Adrián’ın Duası: Bir Çocuğun İnancı ve Bir Kadının Cevabı
Adrián henüz beş yaşındaydı. O kış gecesi, donmuş nehrin kenarında, elleriyle küçük taşlar toplayıp buzun üstüne atıyordu. Her taş, içindeki koca yalnızlığı, kırık kalbini yansıtıyordu. Taşlar buzun üzerinde kayıyor, ama hiçbir zaman kırmıyordu. Tıpkı Adrián’ın kalbi gibi; çarpıyor, deniyor ama cevap bulamıyordu.
Adrián dizlerinin üstüne çöktü, ellerini birleştirip göğe fısıldadı: “Tanrım, beni de bırakma. Annem gitti, nedenini bilmiyorum. Ne olur, sen benimle kal.” Rüzgar, sözlerini alıp götürüyordu ama Adrián yılmıyordu. Gecenin soğuğunda gözyaşları donmuş toprağa damlıyor, duaları göğe yükseliyordu.
Şehir ise her zamanki gibi telaşlıydı, kimse Adrián’ı fark etmiyordu. Ama uzaktan bir çift göz, gölgelerin arasından onu izliyordu. O gözler, küçük bir çocuğun saf inancına, yalnızlığına ve direncine şahitlik ediyordu.
Adrián’ın hikâyesi, soğukta doğan ama kalplerde sıcaklık yakan bir hikâyeydi. O, terk edilmiş bir çocuk değildi sadece; gözyaşları arasında hâlâ inanan, hâlâ umut eden bir ruhtu. Her gece dizleri üstünde dua ediyor, “Yalnız kalmayayım, unutulmayayım,” diye yalvarıyordu. Ne zenginlik, ne oyuncak, ne sıcak bir ev istiyordu. Sadece unutulmamak.
O gece, Adrián’ın hayatı değişmek üzereydi. Çünkü Tanrı bazen mucizeleri gökten indirmez, onları insan elleriyle gönderir.
Adrián’ın duaları, bir kadının kalbine dokundu. Soledad adında, kendi yalnızlığında kaybolmuş bir kadın, Adrián’ı uzaktan izliyordu. Onun duasındaki masumiyet, Soledad’ın kalbinde yıllardır kapalı olan bir kapıyı araladı.
İlk gece, Soledad sadece izledi. Adrián’ın taşları atışını, dua edişini, annesini özleyişini gördü. Küçük çocuk, her taşla birlikte göğe yeni bir umut gönderiyordu. “Bir gün, bir taş buzu kıracak ve bana bir cevap gelecek,” diyordu içinden.
Ertesi sabah, Adrián yine nehir kenarındaydı. Ellerini birleştirip dua etti: “Tanrım, annem yoksa bana bir dost gönder. Yalnız kalmak istemiyorum.” O sırada bir serçe, buzun üstünde sekti. Adrián bunu bir işaret saydı, “Beni duydun,” dedi.
Soledad, uzaktan gözyaşlarıyla izliyordu. O gün, Adrián’ın yanına gizlice eski bir battaniye bıraktı. Adrián, battaniyeyi bulunca sevinçten ağladı: “Tanrım, bana sarıldın!” Soledad, çocuğun en küçük hediyeyi bile mucize gibi kabul ettiğini gördü ve kendi varlığının bir anlamı olduğunu hissetti.
Geceleri Adrián, battaniyesine sarılıp dua etmeye devam etti. Her sabah, Soledad ona gizlice yiyecek, sıcak süt veya bir parça ekmek bırakıyordu. Adrián her defasında göğe bakıp teşekkür ediyordu: “Beni unutmadın Tanrım, bana bakıyorsun.”
Günler geçtikçe, Soledad çocuğa yaklaşmaya başladı. Bir gün, Adrián onu uzaktan gördü ve gülümsedi: “Tanrım, bana birini gönderdin!” Soledad, adım adım çocuğun yanına gelmeye cesaret etti. İlk başta konuşmadı, sadece yakından izledi.
Adrián, Soledad’ı bir melek, bir dua cevabı sandı. Onun varlığını Tanrı’nın cevabı olarak gördü. Soledad ise çocuğun saf inancına hayran kaldı, kendi yalnızlığını unutmaya başladı. Her sabah ona sıcak süt, taze ekmek ve yeni bir umut getirdi.
Bir sabah, Soledad cesaretini topladı ve Adrián’ın yanına oturdu. “Artık yalnız değilsin, küçük,” dedi. Adrián gözleri parlayarak ona sarıldı: “Tanrım, beni duydun!” Soledad, o anda Adrián’ın hayatındaki mucize olduğunu anladı. Ama asıl mucize, Adrián’ın ona verdiği sevgiydi.
Soledad ona kalacak sıcak bir ev, temiz giysiler ve her şeyden önemlisi bir anne sevgisi sundu. Adrián, “Artık yalnız değilim, çünkü Tanrı seni bana gönderdi,” dedi. Soledad ise “Sen de beni iyileştirdin, bana bir anlam verdin,” diye karşılık verdi.
Nehir hâlâ donmuştu ama Adrián’ın kalbi artık sıcaktı. Her gece dua etmeye devam etti ama bu kez yalnızlık için değil, minnettarlık için: “Teşekkür ederim Tanrım, bana bir aile verdin.”
Soledad ve Adrián, birlikte yeni bir hayata başladılar. Artık her sabah birlikte dua ediyor, birlikte gülüyorlardı. Soledad, Adrián’ın dualarının cevabı olmuştu; Adrián ise Soledad’ın yalnızlığına bir güneş gibi doğmuştu.
Bu hikâye bize gösteriyor ki, bazen bir çocuğun saf duası, bir yetişkinin kalbinde mucize yaratır. Ve bazen Tanrı, dualara bir insan eliyle cevap verir. Adrián’ın hikâyesi, inancın, umudun ve sevginin en zor zamanlarda bile bir araya gelip hayatı değiştirebileceğinin kanıtıdır.