Sütle mi ödeyeceksin?’ — Aşağılanan köylü, daha sonra galeriden bir filo satın aldı.

Sütle mi ödeyeceksin?’ — Aşağılanan köylü, daha sonra galeriden bir filo satın aldı.

.

.

İnek Sütüyle Ödeme

1. Bölüm: Konya’nın Sabahı

Konya’nın bereketli ovalarında sabahın ilk ışıkları henüz tarlalara düşmemişti. Mehmet Özkan, 58 yaşında, hayatı boyunca toprağı işleyen, elleri çatlamış, yüzü güneşten yanmış bir çiftçiydi. Her sabah olduğu gibi saat dörtte uyandı, mavi keten gömleğini, eski iş botlarını giydi. Oğlu Ahmet, üniversite mezunu, çiftliğin finans işlerine bakıyordu. Mehmet, sade kıyafetleriyle gurur duyar, kökenine sadık kalmayı bir erdem bilirdi.

Mehmet’in çiftliği, Türkiye’nin en büyük özel işletmelerinden biriydi. 50.000 hektarlık alanda buğday, mısır, ayçiçeği tarlaları uzanıyor; 10.000 Holstein sığırı, sabah sağımı için ahırlara doğru ilerliyordu. Günlük 100 ton süt üretiyor, Avrupa Birliği’ne tahıl ihraç ediyorlardı. Banka hesaplarında milyonlarca lira vardı. Ama Mehmet, hâlâ eski Toyota GP’sini kullanıyor, pahalı arabalar almanın anlamını görmüyordu.

O sabah, çiftliğin taşıma filosunu modernleştirmeye karar verdi. İstanbul’daki işleme fabrikalarına ürün taşımak için 20 kamyon alacak, 5 milyon liradan fazla yatırım yapacaktı. Oğlu Ahmet’e haber verdi, birlikte İstanbul’a gitmeye karar verdiler.

2. Bölüm: Mercedes Galerisi

İstanbul’un merkezindeki Mercedes galerisi, cam ve çelikten yapılmış, lüks bir binaydı. Ticari araçların sergilendiği bölüm, Mehmet’in planladığı satın almalar için mükemmel bir yerdi. Galerinin ticari bölüm satış müdürü Kemal Demir, 35 yaşında, Hugo Boss takım elbise, Hermes kravat, kolunda Rolex saatle showroom’un gözdesiydi. İnsanları ilk izlenimle yargılamayı meslek edinmiş, sadece parası var gibi görünenlerle ilgilenirdi.

“Sütle mi ödeyeceksin?” — aşağılanan köylü galeride sonra bir filo satın  aldı

Mehmet ve Ahmet, sade kıyafetlerle galerinin cam kapısından içeri girdiklerinde tüm satış temsilcileri başlarını kaldırdı. Toprak bulaşmış botlar, eski telefon, sade giyim… Kemal ve meslektaşları eğlenceli bakışlarla birbirlerine işaret ettiler, kimse ilgilenmek istemedi. Mehmet, ticari kamyonların sergilendiği alana yaklaştı, yükleme kapasitesi, motor, şoför kabini gibi teknik detayları dikkatle inceledi.

Kemal, zamanını boşa harcadığını düşünerek Mehmet’e yaklaştı. Alaycı bir şekilde, “İnek sütüyle mi ödeyeceksin?” diye sordu. Kahkahası showroom’da yankılandı. Diğer satış temsilcileri de alay etti. Mehmet, sakinliğini korudu, kimliğini kanıtlamaya çalışmadı. “Satın almak için mevcut kamyonları görmek istiyorum,” dedi. Kemal, köylüye karşı üstünlüğünü kanıtlamak için aşağılayıcı sözlerine devam etti. Mercedeslerin köy ürünleriyle alınamayacağını, bunların ciddi işleri olan insanlar için olduğunu, hayvanlarla uğraşanlar için olmadığını söyledi.

Mehmet, elleri arkasında çaprazlanmış, başkalarının cehaletinden etkilenmemeyi öğrenmiş bir adamın rahat duruşuyla dinledi. Gözlerinde öfke yoktu, sadece durumun soğuk bir değerlendirmesi vardı. Kemal, telefonunu çıkarıp Mehmet’in fotoğrafını çekti, arkadaşlarına “Bugünkü özel müşteri” diye şaka yaptı.

Mehmet, gösterinin bitmesini bekledi. Sonunda Kemal’e teşekkür etti, gitmeye hazırlandı. Ama çıkışa dönmeden önce, “Bir çiftçinin Mercedes alamayacağına neden inandığını anlıyorum ama müşterilerini görünüşlerine göre yargılamadan önce hakkında daha fazla bilgi öğrenmen gerek,” dedi. Tonu tehditkar değildi, hayat ve insanlar hakkında çok şey öğrenmiş bir adamın tonuydu.

3. Bölüm: Değerin Hesabı

Mehmet galeriden çıktığında öfkeden değil, soğukkanlı bir iş kararıyla arabasına gitti. 20 kamyon satın alacaktı ama parasını nerede harcamayacağını kesin olarak biliyordu. Oğlu Ahmet’i aradı, alternatif galeriler bulmasını istedi. Konya’ya dönüş yolunda, görünüşlere odaklanan bir dünyada kimliğinin ne kadar önemli olduğunu düşündü. Çiftçi olmaktan, ülkeyi beslemekten gurur duyuyordu. Ama paranın gücünü de biliyordu ve Mercedes galerisine kibirin gerçek maliyetini göstermeye karar verdi.

Sivas’taki arkadaşı Hasan Kaya’nın çiftliğine uğradı. Hasan, 100’den fazla kamyonu olan bir taşımacıydı. Kibirli galerici temsilciler hakkında kendi hikayeleri vardı. Mehmet’in deneyimini dinleyince hemen anladı. İki adam, intikam değil, ilkeler hakkında konuştular. Saygı, her iş ilişkisinin temeliydi. Birisi bu kuralı anlamadığında davranışlarının ekonomik sonuçlarını görmeliydi.

Hasan, Mehmet’e Türkiye’deki yedi büyük çiftçi ve nakliyeci daha tanıttı. Hepsi galerici temsilcilerinin meslekleri nedeniyle kendilerini hor görmesinden rahatsızdı. Mehmet, alternatif galericiler listesini ve finansal hesaplamaları aldı. Ama planı daha kapsamlıydı. Sekiz büyük mal sahibiyle iletişime geçti, toplu bir sipariş vermeye karar verdiler. Birlikte 120’den fazla ticari araç alacaklardı, toplam tutar 20 milyondan fazla liraydı.

4. Bölüm: Büyük Sipariş

Mehmet, satın almaları Mercedes’in rakibinden yapmak istemiyordu. Prensip olarak, aşağılandığı galericiden almak istiyordu. Tek şartı, herkese saygı gösterilmesi ve görünüşe göre yargılamanın tehlikeleri konusunda ders verilmesiydi.

Mercedes Türkiye’nin genel müdürüyle irtibat kurdu, toplantının şirketin en üst düzeyine ulaşmasını sağladı. Kemal Demir’e Konya’dan bir çiftçi grubunun Mercedes ticari araçlarının sunumuna ihtiyacı olduğunu, alanda en iyi uzman olduğunu duyduklarını iletti. Kemal, büyük satış fırsatı umuduyla sunumu kabul etti.

Pazartesi sabahı, sade iş kıyafetleriyle Mehmet Özkan ve sekiz iş ortağı galerinin cam kapılarını iterek içeri girdiler. Arkalarında Türkiye’nin tarım ve taşımacılık sektöründeki en zengin isimler vardı. Hepsi işten yeni çıkmış işçiler gibi görünüyordu. Kemal, onları bekliyordu. Mehmet, iş ortaklarını tanıttı: süt sığırı çiftliği, kargo taşımacılığı, tahıl tarımı… Kemal, köylülerin eski bir kamyonu ortak satın almak için birleştiğini sandı.

Mehmet, Kemal’den tüm ticari araç gamını sunmasını istedi. Kemal, aşağılayıcı yorumlar yapmadan detaylı sunum yaptı. Uzman teknik sorular gelince şaşırdı. Araçların verimliliği, operasyon maliyetleri, servis paketleri… Her biri yıllarca bu tür araçları kullanmıştı.

İki saatlik sunumun ardından Mehmet, “Siparişlerimizi almaya hazır mısınız?” diye sordu. Kemal, “Gerçekçi olalım, bu araçlar on binlerce liraya mal oluyor,” dedi. Mehmet, cebinden iPhone’unu çıkardı, Ahmet’i aradı, güncellenmiş finansal durumu istedi. 30 saniye içinde Mehmet’in telefonuna banka onayları, finansal bilançolar geldi. Toplam tutar: 23 milyon lira.

Kemal, üç kez ekrana baktı, elleri titredi. Her biri hayatı boyunca kazanacağından daha fazla paraya sahipti. Mehmet, sekiz ortağına döndü, Maraş lehçesinde siparişlerin dağılımını tartıştı. Toplam: 123 araç, 22.700.000 lira.

5. Bölüm: Gerçek Zenginlik

Mehmet, Kemal’e döndü: “İki hafta önce sorduğunuz soruya dönelim. İnek sütüyle ödeyeceğimizi mi düşünüyorsunuz?” dedi. Showroom’daki atmosfer değişti. Müdür, işlemin büyüklüğünü öğrenince aşağı indi. Kemal konuşmaya, özür dilemeye çalıştı ama Mehmet onu durdurdu.

“Bay Demir, bir şey anlamanızı istiyorum. Ben günde 100 ton süt üretiyorum. Milyonlarca Türk’ün evine ulaşan süt, Türk çocuklarını besleyen süt. Bunda utanılacak bir şey olduğunu düşünüyor musunuz?” dedi Mehmet. Sesi yükseltilmedi, kızgın değildi. Bir öğretmenin sesiydi.

Her birimiz, Türkiye’nin ihtiyacı olan bir şey üretiyoruz. Tahıl, et, nakliye, hizmet… Biz başka ülkelerde yapılan şeyleri sadece satarken bu ülkeyi besliyoruz.

Kemal, başı eğik dinliyordu. Hayatında ilk kez gerçek utanç yaşıyordu. Mehmet, çek defterini çıkardı, ilk çeki yazdı: Mehmet Özkan LTD için 20 Mercedes kamyon, 2.300.000 lira peşin. Diğer sekiz adam da sırayla çeklerini verdi. 10 dakikada milyonlarca liralık peşin ödeme yapıldı.

Mehmet, Kemal’e tekrar döndü: “Bay Demir, inek sütüyle ödeme yapıp yapmayacağımı sordunuz. Size soruyorum, siz neyle ödüyorsunuz? Kibirle mi? Saygısızlıkla mı? Görünüşe dayalı yargılarla mı?”

Galerinin müdürü özür dilemek istedi, Mehmet onu da durdurdu. “Özür istemiyorum. Hepinizin bir şey anlamasını istiyorum. Saygı birinin nasıl göründüğüne bağlı değildir. Aksini kanıtlayana kadar her insan onurla muamele görmeyi hak eder.”

6. Bölüm: Son Ders

Mehmet ve ortakları, galerinin tarihindeki en büyük siparişin evraklarını tamamladılar. Mehmet, Kemal’in her araç teslimatında hazır bulunmasını şart koştu. Görünüşe göre yargıladığı her adamın değerini somut olarak anlamasını istedi.

Mehmet, galeriden ayrılırken kendi değerlerini korumanın önemini düşündü. İntikam değil, insanlara saygı ve önyargıların tehlikesi hakkında bir dersti.

Bir yıl sonra Mehmet, Mercedes showroom’da bir anma plakasının açılışı için tekrar bulundu. Plakada şunlar yazıyordu:
“Saygı karakter ile kazanılır, görünüşle değil. Mart 2024 dersinin anısına.”

Kemal artık satış temsilcisi değildi; eğitim departmanında çalışıyor, yeni temsilcileri müşterilere saygı konusunda eğitiyordu. Mehmet’in çiftliği Avrupa Birliği’ne tarım ürünleri tedarikçisi olmuş, 200’den fazla Mercedes aracı ile Türk ürünlerini Avrupa’ya taşıyordu.

Ama Mehmet için en önemli şey, hikayesinin binlerce genç çiftçiye ilham vermesiydi. Plaketin açılışında kısa bir konuşma yaptı:
“Yaptığım şeyi birisinden intikam almak için yapmadım. Türkiye’yi besleyen ülkede çalışmanın bir erdem olduğunu, utanç değil gurur kaynağı olduğunu hatırlatmak için yaptım. Dürüstçe çalışan her insan, nereden geldiği veya nasıl göründüğü fark etmeksizin saygıyı hak eder.”

O akşam Mehmet, Konya’daki evine dönerken çiftliğini seyretti. Binlerce inek otluyor, yeni Mercedes kamyonları gün batımında parlıyordu. Oğlu Ahmet’e, “Bu yıl önemli bir şey öğrendim. Kim olduğunu asla unutmamak ve dürüstçe çalışan insanlara saygı duymak önemli. Ve bir şey daha: İnek sütü üretmekten gurur duyuyorum. Çünkü sütte Türkiye’nin geleceği var,” dedi.

Mehmet’in hikayesi, gerçek zenginliğin hesaplarda değil, dünyaya geri verdiklerimizde yattığını; saygının ise giydiğimiz kıyafetlerle değil, yaptığımız işle ve insanlara nasıl davrandığımızla ölçüldüğünü gösterdi.

Son

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News