Oğlumun karısı evimin kilitlerini değiştirdi. Ertesi sabah eşyalarını çimenlikte buldu.

Oğlumun karısı evimin kilitlerini değiştirdi. Ertesi sabah eşyalarını çimenlikte buldu.

.
.

Kilitli Kapı

Hepimizin hayatında, asla unutamayacağımız anılar ve hatıralar vardır. Bu anlar, zamanla kaybolmaz, kalbimizde her zaman bir yerlerde yaşar. Bu ev de benim için öyle bir yerdi. Geçmişimi, sevinçlerimi, acılarımı ve kayıplarımı barındıran bir mekân. Eşimle birlikte yaşadığımız, oğlumun büyüdüğü ve anıların her köşesinde izlerinin olduğu bu ev, benim için her şeydi. Ama bir sabah her şey değişti. Evimin kapısını çalarken fark ettiğim ilk şey, değiştirilmiş olan kilitti.

Bir hafta sonu eski dostum Nur’u görmek için Sapanca’ya gitmiştim. Nur, zorlu bir kış geçirmiş, kız kardeşini kaybetmişti ve neredeyse hayata küsmüştü. Ona moral vermek ve biraz da kendi yalnızlığımı unutmak için ona gitmiştim. Ama o sabah, her şeyin değişeceğini hiç beklemiyordum.

Sapanca’dan dönerken evime gitmek üzere yola çıktım. Ancak evime geldiğimde, kapımın açılmadığını fark ettim. Hemen anahtarımı denedim ama kilit açılmadı. Başlangıçta sadece anahtarımı unutmuş olabileceğimi düşündüm. Ama sonra fark ettim ki kilitlerin değiştiğini gösteren bir etiket vardı: “Güvenlik, kilit ve montaj.” O an, evimdeki her şeyin değiştiğini, geçmişimle olan bağımın koparıldığını fark ettim. Yavaşça kapıya yaslanıp sessizce durdum. Duyduğum tek şey, o kilitlerin bana “Burada istenmiyorsun” demesiydi.

İlk başta, bir güvenlik önlemi olarak kilitlerin değiştirildiğini düşündüm. Ama sonra, Ahmet’i aradım. Telefonumda cevap yoktu. Hemen Semra’yı aradım ama ondan da ses yoktu. Kapıyı çalmaya başladım. Yine cevap yoktu. Sonra zile bastım, yine ses yoktu. Bu evde artık ben yoktum, sadece kaybolan bir misafir gibi hissediyordum. O eski mutfakta yaptığım kahve, o bahçedeki çınar ağacının gölgesi her şey bambaşka görünüyordu.

Arabamda 20 dakika kadar bekledim. Soğuk değildi, ama içimdeki soğuk gerçekten yoğun bir şekilde hissediliyordu. Hiçbir açıklama yapılmamıştı. Ne bir telefon, ne bir mesaj… Her şeyin bir yanlış anlaşılma olduğunu düşündüm. Ama fark ettiğim şey şu oldu: Bu bir yanlış anlaşılma değildi, bir karardı. Semra, Ahmet ve ben… Evet, biz üçümüz bir aileydik. Ama artık, benim burada bir yerim yoktu.

O sabah, mahallenin sokaklarına çıktım. Belki Ahmet bir yere gitmiştir, belki Semra dışarıdadır diye düşündüm ama ne kadar aradıysam da hiçbir şey bulamadım. Geri döndüğümde, arabaları evin önünde duruyordu. Birkaç yıl önce, Ahmet’in arabasında sıkışıp kaldıkları zaman yardım ettiğim o lüks siyah araba, gururla garaj yolunda duruyordu. O zaman fark ettim ki, ben hala dışarıdaydım.

Günler geçti. Kapıyı çaldım, zile bastım ama her seferinde sessizlikle karşılaştım. Sonunda, eski dostum Ergun’u aradım. O, geçmişte bizim evimizin her işini yapan, en güvenilir arkadaşımızdı. Ona bir telefon açtım ve eski kilitlerin değişmesi gerektiğini söyledim. Ergun, hemen gelmeye söz verdi. O sabah Ergun, eski anahtarımı alıp, evin kilitlerini değiştirdi. Artık ben, evime geri dönebilirdim.

Evim artık eskisi gibi değildi. Semra, her şeyi değiştirerek “modernleştirmişti”. Her köşede, her odada farklı bir hava vardı. Ama ben hâlâ burada yaşıyordum, her şeyin tam anlamıyla değişmediğini biliyordum. Bütün eski eşyalarımı geri getirdim. Güngör ile yıllarca birlikte yaşadığımız anılar, bu evde hâlâ duruyordu.

Semra, mutfakta bir sabah erkenden kahve içiyordu. Bana bir bakıp, “Kapıyı çalman mümkün mü?” dedi. “Kapıyı çalmak mı?” dedim, şaşkınlıkla. “Evet,” dedi, “Şu an meditasyon yapıyorum.” Benim evimde, benim mutfamda, bir başkası ruhsal arınma yapıyordu. Bir an durakladım, ama sonra birden fark ettim. Semra, benim evimdeki her şeyin, her anımın sahibiydi. Ama artık, o odada bir misafir gibi hissediyordum. Benim bu evdeki haklarım, anılarım, geçmişim… Hepsi bir kenara itilmişti. Bu kadar ağır bir durumla başa çıkmak için, içimdeki acıyı kabul etmem gerekiyordu. Ama bu acı, sadece bir hatırlatmaydı. Artık benim evimde, sadece ben olacaktım.

Sonraki günlerde, Ahmet ve Semra ile bir kaç kez konuşmaya çalıştım ama her defasında beni geçiştirdiler. Ahmet, Semra’yı savunuyordu, ama ben ne Semra’yı, ne de Ahmet’i savunuyordum. Ben sadece kendi yerimi savunuyordum. Ne oldu, neden böyle davrandılar? Semra, her şeyin “modernleşmesi” gerektiğini söylüyordu. Ama evdeki modern dokunuşlar, benim geçmişimi yok ediyordu.

Bir sabah, Ahmet evime geldi. Kapıyı çaldı, bana “Anne, bir şeyleri anlamaya çalışıyorum,” dedi. “Durum çok karışık, belki orta yolu bulabiliriz.” Ama o an, orta yolun ne olduğunu bilmiyordum. Semra, evimden, hayatımdan, her şeyimden beni dışlamıştı. Ama Ahmet, hâlâ bana saygı göstermiyor, sadece modern hayatını savunuyordu. Ahmet’in gözlerindeki pişmanlık, acıyı hissettim. Ama şimdi, ne yapacağımı biliyordum.

Artık, evim benimdi ve evdeki her şey, geçmişimle birlikte ben yaşadım. Ahmet, artık hayatını seçtiği şekilde yaşamalıydı. Benim yolum, kendi hayatımı, onurumla yaşamak ve kimseye bu evdeki haklarımı teslim etmemekti.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News