TEMIZLIKÇININ KIZI, MILYONERIN HAYATINI KURTARDI… ONUN YAPTIĞI ŞEY HERKESI ŞOK ETTI
Neslihan Güler, büyük bir holdingin başkanlık ofisinde temizlikçi olarak çalışıyordu. Hayatın ona sunduğu zorluklarla mücadele ederken, bir sabah yanında 7 yaşındaki kızı Ayça ile işe gelmek zorunda kaldı. Ayça, annesinin işte olduğu saatlerde okulda olması gerekiyordu ama komşu teyze şehir dışına çıkınca başka çareleri kalmamıştı.
O gün, Neslihan kızını küçük bir odada resim yapması için bırakıp temizlik işine koyuldu. Ayça, annesinin sözünü dinleyip önce uslu uslu oturdu. Ancak merakı ağır bastı; odanın sonunda gördüğü yarı açık kapıdan içeri süzüldü. Bu oda, şirketin toplantı odasıydı ve duvarda karmaşık grafikler, sayılar vardı. Ayça tam odada etrafı incelerken, iki adamın alçak sesle konuşarak odaya girdiğini fark etti ve büyük bir koltuğun arkasına saklandı.
Adamlar, holdingin sahibi Bahadır Koç’u kandırmak için bir plan yapıyorlardı. “İmzaladığı anda hisse devri olacak, iki gün içinde şirketin kontrolünü kaybedecek,” dediler. Ayça, konuşmaların çoğunu anlamasa da bir tuzak kurulduğunu sezdi. Adamlar odadan çıkınca hemen annesinin yanına koştu. “Anne! Birini kandıracaklar, Bahadır diye birini!” dedi telaşla.
Neslihan önce inanmakta zorlandı ama kızının kararlı bakışları ona güven verdi. Hemen resepsiyona gidip Elif’e durumu anlattı. Elif, Neslihan’ın yıllardır dürüst ve çalışkan biri olduğunu bildiği için, Bahadır Koç’a ulaşmayı kabul etti. Birkaç dakika sonra Bahadır Koç, Neslihan ve Ayça’yı toplantı odasına çağırdı
.
Neslihan ve Ayça, duyduklarını ona aktardı. Bahadır önce şüpheyle yaklaştı ama Ayça’nın verdiği detaylar onu düşündürdü. Hemen toplantıyı iptal ettirdi, sözleşmeleri inceledi ve gerçekten de yardımcısı Kerem’in hazırladığı belgelerde hisselerin gizlice devredilmesini sağlayacak bir madde buldu. Hukuk departmanını çağırdı, Kerem ve suç ortağı Taner işten çıkarıldı, haklarında dava açıldı.
Bahadır, Neslihan ve Ayça’ya minnettar kaldı. Onların cesareti sayesinde hem şirketini hem de yıllarca emek verdiği her şeyi kurtarmıştı. Hemen Neslihan’a idari bölümde daha iyi bir pozisyon teklif etti, maaşını artırdı ve Ayça için özel bir eğitim fonu oluşturdu. Ayça artık hayalini kurduğu özel okulda okuyacaktı.
Aylar geçti. Neslihan yeni işine alıştı, Ayça okulunda mutlu oldu. Hayatları tamamen değişmişti. Ancak Neslihan, Bahadır’ı bir türlü yakından tanıyamamıştı. Patronuyla sadece iş gereği karşılaşıyor, teşekkür etmek için fırsat bulamıyordu.
Bir gün Bahadır, Neslihan’ı özel olarak görüşmeye çağırdı. Ona, yıllardır yalnız olduğunu, ailesini genç yaşta kaybettiğini, iş hayatında başarıya ulaşsa da gerçek dostluk ve sevgiye sahip olamadığını anlattı. Neslihan ve Ayça’nın gösterdiği cesaret ve iyilik, Bahadır’ın hayata bakışını değiştirmişti. “Sizi daha yakından tanımak istiyorum. Yarın akşam yemeğe davet ediyorum,” dedi.

O akşam yemeği, üçü için de unutulmaz oldu. Bahadır, Ayça’nın okul maceralarını dinledi, Neslihan’ın yeni işine alışma sürecini paylaştı. Sohbet ilerledikçe, Bahadır’ın ciddi ve güçlü görünümünün altında yalnız ve sıcak bir insan olduğu ortaya çıktı. Neslihan, onunla dost olmanın ötesinde, kalbinde yeni duyguların filizlendiğini fark etti.
Zamanla bu yemekler rutin hale geldi. Ayça, Bahadır’a “Bahadır amca” demeye başladı. Bahadır, Ayça’ya küçük hediyeler getiriyor, Neslihan’ı güldürüyordu. Aralarındaki bağ güçlendi. Bir yaz akşamı Bahadır, Neslihan’a duygularını açıkladı: “Sizi hayatımda istiyorum. Siz ve Ayça, tabii ki isterseniz…” Neslihan gözyaşlarıyla gülümsedi. “İstiyorum,” dedi.
Altı ay sonra Bahadır, Ayça’nın oynadığı bir parkta Neslihan’a evlenme teklif etti. Düğün sade ve samimi oldu. Bahadır, Ayça’yı resmen evlat edindi. Artık üç kişilik gerçek bir aileydiler. Ayça, cesaretiyle bir adamın hayatını kurtarmış, annesiyle birlikte yepyeni bir hayata adım atmıştı.
Bahadır ise, iyiliğin bazen en beklenmedik yerden geldiğini, cesaretin yaşının olmadığını ve aile olmanın kan bağıyla değil, seçimle ilgili olduğunu asla unutmadı.