Yılbaşı Kutlamalarına Terör Saldırısı! Yapılan Katliam ve Perde Arkası!

Yılbaşı Kutlamalarına Terör Saldırısı! Yapılan Katliam ve Perde Arkası!

.
.

Yılbaşı Kutlamalarına Terör Saldırısı: Kayıplar ve Kahramanlıklar

2023 yılının Aralık ayı, Türkiye için yoğun bir yılın ardından umut dolu bir yeni yılın arifesi olarak geliyordu. Yılbaşı kutlamaları, her yıl olduğu gibi, bu yıl da coşkuyla bekleniyordu. İstanbul’un Ortaköy semtinde, Boğaz’ın muhteşem manzarası eşliğinde, kalabalık bir grup insan eğlenmek üzere bir araya gelmişti. Renkli ışıklar, müzik ve neşeli yüzler, herkesin yeni yıla umutla girmesine hazırlık yapıyordu.

Ancak, bu sevinç dolu atmosferin ardında, karanlık bir plan gizleniyordu. Abdülkadir Maşaripov, Özbek asıllı bir terörist, yılbaşı kutlamalarının yapılacağı Reyna isimli mekana doğru yola çıkıyordu. IŞİD üyesi olarak, daha önceki saldırılarda yer almış ve Türkiye’deki güvenlik güçlerine karşı bir tehdit oluşturmuştu. O gece, elinde kalaşnikof otomatik tüfek ve mermilerle dolu çantasıyla, masum insanların hayatlarını hedef alıyordu.

Saat 23:30 sularında, Reyna’nın kapısında güvenlik görevlisi Burak Yıldız, 21 yaşında genç bir polis memuru, görev başındaydı. Burak, yılbaşı gecesi kalabalığın güvenliğini sağlamak için çok dikkatli olmalıydı. Ancak, o an hiçbir şeyin farkında değildi. İçeride insanlar eğlenirken, Maşaripov içeri girdi ve silahını ateşlemeye başladı. İlk kurşun Burak’a isabet etti. Genç polis, yere yığıldı ve hayatını kaybetti. Patlama sesleri, Reyna’nın içini kapladı. İnsanlar çığlık atarak kaçışmaya başladı. Kaos baş göstermişti.

Fatih Çakmak, 35 yaşındaki güvenlik amiri, hemen durumu kontrol altına almaya çalıştı. Ancak Maşaripov, kalabalığın ortasında rastgele ateş etmeye devam ediyordu. Herkes panik içinde kaçışırken, Fatih de vuruldu. Reyna, bir anda cehenneme döndü. Hatice Koç, 27 yaşında bir güvenlik görevlisi, o gece görevdeydi. O da patlamanın etkisiyle yere düştü. Korku dolu gözlerle etrafına bakıyordu. Dışarıda, yılbaşı kutlaması için gelen insanlar, hayatlarını kaybetmekten kurtulmak için çırpınıyordu.

Saldırgan, 7 dakika boyunca ateş etti. Herkes kaçmaya çalışırken, bazıları masaların altına saklandı, bazıları tuvaletlere koştu. Düğün kutlaması bir anda korkunç bir kabusa dönüştü. Saldırgan, şarjörünü bitirdiğinde, dışarı çıkmak için kaçmaya başladı. Geride 39 masum insan hayatını kaybetmiş, 79 kişi yaralanmıştı.

Patlamanın ardından, ambulanslar hızla olay yerine geldi. Yaralılar hastanelere taşındı. Cenazeler morga kaldırıldı. İstanbul Valisi Vasip Şahin ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, sabah saatlerinde basına açıklama yaptı. Bu bir terör saldırısıydı. Saldırgan aranıyordu. 2 Ocak’ta IŞİD, saldırının sorumluluğunu üstlendi. Açıklamada, “Türkiye’yi Hristiyanlık koruyucusu” diye nitelendirmiş ve Hristiyanların bayramlarını kutladığı bir geceyi hedef aldığını duyurmuştu.

İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, hemen harekete geçti. 2000 kişilik özel bir ekip kuruldu. Tek hedef, saldırganı bulmaktı. İstihbarat birimleri gece gündüz çalışmaya başladı. Her ipucu takip edildi. Sınırlar kontrol altına alındı. Havalimanları, otobüs terminalleri, her yer gözetim altındaydı. 4 Ocak’ta saldırganın kimliği belirlendi. Abdülkadir Maşaripov, Özbek asıllı bir IŞİD militanıydı. Türkiye’de illegal yollardan bulunuyordu.

8 Ocak’ta kimliği ve fotoğrafı kamuoyuyla paylaşıldı. Arama çalışmaları daha da yoğunlaştı. Maşaripov, Konya’daki IŞİD hücre evleri ile temastaydı. Hatay’da yakalanan üç Özbek militanın ifadeleri, onun yerini daraltmaya başladı. Ama saldırgan çok tecrübeliydi. 16 gün boyunca dört farklı operasyonda son anda kurtuldu. Her seferinde bir adım öndeydiler ama Türk polisi pes etmiyordu.

Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, ekibine şunu söyledi: “Sağa yakalanmalı, tüm bağlantılarını öğrenmeliyiz.” 17 Ocak saat 01:15’te, Esenyurt’taki sitede özel harekat timleri harekete geçti. Çelik kalkanlar, özel örtüler, kapılar sessizce kırıldı. Ekipler, binlerce saatlik eğitimle kazandıkları senkronizasyonla içeri girdi. Siyah tactical kıyafetler, kasklar, MP5 otomatik silahlar. Her şey planlanmıştı. Her detay hesaplanmıştı.

36 numaralı daireye girildiğinde içeride üç kadın ve bir erkek vardı. Erkek Maşaripov’du ve yatağın altına saklanmıştı. Korkuyordu, titriyordu. Polisleri görünce Türkçe bağırdı: “Öldürmeyin beni!” Özel harekat polisleri onu yere yatırdı. Elleri arkadan kelepçelendi. Dehşete düşmüş, gözleri korkuyla açılmış, teslim olmuş bir haldeydi. 7 dakika boyunca 39 insanı katleden canavar şimdi bir fare gibi titriyordu. Yanında karısı Zarina ve diğer militanlar da yakalandı. Evde yapılan aramada 197.000 Amerikan doları, iki drone kamera, iki tabanca ve şarjörler bulundu. Ayrıca ilginç notlar da çıktı: “Sen çok delisin” ve “Seni seviyorum Dina.” Yazılı kağıtlar, alışveriş listesi, baharatlar, pirinç, kadın pedi, saç kremi…

Adalet yerini bulmuştu. 17 gün süren operasyon başarıyla tamamlanmıştı. Türk polisi bir kez daha terörle mücadelede kararlılığını göstermişti. 2000 kişilik özel ekip, gece gündüz demeden çalışmış, saldırganı bulmuştu. Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan ve ekibi alkış hak ediyordu. Dava süreci başladı. 11 Aralık 2017’de Silivri’de ilk duruşma görüldü. 57 sanık yargılandı. Maşaripov uzun süre ifade vermedi. İki yıl, bir ay, 17 gün sonra 18 Şubat 2019’da konuştuğunda ise saldırıyı inkar etti. “Olay gecesi elinde kalaşnikov olan kişi ben değilim,” dedi. “Benim olduğumu söyleyen taksici ve polis gelip beni teşhis etsin.” Ama deliller ortadaydı. Parmak izleri, güvenlik kamera görüntüleri, görgü tanığı ifadeleri, evde bulunan paralar ve silahlar.

7 Eylül 2020’de karar açıklandı. Abdülkadir Maşaripov, 40 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına ve 1368 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay, cezayı onadı. Saldırgan hayatının sonuna kadar hapiste kalacaktı. Reyna saldırısı sonrası kapandı. Bina yıkıldı. Şimdi o yerde bir otopark var. Ama o gecenin acısı hiçbir zaman silinmeyecek. 39 aile sevdiklerini kaybetti. 79 insan bedenlerinde ve ruhlarında yaralar taşıyor. Bu hikaye, terörün ne kadar acımasız olduğunun, masum insanları hedef aldığının ve hiçbir dinin, hiçbir ideolojinin bu vahşeti haklı gösteremeyeceğinin kanıtıdır. Ama aynı zamanda Türk polisinin, güvenlik güçlerinin ve devletimizin terörle mücadeledeki kararlılığının da göstergesidir.

Yılbaşı gibi özel günlerde, kalabalık yerlerde ailemizle ve sevdiklerimizle vakit geçirirken dikkatli olmak, çevremizdeki anormal durumları fark etmek ve güvenlik güçlerimize güvenmek önemlidir. Ancak korkuya kapılmadan hayatımıza devam etmeliyiz. Çünkü terörün amacı bizi korkutmak ve hayattan kopararak yalnızlaştırmaktır. Biz ise birlik ve beraberliğimizle, vatan sevgimizle ve şehitlerimize olan vefamızla ayaktayız.

Reyna saldırısında şehit olan 39 kardeşimize Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyoruz. Özellikle 21 yaşındaki polis memuru Burak Yıldız’ı, 35 yaşındaki güvenlik amiri Fatih Çakmak’ı, 27 yaşındaki güvenlik görevlisi Hatice Koç’u ve diğer tüm şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Yaralanan 79 vatandaşımıza acil şifalar dileriz. Ayrıca ülkemizde yaşanan tüm terör saldırılarında hayatını kaybeden binlerce şehidimizi rahmetle, minnetle ve şükranla anıyoruz. Onlar bu toprakların huzuru için canlarını verdiler. Bizim görevimiz, onların hatıralarını yaşatmak ve bu vatanı daha güvenli bir yer haline getirmektir.

Sevgili izleyicilerimiz, bu tür acı hikayelerin unutulmaması, terörün gerçek yüzünün herkes tarafından görülmesi için lütfen bu videoyu beğenin, paylaşın ve yorumlarınızla düşüncelerinizi bizimle paylaşın. Kanalımıza abone olarak şehitlerimizin hikayelerinin duyulmasına destek olun. Bir sonraki videoda yeni bir hikaye ile karşınızda olacağız. Vatan sağ olsun. Şehitlerimiz mekanı cennet olsun.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News