YILIN ÖĞRETMENİ AJAN ÇIKTI! 20 Yıl Casusluk Yapan Profesör | Öğrenciler Şok: ‘Onu Çok Seviyorduk’ 🤯
.
Yılın Öğretmeni Ajan Çıktı!
Bölüm 1: Kahvaltı Masasında Başlayan Gizem
Ankara’daki bir üniversitede, 2000 yılından beri görev yapan bir profesör var: Klaus Weber. Almanya’dan gelmiş, uluslararası ilişkiler bölümünde ders veriyor. Öğrencileri onu çok seviyor. Her yıl yılın öğretmeni ödülü alıyor. Ders notları kusursuz, sınavları adil. Öğrencileriyle çay içiyor, sohbet ediyor. Mezun olduktan sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz? diye soruyor. “Askeri okula gideceğim hocam,” diyen öğrencileri özellikle not ediyor. 20 yıl boyunca 15 öğrenci askeri okula giriyor. Klaus onlarla iletişimi kesiyor mu? Hayır.
Akademik araştırma adı altında görüşmeye devam ediyor. 2020 yılına gelindiğinde, bir öğrenci MIT’e ihbarda bulunuyor. “Hocam benden bir hava üssünün fotoğrafını istedi,” dediğinde, MIT şok oluyor. Klaus’un evi basılıyor ve ortaya çıkanlar 150 öğrencinin dosyası. 15 askeri öğrencinin detaylı profili, 20 yıllık casusluk kayıtları. Herkesin sevdiği profesörün gerçekte 20 yıllık bir ajan olduğu anlaşılıyor.
Bölüm 2: Klaus’un Geçmişi
2000 yılının Eylül ayı, Ankara’daki büyük bir devlet üniversitesi yeni bir profesör alıyor: Dr. Klaus Weber. 55 yaşında, Alman vatandaşı. Uluslararası ilişkiler bölümüne misafir profesör olarak atanmış. Özgeçmişi oldukça etkileyici; Berlin Üniversitesi’nden doktora, Almanya’da 15 yıl akademik kariyer, 20 makale, 3 kitap. Rektör kendisini kabul ediyor. “Hoş geldiniz doktor Weber. Üniversitemize çok değerli katkılar sağlayacağınıza inanıyoruz.” Klaus mütevazı bir ifadeyle cevap veriyor: “Teşekkür ederim. Türkiye’yi çok seviyorum.” Burada uzun süre kalmak istiyorum ve gerçekten kalıyor.

İlk yıl misafir profesör olarak görev yapıyor. İkinci yıl kadroya alınıyor. Üçüncü yıl doçent oluyor. Beşinci yıl profesörlüğe yükseliyor. Onuncu yılda bölüm başkanı yapılıyor. 20 yıl boyunca aynı üniversitede kalıyor. Türkçe öğreniyor, akıcı konuşuyor. Türk yemeklerini seviyor. Türk arkadaşlar ediniyor. Herkes aynı şeyi söylüyor: “Klaus artık bizden biri.” Ama kimse bilmiyor Klaus’un asıl görevinin ne olduğunu.
Bölüm 3: Öğrencilerle İlişkisi
Klaus nasıl bir hoca? Öğrenciler anlatıyor: “En iyi hocamızdı. Dersleri sıkıcı değildi. Sürekli hikayeler anlatırdı. Gerçek olaylardan örnekler verirdi. Sınavları zordu ama adildi. Herkese eşit davranırdı. Ofis saatleri vardı ama biz istediğimiz zaman gidebilirdik. Kapısı hep açıktı. Sadece ders anlatmazdı. Halimizi, hatırımızı sorardı. ‘Nasılsın? Ailen iyi mi? Gelecek planların ne?’ diye sorar ve gerçekten dinlerdi.”
Her yıl yılın öğretmeni oylaması yapılıyor. Klaus neredeyse her zaman ilk üçte. 2005 yılında birinci seçiliyor. 2010 yılında tekrar birinci. 2015 yılında üçüncü kez birinci oluyor. Ödül töreninde kürsüye çıkıyor ve şöyle diyor: “Bu ödül bana değil, öğrencilerime ait. Onlar bana her gün yeni şeyler öğretiyor.” Salon alkışlarla doluyor. Bazı öğrenciler gözyaşlarını tutamıyor. “Ne kadar mütevazı bir insan,” diyorlar. Ama kimse bilmiyor Klaus’un bu ilgisinin gerçek sebebini.
Bölüm 4: Gizli Görev
Klaus’un asıl görevi ne? 2000 yılında Ankara’ya gelirken kendisine bir dosya veriliyor. Dosyada açık talimatlar var: Türk Silahlı Kuvvetlerine girecek potansiyel öğrencileri tespit etmek ve onları uzun vadeli bilgi kaynağına dönüştürmek. Yöntem net. Üniversitede profesör kimliğiyle çalışmak, öğrencilerle yakın ilişkiler kurmak, askeri okula gidecek olanları erken aşamada belirlemek. Hedef, 10 yıl içinde en az 10 askeri öğrenciyle temas kurmak. Klaus bu görevi kabul ediyor. Sebebi basit: Para, çok para. Her ay 5.000 alıyor. Üniversiteden aldığı maaşın neredeyse 3 katı. 20 yılın sonunda toplam kazancı 1.200.000 dolara ulaşıyor. Klaus için bu sadece bir iş.
Bölüm 5: Öğrenci İlişkileri ve Casusluk
İlk derslerinde öğrencilere aynı soruyu soruyor: “Mezun olduktan sonra ne yapmak istiyorsunuz?” Yanıtlar geliyor: “Özel sektörde çalışmak istiyorum hocam. Yüksek lisans yapmayı düşünüyorum. Diplomat olmak istiyorum.” Ve bazıları şöyle diyor: “Askeri okula gideceğim hocam.” Klaus gülümsüyor: “Harika. Ülkene hizmet etmek büyük bir onur.” Ve o ismi not ediyor. Evine gittiğinde özel defterine yazıyor: “Mehmet K, yaşında, askeri okul hedefliyor, başarılı öğrenci, takip edilecek.” 20 yıl boyunca Klaus, 150 öğrenciye ders veriyor. Bunlardan 15’i askeri okula giriyor. 15 kişi, 15 hedef.
Bölüm 6: İlk Hedefler
İlk öğrenci Ahmet Y, 2002 yılında harp okuluna giriyor. Klaus, mezuniyet sonrası onunla tekrar iletişime geçiyor: “Ahmet seni tebrik etmek istiyorum. Bir çay içelim mi?” Ahmet kabul ediyor. Eski hocasını görmekten mutlu oluyor. Klaus, akademik araştırma bahanesini devreye sokuyor: “Askeri eğitim sistemleri üzerine bir kitap yazıyorum. Senin deneyimlerin çok değerli.” Ahmet anlatıyor. Klaus dinliyor ve kaydediyor.
Sonra Mehmet K, 2004 yılında Hava Harp Okuluna giriyor. Sonra Emre S, 2006 yılında Deniz Harp Okuluna. Yöntem hiç değişmiyor. Akademik araştırma. Kitap yazıyorum. Tecrübelerin çok önemli. Öğrenciler şüphelenmiyor. Sevdikleri hocalarıyla gurur duyuyorlar. Klaus sorular soruyor: “Hangi üste görev yapıyorsun? Ne tür eğitimler aldın? Hangi silah sistemlerini kullanıyorsun? Hangi tatbikatlara katıldın?” Öğrenciler masumca cevaplıyor. “Hocam, akademik çalışma yapıyor. Yardımcı olmalıyım,” diye düşünüyorlar.
Bölüm 7: Gizli Bilgiler
Klaus ise her bilgiyi kaydediyor. Evinde özel bir oda var. Bilgisayarlar, şifreli hard diskler, gizli dosyalar. Her öğrenci için ayrı bir dosya hazırlanmış. Fotoğraflar, eğitim geçmişleri, görev yerleri, kullandıkları silahlar, katıldıkları tatbikatlar, kişisel bilgiler. 15 öğrenci, 15 dosya, 20 yıllık bir casusluk arşivi. 2019 yılının Şubat ayı. 15 öğrenciden biri artık Teymen. Cem A, kuvvetlerinde görevli. Ankara’daki bir üste çalışıyor. Klaus onu arıyor: “Cem, nasılsın? Uzun zamandır görüşmedik. Bir kahve içelim mi?” Cem kabul ediyor. Kahvede Klaus soruyor: “Üs nasıl? Yeni silah sistemleri geldi mi?” Cem anlatıyor. Klaus dikkatle dinliyor.
Sonra bir adım daha ileri gidiyor: “Cem, senden bir ricam olacak. Kitabım için fotoğraf kullanmak istiyorum. Üssün genel görünümünü çekebilir misin?” Cem duraksıyor: “Hocam, üst içinde fotoğraf çekmek yasak.” Klaus hemen yumuşatıyor: “Hayır hayır, içeriden değil dışarıdan. Genel manzara, sadece kitap için.” Cem rahatsız oluyor: “Hocam, bu uygun olmaz.” Klaus ısrar ediyor: “Sen benim en başarılı öğrencilerimdensin. Bu kitap senin katkınla çok değerli olacak.”
Bölüm 8: Şüpheler ve İtiraflar
Cem eve gidiyor. Gece uyuyamıyor. Ertesi gün komutanının yanına gidiyor: “Komutanım, size bir şey söylemem gerekiyor.” Komutan dinliyor: “Üniversitedeki eski hocam benimle garip şekilde ilgileniyor. Benden üst fotoğrafı istedi.” Komutan ciddileşiyor: “Hocanın adı ne?” “Doktor Klaus Weber.” Komutan not alıyor: “Sen şimdi git, bu konuyu biz inceleyeceğiz.” Ve telefonu kaldırıyor. MIT’i arıyor.
Bölüm 9: Casusluk Ağı
MIT merkezde dosya açılıyor. Klaus Weber. İlk bilgiler toparlanıyor. Alman vatandaşı, 55 yaşında, 2000 yılında Türkiye’ye gelmiş. 20 yıldır aynı üniversitede profesör. Evlenmemiş, yalnız yaşıyor. MIT daha derine iniyor. Almanya geçmişi araştırılıyor. Berlin kayıtları inceleniyor ve şok edici bilgi ortaya çıkıyor. Klaus Weber isimli bir akademisyen Almanya’da 2000 yılında vefat etmiş ama aynı yıl aynı isimle Türkiye’ye başka biri gelmiş. Fotoğraflar karşılaştırılıyor. Almanya’daki Klaus ile Ankara’daki Klaus aynı kişi değil. Sonuç net: Ankara’daki Klaus sahte kimlik kullanıyor.
Bölüm 10: Operasyon
Acil toplantı yapılıyor. Bu adam 20 yıl boyunca kusursuz bir oyun oynamış. Sorgu odasında Klaus oturuyor. Yüzü solgun. “Gerçek adın ne?” Sessizlik. “Sen Klaus Weber değilsin. Gerçek Klaus 2000 yılında öldü.” Klaus başını öne eğiyor. Etkin pişmanlıktan yararlanmak istiyorum, diyor ve anlatmaya başlıyor. “Türkiye’ye gönderildim. Üniversitede profesör olmam istendi. Askeri öğrencileri tespit edecektim. Her ay 5.000 alıyordum. Başta sadece gözlem yapacaktım. Sonra bilgi toplamam istendi. Vicdanım rahatsızdı ama paraya alıştım. 20 yıl boyunca ülkeye ihanet ettim. Alman istihbaratı için çalışıyordum.”
Bölüm 11: Mahkeme Süreci
Mahkeme süreci başlıyor. Tanıklar dinleniyor. Bilirkişi raporu sunuluyor. Karar açıklanıyor: 25 yıl hapis. 2024 yılı. Ankara’daki üniversitede Klaus’un ofisi boş. Kapıda başka bir isim yazıyor. Öğrenciler onu hala hatırlıyor ama artık farklı bir şekilde. “Bize bilgiyi yüceltmeyi öğretti ama kendisi bilgiyi çaldı.” Klaus şu an cezaevinde. 21 yıl daha yatacak. Pişman ama artık çok geç. Ve soru şu: Bu hikaye gerçekten bitti mi? Hayır. MIT, Klaus’un bağlantılarını inceliyor. Başka profesörler de var. Belki de şu an sizin üniversitenizde.
Bölüm 12: Gelecek Üzerine Düşünceler
Bu hikaye, medya ve istihbarat arasındaki karmaşık ilişkiyi gözler önüne seriyor. Gazetecilik, kamuoyunu bilgilendirmek için bir araç olmalı, ancak bu tür manipülasyonlar, gerçek gazeteciliğin ruhunu zedeleyebilir. Ali’nin gözünden, bir garson olarak gördüğü bu olaylar, aslında herkesin dikkat etmesi gereken bir uyarı niteliği taşıyor. Medya, halkın sesi olmalı, ama bu sesin arkasında kimler var, ne amaçla hareket ediyorlar, bunları sorgulamak da bizim görevimiz.
Sonuç: Dikkatli Olun!
Klaus’un hikayesi, dikkatli olmamız gerektiğini, her zaman sorgulayıcı bir bakış açısına sahip olmamız gerektiğini hatırlatıyor. Eğitim, bilgi ve özgürlük adına verilen mücadele, bazen beklenmedik sonuçlara yol açabilir. Herkesin sevdiklerini, güvendiği kişileri sorgulaması gerektiği bir dünya, daha güvenli bir dünya olacaktır.