Çin Komutanı ‘KOLAYCA Alırız’ Dedi! 😮 KUMYANGJANG-Nİ 72 SAAT SONRA HALA TÜRK ELİNDEYDİ! 💀
.
.
24 Ocak 1951 sabahı, Kore’nin dondurucu soğuğu henüz çekilmemişken cephe hattında bir telsiz mesajı yankılandı. Kore Savaşı’nın ortasında, Birleşmiş Milletler kuvvetlerine bağlı Türk Tugayı’na yeni bir görev verilmişti: Kumyangjang-ni kasabasını ve 151 rakımlı tepeyi ele geçirmek.
Tugayın komutanı Tuğgeneral Tahsin Yazıcı, mesajı dinledikten sonra bir süre haritanın başında sessiz kaldı. 60 yaşındaydı. Çanakkale Savaşı’nda savaşmış, yıllarını cephelerde geçirmişti. Ama önündeki görev, tecrübesine rağmen onu düşündürüyordu.

Karşılarında Çin Halk Gönüllü Ordusu’nun yaklaşık 15.000 askeri vardı. Türk Tugayı ise yaklaşık 5.000 kişiydi. Üstelik Çin birlikleri iki aydır 151 rakımlı tepede mevzilenmiş, ağır makineli tüfekler yerleştirmiş, siperlerini derinleştirmişti. Tepe çıplaktı; ne ağaç ne kaya… Ovadan yukarı tırmanacak askerler tamamen açık hedef olacaktı.
Amerikan 8. Ordu Komutanlığı, yeni komutanı Matthew Ridgway ile birlikte cephede morali yeniden yükseltmek istiyordu. Bir ay önce 8. Ordu Komutanı Walton Walker bir trafik kazasında ölmüş, komuta değişmişti. Daha önce “Noel’e kadar evde olacağız” diyen Douglas MacArthur’ın planları Çin saldırısıyla çökmüş, Birleşmiş Milletler kuvvetleri yüzlerce kilometre geri çekilmişti.
Kunuri’de Türk askerleri, Amerikan birliklerinin geri çekilmesini sağlamak için süngü hücumuyla çemberi yarmıştı. Ama şimdi yeni bir sınav vardı.
Yazıcı, tabur komutanlarını topladı. Binbaşı İmadettin Kuranel, Binbaşı Miktat Uluünlü ve Binbaşı Lütfü Bilgin haritanın etrafında yerlerini aldı.
“Görev zor,” dedi Yazıcı. “Ama imkânsız değil. Düşman yüksekte. Fakat biz alacağız.”
Plan netti. Birinci Tabur doğrudan 151 rakımlı tepeye taarruz edecekti. İkinci Tabur batıdan kasabaya girecek, Üçüncü Tabur ihtiyatta kalacaktı. Amerikan topçusu yarım saatlik bombardıman yapacak, ardından piyade harekete geçecekti.
25 Ocak sabahı saat 06.00’da topçu ateşi başladı. Obüs mermileri Çin siperlerine düşüyor, toprak ve taş parçaları havaya savruluyordu. Ardından Türk piyadeleri ovadan tepeye doğru ilerlemeye başladı.
İlk 500 metre sessiz geçti. Sonra Çin makineli tüfekleri konuştu.
Mermiler toprağı biçiyor, askerlerin etrafında toz bulutları oluşturuyordu. Ama ilerleme durmadı. Türk askerleri kısa koşularla mevzi değiştiriyor, her seferinde birkaç metre daha yukarı çıkıyordu.
Saatler ilerledikçe kayıplar artmaya başladı. Ancak birinci tabur tepenin eteğine ulaşmayı başardı. Artık Çin siperlerine yalnızca 50 metre kalmıştı.
Binbaşı Kuranel askerlerine baktı. Yorgun ama kararlıydılar.
“Süngü tak!” emri verildi.
Metal sesleri soğuk havada yankılandı. Ardından Kuranel bağırdı:
“Allah Allah! İleri!”
Türk askerleri bir anda siperden fırlayıp tepeye doğru koştu. Çinliler bu ani hücum karşısında şaşkına döndü. İlk siper hattı saniyeler içinde ele geçirildi. El bombaları patladı, yakın mesafede göğüs göğüse çarpışmalar başladı.
Kayıplar ağırdı. 12 asker şehit düştü, onlarcası yaralandı. Ama öğle saatlerinde Türk bayrağı 151 rakımlı tepeye dikildi.
Aynı saatlerde İkinci Tabur Kumyangjang-ni kasabasına girmişti. Ev ev, sokak sokak çatışma yaşanıyordu. Çin askerleri her evi kaleye çevirmişti. Türk askerleri “önce el bombası, sonra giriş” taktiğiyle ilerliyordu.
Bir köşe evinde makineli tüfek ateşi iki askeri yaraladı. Başçavuş pencereye bir el bombası fırlattı. Patlamanın ardından birlik içeri girdi. Üç Çinli asker ölü, ikisi yaralı ele geçirildi.
Öğleden sonra kasaba tamamen Türk kontrolüne geçti.
Ancak savaş bitmemişti.
26 Ocak sabahı Çin kuvvetleri karşı taarruza geçti. Dört taburla saldırdılar. Havan ve topçu ateşi Türk mevzilerine düştü. Mermiler azalmaya başlamıştı.
Doğu yamacında durum kritikti. Çinliler 50 metreye kadar yaklaşmıştı.
Kuranel telsizle karargâha seslendi:
“Doğu kanadı zor durumda!”
Yazıcı son ihtiyat bölüğünü devreye soktu. 50 asker süngüyle karşı hücuma geçti. Mermiler bitmişti.
Yakın dövüş başladı. Çığlıklar, metal sesleri, bağırışlar…
On dakika süren göğüs göğüse çarpışmanın ardından Çin hücum kolu çözülmeye başladı. Bir asker kaçtı. Sonra bir diğeri. Ardından geri çekilme başladı.
O an cephedeki psikoloji değişti.
Çin ordusunun yenilmez olmadığı görülmüştü.
27 Ocak öğleden sonra çatışmalar sona erdi. Türk birlikleri mevzilerini korumuştu. 72 saat süren muharebe bitmişti.
Toplam kayıp 12 şehit, 31 yaralıydı. Çin kayıpları konusunda farklı rakamlar vardı; yüzlerle, hatta bazı anlatımlarda binlerle ifade ediliyordu.
Şehitler toplanıp geçici mezarlığa defnedildi. Yıllar sonra naaşları Busan Birleşmiş Milletler Şehitliği’ne nakledilecekti.
Zafer haberi cephede hızla yayıldı. Birleşmiş Milletler geri çekilme planlarını iptal etti. Moral yükselmişti.
ABD Başkanı Harry Truman, Türk Tugayı’nı Mümtaz Birlik Nişanı ile onurlandırdı. Güney Kore Cumhurbaşkanı da birlik nişanı verdi.
Savaş boyunca yaklaşık 21.000 Türk askeri Kore’de görev yaptı. 721 şehit, 2147 yaralı verildi.
Ama bu savaş yalnızca silahlarla hatırlanmadı.
Bir Türk askeri, Astsubay Süleyman Dilbirliği, savaş alanında bulduğu küçük Koreli kızı 15 ay boyunca korudu. Ona “Ayla” adını verdi. Yıllar sonra bu hikâye Ayla filmiyle dünyaya anlatılacaktı.
60 yıl sonra Ayla ve Süleyman yeniden buluştuğunda gözyaşları sel olmuştu.
Bugün Kumyangjang-ni, Güney Kore’nin Gyeonggi eyaletinde Yongin şehrine bağlı bir mahalledir. Tepelerde artık savaş yoktur. Ama toprak hâlâ o günlerin izlerini taşır.
Her 25 Ocak’ta Türkiye’de Kore Savaşı gazileri anılır. Ankara’daki anıtlarda törenler düzenlenir.
96 yaşına gelmiş bir gazi bir gün şöyle demişti:
“Savaşın bir daha hiçbir yerde olmasını istemem. Ama başladığında kaçamazsın. Biz görevimizi yaptık.”
Kumyangjang-ni Muharebesi, sadece bir askeri başarı değildi. Umudun, disiplinin ve cesaretin hikâyesiydi. 151 rakımlı tepe, yalnızca bir coğrafi nokta değil; Türk askerinin iradesinin sembolü oldu.
Ve o soğuk Ocak gününde, dumanın ve barut kokusunun arasında yazılan hikâye, tarihe altın harflerle geçti.
News
Parası Olmayan Adamı Taksisine Aldı… Adamın Söylediklerine İnanamadı | Korku Hikayeleri
Parası Olmayan Adamı Taksisine Aldı… Adamın Söylediklerine İnanamadı | Korku Hikayeleri . Vicdanın Ağırlığı: Ankara Gecelerinde Bir Taksicinin Karanlık Hikâyesi Ankara’nın geceleri, gündüzden tamamen farklı bir yüz taşır. Güneş battıktan sonra sokaklar sessizliğe bürünür, kalabalıklar dağılır ve şehrin gerçek hikâyeleri…
Serdar Ortaç ”kaybettim’ diyerek kötü haberi verdi! ms hastalığıyla mücadele ediyordu çok acı haber
Serdar Ortaç ”kaybettim’ diyerek kötü haberi verdi! ms hastalığıyla mücadele ediyordu çok acı haber . . SERDAR ORTAÇ’IN DUYGUSAL VASİYETİ GÜNDEM OLDU: SANAT, HASTALIK VE BİR MÜZİK MİRASI ÜZERİNE DERİN BİR HİKÂYE Türk pop müziğinin uzun yıllardır en tanınan ve…
Son Durağa Gelen Yolcuyu Uyandırmak İstedi… Başına Bela Aldı | Korku Hikayeleri
Son Durağa Gelen Yolcuyu Uyandırmak İstedi… Başına Bela Aldı | Korku Hikayeleri . . GECE YOLCULUĞUNUN GÖLGELERİ: BİR MİNİBÜS ŞOFÖRÜNÜN ANLATTIĞI AKIL ALMAZ OLAY Modern şehir hayatı çoğu zaman rutinler üzerine kuruludur. Aynı yollar, aynı duraklar, aynı yüzler… Özellikle toplu…
BU KONUŞMAYI İLK KEZ DUYACAKSINIZ! Tuğyan ve Kervan’ın yeni ses kaydı ortaya çıktı!
BU KONUŞMAYI İLK KEZ DUYACAKSINIZ! Tuğyan ve Kervan’ın yeni ses kaydı ortaya çıktı! . Gizemli Bir Ölümün Perde Arkası: Güllü Olayında Çelişkiler, İddialar ve Derinleşen Soruşturma Türkiye gündemini sarsan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran Güllü’nün şüpheli ölümü, her geçen gün…
OLAY YERİNE İLK GELENLERDEN! Tuğyan annesi Güllü’yü düştüğü noktada boğmaya çalıştı mı?
OLAY YERİNE İLK GELENLERDEN! Tuğyan annesi Güllü’yü düştüğü noktada boğmaya çalıştı mı? . . Çınarcık’ta Şüpheli Ölüm: Tanık İfadeleri, Çelişkiler ve Cevapsız Sorular Yalova’nın Çınarcık ilçesinde yaşanan ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran Güllü Hanım’ın ölümü, her geçen gün yeni bir…
İran, Hürmüz’de Amerikan Uçak Gemisine Saldırdı — Sonra Bu Oldu
İran, Hürmüz’de Amerikan Uçak Gemisine Saldırdı — Sonra Bu Oldu . . Hürmüz Boğazı’nda Şafak Krizi: USS Abraham Lincoln’e Yönelik Çok Katmanlı Saldırı ve Karşı Taarruzun Anatomisi Hürmüz Boğazı’nın dar ve stratejik sularında bir sabah, sıradan bir devriye görevi aniden…
End of content
No more pages to load