Catalina’nın Yolculuğu: Sevgi ve Bağışlamanın Hikayesi

atalina, 24 yaşında genç bir kadındı. Bir sabah, ailesinin yaşadığı o küçük ve mütevazı evin kapısını kapattı ve arkasında, onu en çok seven iki insanı bırakarak uzaklaştı. Hayalleri vardı, umutları vardı, ama o sabah aldığı karar, hayatını sonsuza dek değiştirecek bir dersle sonuçlanacaktı.
Catalina’nın ailesi, Esteban ve Rosa, yıllarca emek vermiş, toprakla uğraşmış, elleri nasır tutmuş bir çiftti. Hayatları basitti: ahşap bir ev, birkaç hayvan ve bolca sevgi. Esteban uzun boylu, sırtı yılların yüküyle kamburlaşmış, az konuşan bir adamdı. Rosa ise küçük yapılı, omuzlarına her zaman bir şal atan, gözleri şefkatle dolu bir kadındı. Catalina onların tek çocuğuydu. Ama Catalina, bu basit hayattan fazlasını istiyordu. Daha büyük bir dünya hayal ediyordu: taş döşeli sokaklar, geniş pencereli evler, yeni elbiseler…
Bir gün, köye Rodrigo adında bir adam geldi. Şehirden gelmişti, yanında kumaşlar, parlak eşyalar ve vaatlerle dolu bir araba vardı. Rodrigo, güvenle konuşuyor, şık giyiniyor ve köydeki herkesi etkiliyordu. Catalina’yı gördüğünde, ona gülümsedi. O gülümseme, Catalina’nın dünyasını değiştirdi. Rodrigo, ona şehirdeki fırsatları anlattı. “Benimle gelir misin?” diye sordu bir gün. “Şehirde geleceğin var. Burada ne var ki?”
Catalina cevap vermedi. Ama sessizliği zaten bir cevaptı. O gece, Catalina neredeyse hiç uyuyamadı. Ailesine söylemek zorundaydı. Üç gün sonra, küçük bir çanta hazırladı. İçine birkaç giysi, bir tarak ve biraz para koydu. Rosa, kapının yanında bir şeyler dikiyordu. Esteban, bahçede bir aleti tamir ediyordu. Catalina, sessizce konuştu: “Baba, ben gidiyorum.”
Esteban, başını kaldırmadan, “O adamla mı?” diye sordu. Catalina, “Evet,” dedi.
Esteban, aletini bıraktı, ellerini pantolonuna sildi ve kızına baktı. “Tamam, dikkatli ol,” dedi. Rosa hiçbir şey söylemedi. Ama ellerindeki kumaşı sıkıca tuttu. Catalina, kapıyı açtı ve evi terk etti. Rodrigo, arabasıyla onu bekliyordu. Güneş henüz doğmamıştı. Kapı yavaşça kapandı, ev sessizleşti.
Şehir, Catalina’nın hayal ettiği kadar büyüktü. Ama aynı zamanda, hiç hayal etmediği kadar soğuktu. Sokaklar taş döşeliydi, ama insanlar aceleyle geçip gidiyordu. Evler geniş pencereliydi, ama içlerinde yalnızlık vardı. Rodrigo’nun gülümsemesi hâlâ sıcaktı, ama bir evi yoktu. İlk gece, nem kokan küçük bir odada uyudular. Rodrigo, “Bu geçici,” dedi. “Yakında kendi evimizi alacağız.”
Catalina, Rodrigo’ya inanmak istedi. Ama haftalar geçti. Rodrigo, sabah erkenden çıkıyor, gece geç saatlerde dönüyordu. Bazen para getiriyor, bazen sadece bahanelerle geliyordu. Bir gün, Catalina cesaretini topladı ve sordu: “Ne zaman evleneceğiz?” Rodrigo, ona bakmadan, “Yakında,” dedi. Catalina tekrar sordu: “Ne zaman?” Rodrigo, “Bana zaman ver,” dedi. Catalina, bir daha sormadı.
Bu sırada, köyde Esteban ve Rosa, kendi hayatlarına devam etmeye çalışıyordu. Esteban artık tarlada çalışamayacak kadar yaşlanmıştı. Ellerindeki titreme, işlerini zorlaştırıyordu. Rosa, evde yemek yapıyor, her gece kızları için dua ediyordu. “Sence iyi mi?” diye sordu Esteban bir gece. Rosa, “Tanrı onu korur,” dedi. Ama sesi eskisi kadar güçlü değildi.
Bir sabah, Catalina kendini hasta hissetti. Baş dönmeleri art arda geliyordu. Karnına dokundu ve anladı. Bir bebek bekliyordu. Bu haberi Rodrigo’ya söylemek üç gününü aldı. Sonunda, Rodrigo paraları sayarken, “Bir bebek bekliyorum,” dedi. Rodrigo, paraları saymaya devam etti. “Emin misin?” diye sordu. Catalina, “Evet,” dedi. Rodrigo, paraları cebine koydu, şapkasını aldı ve kapıya doğru yürüdü. “Nereye gidiyorsun?” diye sordu Catalina. “Düşünmem lazım,” dedi Rodrigo. O gece geri dönmedi. Ertesi gece de dönmedi.
Üçüncü gün, kapı çalındı. Catalina, Rodrigo’nun döndüğünü düşündü. Ama kapıda, iki çocukla birlikte bir kadın duruyordu. “Sen Catalina mısın?” diye sordu kadın. “Evet,” dedi Catalina. “Siz kimsiniz?” Kadın, “Ben Lucía’yım,” dedi. “Rodrigo’nun karısıyım.”
Dünya Catalina için durdu. “Ne?” diye fısıldadı. Lucía, “Rodrigo yedi yıldır benimle evli. Bunlar da çocuklarımız,” dedi. Catalina, bacaklarının titrediğini hissetti. Lucía, “Rodrigo bunu hep yapar. Sana da yaptı. Eğer akıllıysan, onu bırak,” dedi ve çocuklarıyla birlikte gitti.
Catalina, odanın ortasında kaldı. Her şeyini kaybetmişti. Ailesini terk etmişti. Şimdi ise kandırılmış ve yalnızdı. Ama o gece, bir karar verdi. Eve dönmeyecekti. Henüz değil. Bebeği için güçlü olacaktı. Bir iş bulup ayakta duracaktı. Ve bir gün, ailesinin gözlerine bakacak cesareti bulacaktı.
Catalina, bir evde hizmetçi olarak iş buldu. Patronu, sert ama adil bir kadın olan Mercedes Hanım’dı. Catalina, hamile olduğunu sakladı. Bol kıyafetler giydi ve sessizce çalıştı. Günler, iş ve yalnızlıkla geçti. Ama bir gün, köyden bir komşu olan Jacinto Amca, onu buldu. “Annen hastaydı, ama şimdi daha iyi,” dedi. “Baban, onun iyileşmesi için elindeki iki domuzu sattı.” Jacinto, Catalina’ya bir mektup verdi. Mektupta sadece şu yazıyordu:
“Sevgili kızım, annen iyi. Biz iyiyiz. Kendini üzme. Sevgiler, baban.”
Catalina, gözyaşlarına boğuldu. O an, eve dönmesi gerektiğini anladı. Mercedes Hanım’dan izin aldı ve köye geri döndü. Yol uzun ve zorluydu. Ama sonunda, evin çatısını uzaktan gördü. Evin önünde Rosa, eski bir bankta oturuyordu. Esteban, bir tahta parçasını oyuyordu. Catalina, ağır adımlarla yaklaştı. Rosa, kızını gördüğünde yerinden kalktı. Catalina, dizlerinin üzerine çöktü ve “Beni affedin,” dedi.
Rosa, kızının başını okşadı. Esteban sessizce baktı. Ne bir suçlama vardı, ne de bir öfke. Sadece sevgi ve anlayış. Rosa, “Eve hoş geldin,” dedi. Catalina, evin içine girdiğinde, her şeyin aynı olduğunu gördü. Ama bu sefer, evde sevgi daha güçlüydü.
Catalina, ailesiyle kaldı. Rosa ve Esteban, onun hamile olduğunu öğrendiğinde, hiçbir şey sormadılar. Esteban, torunu için bir beşik yaptı. Rosa, ona küçük bir battaniye ördü. Aile, sınırlı kaynaklarla ama büyük bir sevgiyle yeniden bir araya geldi.
Aylar sonra, Catalina’nın kızı doğdu. Ona annesinin adını verdi: Rosa. Küçük Rosa, evin neşesi oldu. Esteban, ona oyuncaklar yaptı. Rosa, ona ninniler söyledi. Catalina ise, artık neyin önemli olduğunu öğrenmişti.
Bir gün, Rodrigo köye geldi. Catalina’ya özür dilemek istediğini söyledi. Ama Catalina, “Kızımın hayatında istikrarlı bir insan olmanı beklemiyorum,” dedi. Rodrigo, sessizce köyden ayrıldı. Catalina, doğru kararı verdiğini biliyordu.
Yıllar geçti. Küçük Rosa büyüdü. Esteban, bir kış gecesi huzur içinde hayata veda etti. Rosa, torunuyla vakit geçirmeye devam etti. Catalina, annesinin öğrettiği sevgiyi ve gücü kendi kızına aktardı.
Bir gün, küçük Rosa, “Anne, neden eve döndün?” diye sordu. Catalina, “Çünkü ev, sadece bir yer değil. Ev, seni sevgiyle kabul eden insanlardır,” dedi.
Güneş, basit bir evin çatısını aydınlatıyordu. Evin içinde sevgi, bağışlama ve öğrenilmiş dersler vardı. Catalina, ailesinin sevgisiyle yeniden inşa edilmiş bir hayatın içinde, huzurla gülümsedi.
Bu hikâye, sevginin ve bağışlamanın gücünü anlatır. Çünkü bazen, eve dönmek, en büyük cesareti gerektirir.