“YAPABİLİRİM” — MİLYONER GÜLDÜ… VE MÜTEVAZİ ÇOCUK SADECE 5 SANİYEDE 50 UZMANI KÜÇÜMSEMİŞTİ

Bir Makinenin Kalbi
Fabrikanın devasa salonunda, kırmızı ışıklarla yanıp sönen dev makine, bir canavar gibi hareketsiz yatıyordu. Onlarca mühendis, teknisyen ve diploması duvarlara asılı uzman, üç gün boyunca bu makineyi çalıştıramamıştı. Her dakika 40.000 real kaybediliyordu; zaman, para ve umut tükeniyordu.
Tam o anda, kimsenin dikkat etmediği, babasının yanında yere oturmuş, saçları gözlerinin önüne düşen, ince yapılı bir çocuk sesi yükseldi:
“Yapabilir miyim?”
Herkes aynı anda döndü. Fabrikanın sahibi, milyoner Casio Moreira, alaycı bir kahkaha attı:
“Sen mi? Sen yapabilirsin mi dedin?”
Çocuk, Lucas, başını eğmedi, gözünü kırpmadı:
“Evet, yapabilirim.”
Babası Sealdo, yorgun ve endişeli, oğlunun ne dediğini anlamadan ayağa kalkmaya çalıştı:
“Lucas, sus oğlum, ne dediğini bilmiyorsun!”
Ama Lucas biliyordu. Babası onu yanında işe götürdüğünden beri, Lucas fabrikada büyümüş, makinelerin sesini, ışıkların anlamını, her vidayı ve paneli öğrenmişti. Kimse bilmezdi ama o makineyle konuşabiliyor, onu dinleyebiliyordu.
Casio, Lucas’ın yanına geldi, kibirli bir şekilde baktı:
“Burada ne kadar para kaybettiğimizi biliyor musun?”
Lucas gözünü kırpmadan cevapladı:
“Biliyorum. Bu yüzden yardım etmek istiyorum.”
Mühendisler, teknisyenler, alaycı bakışlarla Lucas’a baktılar. Bazıları acıyarak güldü, bazıları küçümsedi. Sealdo ise utançla oğlunu uzaklaştırmak istedi. Ama Casio, “Bırakın konuşsun bakalım,” dedi.
Lucas, derin bir nefes aldı:
“Hata nerede olduğunu biliyorum, sistemi görmeden bile.”
Bir mühendis fısıldadı:
“Bu imkansız. Sadece koddan anlaşılır.”
Casio meraklandı:
“Peki nasıl biliyorsun?”
Lucas, gözlerini kapatıp dinledi:
“Çünkü makine her zamanki sesi çıkarmıyor. Havası doğru dolaşmıyor, boğuluyor.”
Odanın sessizliği yoğunlaştı. Lucas, makineye dokundu, yüzeyini dinledi, sonra kırmızı bir parçayı gösterdi:
“Bu parça orijinal değil. Babam bana hep bunun makinenin akciğeri olduğunu söylerdi. Yanlış parça takılırsa makine boğulur.”
Baş mühendisler birbirine bakıp panikledi. Bir rapor kontrol edildi, kapak açıldı. Sonunda, “Çocuk doğru söylüyor. Parça kayıtsız ve bu modele uygun değil,” dediler.
Casio’nun kibri yerini şaşkınlığa bıraktı. Lucas elini makinenin yanına koydu:
“Doğru parçayı takarsanız çalışır. Ama bir şey daha eksik.”
Casio sordu:
“Nedir o?”
Lucas:
“Bir ayar var, sadece eskiden görenler bilir.”
Artık kimse gülmüyordu. Lucas, makinenin altındaki gizli bölmeye ulaştı, kimsenin bilmediği bir vidayı buldu, çıkardı. Makine, yıllardır sıkışmış havasını salıverir gibi bir ses çıkardı.
“İşte,” dedi Lucas, “makine şimdi nefes alıyor. Ama son bir şey daha var.”
Casio, “Nedir o?” diye sordu.
Lucas, “Buradaki kimse, makinenin neden durduğunu kabul etmeye cesaret edemiyor. Makine ancak sebebi söylenirse çalışacak.”
Oda yeniden sessizleşti. Lucas, babasının adının saygıyla anılmasını istedi:
“Babam Rogerio Andrade, bu fabrikanın en iyi ustasıydı. Onun adını söylemeden makineyi çalıştırmam.”
Casio, geçmişin ağırlığı altında ezildi. Çocuk, “Babamı unutamazsınız. Kimse çok büyük olduğu için özür dilemekten, çok zengin olduğu için hata kabul etmekten vazgeçmemeli,” dedi.
Sonunda, Casio ve çalışanlar, Rogerio Andrade’nin adını saygıyla söylediler. Lucas makineye son dokunuşunu yaptı. Paneldeki kırmızı ışıklar yeşile döndü. Makine, yıllar sonra ilk kez çalıştı. Tüm fabrika gözyaşları içinde alkışladı.
Lucas, babasına sarıldı:
“Başardım çünkü senden öğrendim.”
Sealdo ağladı, “Bugün dünyaya ne kadar büyük olduğunu gösterdin.”
Fabrikanın müdürü, Lucas’a ve babasına hak ettikleri pozisyonu verdi:
“Teknoloji ancak insanlıkla çalışır. Burada diploma değil, yürek önemlidir.”
Lucas, Casio’ya yaklaştı:
“Seni yenmek için değil, babamı aşağılayanlara karşı adalet için yaptım.”
Casio, “Yanıldım. Özür dilerim,” dedi.
O gün, fabrika sadece bir makineyi değil, umudu, adaleti ve insanlığını yeniden çalıştırdı.
Ve Lucas, küçük elleriyle, büyük bir gerçeği hatırlattı:
Gerçek zeka ve değer, diploma ve servetten değil, kalpten ve vicdandan gelir.
SON