Yolda Mahsur Kalan Aileye Yardım Eden Salih’in Kaderi
Soğuk ve yağmurlu bir kış akşamıydı. Salih, işten geç çıkmış, kestirme köy yolundan evine dönüyordu. Arabasının silecekleri durmadan çalışıyor ama yağmurun hızına yetişemiyordu. Hayatı sade ve rutindi; babasından kalan küçük evde yaşıyor, bir otomotiv firmasında satış danışmanı olarak çalışıyordu. İçinde hep bir boşluk hissi vardı; yalnızlık onun çocukluğundan beri taşıdığı bir yük gibiydi.
O gece, yol kenarında dörtlüleri yanıp kaputu açık bir araba fark etti. İçinde bir aile; yağmurda bekleyen bir kadın, yanında adam ve kucağında uyuyan küçük bir çocuk… Salih önce yoluna devam etmek istedi ama vicdanı el vermedi. Geri dönüp arabalarını tamir etti, radyatör hortumunu geçici olarak bağladı. Aile minnettardı. Mehmet ve Zeynep, İstanbul’dan geldiklerini, çocuklarının hastalığı için hava değişimi istediklerini anlattı. Salih, onların iyi insanlar olduğunu hissetti. Birlikte çay içtiler. Zeynep’in “Bazı insanlar iyi olduklarını söylemez, sadece iyi davranırlar” cümlesi Salih’in aklında yer etti.

Bir hafta sonra Salih’in rutin hayatı değişti. Şirkette önemli bir toplantı vardı. Yeni yatırımcı aile tanıtılacaktı. Salih toplantı salonunda onları görünce şoke oldu: Yolda yardım ettiği Demir ailesiydi! Artık şirketin ortaklarıydı ve Salih, projelerinde sorumlu olarak atanmıştı. Zeynep’in bakışlarında bir teşekkürden fazlası vardı; bir sır, bir hikaye…
Günler geçtikçe Salih ile Demir ailesi arasında profesyonel bir yakınlık oluştu. Zeynep bazen dalgınlaşır, pencereden uzaklara bakardı. Bir gün Salih ona “Her şey yolunda mı?” diye sordu. Zeynep, “Bazen birine yardım ettiğimizi sanırız ama aslında o kişi bizim kaderimizi değiştirir” dedi. Salih bu sözlerin ağırlığını hissetti.
Şirkette tuhaflıklar baş göstermeye başladı. Patron Yalçın Bey gerginleşmişti. Salih bir gün gizlice patronun “Onlar buraya yatırımcı olarak değil, hesap sormaya geldi” dediğini duydu. Salih, Demir ailesinin bir şeyler sakladığından artık emindi.
Bir gece Zeynep, Salih’i gizli bir kafede buluşmaya çağırdı. Elinde eski belgeler, fotoğraflar ve bir USB vardı. Zeynep, yıllar önce Yalçın Bey’in Mehmet’in şirketini sahte belgelerle elinden aldığını, iftira attığını ve onları İstanbul’dan kaçmak zorunda bıraktığını anlattı. Şimdi ellerinde her şeyi kanıtlayan belgeler vardı ama Yalçın çok güçlüydü. Salih’ten yardım istedi. O anda kafeye siyah bir araba yanaştı, Zeynep dosyayı Salih’e verip hızla kaçtı.

Salih dosyayı inceledi. Belgeler ve USB’de Yalçın’ın suçunu itiraf ettiği gizli bir kayıt vardı. Zeynep kayıptı; Mehmet ise Salih’i bulup dosyayı istedi. Salih ona yardım etmeye karar verdi. Belgelerde üçüncü bir tanık ismi vardı: Selami Karataş. Ama o da yıllar önce şüpheli bir kazada ölmüştü. Salih ve Mehmet, gerçeği ortaya çıkarmak için işbirliği yaptı.
Bir gece Salih’in arabası soyuldu, dosya çalındı ama USB kurtulmuştu. Gazetelerde skandal haberleri çıkmaya başladı. Salih, belgeleri polise teslim etti. Yalçın Bey elleri kelepçeli şekilde şirketten çıkarılırken Salih, “Ben sadece borcumu ödedim” dedi.
Bir ay sonra Zeynep ortaya çıktı. Salih, deniz kenarında ona beyaz zambaklar bıraktı. Zeynep’e söz verdiği gibi gerçeği ortaya çıkarmıştı. Artık ne korku ne de geçmişin yükü vardı. Sadece hakikat ve vicdanın huzuru kalmıştı. Salih, küçük bir iyiliğin hayatını nasıl değiştirdiğini düşünerek, yeni bir başlangıca adım attı.