmet, bu araçların neye mal olacağını tam olarak biliyordu. Kemal sunumunu tamamladıktan sonra Mehmet, siparişlerin alınmaya hazır olup olmadığını sordu. Kemal güldü ve “Bu araçların her biri on binlerce lira,” dedi. Mehmet, cebinden yeni bir iPhone çıkararak Ahmet’i aradı ve güncellenmiş finansal durumu istedi.

Mehmet’in telefonuna gelen belgeler, Kemal’in gözlerini büyüttü. 23 milyon lira. Kemal, bu adamların hayatı boyunca kazanacağından daha fazla paraya sahip olduğunu fark etti. Mehmet, siparişlerin dağılımını hızla tartıştı. Sonunda, “Şimdi, iki hafta önce sorduğunuz soruya dönelim. İnek sütüyle ödeyeceğimizi mi düşünüyorsunuz?” dedi.

Showroom’daki atmosfer tamamen değişmişti. Kemal, özür dilemeye çalıştı ama Mehmet onu durdurdu. “Ben günde 100 ton süt üretiyorum. Milyonlarca Türk’ün evine ulaşan süt. Bunda utanılacak bir şey var mı?” dedi. Kemal, hayatında ilk kez gerçek bir utanç hissetti. Mehmet, çek defterini çıkararak ilk çeki yazmaya başladı. “Ferma Mehmet Özkan LTD için 20 Mercedes kamyon 2.300.000 lira,” dedi.

Sütle mi ödeyeceksin?” — aşağılanan köylü galeride sonra bir filo satın aldı  - YouTube

Mehmet, Kemal’e tekrar döndü ve “Siz neyle ödüyorsunuz? Kibirle mi? Çalışan insanlara saygısızlıkla mı?” diye sordu. Kemal, showroomda yaşanan bu olayın kendisine önemli bir ders verdiğini anlamıştı. Mehmet, her araç teslimatında Kemal’in hazır bulunmasını istedi. “Saygı, birinin nasıl göründüğüne bağlı değildir. Her insan onurla muamele görmeyi hak eder,” dedi.

Bir yıl sonra, Mehmet İstanbul’daki Mercedes showroom’unda tekrar bulundu. Ama bu sefer, anma plakasının açılışı için gelmişti. Plakada, “Saygı karakter ile kazanılır, görünüşle değil,” yazıyordu. Kemal, galeride çalışmıyordu artık. Eğitim departmanına geçmişti ve satış temsilcilerine saygının önemini öğretiyordu.

Mehmet, Konya’ya dönerken, inek sütü üretmekten gurur duyduğunu düşündü. Çünkü bu süt, Türkiye’nin geleceği için önemliydi. Gerçek zenginlik, giydiğiniz kıyafetlerde değil, etrafınızdaki insanlara nasıl davrandığınızda yatıyordu. Bu hikaye, insanların işine saygı duymanın önemini anlatıyordu.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News