Kadın Astsubay Komutanından Tokat Yedi, Ama Dedesini Görünce Herkes ŞOK OLDU!
.
Dağlarda Bir Kadın: Aslı Yılmaz’ın Bolu Komando Tugayı’ndaki Mücadelesi
1. Giriş: Dağların Sessizliği
Bolu’nun sisli dağlarında sabahın ilk ışıkları henüz toprağa dokunmamışken, Bolu Komando Tugayı’nda yeni bir gün başlıyordu. Kışlanın beton duvarları, içerideki disiplinin ve dışarıdaki doğanın vahşiliğinin arasında bir sınır çiziyordu. Bu sınırın ötesinde, genç bir kadın astsubay, Aslı Yılmaz, iki aydır bu zorlu topraklarda ayakta kalmaya çalışıyordu.
Aslı, 22 yaşında, askeri okulu dereceyle bitirmiş, gururlu ve çalışkan bir askerdi. Ancak Bolu’nun dağlarında, kadın olmak, rütbe taşımak kadar ağır bir yük demekti. Her sabah üniformasını giyerken, omuzlarındaki rütbe ve kadın kimliği arasında sıkışıp kalıyordu.
2. İlk Günler: Yabancılaşma ve Zorbalık
Aslı’nın tugaya ilk geldiği gün, herkes ona merakla bakmıştı. Kadın asker azdı; hele üst çavuş rütbesinde bir kadın daha önce hiç olmamıştı. İlk haftalarda, Aslı sessizce görevini yapıyor, kimseyle fazla konuşmuyordu. Ancak zamanla, erkek askerlerin arasında görünmez bir duvar örüldü.
Bölük komutanı Yüzbaşı Kenan, ilk günden beri Aslı’ya karşı mesafeliydi. Aslı’nın yatak düzeninden eğitim performansına kadar her şeyini eleştiriyor, diğer askerlerin önünde küçük düşürüyordu. “Kadınlar kışlaya adım attığı an çelik gibi bir disiplinle yoğrulmalı ki ayakta kalabilsinler,” diyordu Kenan. Diğer astsubaylar ise Aslı’nın zor durumda kalışına gizli bir zevkle gülüyor, dedikodular yayıyordu.
Bir gün, yatak kontrolünde, Kenan Aslı’ya bağırdı: “Bir üst çavuşsun ama en temel askerlik kaidesini bile beceremiyorsun. Kadınsın diye sana gösterdiğimiz müsamahanın da bir sınırı var.” O an Aslı’nın kalbi bin parçaya bölündü. Hem kadın hem de rütbece üstü olduğu halde altları tarafından ezilmenin acısı dayanılmazdı.
3. Dedikodular ve Yanlış Anlaşılmalar
Kışlada dedikodu rüzgardan hızlı yayılırdı. Aslı’nın dedesinin yüksek rütbeli bir komutan olduğu söylentisi kısa sürede birliğe yayıldı. “Demek mesele bu. O yüzden bu kadar pervasız,” diyordu bazıları. Oysa Aslı, her zaman başını öne eğmiş, sessiz kalmıştı. Dedesinin kimliğini gizli tutmak istemişti; onun torpiliyle değil, kendi emeğiyle saygı görmek istiyordu.

Ancak Yüzbaşı Kenan ve birkaç komutan, Aslı’yı “torpilli prenses” olarak aşağılamaya devam etti. Bir gün eğitim sırasında, Kenan Aslı’ya tokat attı. O an, birliğin bazı askerleri telefonlarıyla bu anı kaydetti. Videolar bölüğün WhatsApp grubunda hızla yayıldı. Aslı, aşağılanmanın ve yalnızlığın en dip noktasındaydı.
4. Yalnızlık ve İçsel Direniş
Aslı, koğuşun tuvaletinde gözyaşlarını tutmaya çalışırken, kendine verdiği sözü hatırladı: “Pes etmeyeceğim.” Dedesini aramak istiyordu ama ona kendi ayakları üzerinde duracağına dair söz vermişti. Her sabah aynaya bakıyor, gözlerindeki kırmızılığa ve şişmiş dudaklarına rağmen üniformasını titizlikle giyiyordu.
Eğitimlerde, dizleri ve dirsekleri kanayana kadar sürünüyor, kimseye kendini acındırmıyordu. Ama Yüzbaşı Kenan, diğer askerlerin hatalarını görmezden geliyor, sürekli Aslı’nın üstüne gidiyordu. “Torpilli olduğun için mi tembellik ediyorsun?” diyerek alay ediyordu. Birlikteki askerler de bu dedikoduları yayıyor, Aslı’yı dışlıyordu.
5. Dönüm Noktası: Videonun Yayılması
Bir akşam, yemekhanede herkes Aslı’ya bakıyordu. Gün içinde yaşananlar, videolar aracılığıyla birliğin her köşesine yayılmıştı. “Torpilli prenses bölük komutanından dersini aldı,” diye alay ediyorlardı. Aslı, başını tabağına gömdü, yanağı hala sızlıyordu. Yüzbaşı Kenan, yüksek sesle, “O bizim torpilli prenses de buradaymış,” diyerek onu hedef gösterdi.
Bir asker, “Peki bu kızın dedesi gerçekten o kadar büyük adam mıymış?” diye sordu. Bir başka asker, “Eski bir generalmiş, hatta ordu komutanı seviyesinde,” dedi. Yüzbaşı Kenan küçümseyerek, “Hor general diyorlar,” dedi. Yemekhanede bir fısıltı dalgası yayıldı. Aslı, dedesinin kimliğinin ortaya çıkmasından korkuyordu. Özellikle gizli tutulmasını istemişti.
6. Zorbalık ve Tehdit
Yüzbaşı Kenan, Aslı’yı kışlanın arkasındaki depo yakınında köşeye çağırdı. Yanında telefonlarıyla birkaç asker daha vardı. Aslı’ya tekrar zorbalık yaptı, yakasını tuttu, duvara itti. “Korgenal dedenin ne faydası var? O şimdi burada değil değil mi?” diyerek alay etti. Telefon kameraları Aslı’ya çevrilmişti. O an, Aslı yok olmak istedi. Ama buna katlanmak zorundaydı.
Kenan, “Ve bugün olanlar hakkında kimseye, özellikle de Korgenal dedene tek bir kelime bile etme. Eğer yaparsan senin için her şey daha da beter olur,” diye tehdit etti. Aslı, çaresiz bir şekilde olay yerinden ayrıldı. Ama ne Aslı ne de Kenan, videonun çok daha hızlı ve uzaklara yayılacağını bilmiyordu.
7. Büyük Değişim: Orgeneralin Ziyareti
Pazartesi sabahı, eğitim sahasında aniden devasa bir askeri helikopter belirdi. Herkes şaşkındı. Helikopterden, üzerinde dört yıldızlı apoletiyle yaşlı bir adam indi: Orgeneral Ahmet Çetin, 1. Ordu Komutanı. Tugay komutanı hemen tekmil verdi. Orgeneral, eğitim sahasını gözlemledi, sonra doğrudan Aslı’nın yanına yürüdü.
“As subay üst çavuş Aslı Yılmaz,” diye seslendi. Aslı titrek bir sesle cevap verdi. Orgeneral dedesi, Aslı’nın elini tuttu, tüm personele seslendi: “Bu çocuk benim torunumdur.” O anda söylenti gerçek oldu. Yüzbaşı Kenan ve suç ortaklarının yüzü bembeyazdı.
8. Teftiş ve Hesaplaşma
Orgeneral dedesi, “Bu birlikte kapsamlı bir teftiş başlatıyorum,” dedi. Tüm personel içtima alanında toplandı. Orgeneral mikrofonu eline aldı, “Bugün buraya gelmemin özel bir sebebi var,” dedi. Aslı’yı yanına çağırdı. “Torunumun bu birlikte neler çektiğini biliyorum. Bazılarınız onun kibirli olduğunu, torpiline güvendiğini söylemiş olabilir. Ama bu doğru değil. Torunum kimin torunu olduğunu asla açıklamadı. Sadece kendi yeteneğiyle tanınmak istedi.”
Ayrımcılık ve taciz kesinlikle kabul edilemezdi. Orgeneral, “Bugünden itibaren böyle bir şeyin bir daha asla yaşanmamasını sağlamak için bu birlikteki her eylemi şahsen denetleyeceğim. Özellikle torunuma eziyet edenlerle özel olarak görüşeceğim,” dedi.
9. Zorbalık Yapanlarla Yüzleşme
Orgeneral dedesi, briefing salonunda Yüzbaşı Kenan ve ilgili diğer personeli karşısına aldı. “Aslı’ya ne yaptın?” diye sordu. Kenan, “Tokat attım. Yakasını tuttum, duvara ittim. Video çektim,” diye itiraf etti. Orgeneral ayağa kalktı, Kenan’a doğru yürüdü, “Sen ne yaptığının farkında mısın? Torunuma cinsiyeti yüzünden zorbalık yapıyorsun, ona saldırıyorsun ve üstüne bir de videoya çekiyorsun. Özür dilemenin yeterli olacağını mı sanıyorsun?”
Kenan ve diğerleri, Aslı’dan özür dileyecek, tüm birliğin önünde öz eleştiri metni okuyacak ve videoları sileceklerdi. Orgeneral, “Bir insanın onurunu ve geleceğini yok edebilecek ciddi bir eylemdir. Umarım bir daha böyle bir şey yaşanmaz,” dedi.
10. Yeniden Doğuş
Bir hafta sonra, Aslı her zamankinden daha erken uyandı. Uzun bir aradan sonra ilk kez huzurlu bir uyku çekmişti ve yüzünde bir canlılık vardı. Koğuştan çıktığında sabah havası tazeleyiciydi. Artık burada kendi yolunu bulmak istiyordu. Eğitim sahasında, diğer askerlerle güvenle selamlaştı. Eskiden kaçmaya çalışırdı ama şimdi özgüvenliydi.
Yüzbaşı Kenan, Aslı’ya yaklaşarak samimi bir şekilde özür diledi. Aslı, “Sorun değil yüzbaşım. Baştan başlayalım,” dedi. Bu kin veya öfke değil, affetme ve uzlaşma mesajıydı. Birlik üyeleri onun yüce gönüllülüğüne hayran kaldı.
11. Liderlik ve Dayanışma
Sabah eğitiminde Aslı herkesten daha gayretliydi. Koşularda en önde koştu, her hareketi özenle yaptı. Mola sırasında yeni gelen bir kadın asker, “Uyum sağlamakta zorlanıyorum. Ne yapacağımı bilmiyorum,” dedi. Aslı, “Başlangıçta benim için de çok zordu ama en önemlisi pes etmemek,” diye cevap verdi.
Diğer askerler Aslı’nın etrafında toplanmaya başladı. “Her şeyin üstesinden geldiğiniz için harikasınız. Bundan sonra birlikte çabalayalım,” dediler. Aslı, sonunda gerçek silah arkadaşlarını bulmuş gibi hissetti.
12. Gelecek Hayaller ve Kararlılık
Yemekhanede artık yalnız oturmuyordu. Birçok insanla sohbet ederek oturuyordu. “Gelecek için planlarınız var mı?” diye sordular. Aslı, “Şimdilik burada elimden gelenin en iyisini yapacağım. İleride daha büyük bir arenada kendimi denemek istiyorum,” dedi. Herkes onun hayallerine ve net hedeflerine hayran kaldı.
Gece çöktüğünde, Aslı birliğin arkasında zorbalığa uğradığı yere gitti. Gökyüzüne bakıp derin bir nefes aldı. “Dedem, gerçek bir asker olacağım. Bir kurban olarak değil, Şanlı Türk ordusunun onurlu bir askeri olarak ayakta duracağım,” dedi.
Uzaktan dedesi onu izliyordu. Yüzünde memnun bir gülümseme vardı. Aslı, artık kendi yolunda yürümeye başlamıştı. Birinin torunu değil, Asubay Üst Çavuş Aslı Yılmaz’dı.
13. Sonuç: Gerçek Güç ve İlham
Gerçek güç, başkalarını yenmek değil kendini korumaktır. Aslı’nın hikayesi, zorbalık ve önyargılar karşısında yeniden ayağa kalkmanın, affetmenin ve dayanışmanın hikayesidir. Birliğin havası değişmiş, kadın askerler için yeni bir umut doğmuştu.
Aslı, artık sadece bir asker değil, bir liderdi. Onun hikayesi, Bolu’nun dağlarında yankılanan bir cesaret ve ilham melodisi oldu.