“Yanımda Kal ve Hiçbir Şey Söyleme” Diye Fısıldadı Milyoner… Ve O Her Şeyi Değiştirdi
Kasım ayının soğuk bir akşamında, İstanbul’daki Pera Palas Oteli’nin ışıl ışıl salonunda Aylin Kaya, şampanya kadehleriyle dolu tepsiyi dengede tutarak ilerliyordu. 29 yaşındaki genç kadın, Bursa’daki küçük kasabasını terk edip İstanbul’a daha iyi bir hayat arayışıyla gelmişti. Garsonluk yapmaya başlayalı üç yıl olmuştu ve bu iş onun hayatta kalmasını sağlayan tek şeydi. Ancak bu dünyaya ait olmadığını hissediyordu. Salon pahalı kıyafetler giymiş, yüksek sesle gülen ve kadeh tokuştururken iş anlaşmaları yapan insanlarla doluydu. Aylin bu dünyayı iyi tanıyordu; onun bir parçası değildi, sadece ona hizmet ediyordu.
Ayakları ağrıyordu ve gece bitene kadar dakikaları sayıyordu. Tam o sırada pencerenin yanında yalnız başına duran bir adam dikkatini çekti. Adam uzun boyluydu, kusursuz bir lacivert takım elbise giymişti ve elindeki kadehten içmiyordu. Sanki bu partide olmak istemiyormuş gibi tamamen ortamdan kopuk görünüyordu. Aylin tepsisiyle yaklaştı. “Daha fazla şampanya ister misiniz, efendim?” diye kibarca sordu. Adam döndü. Derin kahverengi gözleri ve yorgun bir ifadesi vardı. Bir an boyunca Aylin’e baktı, sanki bir şeyi tartıyormuş gibi. “Hayır, teşekkür ederim,” dedi alçak bir sesle. Sonra bir an duraksadı ve ekledi: “Sen iyi misin?”
Aylin şaşırarak gözlerini kırpıştırdı. “İyiyim efendim. Neden sordunuz?” Adam hafifçe gülümsedi. “Biraz uzak görünüyorsun. Benim gibi.” Aylin böyle bir cevap beklemiyordu. Genelde misafirler onun yüzüne bile bakmazdı. Kibar bir gülümseme takındı. “Sadece yorgunluk. Nazikliğiniz için teşekkür ederim.” Tam uzaklaşmak üzereyken adam tekrar konuştu. Bu kez daha alçak bir sesle: “Bekle lütfen.”

Aylin durdu ve şaşkınlıkla ona baktı. Adam bir adım yaklaştı ve fısıldadı: “Yanımda kal ve hiçbir şey söyleme.” Aylin kaşlarını çattı. “Efendim?” Adam, “Sadece birkaç dakika. Lütfen konuşuyormuşuz gibi yap. Meşgul görünmem gerekiyor,” dedi. Aylin anlamamıştı ama adamın ses tonunda bir şey onu yerinde tuttu. Tehditkâr değildi, sadece savunmasız görünüyordu. Tepsiyi yakındaki bir masaya bıraktı ve onun yanında durdu. Partiye bakıyormuş gibi yaptı, sanki gerçekten sohbet ediyorlarmış gibi.
“Teşekkür ederim,” diye mırıldandı adam önüne bakarak. Birkaç saniye sessizlik içinde geçti. Aylin ellerini ne yapacağını bilemedi. “Neden olduğunu sorabilir miyim?” diye cesaret etti. Adam iç çekerek cevap verdi: “Annem salonun diğer tarafında beni bir başka kadınla tanıştırmaya çalışıyor. Eğer meşgul görünürsem belki bu akşam vazgeçer.” Aylin neredeyse gülüyordu ama kendini tuttu. “Anlıyorum,” dedi. Adam kendini tanıttı: “Adım Erkan. Erkan Özdemir.” Aylin de adını söyledi: “Aylin Kaya. Tanıştığıma memnun oldum.”
Erkan, kadehinden bir yudum aldı ve Aylin’e yan gözle baktı. “İstersen gitmek zorunda değilsin. Bana yeterince yardım ettin.” Ama Aylin kıpırdamadı. Bu durumda garip bir şekilde rahatlatıcı bir şey vardı. O da bu partide yalnız hissediyordu. “Sorun değil. Biraz daha kalabilirim,” dedi. Erkan başıyla onayladı ve dudaklarının kenarında küçük bir gülümseme belirdi. Birlikte, etraflarında salonun cıvıltısı devam ederken rahat bir sessizlik içinde yan yana durdular.
Aylin kim olduğunu bilmiyordu ama o anda nedense aynı gemideymiş gibi görünüyorlardı. Erkan sonunda ona döndüğünde gözlerinde farklı bir ifade vardı. “Bugün beni kurtardın. Teşekkür ederim, Aylin.” Aylin başını salladı. “Bir şey değil, efendim.” Erkan gülümseyerek, “Erkan,” diye düzeltti. “Erkan,” diye tekrarladı Aylin. Erkan ceketinin iç cebinden bir kart çıkardı ve ona uzattı. “Bir gün bir şeye ihtiyacın olursa bu numarayı ara.” Aylin şaşırarak kartı aldı. Cevap vermeden önce, saçları topuz yapılmış zarif bir kadın kararlı bir gülümsemeyle onlara yaklaştı. “Erkan, sevgilim, seni arıyordum,” dedi kadın. Erkan bir an gözlerini kapadı, sanki güç topluyormuş gibi. Kadın Aylin’e merakla baktı. “Bu arkadaşın kim?” Erkan hızlıca cevap verdi: “Bir tanıdık.” Sonra Aylin’e minnettar bir bakış attı. “Görüşürüz.”
Aylin başıyla onayladı ve kartı önlüğünün cebine koydu. Ne olduğunu tam anlamamıştı ama o gece bir şey farklıydı. Bilmediği bir şey ise her şeyin yeni başladığıydı.
SONUÇ
Aylin ve Erkan’ın yolları o gece kesişti, ancak bu sadece başlangıçtı. İkisi de farklı dünyalarda büyümüş, farklı hayatlar yaşamıştı. Ancak bazen kader, en umulmadık anlarda iki insanı bir araya getirir ve her şeyi değiştirir. Bu hikaye, sevginin ve anlayışın gücünü anlatıyor. Çünkü gerçek aşk, sadece zenginlik ya da statüyle değil, iki insanın birbirini olduğu gibi kabul etmesiyle mümkündür.