“Beni Geceye Götür, Diye Yalvardı — Söz Veriyorum, Dedi Adam, Güneş Çöl Ufuklarını Yakarken”

“Beni Geceye Götür, Diye Yalvardı — Söz Veriyorum, Dedi Adam, Güneş Çöl Ufuklarını Yakarken”

1. Bölüm: Çölün Karanlığında

Çöl karanlık, sessiz ve uçsuz bucaksızdı. Kum denizinin üzerinde yıldızlarla bezenmiş gökyüzü, sonsuzluğun bir resmi gibi uzanıyordu. Her rüzgar esintisi, adaçayı ve uzaktaki dumanın kokusunu getiriyor, hem hayatta kalmanın hem de tehlikenin fısıltılarını taşıyordu.

.

.

.

Bu vahşi doğanın ortasında, keskin bakışlı ve kararlı yürekli genç bir siyahi kadın, Leela, kum tepelerinde sendeleyerek ilerliyordu. Elbisesi tozlu, güneş ve yolculuktan yıpranmıştı. Boğuk sesiyle boşluğa sesleniyordu: “Lütfen… birisi… herhangi biri…” Saatlerdir kaçıyordu. Kalbi göğsünde çarpıyor, zihni korkuyla yarışıyordu.

Leela’nın sığındığı küçük kasaba, yağmacıların tehdidiyle sarsılmıştı. Hayatta kalmak için tek seçeneği, yardımın ufuk kadar uzak olduğu açık çöle kaçmak olmuştu.

Birden, gölgelerden bir figür belirdi. Uzun boylu bir adam, geniş omuzları ay ışığında belirgin, şapkası hafif eğik, uzun paltosu rüzgarda dalgalanıyordu.
Ethan Callahan—üç ilçede sessiz cesareti ve sarsılmaz onuruyla tanınan bir çiftçi—yavaşça atıyla yaklaştı, gözleri titreyen Leela’ya odaklanmıştı.

“İyi misin?” diye sordu, sesi alçak ama kararlı, gecenin sessizliğini delip geçti.
“Bilmiyorum…” dedi Leela, sesi titrek. “Geceyi geçirmem lazım. Burada kalamam.”
Ethan attan indi, elini uzattı. “O zaman benimle gel. Seni bu geceden geçireceğim.”

Leela, korku ve yeni bir umut arasında kalbi hızla atarken adamın elini tuttu. Ethan’ın sıcak dokunuşu, titreyen bedenini sakinleştirdi.
Artık çöl o kadar ürkütücü değildi. Yıldızlar, kum tepeleri arasında ilerleyen ikiliye fener gibi yol gösteriyordu.

Gece uzundu. Sessizlik, uzaktaki çakalların çığlıkları ve rüzgarın çalılar arasındaki fısıltısıyla bölünüyordu.
Leela, Ethan’ın arkasında ata tutunarak ilerledi. Her nefeste yeniden güvenmeyi öğreniyordu.
“Sadece nefes al,” diye fısıldadı Ethan bir ara, sesi koruma sözüyle doluydu.
Leela, saatler sonra ilk kez ona inanmak istedi. Günlerdir, belki yıllardır ilk defa…

2. Bölüm: Umut ve Güven

Gecenin sonunda, güneşin ilk ışıkları çöl gökyüzünü turuncu ve kızıl renklere boyadı.
Ethan, Leela’yı kayaların ve kumun arasında gizlenmiş küçük bir kanyonun içindeki çiftlik kampına götürdü.
Kulübe, odun dumanı ve taze pişmiş ekmek kokuyordu. Ocakta çıtırdayan ateş, içeriye sıcak bir karşılama sundu.

“Burada dinlenebilirsin,” dedi Ethan, ona bir battaniye uzatarak. “Sana zarar gelmeyecek.”

Leela, sıcaklığa sarılırken gözleri yaşlarla doldu.
“Neden?” dedi. “Neden bana yardım ediyorsun?”

Ethan yumuşak bir gülümsemeyle cevap verdi:
“Hiç kimse geceyi yalnız geçirmemeli. Birinin yardım etmesi gerekiyordu.”

Sonraki günlerde Leela yavaş yavaş gücünü topladı.
Ethan ona ata binmeyi öğretti, rüzgarı okumayı, çölün acımasızlığında su bulmayı gösterdi.
Yan yana çalıştılar; her paylaşılan tebessümde, her nazik dokunuşta aralarındaki bağ derinleşti.

Bir akşam, güneş gökyüzünü ateş renklerine boyarken, Ethan Leela’yı bir kum tepesinin zirvesine götürdü.
Leela, sonsuz ufka bakarken saçlarını rüzgar savuruyor, kalbi haftalardır ilk kez özgürlükle doluyordu.

“Hızlı öğreniyorsun,” dedi Ethan, sesi yumuşak.
“İyi bir öğretmenim vardı,” diye karşılık verdi Leela, gözleri onun gözleriyle buluştu.

Bir anlığına, çöl sanki yok oldu; sadece aralarındaki sıcaklık ve derin bakış kaldı.
Güneş ufkun arkasına çekilirken, Leela fısıldadı:
“Sana… sanırım güveniyorum.”

Ethan elini uzattı, sıkıca tuttu.
“O zaman bana tamamen güven. Seni bu geceden geçireceğim.”

3. Bölüm: Tehlike ve Cesaret

Her gece huzurlu değildi. Çöl, yağmacılar ve haydutlarla doluydu.
Bir akşam, gölgeler tehlikeli şekilde yaklaştı. Ethan hemen tetikteydi.

Leela’nın kalbi hızla atıyordu. Ethan, onu korumak için vücudunu tehlikenin önüne koydu, tabancası yanında, gözleri ufku tarıyordu.

“Bunu tek başına yaşamak zorunda değilsin,” dedi sessizce.
“Seninle korkmuyorum,” diye fısıldadı Leela, hafifçe ona yaslanarak.

Günler içinde gelişen güven, şimdi ateşli bir bağa dönüşmüştü; ne çöl ne de tehlikeler bunu sarsabilirdi.

Gece boyunca Ethan’ın koruması hiç eksilmedi.
Leela uyurken başında nöbet tuttu, kum tepelerini geçerken hep yanında oldu, yıldızların altında sessiz, hafif kahkahalarla sevgiyi büyüttüler.

Sabah olduğunda, ufuk pembe ve altın tonlarında parlıyordu.
Ethan, Leela’yı yüksek bir kum tepesine çıkardı, sabah rüzgarı saçlarını savuruyordu.

“Başardın,” dedi, gururlu ve sıcak bir sesle.
Leela gülümsedi, gözleri parlıyordu.
“Beraber başardık.”

Çöl güneşi yükseldikçe, altın ışık kum tepelerine yayıldı.
Leela, en yüksek tepenin zirvesinde Ethan’ın elini tutuyordu. Yanındaki adamın sıcaklığı ona güç veriyordu.
Gece boyunca yaşadıkları tüm korkular, sabahın parlaklığında yok olmuştu.

“Söz vermiştin…” diye mırıldandı Leela, sesi hem hayranlık hem de rahatlamayla titriyordu.
“Geceyi bana geçireceğini söylemiştin.”

Ethan’ın bakışları yumuşadı, gözleri güneşin ilk ışıklarını yakaladı, sanki kendi kalbinin ateşini yansıtıyordu.
“Söz verdim,” dedi, sesi hem kararlı hem de nazikti.
“Ve hep sözümde duracağım. Her gece, her fırtına, her zorlukta; nefes aldığımız sürece…”

Leela’nın gözleri doldu, başını yavaşça Ethan’ın göğsüne yasladı.


“Hiç bu kadar güvende hissetmemiştim. Sen… bana ait olduğumu, değerli olduğumu hissettiriyorsun.”

“Gerçekten değerlisin,” diye fısıldadı Ethan, yüzündeki bir saç telini nazikçe geriye aldı.
“Bunu sana her gün kanıtlayacağım.”

Güneş tam yükselirken, çöl gökyüzü kehribar, kızıl ve altın tonlarında alev aldı.
Leela’nın eli, Ethan’ın yanaklarına dokundu, yüzünün çizgilerini titrek ama kararlı bir dokunuşla izledi.
Bakışları buluştu; korku yoktu, belirsizlik yoktu, sadece güven, bağlılık ve birlikte yaşanan zorluklardan doğan saf bir sevgi vardı.

Ethan yavaşça eğildi, dudakları Leela’nın dudaklarına değdi; nazik ama yakıcı bir öpücük, sonsuzluk vaat eden bir dokunuştu.
Çöl etraflarında onaylayan bir uğultu çıkardı sanki; rüzgar, kahkahalarını kum tepelerine taşıdı, doğan günün şarkısına karıştı.

“Beraber,” dedi Ethan, sesi alçak ama kararlı.
“Her zaman beraber.”

“Evet,” diye fısıldadı Leela, gözyaşları arasından gülümseyerek.
“Her zaman.”

Yan yana, kum tepesinden aşağıya at sürdüler.
Atların ayakları sabah ışığında parlayan küçük kum bulutları kaldırıyordu.
Her kahkaha, her bakış, her dokunuş; cesaretin, güvenin ve en karanlık gecelere bile direnen sevginin bir kanıtıydı.

Güneşin doğuşu gökyüzünü umutla boyadı.
Ve o altın ışığın içinde, ikisi de bunun sadece hayatta kalmak olmadığını biliyordu—bu, iyilikle, aşkla ve bir daha asla geceyi yalnız geçirmeyeceklerinin vaadiyle dolu bir hayatın başlangıcıydı.

Related Posts

Our Privacy policy

https://rb.goc5.com - © 2026 News