Bir Düğünün Ardında Saklanan Hayatlar
Hiç hayal etmemiştim. Sofía’nın düğünü, hayatımın en güzel günü olması gerekirken, bir anda her şeyi yerle bir eden bir dönüm noktasına dönüştü. Kırk sekiz yıldır Roberto ile evliydim. Yedi torunum vardı, ama o akşam, 200 davetlinin önünde, kocam bana öyle bir şey söyledi ki, kanım dondu.
Düğün, bir hacienda kolonialin bahçesinde yapılıyordu. Sofía, bembeyaz elbisesiyle ışık saçıyordu. Aylarca onun için uğraşmış, en ince ayrıntısına kadar hazırlık yapmıştım. O gün, Roberto’nun en sevdiği mavi elbisemi giymiştim. “Bu elbise gözlerini daha çok parlatıyor,” derdi hep. Tören güzeldi. Sofía ve Javier birbirlerine söz verirken gözyaşlarımı tutamadım. Mutluluktan ağladığımı sanıyordum.
Kokteylde, ana masaya gittim. Sofía ve Javier gülüşüyorlardı. Roberto yanıma geldi, elinde bir kadeh viski, gözleri kıpkırmızı. Sabah erkenden içmeye başlamıştı. Sonra, olanlar oldu. Bir anda, elini havaya kaldırıp, “Sen buraya ait değilsin!” diye bağırdı. “Bu aile senin ailen değil, hiç olmadı!” Bahçede bir sessizlik oldu. Herkes bize bakıyordu. Sofía’nın yüzü bembeyaz kesildi. Oğlum Carlos yanımıza koştu. Ama Roberto durmadı.
“Yıllarca yalan söyledin!” dedi, sesi titriyordu. Hiçbir şey anlamıyordum. “Roberto, ne yapıyorsun? Delirdin mi?” dedim. “Deliren sensin! Sen ve sırların!” Bir yudum daha aldı. “Hadi anlat, Maria! Gerçek kimliğini anlat onlara!” Kalbim göğsümden fırlayacak gibiydi.
“Roberto, lütfen, sarhoşsun. Eve gidelim.” dedim. “Seninle hiçbir yere gitmiyorum.” Davetlilere döndü. “Gerçeği öğrenmek ister misiniz?” Carlos’a bakıp, “O benim oğlum değil!” dedi. Dünya durdu. Carlos’un yüzü soldu. Sofía ağlamaya başladı. Bahçede uğultular yükseldi.
“Bu doğru değil,” dedim ama sesim titriyordu. Roberto cebinden eski, sararmış zarflar çıkardı. “Tavan arasında sakladığın mektuplar. Sevgilinden gelenler. Carlos’un gerçek babasından!” Bacaklarım titredi. Carlos bana sarıldı, ama gözlerinde sadece acı vardı.
“Mama, bu doğru mu?” dedi. Nefes alamıyordum. Herkesin bakışları üzerimdeydi. Sofía, yeni kocasının omzunda ağlıyordu. O gün, hem düğün hem ailemiz yıkıldı.
“Bunu açıklamam gerek,” dedim titrek bir sesle.
“Hiçbir şey açıklama!” diye bağırdı Roberto. “Bizi kullandın! Hepimizi!” Mektupları yere fırlattı, sonra bahçeden ayrıldı. Konuklar birer birer gitmeye başladı. Sofía koşarak eve girdi. Carlos bana döndü, gözleri yaşlı. “Anne, lütfen, bunun doğru olmadığını söyle!” Ama söyleyemedim. Kelimeler boğazımda düğümlendi. Bahçede yalnız kaldım, süslemeler arasında, yıkılmış bir kutlamanın ortasında.
Mektupları titreyen ellerimle topladım. Elli yıl öncesine aitlerdi. O gece, haciendanın misafir odasında, bir lamba ışığında hepsini tekrar okudum. Gençlik aşkım Esteban’ı hatırladım. Roberto ile evliliğimiz, ailelerin baskısıyla, sevgisiz başlamıştı. Esteban’la gizli gizli buluşuyordum. Sonra bir gece, Carlos’a hamile kaldım. İki ay sonra Esteban bir kazada öldü. Yirmi iki yaşında, hamile, korkmuş, çaresizdim. Roberto’nun söyledikleri doğruydu. Ona asla anlatmamıştım. Carlos’un kendi oğlu olduğunu sanmasına izin vermiştim. Hayatımızı bu yalanın üstüne inşa etmiştim.
Ertesi gün, Roberto eve dönmedi. Carlos aramadı. Sofía, “Büyükanne, zamana ihtiyacım var,” diye mesaj attı. Üç gün boyunca evde yalnız kaldım. Sonunda Carlos kapıda belirdi, gözleri şişmişti.
“Bütün gerçeği bilmek istiyorum, anne. Her şeyi,” dedi.
Oturduk, salonda karşılıklı. Ona Esteban’ı anlattım. Fakir olduğu için ailelerin yasakladığı bir aşkı. Birlikte kaçmayı planladığımızı, sonra Esteban’ın bir kazada öldüğünü. “Biyolojik baban iyi bir adamdı. Seni çok severdi,” dedim. Gözyaşlarım aktı. “O öldüğünde, çaresizdim. Hamileydim. O dönemde bu utanç vericiydi.”
“Peki Roberto?” dedi Carlos, sesi titrek. “Roberto bana birkaç hafta sonra evlenme teklif etti. Hamile olduğumu biliyordu. ‘Bu çocuğu kendi oğlum gibi büyütürüm,’ dedi. Kabul ettim, çünkü başka seçeneğim yoktu. Ama sana yemin ederim, Roberto sana hep öz oğlun gibi davrandı. Seni sevdi, Carlos.”
Carlos başını salladı. “O zaman neden düğünde bunu yaptı? Neden bizi mahvetti?” Ben de bilmiyordum. O gece cevabını bulacaktım.
Gece yarısı, Roberto eve döndü. Ayık, gözleri kırmızı ama berraktı. Beni salonda görünce durdu. “Maria, neden yaptın?” dedi. “Neden her şeyi yıktın?” Kanepede çöktü, yüzünü ellerine gömdü ve ağladı.
“Çünkü ölüyorum, Maria.” Dünya yine durdu.
“Ne?” dedim.
“Pankreas kanseri. Dördüncü evre. Altı ay ömrüm var.” Gözleriyle bana baktı. “Mektupları üç ay önce buldum. Hastalığım ortaya çıkınca, içimde bir şey koptu. Sana hep aşkla baktım ama kalbin başka bir adamdaydı. Carlos’u kendi oğlum gibi büyüttüm ama kanımdan değildi. Bunu kabullendim, ama zamanım azaldığını öğrenince, yıllarca bastırdığım öfkem patladı. O mektupları okudum ve kendime sordum: ‘Neden beni hiç gerçekten seçmedin?’”
Ağladı, titreyerek. İlk kez onu gerçekten gördüm. Kırk sekiz yıl boyunca, sessizce seven, gururunu feda eden bir adam.
“Roberto, çok üzgünüm,” dedim, önünde diz çökerek. “Esteban’ı senin gibi sevemedim, ama zamanla sana da değer verdim. Bir hayat kurduk.”
“Yeterli olmadı, Maria. Hiç olmadı.” dedi. Ama yine de elimi tuttu. “Belki de elimizde kalan tek şey bu.”
Aylar zor geçti. Roberto kemoterapiye başladı. Carlos, haftalar süren terapiden sonra bizi affetti. Sofía da geri döndü. Bir akşam, Roberto yatakta dinlenirken elimi tuttu.
“Maria, sana söylemediğim bir şey var,” dedi.
“Nedir?”
“Ben de bir sırrı sakladım tüm bu yıllar.” Zorlukla nefes aldı.
“Mektupları otuz yıl önce buldum.” Kanım dondu.
“Ne demek istiyorsun?”
“Carlos on sekiz yaşındayken tavan arasında bir kutuda buldum. Hepsini okudum. Kalbinin bana ait olmadığını anladım.”
“Öfke duymalıydım, ihanete uğramış hissetmeliydim. Ama hastalık beni kırdı. Yıllarca birbirimize acı verdik, Maria. Sadece üzgünüm.”
Roberto üç ay sonra, elim elinde, yatağımızda öldü. Son sözleri, “Beni affet, Maria. Bana verdiğin yıllar için teşekkür ederim,” oldu.
Bugün, iki yıl geçti. Herkesin sırrı var. Herkesin yükü, pişmanlığı, kusurlu sevgisi var. Carlos her hafta ziyarete geliyor. Sofía bir bebek sahibi oldu, adını Roberto koydu. Geçmişimle barıştım. Hayat, pembe dizilerdeki gibi kusursuz sonlar sunmaz. Gerçek, karmaşık bir ağdır: doğrular, yalanlar, sevgi ve acı. Bazen en acımasız sözler, kim olduğumuzu görmeye zorlar.
Şimdi, bahçede otururken, geçmişi ve bugünü düşünüyorum. Yıllarca sakladığım mektuplar, kırık bir kalbin izleri. Roberto’nun bana verdiği hayat, affedilmiş bir öfkenin hediyesi. Carlos’un gözlerinde, hem Esteban’ın hem Roberto’nun sevgisi var. Sofía’nın oğlunda, yeniden doğan umut.
Hayat bazen, bir düğünde, bir çığlıkla, bir mektubun ortaya çıkışıyla değişir. Ama gerçek değişim, affetmekle, yüzleşmekle, sevmeye devam etmekle gelir. Ben, Maria Mercedes, artık biliyorum: Kusurlu bir sevgi bile, dürüstlükle birleşirse, bir aileyi yeniden kurabilir.