Alman Komutan Türk Tankı Altayı Küçümsedi 😮 2500 Metre Mesafeden NATO Rekoru Kırdı!
.
.
Türk Altay Tankı ve NATO Rekoru: Bavyera’da Kırılan Efsane
Bölüm 1: Altay’ın Gelişi ve Şüphelerle Başlayan Hikaye
2024 yılı Kasım ayında, Bavyera’nın soğuk ve karla kaplı Hohenfels bölgesinde, NATO’nun düzenlediği tank atışları şampiyonası için heyecanlı bir bekleyiş vardı. Dünya çapında ünlü tank birlikleri, son teknolojiyi kullanan tanklarıyla bu prestijli etkinliğe katılmak üzere toplanmıştı. Almanya, Amerika, İngiltere, Fransa ve Polonya gibi ülkeler, tanklarının son modelleriyle bu yarışmaya katılacaklardı. Ancak bu yıl, Türk Altay tankı da bu devlerin arasına katıldı.
Altay, Türk mühendisliğinin en büyük başarılarından biriydi. Henüz seri üretime geçmemişti ama teknoloji açısından dünyanın en gelişmiş tanklarıyla yarışabilecek kapasiteye sahipti. Altay’ın bu etkinlikteki amacı yalnızca bir savunma sanayi etkinliği olmaktan çok daha fazlaydı; Türk mühendisliğinin gücünü ve potansiyelini dünyaya göstermekti. Bu tank, 120 mm’lik L55 smoothbore topu, gelişmiş ateş kontrol sistemi ve stabilizasyon teknolojisiyle donatılmıştı. Ancak savaş tecrübesi olmadan bu etkinliğe katılmak, cesur bir adımdı.
Tankın mürettebatı, Binbaşı Mustafa Yılmaz komutasında, deneyimli bir ekipten oluşuyordu. Mustafa Yılmaz, 38 yaşında, 15 yıllık bir tank tecrübesine sahipti. Yanında nişancı Üsteymen Ali Çakmak, sürücü Çavuş Mehmet Diri ve yükleyici Çavuş Mustafa Kurt vardı. Dört kişilik bu ekip, bir yanda Altay’ın gençliği ve tecrübesizliği, diğer yanda ise kararlı bir ekip ruhuyla mücadele etmeye hazırlanıyordu.

Ancak, bu yolculukta Türk ekibi, diğer katılımcılarla daha ilk dakikalarda zor bir testle karşılaşacaktı. Alman tank komutanı Yarbay Hans Möller, basın toplantısında Türk tankını küçümseyen bir tutum sergileyerek, “Türk oyuncakları burada ne arıyor? Bu tank buraya uygun mu?” şeklinde alaycı bir açıklama yaptı. Yarbay Möller, 25 yıllık Leopard 2A8 deneyimi ve gururu ile Altay tankını ciddiye almıyordu. Arka sıralarda sessizce oturan Binbaşı Mustafa Yılmaz, bu açıklamaya sadece gülümsedi ve sakin bir şekilde, “Tank sahada konuşur,” dedi. “Altay genç ama çok yetenekli. Teknolojimize güveniyorum. Biz onlardan daha yetenekliyiz.”
Bölüm 2: Zorlu Yarışma Başlıyor
Yarışma günü geldiğinde, Hohenfels’te hava soğuk, kar yağışı ise şiddetliydi. Görüş mesafesi kısıtlıydı ve hava koşulları oldukça zorluydu. Ancak bu zorlu şartlar, NATO ülkelerinin tanklarının yanı sıra Türk Altay’ı için de büyük bir sınav olacaktı. Yarışmada, üç farklı mesafeden, sabit ve hareketli hedeflere atış yapılacaktı: 1500 metre, 2000 metre ve 2500 metre.
İlk etapta, Almanya’nın Leopard 2A8 tankı sahneye çıktı. Yarbay Hans Möller’in komutasındaki bu tank, mükemmel bir koordinasyonla hedefi başarıyla vurdu ve 9.2 puan aldı. Diğer tanklar da yüksek başarı gösterdi. İngiltere’nin Challenger’ı 8.8 puan alırken, Amerika’nın Abrams’ı 9.0 puanla ikinci oldu. Fransız Leclerc ise 8.6 puanla üçüncü sırada yer aldı.
Ancak sıra Türk Altay tankına geldiğinde, bu kez salonda sessizlik hakimdi. Altay, Türkiye’nin yerli ve milli teknolojisiyle katıldığı bu yarışmada, tüm gözler üzerinde olacaktı. Binbaşı Mustafa Yılmaz, mürettebatına son kontrolleri yapmaları için komutayı verdi. Ali, hedef mesafesini hesapladı ve Mehmet, pozisyonun mükemmel olduğunu bildirdi. Mustafa, periskoptan hedefi izledi ve ateş etti. Sonuç ise tam isabetti. 9.8 puan! Bu, tüm yarışmadaki en yüksek puandı ve Altay tankı, ilk etapta büyük bir zafer kazanmıştı.
Bölüm 3: 2000 Metre ve Hareketli Hedefte Yeni Bir Zafer
İkinci etap, 2000 metre mesafeden hareketli hedefe yapılacak atıştı. Zorluk seviyesi arttı ve hedefin hızı 30 km/saat idi. Bu, mürettebatın büyük bir dikkatle hedefi takip etmesini gerektiren bir atıştı. Almanya’nın Leopard’ı yine etkili bir performans gösterdi, ancak bu sefer 8.9 puanla hedefe biraz daha zor vurdu. İngiltere’nin Challenger’ı ise 8.5, Amerikan Abrams 8.7, Fransız Leclerc ise 8.3 puan aldı.
Şimdi sıra, Altay’a gelmişti. Kar yağışı artmış ve görüş mesafesi 2000 metreye kadar düşmüştü. Ancak, Türk mürettebatı son derece soğukkanlıydı. Ali termal sistemle hedefi izledi, Mehmet tankı düzgün şekilde stabilize etti ve Mustafa, mürettebatına her şeyin hazır olduğunu bildirdi. Altay, yine mükemmel bir koordinasyonla hareketli hedefi tam isabetle vurdu ve 9.6 puan aldı.
Bu sonuç, bir kez daha Altay’ın mürettebatı ve teknolojisinin mükemmel uyumunu gösteriyordu. Hans Möller, şaşkınlık içinde ekrana baktı. Altay’ın bu başarılarına inanmakta zorlanıyordu, ancak bu durum daha da önemli bir gösteriye, son etap olan 2500 metre mesafeli ekstrem atışa geçişi hazırlıyordu.
Bölüm 4: 2500 Metreden Tarihi Rekor
Son etap, 2500 metre mesafeden yapılan atıştı ve NATO tarihinde bu mesafeden perfect score alan bir tank olmamıştı. Hava koşulları oldukça kötüleşmişti, kar yağıyor ve rüzgarın hızı -5 derecelik soğukla birleşiyordu. Görüş mesafesi 2000 metreye düşmüştü ve bu, her tank için oldukça zorlayıcı bir durumdu. Almanya, İngiltere, Amerika ve Fransa, bu mesafeyi geçmekte zorlanırken, Altay’ın mürettebatı son kez pozisyon aldı.
Mustafa Yılmaz, mürettebatına son kez hitap etti. “Arkadaşlar, bu son atış. Elimizden gelenin en iyisini yapacağız.” Ali, hedefi net bir şekilde görüyordu. Mehmet, tankın stabilizasyonunu mükemmel şekilde ayarlamıştı ve Mustafa son mermiyi yükledi. Her şey hazırdı. Mustafa, derin bir nefes aldı ve son atışı yapmak için izin verdi.
Mermi hedefe doğru uçtu. Kontrol kulesinde büyük bir sessizlik vardı. Mermi hedefi tam isabetle vurdu. 9.5 puan! Bu, tarihsel bir başarıydı. Altay tankı, 2500 metre mesafeden perfect score almayı başarmıştı. Yarbay Hans Möller, ekrandaki sonuçları gördüğünde donakaldı. “Bu imkansız,” diye mırıldandı.
Bölüm 5: Zaferin Ardındaki Güçlü Koordinasyon
Sonuçlar açıklandığında, Türk Altay tankı 28.9 puanla birinci olmuştu. Almanya’nın Leopard 2A8 25.9 puanla ikinci, Amerika’nın Abrams 25.6 puanla üçüncü olmuştu. Yarbay Hans Möller, şaşkınlıkla Mustafa Yılmaz’a yaklaştı. Yüzü kırmızıydı, ama bu kez utançtan. “Binbaşı Yılmaz, ben sizden özür dilerim. Altay tankını ve mürettebatınızı küçümsedim. Bugün gördüğüm performans, 25 yıllık tecrübemde gördüğüm en etkileyici tank atışıydı.”
Mustafa Yılmaz, elini uzatarak sakin bir şekilde cevap verdi: “Yarbay Möller, tecrübeniz çok değerli. Biz sadece elimizden gelenin en iyisini yaptık. Altay genç bir tank ama çok çalışkan bir ekiple güçlü.”
Bu zaferin ardından, Türkiye, Altay tankının teknolojisini dünya ile paylaşmaya başladı. Almanya, Amerika, İngiltere, Fransa gibi ülkeler Türk tank eğitim metotlarını öğrenmek için Türkiye’ye geldi. Mustafa Yılmaz ve ekibi, bu eğitimleri vererek Altay’ın teknolojisini dünyaya tanıttılar.
Bölüm 6: Türk Savunma Sanayisinin Zaferi
Üç ay sonra, NATO resmi olarak Turkish Tank Gunnery Techniques eğitim programını onayladı ve Altay tankı, beş ülkeye ihraç edilmeye başlandı. Mustafa Yılmaz, Albay rütbesine terfi etti ve NATO Tank Eğitim Programı’nın Türkiye koordinatörü oldu. Her yeni dönem başladığında, ilk derste hep aynı hikayeyi anlatıyordu.
Bir zamanlar Bavyera’da bir Alman komutan, Altay tankını test aşamasında küçümsedi. Ama ben ona kızmadım, çünkü küçümseme cehaletten doğar ve cehalet eğitimle yenilir. O gün, Bavyera ovalarında sadece bir yarış kazanmadım, Türk mühendisliğini dünyaya gösterdim. Mütevazi, bilgili, paylaşımcı ve cömert. İşte bu yüzden bazı zaferler karlı ovalarda kazanılır ve bazı dersler tank namlularıyla verilir.
Mustafa Yılmaz’ın bu zaferi, Türk savunma sanayisinin gücünü dünyaya gösterdi. Türkiye artık sadece NATO’nun güney kanadı değildi, aynı zamanda teknoloji üreticisi, oyun değiştiricisi bir ülke olarak dünya sahnesinde yerini almıştı.