“Kızım Seni Burada İstemiyor! Kayınvalidem Partide Kulaklarıma Fısıldadı”
Hayatımda en çok sevinmem gereken bir günde, dört kelimeyle donup kaldım. Kayınvalidem, kameralar için gülümserken kulağıma eğildi ve fısıldadı: “Kızım seni burada istemiyor.” O an, içimdeki bütün neşe bir anda buz kesti. Etrafımda kutlama yapılırken, aslında bu gecenin benim için bir tuzak olduğunu fark ettim. Kocamın ailesi, başından beri beni küçük düşürmek için plan yapmıştı.
.
.
.

Kutlamadan Dışlanmak
Brianna’nın nişan partisinden ilk kez Facebook’ta, tesadüfen haberdar oldum. Salı sabahı kahvemi içerken, karşıma çıkan bir fotoğrafta herkesin yüzü gülüyordu. “Aileyle kutlamak için sabırsızlanıyoruz,” yazıyordu açıklamada. Ama ben o fotoğrafta yoktum. İki yıldır kendimi kabul ettirmek için uğraştığım insanlar, gülümseyip arkamdan fısıldayanlar, hepsi oradaydı. Ama bana bir kelime bile edilmemişti.
Kocam Devon’a sorduğumda, “Evet, annem bahsetmişti,” dedi umursamazca. Haftalar önce öğrenmişti ama bana söylememişti. Davetli miyiz diye tekrar sordum, yüzünde suçluluk ya da rahatsızlık bir anlığına belirdi. “Muhtemelen davetliyiz, annem sana söylemeyi unutmuştur,” dedi. Ama Lorraine’in unutkan biri olmadığını, dışlayıcı biri olduğunu biliyordum.
Kutlama Gecesi: Görünmeyen Misafir
Parti günü, en güzel elbisemi giydim, pahalı bir hediye aldım, saatlerce hazırlandım. Belki doğru görünürsem, doğru davranırsam, sonunda beni kabul ederlerdi. Restorana vardığımızda, oda bir anda sessizleşti. Brianna’nın yüzü düştü, herkesin bakışları üzerimdeydi. Lorraine yanıma gelip sahte bir gülümsemeyle “Sen de geldin,” dedi. Hoş geldin demedi, sadece gelmiş olmamı belirtti. Devon hemen ailesinin yanına geçti, ben ise elimde hediye çantasıyla bir gölge gibi peşinden gittim.
Masa düzeninde adım hiçbir yerde yoktu. Devon’un adı aile masasındaydı, benimki ise hiçbir masada yoktu. Lorraine, “Seni beklemiyorduk, Devon hasta olduğunu söylemişti,” deyip beni odanın en arkasındaki, yabancıların olduğu bir masaya oturttu. Kocam bir kez bile yanına oturmamı teklif etmedi.
Fısıltılar ve Hakaretler
Parti boyunca herkesin bakışlarını üzerimde hissettim. Devon’un kuzeni Whitney, bana öfkeyle bakıyordu. Tuvalete giderken, teyzelerinden biri yüksek sesle, “Gerçekten geldiğine inanamıyorum,” dedi. Bir başkası, “Hiç utanmıyor,” diye ekledi. İçim acıdı, gözlerim doldu ama ağlamadım.
Tuvalette Brianna’nın kayınvalidesiyle karşılaştım. “Aile önemli,” dedi aynada rujunu sürerken. O anda Lorraine içeri girdi ve aynadan bana keskin bir gülümsemeyle, “Gerçek aile, evet. Burada gerçekten önemli olanlar var,” dedi. Bir yumruk yemiş gibi oldum.
Aile Fotoğrafı ve Son Darbe
Fotoğrafçı, “Tüm aile gelsin,” deyince umutlandım. Belki şimdi kabul edilirim diye düşündüm. Yaklaştığımda Lorraine kolumu tuttu, yüzü kameraya dönükken bana soğuk bir şekilde fısıldadı: “Kızım seni burada istemiyor. Bunlar aile fotoğrafları.” Beni kenara itti, en parlak gülümsemesiyle poz verdi. Kocam ise yanında durdu, bana bakmadı bile. O an, gerçekten dışlandığımı anladım.
Gerçekler Ortaya Çıkıyor
Partiden sonra eve döndüğümde, Devon’un iPad’ini alıp mesajlarına baktım. “Aile öncelikli” adlı bir grup sohbeti vardı. Aylarca, hatta düşük yaptığım hafta bile, ailem beni nasıl hayatlarından çıkaracaklarını konuşmuşlardı. Lorraine, “Belki bu bir nimet, artık ona bağlı değilsin,” diye yazmıştı. Kocam ise hiç itiraz etmemişti. Beni savunmamıştı.

Son Söz ve Özgürlük
Devon eve geldiğinde, ona her şeyi gösterdim. “Onlar benim ailem,” dedi. “Ben de senin eşinim, ya da öyle olmam gerekiyordu,” dedim. Valizimi topladım, “Artık gidiyorum. Senin annen haklıymış, bu bir nimet çünkü kim olduğunu gördüm,” dedim. Devon, “Eğer gidersen, geri dönemezsin,” dedi. “İzle ve gör,” dedim. O gece en yakın arkadaşımın evine gittim.
Bir hafta sonra Devon’un teyzesi aradı. Brianna’nın nişanı bozulmuştu. Nişanlısı, Lorraine ve Brianna’nın bana yaptıklarını duyunca, “Bu kadar zehirli bir aileye katılamam,” diyerek ayrılmıştı. Lorraine beni suçluyordu ama gerçek ortaya çıkmıştı.
Devon haftalar sonra kapıma geldi, özür diledi, ailesiyle tüm bağlarını kopardığını söyledi. “Seni seviyorum, lütfen bana bir şans daha ver,” dedi. Ama ben artık kendimi seçiyordum. “Beni ilk değil, son seçenek olarak seçiyorsun. Bu aşk değil, kolaylık,” dedim ve geri dönmedim.
Hayat Dersi
Boşanma üç ay sonra bitti. O acı dolu evlilik bana en önemli dersi verdi: Ben seçilmeye değerim. Bir daha asla bir aileye ya da bir adama kendimi kabul ettirmek için mücadele etmeyeceğim. Kayınvalidemin o fısıltısı, en acımasız anım oldu ama aynı zamanda özgürlüğümün kapısıydı. Bazen en acımasız anlar, en büyük öğretmenimiz olur. Ve ben nihayet özgürüm.